Arakan Myanmar nerede bilgiler harita

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Asya Kıtası

Arakan Myanmar  nerede bilgiler harita

Haritayı Büyütmek İçin Üzerine Tıklayınız

arakan haritasıMyanmar arakan burma haritası

Haritayı Büyütmek İçin Üzerine Tıklayınız

 

Birmanya  burma arakan  myanmar haritası

Çoğu insanın adını ilk kez duyduğu, birçoğunun ise haritada yerini bilmediği Myanmar birçok Asya ülkesi gibi uzun yıllar boyunca İngiliz sömürgesi altında kalmış, nüfusunun büyük bölümünü Budistlerin oluşturduğu oldukça yoksul bir ülke. Dünyanın en kalabalık 24. ülkesi olan Burma’nın nüfusu 60 milyonun biraz üzerinde. Son derece zengin doğal kaynaklara sahip olmasına karşın ülkede kişi başına düşen ulusal gelir yalnızca 1.600 dolar civarında. Bu azgelişmişlik demografik istatistiklere de yansımış. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre Burma’daki genel sağlık sitemi tüm dünyada 190. sırada.

 

Tıpkı Ortadoğu’da 1. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler tarafından oluşturulan yapay ülkeler benzeri, Myanmar da bu bölünmüşlüğün ve yapaylığın kurbanlarından. Sömürgeci İngiliz zihniyeti çekip giderken ardında yalnızca coğrafi olarak değil, etnik ve dinsel olarak da yapay biçimde bölünmüş bir ülke bırakmış. Ülkenin yalnızca %68’ini Burmalılar oluştururken geri kalan nüfus Şanlar, Karenler, Müslümanlar, Çinliler, Hintliler gibi onlarca etnik parçaya bölünmüş.

Burma’ya Müslümanlık Nasıl Geldi?

Arakan’da Müslümanlığın ortaya çıkışı 8. yüzyıla kadar uzanıyor. Ticaret yapmak için gemiyle sefere çıkan Müslüman tüccarlarının gemisinin Arakan’da batmasıyla birlikte Müslümanlar için bu yeni topraklarda zorunlu bir ikamet süreci başlıyor. Bölgenin yerli halkı, kurtulan Müslümanların birbirlerine “Ruhunnecah” diye seslenmelerinden yola çıkarak, Müslümanların yaşadığı bu bölgeye kendi dillerine daha uygun olan Rohingya adını veriyorlar. Aradan geçen yüzyıllarla birlikte Müslümanlar yerli halktan insanlarla evlenmeye ve çoğalmaya başlıyor ve Müslüman olsun olmasın tüm bölge halkına Rohingyalılar denmeye başlıyor.

 

Kral Narameikla’nın 15. yüzyılda Müslümanlığı kabul etmesinin ardından Arakan İslam Krallığı 1784 yılına kadar bağımsız bir krallık olarak yaşamını sürdürüyor. Bu tarihte Arakan, Burma tarafından işgal ediliyor. Burma ise 1826 yılında İngiliz sömürgelerinden birisi durumuna geliyor ve 1948 yılında cumhuriyetin ilan edilmesine kadar yaklaşık 120 yıl sömürge olarak kalıyor.  Bugün Arakan’da Müslümanların sayısı neredeyse 3 milyona ulaşmış durumda ve Rohingya Müslümanları dışında bölgenin diğer yerli halkını Budist Rakhinerler oluşturuyor.

 

Burma geçmişten bu yana insan hakları konusunda oldukça sabıkalı bir ülke. Birleşmiş Milletler ve diğer sivil toplum kuruluşları birçok kez insan hakları ihlalleri, insan kaçakçılığı ve çocuk işçi çalıştırma konularında Burma’yı uyardılarsa da bir sonuç alamamışlar.

 

Burma’yı insan hakları ihlalleri konusunda dünya gündeminin üst sıralarına taşıyan son olay ise Müslümanlara yönelik katliam.  Rohingya Müslümanları olarak anılan Burma yurttaşı yüzlerce insan yalnızca dini inançlarının farklı olmasından dolayı Budist Rakhinerler tarafından diri diri yakıldı, tecavüze uğradı, malları ellerinden alındı. Katliamdan kaçmaya çalışanlar komşu Müslüman ülke Bangladeş’e sığınmak için her türlü yolu deniyor ama ortada bir sorun var. Bangladeş, Burma’dan çok daha yoksul bir ülke ve ne yazık ki daha fazla mülteciyi kabul edebilecek ekonomik durumu yok. Zengin Müslüman ülkelerden ise kuru bir kınamadan öte soruna ilişkin bir yardım yok. Yani Burmalı Müslümanlar aslında kendi yazgılarıyla baş başa bırakılmış durumda.

 

Arakan’daki Müslüman Katliamı Nasıl Başladı?

Arakan’da Müslüman katliamının başlamasına neden olan olay ise Burmalı Budistlere İslam’ı tebliğ eden 10 Müslümanın 10 Haziran 2012′de Budistler tarafından öldürülmesi. 10 Müslüman tebliğcinin neden öldürüldüğü ise biraz çelişkili. Müslüman kaynaklar bu tebliğcilerin Budist bir kızı Müslüman yaptıkları için öldürüldüğünü söylerken, Budist kaynaklar Müslüman olmayı reddettiği için tebliğciler tarafından öldürüldüğünü ve onun intikamını aldıklarını söylüyorlar. Nedeni ne olursa olsun, 10 kişinin öldürülmesinin ardından Maungdav kentinde toplanan yüzlerce Müslüman protesto gösterisi düzenliyor. Protesto gösterisini kendilerine yönelik bir tehdit olarak gören Budistler de karşılık verince kelimenin tam anlamıyla artık bir katliam yaşanmaya başlıyor. Bağımsız kaynaklara göre çıkan olaylarda ölen Müslümanların sayısı 1.000′in üzerinde. Olay devlete karşı bir ayaklanma olarak değerlendirildiğinden Burma polisi de köktendinci Budistlere yardım etmekte, sokağa çıkma yasağına karşın katliamlar ve tecavüzler devam etmektedir.

 

Burma’daki Türk Şehitliği

Burma’nın Türk tarihi açısından da unutulmuş ama büyük bir önemi var. Çünkü yurtdışındaki en büyük Türk şehitliklerinden iki tanesi de bu ülkede bulunuyor. 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizlere esir düşen yaklaşık 12.000 Türk, İngiliz sömürgesi Burma’daki esir kampına gönderiliyor. Demiryolu inşaatı ya da yapay göl inşaatı gibi ağır inşaat işlerinde çalıştırılırken, salgın hastalıklardan ve diğer nedenlerden yaklaşık 1.500 Türk askeri Burma’da şehit düşüyor. Thayet Myo Türk Şehitliği ve Mandalay yakınlarındaki Meiktiya kasabasında bulunan şehitlik askerlerimizin son durağı oluyor. Çoğu kırık dökük olan kitabelerinin çoğunda ölüm tarihi olarak 1916 yılı görünüyor. Meiktiya kasabasındaki mezarların büyük çoğunluğu ise 1947 yılında Burmalı askerler tarafından tahrip edilmiş.

Arakan’da yaşanan katliamı dünyanın gündemine taşıyan ise büyük medya kuruluşları değil, Twitter ortamında binlerce kullanıcının tweeti oluyor. Özellikle sanatçı Gülse Birsel’in attığı tweet ile birlikle #ARAKANdiyeBiryerVar Türkiye’de hashtag durumuna gelip Türk insanı Burma’da yaşanan katliamdan haberdar oluyor. Fakat bu aralar sosyal ortamda Arakan’da yaşanan katliamlarla ilgili paylaşılan fotoğrafların neredeyse tümü sahte.

Burada değinmeden geçemeyeceğim iki nokta bulunuyor. Birincisi Suriye’de yaşananları saniye saniye ve abartarak gündeme taşırken Burma’da yaşanan katliamı uzun bir süre görmezden gelen dünya medyası. Suriye’de bugün yaşananlar emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi planının bir parçası ve yazık ki çoğu insan bilinçsiz bir biçimde medyanın kendisine aktardıklarına inanıyor. Arap Baharı denilen olgu aslında ABD’nin Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirme ve kendisine daha yakın iktidarları, emperyalizmle daha yakın işbirliği yapacak yönetimleri iktidara taşımasından başka bir şey değil. Görüyoruz ki, Esad’ın çekildiği her yerde PKK’nın Suriye kolu denetimi ele alıyor. ABD’nin Suriye’ye bu kadar ilgi göstermesinin nedeni Suriye halkının çektiği sıkıntılar değil, Esad yönetiminin ABD çıkarlarına aykırı hareket etmesi.

 

Oysa Burma öyle mi?  Burma yönetimi tıpkı Türkiye gibi 2 yıldır açılım üstüne açılım yapıyor Washington’un istediği şekilde. Daha düne kadar halkın temel gereksinimleri kamu tarafından karşılanırken, yalnızca 6 ay içinde ülkede ne var ne yoksa özelleştirildi. Yabancılara toprak satışı yasakken ABD’nin isteğiyle serbest bırakıldı.  Merkez Bankası özerkliğini yitirdi. Tüm bunlardan sonra ABD’nin Burma’ya uyguladığı 22 yıllık ambargo bir anda kalkıverdi! Hem de insan hakları sicili bu kadar kabarık iken. Yetmedi, 50 yıl aradan sonra ilk kez bir ABD Dışişleri Bakanı ülkeyi ziyaret etti. E ne de olsa Burma, Çin ve Hindistan gibi ABD’nin başlıca rakiplerine göre tam stratejik bir bölgede ve ABD donanmasının konuşlanabileceği mükemmel bir seçim. İleride kendisine rakip olacak Çin ve Hindistan’ı sıkıştırabilecek stratejik bir öneme sahip bölgede bütün istediklerine hiç karşı çıkmadan onay veren Burma yönetimine Washington yönetimi neden ses çıkarsın?

 

Diğer nokta ise katı dinsel tutumların ya da köktendinciliğin varacağı nokta. Başka yaşam biçimlerine hoşgörü ile yaklaşılmamasının varacağı nokta, apaçık bir biçimde Burma’da önümüzde duruyor. Oysa daha birkaç hafta önce “Efes Pilse One Love” festivalinde yaşananları anımsayalım. Kimseye zararı olmadan kendi yaşam biçimlerine uygun biçimde yaşamaya çalışan bu insanları tehdit edenlerin, “Bir gece ansızın gelebiliriz” diyenlerin Burma’da katliam düzenleyenlerden fazla bir farkı var mı? Ya da Sivas’ta insanları dini inançları kendilerinden farklı diye diri diri yakanların? Peki bugün Arakan’da Müslümanlar diri diri yakılıyor diye bağıranların kaçı gerçekten samimi biçimde Sivas Madımak’ta insanlar yakılırken tepkisini gösterdi?  Türkiye bugün Burma’da yaşanan katliamdan haberdarsa, bunu sağlayan kişi, o eleştirdikleri yaşam biçimine göre yaşayan Gülse Birsel değil de kimdir? Bugün aslında sizin samimiyetinizin sınandığı gündür. Gülse Birsel insanlığın gerektirdiğini yaparak bu sınavdan başarıyla çıktı. O, kendisiyle aynı düşünceleri paylaşmasalar ise Burma’da yanan Müslümanların acısını hissetti. Siz hissedebiliyor musunuz?

Kaynak: http://www.serenti.org/arakan-diye-bir-yer/#ixzz21dOnI9MQ