İtalya Fiziki Haritası

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Avrupa Kıtası

Italya Fiziki Haritası

Haritayı büyütmek için üzerine tıklayınız

İtalya Fiziki Haritası

Italya Cumhuriyeti

Güney Avrupa'da, büyük ölçüde Italya Yarımadası üzerinde yer alan bir ülkedir. Akdeniz'in en büyük iki adası Sicilya ve Sardunya da Italyan topraklarıdır. Kuzeyde Alpler bölgesinde Fransa, Isviçre, Avusturya ve Slovenya'yla kara sınırı vardır. Bağımsız iki Avrupa ülkesi olan Vatikan ve San Marino da Italya'nın yarımadadaki toprakları içine sıkışmış enklav (bir başka ülkeyle tümüyle kuşatılmış) ülkelerdir. Campione d'Italia bölgesiyse Italya'nın Isviçre içinde kalan bir eksklavıdır (ana topraklardan ayrı mülkiyet).

Italya, yüzyıllar boyunca çok çeşitli Avrupa uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. Etrüskler ve Antik Romalıların Italya topraklarını kendilerine yurt edinmelerinin yanı sıra, Rönesans hareketi de Italya'nın Toskana kentinde doğmuş ve tüm Avrupa'ya buradan yayılmıştır. Italya'nın başkenti Roma, yüzyıllar boyunca Batı uygarlığının merkezi olmuş, mimaride barok üslûbunun doğuşuna tanıklık etmiş ve eskiden beri Katolik Kilisesi'nin merkezi olmuştur.

Günümüzde Italya demokrasiyle yönetilmekte olan bir cumhuriyettir ve ülkelerin kişibaşına nominal gayrisafi yurtiçi hasıla sıralamsında yirminci, insani gelişme endeksi sıralamasında yirminci, yaşam kalitesi endeksinde sekizinci sırada yer alan gelişmiş bir ülkedir. Italya, 1957yılında başkent Roma 'da imzalanan Roma Antlaşması'yla kurulan Avrupa Birliği adlı siyasi ve ekonomik örgütlenmenin kurucu üyelerindendir. Yedinci en büyük gayri safi yurtiçi hasılasıyla G8 Zirveleri'nin, NATO'nun, Ekonomik Kalkınma ve Işbirliği Örgütü'nün, Avrupa Konseyi'nin, Batı Avrupa Birliği'nin ve Schengen Antlaşması'nın da katılımcılarındandır. 1 Ocak 2007 tarihinde sürekli üye sıfatı olmaksızın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde iki yıllık sürecek üyelik dönemine başlamıştır.

Italya adının kökeni

Italya sözcüğünün kökeni (Italyanca: Italia) Latince Italia sözcüğüne dayanmaktadır. Ancak başlı başına bu sözcüğün ne anlama geldiği belirsizdir. Yaygın biçimde inanılan savlardan biri, Italya sözcüğünün antik dönemlerde Campania bölgesinin kuzeyinde yaşayan toplumların dili aracılığıyla Antik Yunancadaki Víteliú (anlam olarak genç sığır, Latince: Vitulus - buzağı) sözcüğünden geldiğini öne sürmektedir. Víteliú sözcüğü ise hayvanlar tanrısı Mars adına verilmiştir.[3] Büyük olasılıkla bununla ilgili olarak boğa figürü uzun yıllar güneydeki Italyan boylarının simgesi olmuş ve çoğunlukla Roma'nın kurt figürünü boynuzlarken betimlenmiştir. Bu betimlemeler bağımsız Italya'nın simgesi olarak Samnit Savaşları'nda sık sık kullanılmıştır.

Italya adı ilk önceleri yalnızca, bugünkü Italya'nın güneyindeki bir bölgeyi anlatmak için kullanılıyordu. Sirakuzalı Antiochus'a göre bu ad Calabria yarımadasının (o dönemki adıyla Bruttium) güney kesimleri için kullanılıyordu. Zamanla Italya adı çevre bölgeleri de kapsayacak biçimde geniş bir kullanım alanı edindi. Antik Yunanistanlılar da bu bu adı daha geniş bir bölge için kullandılarsa da bu adın tüm yarımadayı anlatacak biçimde kullanılması ancak Romalıların bölgeyi ele geçirmesiyle oldu.
Tarih

Tarihöncesi Çağlar ve Roma Imparatorluğu
Antik Roma

Italya Yarımadasındaki insan varlığının izleri bu Italik kavimlerin yarımadaya ulaşmalarından çok öncelerine, 200 binyıl öncesi Yeni Taş Çağı'na kadar dayanır. Lombardiya'daki Val Camonica vadisinde M.I. 8000 yılında kayalara oyulmuş resimler bulunmuştur. M.I. 1500-1100 yılları civarında kuzey Italya'da izlerine rastlanan Terramare kültürü ise Tunç Çağına ait balta, kılıç ve hançer gibi cisimlerle günümüze kadar ulaşmıştır. Demir Çağının örnekleri ise M.I. 11.-7. yüzyıllar arasında Toskana civarında yerleşmiş Villinova kültürüne aittir.
Colosseum, Roma döneminden kalma Italya'daki en bilinen simgerdendir.

M.I. 800 yılından sonra ortaya çıkan Etrüskler Italya yarımadasında Antik Roma kültüründen önce ortaya çıkmış en önemli kültürdür. Etrüsklerin kökeni hakkında birçok değişik hipotez mevcuttur. Konuştukları dilin bir Hint-Avrupa dili olmadığı bilinmektedir. Roma kentinin kendisi Etrüsk topraklarına dahildi. M. I. 396 yılında Etrüsklerin en büyük kenti olan Veio kentinin Romalılar tarafından istila edilmesiyle sona eren bu uygarlık Roma kültürüne damgasını vurmuş, Roma kültürü, mimarisi ve sanatına çok büyük bir etki yapmıştır.

Daha yakın dönemlerde, 8. ve 7. yüzyıllarda Italya Yarımadası'nın güney kıyılarında ve Sicilya Adası'nda Yunan sömürge şehirleri kurulmuş ve bu bölgelere yoğun olarak Yunanlar yerleşmiştir. Daha sonraları bu nedenle Romalılar bu bu bölgeye Magna Graecia (Türkçe: Büyük Yunanistan) adını vermişlerdir. Antik Roma, başlangıçta I.I. 8. yüzyılda küçük bir tarım köyü olarak kurulmuş ancak yüzyıllar geçtikçe büyüyerek bütün Akdeniz'i çeveleyen muazzam bir uygarlık halini almıştır. Ele geçirdiği bölgelerde hakim olan Yunan kültürüyle Roma kültürü birleşerek ortak bir uygarlık oluşturmuş; hukuk, devlet yönetimi, sanat ve felsefede bugün çağdaş Avrupa uygarlığının temelini oluşturan bir zemin yaratmıştır. Yaklaşık 12 yüzyıl boyunca varlığını sürdürmüş olan Roma uygarlığı bir monarşiden oligarşi ve cumhuriyetin bileşimi bir demokrasiye ve daha sonra da otokratik bir imparatorluğa dönüşmüştür. Roma Imparatorluğu zaman içinde düşüşe geçmiş ve çökmüştür. Hispanya, Galya ve Italya'yı içine alan batı imparatorluğu 5. yüzyılda bağımsız krallıklara bölündü. Batı imparatorluğunun 476 yılında sona ermesi Roma'nın yıkılışı ve Orta Çağ'ın başlangıç tarihi kabul edilir.
Orta Çağ
Italya Yarımadası'nın I.S. 6. yüzyılda Bizans Imparatoru Jüstinyen tarafından Ostragotlardan kısa süreli geri alınmasından sonra Italya içlerine yeni bir Germen boyları dalgası başladı. Bu süreçte Lombardlar Italya'nın kuzeyine gelerek buraya yerleşti. Yüzyıllar boyunca Bizans orduları, Arapların, Kutsal Roma Imparatorluğu'nun ve Papalık Devleti'nin birleşik bir Italyan Krallığı kurmasını engelleyecek güçteydi. Ancak Bizans aynı zamanda Roma Imparatorluğu'nun eski topraklarını yeniden ele geçirecek güçten de yoksundu. Yine de Orta Çağ boyunca Italya üzerindeki güç dengeleri çeşitli devlet ya da hanedanlar arasında değişkenlik gösterdi.

Italya'nın bölgeleri 19. yüzyıla kadar ya bağımsız yönetimler olarak kaldı ya da komşu devletlerin yönetimleri altında bulundu. Bu otorite boşluğu sırasında Italyan şehirlerinde anarşik koşullar hüküm sürüyordu ve şehirler derebeylik düzenine göre birbirlerinden ayrılmış biçimde yönetiliyordu. Italya bu dönemde ticaret cumhuriyetleriyle ünlenmişti. Bu şehir devletleri oligarşiye göre yönetilen tüccarların ayrıcalık sahibi olduğu yönetimlerdi. Venedik, Cenova, Pisa ve Amalfi bu dönemin deniz ticaret konusunda öne çıkan şehirleridir.

Özellikle Venedik ve Cenova ticarette Avrupa'nın Doğu'ya açılan kapısıydı. Venedik, yöreye özgü bir tür camın üretilmesi ile ünlüydü. Floransa, ipek, yün, bankacılık ve mücevheratın önde gelen merkezlerindendi. Denizcilikte ileri bu şehir devletleri ayrıca Doğu'ya düzenlenen Haçlı seferlerinde de başı çeken güçlerdi.

Kara ölüm olarak da anılan 1348 tarihli veba salgını, Italya nüfusun neredeyse üçte birini öldürerek Italya'nın tarihine damgasını vurmuştur.[9] Bu salgının yaralarının sarılmasının ardından Italyan şehirleri gerek ticaret gerekse ekonomi alanında büyümüştür. Bu iyileşme durumu daha sonra gerçekleşen hümanizm ve Rönesans hareketine ortam hazırlamıştır.

Orta Çağın sonlarında Italya daha da küçük şehir devletlerine ve bölgelere bölündü: Napoli Krallığı Italya'nın güneyinde etkili olan bir güçtü, Floransa Cumhuriyeti ve Papalık Devleti orta Italya'yı yönetmekteydi, Cenova ve Milan kuzey ile batıda söz sahibi olan güçtü, Venedik ise doğu Italya'da etkiliydi. 15. yüzyıl Italyası Avrupa'nın en yoğun nüfuslanmış bölgelerinden biriydi ve sanatta Rönesans hareketinin de doğumyeridir. Dante Alighieri (1265–1321), Francesco Petrarch (1304–1374) ve Giovanni Boccaccio (y. 1313–1375)'nun yazıları ve Giotto di Bondone (1267–1337)'nin resimleriyle özellikle de Floransa bu kültür-sanat hareketinin merkezi olarak görülmektedir. Bu dönemde Niccolò de' Niccoli ve Poggio Bracciolini gibi düşünürler kütüphanelerde Plato, Aristo, Öklid, Ptolemy, Cicero ve Vitruvius gibi ünlü Antik Yunan filozoflarının yapıtlarını incelemişlerdir.

1494 yılında Fransa Kralı VIII. Charles, Ispanya'yı ele geçirebilmek amacıyla 16. yüzyıla dek sürecek olan saldırılar dizisinin ilk ayağını başlattı. Bu saldırılar ve rekabet sonunda Ispanya Cateau-Cambrésis Antlaşması'yla galip taraf oldu. Böylece Ispanya, Milan Düklüğü ve Napoli Krallığı üzerinde egemen güç durumuna geldi. Daha sonra Italya üzerindeki etkili güç olma durumu, Utrech Antlaşması'yla Avusturya'ya geçti. Avusturya etkisi altında Italya'nın kuzeyinde güçlü bir ekonomik dinamizm ve entelektüel canlılık oluştu. Fransız Devrimi ve Napolyon Savaşları (1796-1815) Italyanlar arasında eşitlik, demokrasi, hukuk ve ulus olma bilinci gibi düşünceler uyandırdı.

Italya'nın birleşmesi

19. yüzyılın ilk yıllarında Italya I. Napolyon tarafından işgal edilerek Fransız etkisi altına girdi. Viyana Kongresi Italya'nın Fransız işgalinden önce yöneten hanedanlara geri verilmesini öngörüyordu. Böylece Papalık Devleti, Sardinya-Piemonte Krallığı, Toskana Grandüklüğü, Modena Düklüğü ve Lombardiya-Venedik Krallığı tekrar kuruldu. Ancak Carbonari adı verilen gizli dernekler Italya'nın birleşmesi için çalışmaya başladılar. Giuseppe Mazzini ve Giuseppe Garibaldi birleşme hareketinin öncüleri arasında yer alıyorlardı. Ayrıca Sardinya kralı II. Victor Emmanuel de bu birleşme hareketini destekleyenler arasındaydı.

1848 yılında Lombardiya Avusturya'nın elinde bulunuyordu. Italya'yı birleştirmek konusunda Fransa'nın desteğini almayı başaran Italya, 1859'da Fransa ile birlikte Avusturya'yı mağlup etti ve 11 Kasım 1859'da Avusturya ile Piyemonte arasında Zürih'te barış antlaşması yapıldı. Buna göre; Avusturya, Lombardiya'yı Piyemonte'ye verdi. Venedik dahil olmak üzere diğer Italyan Devletleri arasında bir konfederasyon oluşturulması ve konfederasyonun fahri başkanının papa, fiili başkanının Piyemonte olması kabul edildi. Bir süre sonra Kuzey Italya'daki küçük devletler de Piyemonte'ye katılma kararı aldılar. Böylece bütün Kuzey ve Orta Italya Piyemonte'ye katılmış oldu. 1870'de Roma ve 1886'da Venedik, Italya birliğine dahil oldular. Bunların da katılımı sonucu Italyan Milli Birliği tamamlanmış oldu. Italya Krallığı kuruldu.
20. ve 21. yüzyıllar


Italya, Roma devrinden sonra ilk kez tek bir ülke haline gelebilmişti. Yeni Italyan Krallığı'nda 20. yüzyılda kuzey Italya hızlı sanayileşerek gelişirken, güney Italya'da nüfus hızla yükseliyor ve milyonlarca insan daha iyi bir yaşam için yurdışına göç etme yolları arıyordu. 1861 yılında ülkede çıkarılan anayasa insanlara pek çok temel hak ve özgürlüğü sağlıyordu. Ancak seçme ve seçilme hakları bunun dışındaydı ve varlıklı olmayan kişilerle eğitimsiz sınıfın oy kullanma hakkı yoktu. Daha sonra, 1913'te ülkedeki tüm erkeklere oy kullanma hakkı tanındı. Böylece sosyalist parti liberalleri ve muhafazakarları alt ederek ana politik parti haline geldi. 19. yüzyılın son yirmi yılından başlayarak Italya da diğer Avrupa ülkeleri gibi sömürgeleşme yoluna gitti. Osmanlı Devleti'na karşı yaptığı Trablusgarp Savaşı'nı kazandı. Batı Türkiye'de Oniki Ada; Afrika'da Libya, Etyopya ve Somali gibi bazı ülkeleri de işgal ederek sömürgeleştirdi.[10] I. Dünya Savaşı başladığında önce tarafsızlığını ilan eden Italya, sonuç olarak 1915'te Londra Paktı ile Itilaf Devletleri arasına katıldı. Italya'ya savaşa girmesi koşuluyla Trento, Trieste, Istria, Dalmaçya ve Osmanlı Devleti'nin bazı bölgeleri vadedildi. Savaş süresince 600.000 Italyan askeri yaşamını yitirdi ve Italya ekonomisi çöktü. Savaşın sonucunda Italya'ya verilen sözlerden çoğu tutulmadı. St. Germain Antlaşması ile Italya galip tarafta olmasına karşın yalnızca Trento, Trieste ve Bolzano'yu alabildi. Bu sonuç Italyan toplumu arasında büyük hoşnutsuzluklara yol açtı.

I. Dünya Savaşı'nın neden olduğı yıkımdan sonra oluşan karışılık ortamında, 1917 Ekim Devrimi'nin ateşlediği hareketlilik bir anarşi ve kargaşa ortamı yarattı. Sosyalist bir devrimden kaygı duyan liberal görüşler Benito Mussolini önderliğinde küçük bir Ulusal Faşist Parti kurdular. Ekim 1922'de faşistler krala karşı bir darbe girişiminde bulundular. Kral, ordularına darbeci güçlere karşı koymamaları yönünde buyruk verdi ve Mussolini ile iş birliği yapma yoluna gitti. Bunu izleyen birkaç yıl içinde Mussolini tüm siyasi partileri kapattı ve birtakım kişisel özgürlükleri kısıtlayarak kendi diktatörlük rejimini ilan etti. 1935'te Italya Habeşistan'ı görece uzun süren bir direniş sürecinin ardından işgal edince Milletler Cemiyeti olaya müdahil oldu. Buna karşılık faşist Italya, Nazist Almanya ile anlaşma ve iş birliği yoluna gitti. Nazi Almanya ile ilk antlaşma 1936 yılında yapıldı. Ardından 1938'de Çelik Paktı geldi. Ispanya Iç Savaşı'nda Italya, Franco'yu sonuna kadar destekledi. Avusturya'nın ve Çekoslovakya'nın Almanya'ya bağlanması girişimlerinde de Hitler'e destek verdi.
Coğrafya

Italya, Güney Avrupa'da anakaradan Akdeniz'e çıkıntı yapan uzun, çizme biçimindeki Italya Yarımadası ile bu yarımada ve Alpler arasındaki topraklar üstüne kuruludur. Ülke, en büyükleri Sicilya ve Sardinya olmak üzere Akdeniz'de irili ufaklı pek çok adanın da sahibidir. Toplam yüz ölçümü 301.230 kilometrekaredir. Bunun 294.020'sini kara, 7.210'unu ise sular oluşturmaktadır.

Adalar da işin içine katıldığında Italya Adriyatik, Iyon ve Tiren denizleri aracılığıyla toplamda 7.600 kilometre uzunluğunda deniz kıyısına; Isviçre ile 740, Fransa ile 488, Avusturya ile 430, Slovenya ile 232, San Marino ile 39 ve Vatikan ile 3.2 kilometre kara sınırına sahiptir. Mikrodevletler olarak anılan Vatikan ve San Marino tümüyle Italya içinde yer alır ve tek komşusu Italya'dır. Benzer olarak Italya'nın da Isviçre içinde kalan Campione d'Italia adında, yaklaşık 1.5 kilometrekare büyüklüğünde ve 2.500 nüfuslu bir eksklav beldesi vardır.

Apenin Dağları yarımadayı boydan boya aşar ve Alplerin bir koludur. Alpler ise ülkenin kuzey sınırında, Isviçre ile Italya arasında yer alır. Ülkenin en büyük gölleri, kuzeyde yer alan 143 kilometrekarelik Garda Gölü ve ülkenin orta kesimlerinde bulunan Trasimeno Gölü'dür. Ülkenin en büyük akarsuyu Po Nehri, Alplerden başlayarak Padan Ovası'nı geçer ve batı sınırında Adriyatik Denizi'ne sularını boşaltır. Italya'da ayrıca pek çok aktif volkan bulunur. Bunlardan Etna Avrupa kıtasındaki en büyük yanardağdır. Italya'nın diğer önemli yanardağları, Vezüv, Stromboli ve Vulcano'dur.
Iklim

Italya'da iklim özellikleri son derece çeşitlidir ve bölgenin coğrafi özelliğine göre ülkenin büyük bölümünde egemen olan tipik Akdeniz ikliminden büyük farklılıklar gösterebilir. Örneğin Turin, Milano ve Bologna gibi şehirlerin bulunduğu Italya'nın iç kuzey bölgeleri Köppen iklim sınıflandırmasında Cfa kategorisinde yani karasal iklim bölgesi olarak gösterilir. Ligurya Bölgesi'nin kıyı kesimleri ve Floransa'nun güneyinde kalan bölgeler genel olarak Akdeniz iklimine uysa da, yarımadanın kıyı kesimleriyle yüksek rakımlı iç bölgeler ve vadiler arasındaki büyük iklim farklılıkları göze çarpar. Özellikle kış ayları boyunca yüksek yerler soğuk, yağışlı ve çoğu zaman da karlı olur. Bunun yanında kıyı kesimlerinde ise ılıman kışlar ile ılık ve yağışız yazlar geçirilir.
Yönetim ve politika

Italya'nın yönetim biçimi çok partili ve parlementer demokrasi ile işleyen cumhuriyettir. Italya'nın politikaları bu bağlamda oluşturulur. Yürütme erki, bakanlar kurulunun elindedir ve bu kurula ülkenin cumhurbaşkanı başkanlık eder. Yasama organı, ulusal meclis ve bakanlar kurulu tarafından ortaklaşa yürütülür. Yargı, yasama ve yürütme erklerinden bağımsızdır. Italya 2 Ocak 1946'dan bu yana demokratik cumhuriyet olarak yönetilmektedir. Bunun öncesinde ülkede bulunan kraliyet sistemi halkoylaması sonucu kaldırılmıştır. Italyan Anayasası ise 1 Ocak 1948 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Italya Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı (Italyanca: Presidente della Repubblica) her yedi yılda bir ulusal meclis ve az sayıda bölgesel temsilci tarafından seçilir. Italya'da cumhurbaşkanları tarafsız bir biçimde ülkenin birlik ve bütünlüğü simgelemekle yükümlüdürler. Daha önceleri Italya krallarına verilen hakların büyük bölümünü elinde bulundurur. Cumhurbaşkanı, yasama, yürütme ve yargı erklerinin ortasında tüm bunların işlerliğini sağlamakla görevlidir. Yöneticileri atamak, yargıya başkanlık etmek ve ülke ordusunun başkomutanı olmak gibi görevleri de yürütmektedir. Seçim ile işbaşına gelmiş partiler içinden çıkacak başbakanı da cumhurbaşkanı atar ve başbakana kabineyi kurma görevi verir. Kabinenin onaylanması ulusal mecliste yürütülen güven oylamasına bağlıdır.

Italya'da iki meclisli sistem uygulanmaktadır ve bu meclisler halk tarafından oylama yöntimiyle seçilir. Halk meclisinde 630 sandalye varken, sentadodaki sandalye sayısı 315'tir. Senatoda bunun yanısıra az sayıda ömürboyu katılım hakkına sahip olan temsilci de yer alır. Italya'da halk meclisine katılacak temsilcileri seçmek için yapılan oylamalara 18 yaşını doldurmuş olan her Italyan vatandaşı katılabilir. Ancak senato üyelerini seçerken oy kullanma yaşı alt sınırı 25 olarak belirlenmiştir. Her iki meclis de 5 yıllık süreler için seçilir. Ancak cumhurbaşkanının bazı olağanüstü hallerde meclisi feshetme hakkı vardır. Bu durumun örnekleri 1972, 1976, 1979, 1983, 1994, 1996 ve 2008 yıllarında yaşanmıştır.

Italyan Parlamentosu'nun kendine özgü (sui generis) özelliklerinden biri de Italya'nın kalıcı olarak yurtdışında yaşayan Italyan vatandaşlarına da temsil hakkı vermesidir. Günümüzde çoğunluğu eski sömürge ülkelerinde olan 2.5 milyon yurtdışında yaşayan Italyan vatandaşı vardır. 630 ulusal meclis temsilcisi içinde 12, 315 senato temsilcisi içindeyse 6 kişi yurtdışındaki Italyan vatandaşları arasından seçilmiştir. Bu olay ilk kez Nisan 2006'ta yaşanmıştır ve bu milletvekillerine Italya'dan seçilenler ile eşit haklar verilmektedir. Italyan hukuk sistemi büyük ölçüde Roma hukuku üstüne kuruludur. Italya Anayasa Mahkemesi yasaların anayasaya uygunluğunu ve anayasanın korunmasını denetler. Italya'da anayasa mahkemesi Ikinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan yeniliklerdendir.
Dış ilişkiler

Italya, günümüzdeki anlamıyla Avrupa Birliği'ne dönüşmeden önce oluşturulam Avrupa Topluluğu'nun kurucu üyelerindendir. Ülke, 1955 yılında Birleşmiş Milletler'e kabul edilmiştir ve NATO'nun da en büyük destekçilerinden ve üyelerindendir. Ayrıca Avrupa Güvenlik ve Işbirliği Teşkilatı, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması/Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Konseyi gibi örgütler de Italya'nın üyesi olduğu bazı diğer kuruluşlardır. 1994 yılında Avrupa Güvenlik ve Işbirliği Teşkilatı'nın, 2001 ve 2003 yıllarında Avrupa Birliği'nin, ve G8 topluluğunun dönüşümlü başkanlık görevlerini de yürütmüştür.

Italya Birleşmiş Milletler ve uluslararası güvenlik konusundaki politikalarını desteklemektedir. Italyan ordusu çeşitli zamanlarda Somali, Mozambik ve Doğu Timor'da barışgücü askeri olarak görev yapmış; Bosna, Kosova ve Arnavutluk'ta NATO ile Birleşmiş Milletler operasyonlarına katılmıştır. Şubat 2003'te Afganistan'a 2.000 asker yollamıştır. Italya Irak'ta istikrar ve güvenliğin sağlanabilmesi amacıyla yürütülen uluslararası çalışmalara da destek vermektedir. Irak'a göndermiş olduğu askerlerden 3.200 kadarını Kasım 2006'da geri çekmişse de günümüzde yalnızca insani yardım ve sivil güvenlik ekipleri ile hizmet vermeyi sürdürmektedir.

Italya'nın asker gönderdiği bir başka ülke de 2006 yılında Lübnan olmuş ve Birleşmiş Milletler aracılığıyla 2.450 Italyan askeri bölgede konuşlandırılmıştır.
Savunma

Italyan silahlı kuvvetleri, Italya Cumhuriyeti cumhurbaşkanı tarafından başkanlık edilen Yüksek Savunma Konseyi'nin komutasındadır. 2008 yılında ordu 186.798 kişilik personelden oluşmaktadır. Bunun yanısıra 114.778 kişilik bir jandarma ekibi de görev yapmaktadır.

Italya'da askerlik görevi 2003 yılından bu yana zorunlu olmaktan çıkarılmıştır. 18 yaş ve üstü kişiler istedikleri taktirde orduya katılabilirler. Italya'nın 2007 yılı askeri harcaması 33.1 milyar dolar olmuştur. (ulusal gelirin %1.8'i)
Ordu

Italyan ordusu (Italyanca: Esercito Italiano) Italya Cumhuriyeti'nin savunma birimleri içinde en temel olanıdır. Ülkede, 2003 yılından bu yana katılımın isteğe bağlı olduğu profesyonel ordu görev yapmaktadır. 2008 yılında Italyan ordusunun asker sayısı 109.703 olarak bildirilmiştir. Italya'nın elinde bulundurduğu önemli savunma araçları içinde Dardo piyade savaş aracı, Centuaro tank imha edici, Ariete tanklar; hava savunma araçları içindeyse A-129 taktik taarruz saldırı helikopteri bulunmaktadır. Italyan ordusu pek çok kez Birleşmiş Milletler kararları uyarınca dünyanın çeşitli yerlerinde görev yapmıştır.
Donanma

Italyan Donanması (Italyanca: Marina Militare) 2008 yılı itibarıyla 43.882 gemi ve uçak gemisi, muhrip, fırkateyn, denizaltı ve daha küçük boyutlu araştırma gemisine sahiptir. [14] Marina Militare olarak anılan donanma son dönemlerde daha yüksek kapasiteli uçak gemileri, muhripler, denizaltılar ve çok amaçlı fırkateynler ile donatmaktadır. (Cavour gibi). Italyan donanması NATO'nun bir üyesi olan Italya adına dünyanın çeşitli bölgelerinde görevler yürütmüştür.
Hava kuvvetleri

Italyan Hava Kuvvetleri (Italyanca: Aeronautica Militare) Italyan ordusunun en önemli ve gelişmiş birimlerinden biridir. Italyan havacılık tarihi 1884 yılına kadar uzanmaktadır ve Italya, 1911 yılında Osmanlı Devleti ile Italya arasında yapılan Trablusgarp Savaşı'nda uçağı dünya üzerinde ilk kez savaş aleti olarak kullanarak tarihe geçmiştir. Çağdaş Italyan havacılık kuvvetleri ise 28 Mart 1923 tarihinde kurulmuş ve bugün 45 bin personel ve 763 hava aracıyla hizmet vermektedir. Italya 29 adet havaüssüne ve kendi ürettiği çok sayıda patentli hava savaş aracına sahiptir.
Jandarma

Italyan jandarma askerlerine Carabinieri adı verilir. Bunlar asker donanımına sahip polis ekipleridir. Ülkede sivil güvenliğin sağlanmasından sorumlulardır. Italyan jandarmasının geçmişi Savoy dükü I. Victor Emmanuel'e dayanmaktadır. Mussolini iktidarı dönemi faşist Italya'da jandarma askerleri her türlü karşı eylem ve gösteriyi bastırmak için kullanılmıştır. Jandarma askerlerinin üniformaları lacivert renkli bir takım, yaka ve manşetlerde gümüşi şeritler ile gümüş rengi apoletlerden oluşmaktadır. Bu birimin kullandığı araçlar bölgeye göre değişen gereksinimler doğrultusunda otomobil, motorsiklet, zodyak bot ya da unimoglar olabilir.
Yönetimsel birimler
Italya'nın bölgeleri

Italya, 20 adet bölgeye ayrılmıştır (çoğul: regioni, tekil regione). Bunların beş tanesi, yerel sorunları çözmek için yasalar uygulayabilmelerine izin veren özerk statüye sahiptir; bu bölgeler, aşağıdaki tabloda bir yıldız (*) işareti ile etiketlenmiş. Ek olarak ülke toplam 109 il (province) ve 8.101 kömün'e (comuni) bölünmüştür.
Apulia
Basilicata
Calabria
Sicilya
Molise
Campania
Abruzzo
Lazio
Umbria
Marche
Toskana
Sardinya
Emilia-Romagna
Ligurya
Piyemont
Friuli
Venezia Giulia
Aosta
Vadisi
Trentino
Alto Adige
Veneto
Lombardy
Adriyatik Denizi
Yanya Denizi
Akdeniz
Tiren Denizi
Ligurya Denizi

Nüfus bilgileri

2008 yılının sonunda, Italya'nın toplam nüfusu 60 milyonu aştı. Bu sayılar ışığında, Italya günümüzde Avrupa Birliği içinde Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'tan sonra dördüncü, dünya genelindeyse yirmi üçüncü en kalabalık ülkedir. Italya'da kilometrekareye düşen kişi sayısı 199.2'dir ve bu yoğunluk da Italya'yı Avrupa Birliği içinde en yoğun nüfuslu beşinci ülke yapar. Ülkenin en yoğun nüfuslu bölgesi Kuzey Italya'dır ve ülkenin yüzölçümünün yaklaşık üçte birini oluşturan bu bölge, ülkenin toplam nüfusunun ise neredeyse yarısını barındırmaktadır.

Ikinci Dünya Savaşı'nın sonrasında Italya, uzun süreli bir ekonomik yükseliş sürecine girmiş ve bu dönemde ülkenin kırsal kesimlerinden büyük kentlere göç patlaması yaşanmıştır. Bunun yanısıra ülke göç ile nüfus yitiren bir ülke olmaktan çıkmış, göçmen kabul eder hale gelmiştir. Bu ekonomik canlılık ve atılım süreci 1970'lere dek sürmüştür. Buna karşın, son yirmi yılda Italya'nın aldığı yoğun dış göç sayesinde Italya 2000'li yıllarda yeni doğum oranlarında gözle görülür bir artış yaşamaktadır. Bu artış özellikle uzun süredir düşük oranlarda seyreden kuzey bölgelerinin nüfuslarında görülmektedir.

Kadın başına düşen çocuk sayısı da gerek göçmen annelerin, gerekse Italyan kadınlarının dünya getirdikleri çocuklarla geçen yıllara oranla artış göstermiştir. 2005 yılında kadın başına düşen çocuk sayısı 1.32 iken, 2008 yılında bu sayı 1.41'e kadar çıkmıştır.
Büyük şehirler
OECD raporlarına göre Italya'daki metropoller şunlardır:,
Metropolitan bölge     Nüfus
Milano     7.4 milyon
Roma     3.7 milyon
Napoli     3.1 milyon
Torino     2.2 milyon
Göçler


Italyan hükûmetinin yaptığı açıklamaya göre Italya'da Ocak 2009 tarihinde toplam 3.891.295 göçmen yaşamaktadır. Bu rakam Italya'nın toplam nüfusunun %6.5'ine denk gelmektedir. [20] Avrupa Birliği'nin son yıllarda gerçekleştirdiği genişleme girişimleri sonucu Italya'ya yapılan en yeni göç dalgası komşu Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve Doğu Avrupa ülkelerinden gelmiştir. Önceden en yoğun göçün alındığı Kuzey Afrika'nın yerine günümüzde öne çıkan gruplar Asyalı göçmenlerdir. Italya'da en büyük göçmen grup resmi olarak kayıtlı yaklaşık 800 bin kişiyle Romenlerdir. Romenler son yıllarda Arnavutları ve Faslıları sayıca geçerek Italya'daki en büyük azınlık durumuna gelmişlerdir. Bazı gayrıresmi varsayımlar ve savlar, Italya'da yaşayan Romenlerin sayısının belirtilen rakamdan iki katı kadar hatta daha fazla olduğunu öne sürmektedir.[21] 2009 Yılı itibarıyla Italya nüfusu içinde yurtdışında doğmuş olanların sınıflandırılması şöyledir: Avrupa (53.5%), Afrika (22.3%), Asya (15.8%), Amerika (8.1%) ve Okyanusya (0.06%). Italya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise olduka dengesizdir. Ülkedeki göçmenlerin %87.3'ü ülkenin ekonomik olarak en gelişmiş yerleri olan kuzey ve orta kesimlerinde yaşarken, yalnızca %12.8'i yarımadanın güney kesimlerinde yaşar.
Italya'daki azınlıkların kökenleri
Köken       Nüfus       % yüzdesi*  
Italyanlar     56.153.773     93.52%
Romenler     796.477     1.32%
Mağripliler     606.556     1.01%
Arnavutlar     441.396     0.73%
Çinliler     170.265     0.28%
Ukraynalılar     153.998     0.26%
Asyalılar (Çinliler hariç)     445.795     0.74%
Latin Amerikalılar     298.860     0.50%
Sahraaltı Afrikalılar     264.570     0.44%
Diğer     713.378     1.19%

1800'lerin sonunda Italya topraklarında ulusal birliğin sağlanmasının ardından Italya'da yurtdışına verilen kitlesel göçler başladı. 1898 ve 1914 yılları arasında tüm dünya ülkelerinde Italyan diasporası kayde değer ölçüde büyüdü. Bu süreçte her yıl yaklaşık 750 bin Italyan yurtdışına göç etti. Italyan toplulukları, önceleri Italya'nın eski Afrika sömürgelerinde büyüme gösterdi. Bu dönemde Eritre'de (Ikinci dünya savaşı başladığındaki sayıları 100 bin), Somali'de ve Libya'da (150 bin nüfusla toplam ülke nüfusunun %18'ini oluşturuyorlardı) pek çok sayıda Italyan bulunuyordu. Ancak Libya'da yaşayan Italyanlar 1970 yılında tümüyle ülkeden uzaklaştırıldılar.  Ikinci Dünya Savaşı sonrasında geçen on yıllık dönemde yaklaşık 350 bin Italyan kökenli kişi Yugoslavya'yı terk etti. Geçmişte Italyanların göç ettikleri bölgelerde bugün onların soyundan gelen milyonlarca insan bulunmaktadır: Brezilya (25 milyon), Arjantin (20 milyon), Amerika Birleşik Devletleri (17.8 milyon), Uruguay (1.5 milyon), Kanada (1.4 milyon), Venezuela (900,000) ve Avustralya (800,000).]
Tanınan etnik azınlıklar

Italya'da pek çok etnik grup hükûmet tarafından resmi olarak tanınmakta ve bu gruplara azınlık hakları çerçevesinde bazı ayrıcalıklar verilmektedir. Bu haklar uyarınca kimi azınlıkların dilleri, yaşadıkları bölgelerde ikinci bir resmi dil olarak kabul edilebilmektedir.

* Fransızca, Aosta'da resmi dil statüsündedir. Ancak bu bölgede yaygın olarak konuşulan asıl dil Arpitancadır.

* Ladince, Trentino-Alto Adige ve Güney Tirol'ün kimi yerlerinde resmi dildir.

* Slovence: Slovenlerin yoğun olarak yaşadığı, Friuli-Venezia Giulia bölgesinin Tireste ve Gorizia illerinde resmi dildir.

* Almanca: Bolzano'da resmi dildir.

Sözkonusu bu bölgelerde hazırlanan resmi belge ve tabelalar ve trafik levhaları ikidillidir. Ladincenin konuşulduğu bölgelerde ise üçdilli olarak da hazırlanabilmektedir. azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim göre olanağı bulunabilmektedir.
Inançlar


Hıristiyanlık  90%,  Dinsizlik 7%, Islam  1%,  Diğer    1%

Hıristiyanlığın Katolik mezhebi Italya'daki en önemli dini inançtır. Geçmişte Katolik Kilisesi Italya'nın resmi dini olarak kabul görmüşse de günümüzde Italya laik bire devlet yapılanması geliştirmiştir. Italyanların %87.8'i kendilerini Roman Katolik olarak belirtmiştir ancak de[33] bunların içinden yalnızca %36.8'si kiliseye düzenli gittiklerini bildirmiştir. Italya'da önemli ölçüde mensubu bulunan diğer Hıristiyanlık mezhepleri Ortodoksluk,[34] Pentakostalizm ve Evangelizm'dir.

Ülkedeki en eski dini azınlık grubu ise Yahudilerdir. Geçmişte Italya'nın en büyük Hıristiyan olmayan azınlığı olarak anılan Yahudilerin bugün Italya'daki sayısı ortalama 45.000 kadardır. Son yıllarda Orta Doğu ve Kuzey Afrika'dan aldığı yoğun göçler sayesinde ülkede 825 bin kişiden oluşan bir Müslüman azınlık oluşmuştur. Müslümanlar Italya nüfusunun %1.4'ünü oluşturmaktadır ama bunların içinden yalnızca 45.000'inin Italyan vatandaşlığı vardır. Ülkede ayrıca 50 bin kadar budist  70 bin kadar Sih ve 70 bin kadar da Hindu yaşamaktadır.
Ekonomi
Uluslararası Para Fonu'nun verilerine göre Italya, 2008 yılında dünyanın en büyük yedinci, Avrupa'nın ve Avrupa Birliği'nin ise dördüncü ekonomisidir. Ülkenin kuzeyinde gelişmiş bir sanayi ile köklü ve zengin özel şirketler öne çıkarken, ülkenin güney kesimleri devlet destekli tarım ve ufak çaplı sanayi alanları ile ayakta durmaktadır.

Geride bırakılan son 10 yıl içinde ülke ekonomisinin yıllık ortalama büyümesi %1.23 olmuştur. Bu sayı Avrupa Birliği ortalaması için %2.28'dir. Son yıllarda yaşadığı ekonomik durgunluk, siyasi çalkantılar ve reform programlarını uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle basın tarafından Avrupa'nın hasta adamı biçiminde anılmaktadır. Ancak yapılan son istatistiksel araştırmalar ışığında Italyanların satın alım gücünün Avrupa Birliği ortalaması değerlerine yakın olduğu gözlenmektedir.

Italya'da genel olarak ülkenin coğrafi yapısından kaynaklanan nedenlerden ileri gelen yapısal sorunlar vardır. Hammadde eksikliği ve enerji kaynaklarının azlığı da öne çıkan baika sorunlardır. Ülkenin coğrafi yapısı genel olarak dağlıktır. Bu nedenle yoğun tarım yapılabilecek topraklar oldukça kısıtlıdır. Enerji sektöründe büyük ölçüde dışa bağımlılık sözkonusudur. 2006 yılı verilerine göre ülkede tüketilen toplam enerji miktarının %86'sı dış kaynaklardan sağlanmıştır.(katı yakıtların %99.7'si, petrolün %92.5'i, doğalgazın %91.2'si ve elektriğin %15'i.)

Italya ekonomisi ayrıca altyapı yatırımlarının gelişmemesi, pazara yönelik reformların uygulanamaması ya da yapılmaması ve araştırma konusunda yatırımlar yapılmaması nedeniyle güç yitirmektedir. Dünya Ekonomik Özgürlük Endeksi, 2008 yılında yayınladığı çalışmada ülkenin sırasını dünyada 64. Avrupa'da ise 29. olarak belirlemiştir. Böylece Italya, avro alanı içinde en son sıraye yerleşmiştir. Dünya Bankası'na göre Italya iş kurma, yatırım yapma ve ticaret konularında oldukça uygun ülkeler arasında gösterilmektedir. Buna karşın, ülkede bürokrasi alanında, mülkiyet haklarının korunması ve yüksek vergilendirmeler konusunda sorunlar göze çarpmaktadır.[45] Bununla birlikte son yapılan araştırmalarda Italya'nın 2006 yılında araştırma ve geliştirme konularına ayırdığı bütçe gayrisafi milli hasılanın %1.14'üyle sınırlı kalmış ve böylece, %1.84'lük Avrupa Birliği ortalamasının ve %3'lük Lizbon Stratejisi hedeflerinin oldukça altında kalınmıştır.

Italya ekonomisinin büyüklüğündeki diğer ülkelerde karşılaştırıldığında Italya'da oldukça az sayıda dünya çapında çokuluslu şirket vardır. Buna karşın Italya'daki küçük ve orta ölçekteki şirket sayısı oldukça fazladır. Bu durum Italya'da üretim sektöründe tek bir ürünün öne çıkmasına neden olmuştur. Italya'nın dışsatımını yaparak ekonomisini canlı tuttuğu lüks tüketim malları son dönemlerde Çin gibi yükselmekte olan ve işgücünün ucuz olduğu ülkelerle rekabet içine girmektedir. Italya'nın dışarıya sattığı ürünler içinde en önde gelenler motorlu araçlar (Fiat Group, Aprilia, Ducati, Piaggio); kimyasal ve petrokimyasal ürünler (Eni); enerji ve elektrik mühendisliği sistemleri (Enel, Edison); elektrikli ev gereçleri (Candy, Indesit); uzay ve savunma teknolojileri (Alenia, Agusta, Finmeccanica); ateşli silahlar (Baretta); moda ve tekstil ürünleri (Armani, Valentino, Versace, Dolce & Gabbana, Robert Cavalli, Benetton, Prada, Luxottica); gıda ürünleri (Ferrero, Barilla, Martini & Rossi, Campari, Parmalat) ve lüks arabalar ((Ferrari, Maserati, Lamborghini, Pagani) ile yatlardır (Ferretti, Azimut)

Italya'da turizm ise ülkede en hızlı gelişen ve en çok kar getiren sektörlerdendir. Her yıl 43.7 milyon turist ülkeyi ziyaret etmekte ve ülkeye 4.7 milyar dolar bırakmaktadır. Italya dünya sıralamasında en çok ziyaret edilen beşinci ülke, turizmden en çok kazanan dördüncü ülkedir.[48]
Ulaşım
Leonardo da Vinci-Fiumicino Havalimanı 2008'de Avrupa'nın en işlek 6. havalimanıydı.

2004 yılında Italya'da ulaşım sektörü, yaklaşık 119.4 milyon avroluk iş hacmine ulaştı ve ulaşım alanında hizmet veren 153.700 şirkette 935.700 kişiye istihdam sağlandı. Ulusal yol ağında bakıldığında, 2002 yılında Italya'da iş görür durumda toplam 668.721 kilometre uzunluğunda karayolu vardır. Bunun 6.487 kilometresi bir özel şirket tarafından işletilen devlet yollarıdır.

2005 yılında Italya'da 34.667.000 otomobil (Her bin kişiye 590 otomobil) ve 4.015.000 yük taşıtı olduğu kayda geçmiştir. Devlete ait olan ancak yine bir özel şirket tarafından yönetilmekte olan demiryolları da 2003 yılında toplam 16.287 kilometre olarak ölçülmüştür. Ülkedeki demiryolu ağının %69'u elektrikli olup demiryollarında toplam 4937 lokomotif ve vagon çalışmaktadır. Fréjus Demiryolu Tüneli, Alpleri aşarak ülkeyi Fransa ile bağlayarak demiryolu ulaşımında önemli bir yer tutmaktadır. Yapımı sürmekte olan Brenner Tüneli ise Avusturya ile Italya'yı demiryolu ile birbirine bağlayacaktır.

Ulusal sınırlar içinde kalan akarsu ağı genelinde toplam uzunluğu 1.477 kilometreyi bulan ırmak ve kanallarda ulaşım ve taşımacılık yapılabilmektedir. Ülkede ayrıca 2004 yılı itibarıyla büyük çapta havalimanlarının sayısı 30, büyük limanların sayısı ise 43 olarak saptanmıştır. Cenova limanı Italya'nın en büyük, Akdeniz'in ise ikinci büyük limanıdır. 2005 yılında Italya'da 389 bin birimlik sivil havacılık filosu ve 581 gemilik bir ticaret filosu bulunmaktadır.
Kültür
Italya, 1861 yılında ulusal birliğini sağlayana dek tek bir ülke değildi. Italya topraklarındaki küçük devlet ve krallıklar birbirleri arasında farklılık gösterebilen kendi kültürlerini geliştiriyorlardı. Bu nedenle günümüzde Italyan geleneği ya da Italyan kökenli olarak adlandırılan şeyler bölge ve kökenlerine göre ayrılabilir. Italya'nın Avrupa'nın kültürel ve tarihi mirasına katkısı çok büyüktür. Roma Imparatorluğu gibi dünyanın köklü devletlerine ev sahiplliği yapmış olması ve Hıristiyanlığın en önemli merkezi Vatikan'ı içinde bulundurması nedeniyle kültürel miras ögeleri bakımından son derece zengindir. Italya, günümüzde UNESCO'nun 44 Dünya Kültür Mirası alanına ev sahipliği yaparak birinciliği elinde bulundurmaktadır.
Görsel sanatlar

Italya'da resim sanatı tarihin hemen her döneminde gelişim göstermiştir. Tiziano Vecellio ve Caravaggio Italyan resminin en seçkin erken örneklerini vermişlerdir. Italyan ressamların işlerinde çoğunlukla dini figürler öne çıkmıştır. Bunda ülkenin Vatikan ile olan yoğun ilişkisi etkili olmuştur. Italya'da resim sanatında verilen yapıtlar çoğu zaman Avrupa'nın en önde gelen sanat eserleri olmuştur. Romanesk ve Gotik sanattan, Rönesans ve Barok üslubuna kadar her sanat akımında Italyan ressamlar kaydadeğer ürünler vermişlerdir. Bu dönemlerde yapıtlar veren ressamlar arasında Michelangelo, Leonardo da Vinci, Donatello, Botticelli, Fra Angelico, Tintoretto, Caravaggio, Bernini, Titian ve Raphael sayılabilir. Bu dönemlerden sonra Italya dış güçler tarafından sürekli baskılarla maruz kalmış ve bu da ülkede ilginin sanattan, daha çok politik sorunlara kaymasına neden olmuştur. Tüm bunlar sonucunda Italya Avrupa'da sanat alanında elde ettiği otoriteyi yitirmiştir. Daha sonraları Italyan resminde ilk canlanma 20. yüzyılda Fütürizm akımıyla olmuş ve bunu metafizik resim akımı izlemiştir. Bu akımda en önemli katkıları Giorgio de Chirico vermiş ve kendinden sonra gelecek olan kuşak ve gerçeküstücülük akımı temsilcileri üzerinde büyük etkiye sahip olmuştur.

Italyan dilinin temelleri, 1300'lü yıllarda Floransalı şair Dante Alighieri tarafından atılmıştır. Italyan yazınının en erken ve önemli temsilcileri arasında sayılan Dante'nin Ilahi Komedya adlı yapıtı Orta Çağlarda Avrupa'da üretilen en önemli yazınsal eserlerden biridir. Bunu dışında Giovanni Boccaccio, Giacomo Leopardi, Alessandro Manzoni, Torquato Tasso, Ludovico Ariosto ve Petrarch gibi ünlü Italyan edebiyatçıları yüzyıllar boyu Avrupa yazınına katkıda bulunmuşlardır. Felsefe alanında öne çıkan düşünürler arasında Giordano Bruno, Marsilio Ficino, Niccolò Machiavelli ve Giambattista Vico sayılabilir.

Çağdaş Italyan yazınını temsilcileri arasında ise pek çok Nobel ödüllü yazar bulunur. Nobel ödülü almış Italyan edebiyatçılar şunlardır: ulusalcı şair Giosuè Carducci (1906)'da, realist yazar Grazia Deledda (1926)'da, çağdaş tiyatro yazarı Luigi Pirandello (1936)'da, şair Salvatore Quasimodo (1959)'da, Eugenio Montale (1975'te), satirist tiyatro yazarı Dario Fo (1997'de)

Italyan tiyatro sanatı incelenecek olursa, kökenleri Yunan tiyatrosu etkisinde kalmış Roma tiyatrosuna kadar indirilebilir. Roma dönemi drama yazarları genelde Yunanca oyunları çevirmişlerdir. 16. yüzyılda ve 18. yüzyıla kadar Commedia dell'arte akımı doğaçlama tiyartonun bir dalı olarak kalmıştır ve bugün bile Italya sahnelerinde görülebilmektedir. Italya'da yaygın olan bir başka tiyatro geleneği de canovaccio adı verilen gezici tiyatro truplarıdır. Bu truplardaki sanatçılar gittikleri yerlerde açıkhava sahneleri kurarlar ve kabataslak bir senaryo çerçevesinde hokkabazlık ve akrobasi ile karışık eğlence şovları düzenleyerek tiyatro yaparlar.
Bilim

Yüzyıllar boyunca, Italya'dan pek çok bilim insanı yetişti. Bu bilim insanlarının çeşitli alanlarda insanlığa kazandırdıkları buluşlar ile kendilerinin ve ülkelerinin adını duyurdular. Bunlar içinde en bilinen isimlerden biri de Leonardo da Vinci'dir. Da Vinci, biyolojiden teknolojiye pek çok alanda çağdaş bilime rehberlik eden buluşlara imza attı. Aynı şekilde Galileo Galilei fizik, matematik ve astronomi alanlarında çalışan ve pek çok buluşa imza atan bir başka Italyan bilim insanıdır. Galilei teleskobun geliştirilmesine önemli katkılarda bulunmuş ve bir bölümünü kendi gerçekleştirdiği sayısız astronmik buluşa olanak sağlamıştır. Nobel ödülü de kazanan fizikçi Enrico Fermi dünyanın ilk nükleer reaktörünü oluşturan gruba önderlik etmiş, kuantum teorisinin oluşturulmasına verdiği destek ve fizik alanındaki diğer önemli çalışmalarıyla adını duyurmuştur.

Italya'da bilim alanında önemli katkılar veren araştırmacılar arasında Güneş Sistemi ile ilgili pek çok buluşa imza atan gökbilimci Giovanni Domenico Cassini, pili bulan fizikçi Alessandro Volta, matematikçiler Lagrange, Fibonacci ve Gerolamo Cardano, mikroskopik anatominin kurucusu doktor Marcello Malpighi, hücre teorileri, hayvan üremesi ve insan bedeninin işlevleri konusunda yeni bilgiler ortaya çıkarak biyoloji araştırmacısı Lazzaro Spallanzani, kendisiyle aynı adla anılan golgi aygıtını bularak Nobel ödülü kazanan bir diğer Italyan bilim insanı Camillo Golgi ve radyoyu icat ederek, yine Nobel kazanan bir başka Italyan olan Guglielmo Marconi sayılabilir.
Müzik

Italyan folk müziğinden, Avrupa klasik müziğine kadar, müzik her zaman Italya kültüründe önemli bir rol oynamıştır. Opera'ya hayat veren Italya, klasik müziğin temellerinin atıldığı yerdir. Aynı zamanda piano ve violin gibi klasik müzikle ilgili çalgılarında ortaya çıkış yeri Italya'dır. Senfoni, konçertove sonata da köklerini Italya'da 16. ve 17. yüzyıllarda gelişen akımlardan alan müzik türleridir. Italya'nın en önde gelen bestecileri arasında, Rönesans dönemi bestecisi Palestrina ve Monteverdi, Barok besteciler Alessandro Scarlatti, Corelli ve Vivaldi, klasik dönem besteciler Paganini ve Rossini ile romantik besteciler Verdi ve Puccini sayılabilir.

Çağdaş Italyan besteciler Berio ve Nono elektronik müzik konusunda önemli eserler vermişlerdir. Ülkede çok sayıda işler halde operaevinin bulunmasından dolayı ülkede klasik müziğin hala tutunmakta olduğu görülmektedir. Milano'daki La Scala ve Napoli'deki San Carlo operaevleri ve Maurizio Pollini ile Luciano Pavarotti dünyaca ünlü tenörler Italya'nın klasik müzik alanındaki başarı ve egemenliğinin birer göstergesidir.

Ülkede ilk olarak 1920'lerde ortaya çıkan caz müziği hızla tutuldu ve Italya'da geniş kitlelere yayıldı. Faşist dönemin Amerikan karşıtı politikalarına karşın caz müziği ülkede hep popüler kaldı. 70'li yıllarda Progressive rock hareketinin başını çeken ülkelerden oldu ve rock müzik alanında dünyaya PFM ve Goblin gibi gruplar kazandırdı. Pop müzik sanatçısı Mina Anna Mazzini, Andrea Bocelli, Laura Pausini ve Eros Ramazzotti Italya'nın son dönemlerde uluslararası düzeyde sükse yapmış sanatçılarıdır.
Sinema

Italyan sinema tarihi, Lumire Kardeşlerin hareketli resimler ile sinema tekniğini bulmasının kısa süre sonra başladı. Ilk Italyan filmi, dönemin papası XIII. Leo'nun kameraya karşı kutsama yapan görüntüsünden oluşan birkaç saniyelik, oldukça kısa bir kayıttı. Gerçek anlamda Italyan sinema endüstrisi 1903 ve 1908 yılları arasında kurulan Società Italiana Cines, Ambrosio Film ve Itala Film adlarında üç film şirketiyle doğdu. Daha sonra Milano ve Napoli'de de film şirketler boy göstermeye başladı. Kısa süre içinde bu şirketler büyüyerek nitelikli işler çıkartmaya başladılar ve Italyan filmleri dışarıya da gönderilmeye başlandı. Italya'da sinema Benito Mussolini iktidarı döneminde bir tür siyasi propaganda aracı olarak da kullanıldı.

Ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra Italyan filmlerinin yıldızı parladı ve 1980'lerde televizyonun yaygınlaşmaya başlamasıyla Italyan sineması bir gerileme sürecine girdi. Dünyaca tanınmış Italyan film yönetmenleri arasında Vittorio De Sica, Federico Fellini, Sergio Leone, Pier Paolo Pasolini, Michelangelo Antonioni ve Dario Argento sayılabilir. Tatlı Hayat, Iyi, Kötü ve Çirkin, Bisiklet Hırsızları gibi eski dönem Italyan filmleri dünya sinemasında yer etmiş yapımlardır. Daha yakın geçmişte çekilen ve uluslararası düzeyde sükse yapan Italyan filmleri arasında Roberto Benigni tarafından yönetilen Hayat Güzeldir ve Massimo Troisi'nin başrolünde oynadığı Postacı vardır.
Spor

Italya'da yapılan popüler sporlar futbol, basketbol, voleybol, sutopu, eskrim, ragbi, bisiklet ve motor yarışları ile buz hokeyidir. (Çoğunlukla Milano, Trentino-Alto Adige ve Veneto bölgelerinde yapılır) Coğrafi koşulların elverişli olmasından dolayı kuzey bölgelerde en yaygın sporlar kış sporlarıdır. Italyanlar kış sporları kategorilerinde yapılan yarışma ve karşılaşmalarda öne çıkmaktadırlar. Italyan şehirlerinden Torino 2006 Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yapmıştır. Italya'da spor türleri, çoğu zaman festivallerle birleştirilir. Bir tür at yarışı olan palio Palio di Siena festivalinde, gondol yarışları da her eylül ayının ilk pazar günü Venedik'te gerçekleşir. Italya sporu Antik Roma'da gladyatör dövüşlerinin yapıldığı Kolezyum'dan, çağdaş Roma'da futbol kulüplerinin yarıştığı çağdaş Stadio Olimpico'ya varan uzun bir yol katetmiştir.

Italya'da en çok oynanan spor türü futboldur. Italyan futbolunun en üst ligi olan Serie A, yalnızca ülke içinde değil tüm dünyada ilgiyle izlenmektedir. Italya Milli Takımı, bugüne dek kazanmış olduğu 4 FIFA Dünya Kupası ile dünyanın en başarılı ikinci takımıdır. Italya Milli Takımı'nın kazandığı ilk dünya kupası 1934 yılındadır. Kriket de Italya'da yeniden önem kazanmaya başlamış olan ve hızla popülerlik kazanan bir spor dalıdır. Italya'da kriket sporu Italya Kriket Federasyonu (Italyanca: Federazione Cricket Italiana) tarafından düzenlenmektedir ve Italyan Milli Kiriket Takımı dünya sıralamasında 27. sırada yer almaktadır.
Mutfak

Italyan mutfağı

Italyan mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biridir ve karakteristik özellikleriyle öne çıkmaktadır. Italyan mutfağının geçmişi M.I. 4. yüzyıla kadar uzanmakla birlikte 18. yüzyılda Yeni Dünya keşifleriyle mutfaklara giren birtakım sebze ve meyveler sayesinde büyük bir değişime uğramıştır. Italyan mutfağı bölgelere göre büyük farklılıklar gösterir. Sebze ve hamur işleri ağırlıktadır. Peynir ve şarap Italyan mutfağının önemli ögeleri arasındadır. Geniş bir Kahve çeşitliğine sahip olan Italyan mutfağında özellikle espresso önemli bir yer tutar. Italyan mutfağının dünyaya mal olmuş yemekleri arasında pizza, spagetti ve bazı makarnalar ile bunların kendilerine özgü sosları, risotto, parmesan peyniri, lazanya ve tiramisu sayılabilir.

Ayrıca Bakınız

Bulgaristan Siyasi Haritası

Yunanistan

Balkanlar Haritası

Avusturya Haritası

Fransa Siyasi Haritası

Almanya Siyasi Haritası

Italya Fiziki Haritası

Ispanya Haritası

Osmanlı imparatorluğu Haritaları

Coğrafya Haritaları

Tarih Haritaları

Il Ilçe ve Köylerimiz