İnkılap Tarihi 1. Teog Sınavı Konuları Özeti Ders Notları ilk Üç Ünite

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları

Tc İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 1. Teog Sınavı Konuları Özet Ders Notları ilk Üç Ünite

ÜNİTE I BİR KAHRAMAN DOĞUYOR

- M. Kemal 1881’de Selanik’te doğdu. Annesi Zübeyde Hanım, Babası Ali Rıza Efendidir.

- Okuduğu okullar: 1- Mahalle Mektebi  2- Şemsi Efendi İlkokulu    3- Selanik Askeri Rüştiyesi 

 4- Manastır Askeri İdadisi   5- İstanbul Harp Okulu  6-Harp Akademisi

- 1905 yılında Harp Akademisinden “Kurmay yüzbaşı” olarak mezun oldu. İlk olarak Şam’da görev yaptı. (5. Ordu’da).

- 1906 yılında “Vatan ve Hürriyet” örgütünü kurdu. Daha sonra bu örgüt İttihat ve Terakki ile birleşti. M. Kemal İttihat ve Terakki Cemiyetinin çalışmalarını beğenmeyince örgütten ayrıldı.

- 13 Nisan 1909’da çıkan 31 Mart Ayaklanmasını bastıran orduda kurmay subay olarak görev aldı.

- 1911’de Trablusgarp’ta halkı harekete geçirmeye giden subaylar arasındaydı.

- 27 Kasım1911’de binbaşılığa terfi etti.1914’te yarbaylığa 1916’da generalliğe terfi etti.

- I. Dünya Savaşında Çanakkale, Kafkasya ve Suriye Cephelerinde savaştı. 

* Atatürk’ün Fikir Hayatı: Dönemin aydınları olan Ziya Gökalp, Namık Kemal gibi kişilerden ve Fransız akımından etkilendi.Bunlara kendi fikirlerini de katarak “Atatürkçü Düşünce Sistemi” dediğimiz kendi fikirlerini oluşturdu.

M. Kemal’in Kurtuluş Savaşı Öncesi görev Yaptığı Yerler:

1- 31 Mart Vakasını bastıran Hareket Ordusunda Kurmay subaylık yaptı.

2- Trablusgarp Savaşı

3- Balkan Savaşlarında Gelibolu’da görev aldı. Bu görevi Çanakkale Savaşında bölgeyi tanıyarak başarılı olmasını sağladı.

4- Çanakkale Savaşı ( Askeri dehası ortaya çıktı.  Anafartalar Kahramanı unvanı aldı)

5- Kafkasya ve Suriye Cephelerinde görev yaptı.

Atatürk’ün Çeşitli Özellikleri Ve Yönleri:

Vatanseverliği: Ulusu için her şeyi yapmasıdır. “Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere canımı vereceğim.” Sözü buna örnektir.

İdealistliği: Hedeflerine ulaşmak için yılmadan çalışmaktır. Hedeflerinden vazgeçmemektir. M. Kemal’in en büyük hedefi milletine yararlı olmaktı. Bunu: “Hizmet edenler namus vazifelerini ifa etmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.” diyerek belirtmiştir.

İleri Görüşlülüğü: Geleceği doğru tahmin etmektir. İstanbul’da İtilaf donanmalarını görünce : “ Geldikleri gibi giderler.” buna örnektir.

Çok Cepheliliği (Yönlülüğü): değişik alanlarda bilgili ve etkili olmasıdır. M. Kemal iyi bir asker olduğu gibi iyi yönetici ve hukuk adamıdır.

Mantıklılığı: Yaptığı işlerde mantık kurallarına uymasıdır. Büyük ve gereksiz hayallere kapılmamaktır.

Gurura ve Ümitsizliğe Yer Vermemesi: Yaptıkları işlerle gururlanmaz. Kurtuluş Savaşını kazandığında “Savaşı Türk Milleti kazanmıştır.” demiştir.  Zor durumlarda asla ümitsizliğe kapılmamıştır. 

Hakikati Arama Gücü: Gerçekleri  araştırmasıdır.

Yaratıcı Zihniyeti: Yeni fikirler ortaya koyabilmesidir.

Devrimcidir: Yeni oluşumlar sağlayabilmesi.

Barışçı Olması.

Akıl Ve Bilime Önem Vermesi: Atatürk akıl ve bilime her zaman öncelik vermiştir. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” demiştir.

Sabırlı ve Kararlıdır:

Açık sözlüdür: 

Sanatseverdir: 

Disiplinlidir:

Mustafa Kemal Atatürk’ün Eserleri : 

Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük eser Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bunun yanında yazılı eserleri de vardır. Bunlar :

1- Nutuk ( 1919-1927 yılları arasındaki olayları anlattığı eseridir )

2- Vatandaş İçin Medeni Bilgiler

3- Geometri kitabı

ÜNİTE II MİLLİ UYANIŞ: YURDUMUZUN İŞGALİNE TEPKİLER

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI (1914 -1918 ):

I. Dünya Savaşı öncesi dünyada çıkar çatışmaları ve sanayileşme ile beraber bir yarış ve sömürge yarışı başlamıştı. Buda zamanla ülkeler arasında gerginliğe yol açtı. Ve dünyada büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu.

Ülkeler iki ana gruba ayrılmıştı. Bunlar :

İtilaf   (Anlaşma)   Devletleri: İngiltere, Fransa ve Rusya (Sonradan; İtalya, ABD, Japonya, Romanya, Yunanistan)

İttifak (Bağlaşma) Devletleri: Almanya, Avusturya- Macaristan İmp. Ve İtalya (Sonradan; Osmanlı ve Bulgaristan)

** İtalya Savaş başlamadan önce İttifak grubunda İtilaf grubuna geçmiştir.

1. Dünya Savaşının Nedenleri:

1- Sanayileşmeye bağlı sömürge yarışı               

2- Sömürgeciliğe bağlı Ham madde ve Pazar yarışı

3- Bloklaşma (Gruplaşma)                                     

4- Milliyetçilik, özgürlük gibi düşünce akımlarının etkisi

5- Çıkar çatışmaları ( Mesela Almanya Fransa arasında Alses Loren Bölgesi sorunu)

Savaşın Başlatan olay: Savaşın başlaması an meselesi idi. Savaşın başlamasına Saray Bosna gezisine çıkan Avusturya – Macaristan İmparatorluğu Veliaht’ının bir Sırplı tarafından öldürülmesi üzerine I. Dünya Savaşı başladı.

* Savaş yukarıda saydığımız nedenlerle başlaması bekleniyordu. Veliahttın öldürülmesi sadece savaşın bahanesidir. Bu nedenle buna görünen sebep denir.

Savaşın Gelişimi:

Sırplılara, Avusturya – Macaristan imparatorluğu savaş ilan etti. Sırplıları destekleyen İngiltere ve Fransa’da Savaşa girdi. Daha sonra Almanya’da savaşa girmesi ile dünya savaşı başladı.  İlk başlarda İttifak Grubu başarılı iken ABD’nin savaşa girmesi ile İtilaf Grubu savaşı kazandı.

OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞ GİRMESİ:

Savaş başladığında Osmanlı tarafsızlığını ilan etti. İtilaf Devletleri Osmanlının tarafsız kalmasını istiyordu. Almanya ise Osmanlıyı yanında savaşa istiyordu. Yönetimi elinde bulunduran İttihat ve Terakki Cemiyetini yönetenler Almanya yanında savaşa girilirse başarılı olacağına inanıyorlardı ( Başta Enver Paşa). 

Almanlarla gizli bir antlaşma yapıldı. İki Alman gemisi İngilizlerden kaçarak Osmanlıya sığındı. İngiltere gemileri isteyince gemilerin satın alındığı söylendi. Goben  ve Breslav  adlı iki Alman gemisine Yavuz  ve Midilli adı verilerek Türk bayrağı çekildi. Bu gemiler Karadeniz’de Rus limanlarını bombaladılar. Rusya’nın Osmanlıya savaş ilan etmesi ile Osmanlı I. Dünya Savaşına girmiş oldu.

* Osmanlını savaşa girme amacı; kaybettiği toprakları geri almak ve eski gücüne kavuşmaktı.

* Almanya’nın Osmanlıyı Yanında İstemesinin Sebepleri: 1- Cephelerini genişletmek   2- İngiliz ve Fransızların Sömürge yollarını kesmek   3- Osmanlıdaki Halifelik gücünden yararlanarak Türkleri ve Müslümanları yanında savaşa katmak.

Osmanlının Savaştığı Cepheler: Osmanlının savaştığı cepheleri üçe ayırabiliriz. Bunlar: 

1- Saldırı (Taarruz ) Cepheleri: Kafkasya ve Kanal Cepheleri 

2- Savunma Cepheleri: Çanakkale, Irak, Suriye ve Filistin, Hicaz, Yemen cepheleridir. 

3- Yardım cepheleri: Galiçya ve Makedonya cepheleridir.

1- Çanakkale cephesi:İtilaf Devletleri açtı. Açılma amacı; Rusya’ya yardım götürmek, Boğazları ve İstanbul’u alarak Osmanlıyı savaş dışı bırakmaktı.

18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazı önünde savaşlar başladı. İtilaf donanmaları boğazları geçemeyince Gelibolu Yarımadasına asker çıkardı. (Anzaklar: Yeni Zelanda ve Avustralya askerleri) M. Kemal burada başarılı savaşlar çıkardı.

M. Kemal burada: “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar gelebilir.” diyordu.

Çanakkale Savaşının Sonuçları:

Yapılan savaşlar sonunda İtilaf askerleri çekilmek zorunda kaldı Çanakkale Cephesinde yenilgiye uğrayan İtilaf Devletleri dünyada prestij kaybettiler.

I.Dünya Savaşının uzamasına neden oldu.

İtilaf Devletlerinin yardımı Rusya’ya ulaşamadığı için Rus ekonomisi iyice bozuldu. Rusya’da çarlık rejimi yıkılarak yerine Bolşevik rejim kuruldu ve Ruslar I.Dünya Savaşından çekildi.

Bulgaristan Almanya’nın(İttifak Dev.)yanında savaşa katıldı.

Çanakkale Savaşları milli mücadele ruhunun başlangıcı oldu.

Mustafa Kemal’in milli mücadelede önder olmasında Çanakkale Savaşlarının büyük rolü vardır.

2- Kafkasya Cephesi : Rusların egemenliğindeki Türklerle birleşmek için açıldı. Yalnız Enver Paşanın yanlış politikası yüzünden Sarıkamış’ta binlerce asker açlıktan, hastalıktan ve soğuktan savaşmadan öldü. Ruslar Muş, Bingöl, Van,Erzurum, Erzincan çevresini ele geçirdi. 

Çanakkale Cephesinden buraya gelen M. Kemal Muş , Bitlis gibi yerleri geri aldı. Bu sırada Rusya içinde Bolşevik Devrimi olunca Rusya Brest Litowsk Antlaşmasını imzalayarak I. dünya savaşından çekildi (1917). 

3 - Kanal Cephesi: Almanların isteği ile Osmanlı Devleti İngilizlerin sömürge yolunu kesmek için açtı. Burada yapılan savaşları İtilaf devletleri kazandı. Osmanlı geri çekildi.

4- Irak Cephesi: İngilizler Kanal Cephesinden sonra Rusya’ya Kafkasya üzerinden yardım etmek ve Irak petrollerini ele geçirmek için bu cepheyi açtı. İlk başta Kutul Amarede Kut Savaşında  Osmanlı başarılı sonuçlar alsa da daha sonra geri çekilmek zorunda kaldı.

5-Suriye-Filistin Cephesi: Kanal cephesinde İngilizlere yenilen birliklerimiz Filistin’e sonrada Suriye’ye kadar geri çekildiler. Yıldırım orduları burada başarılı savunma savaşları yaptılar Zamanla kuzeye doğru çekilen Türk birlikleri Halep önlerinde İngilizleri durdurdular

6-Hicaz ve Yemen Cephesi: İngilizler Arap Yarımadasını işgal etmek için Yemen’e asker çıkardılar.Ayrıca Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’e çok miktarda para yardımı yaptılar.Türk ordusu İngiliz ve Araplara karşı mücadele ettiyse de başarılı olamadı. İngilizler Yemen’i alarak Hicaz’a tamamen hakim oldular.

Galiçya, Romanya ve Makedonya Cephesi: Osmanlı Devleti bu cephelerde Ortaklarına (Bulgaristan,Avusturya-Macaristan)yardım etmek amacıyla savaştı.

Savaşın Sona Ermesi:1917 yılında Rusya’nın savaştan çekilmesi üzerine İttifak Devletleri İtilaf Devletlerine karşı üstünlük kurmuşlardı.

Ancak bu durum uzun sürmedi. Amerika Birleşik Devletleri İtilaf Devletlerinin yanında savaşa girdi. Amerikan birlikleri o zamana kadar hiç savaşa katılmamıştı. Almanya güçlü, dinamik olan Amerikan orduları karşısında tutunamadı. İngiliz, Fransız ve ABD birliklerinden oluşan güçlü müttefik kuvvetleri     Batı Cephesinde Almanya’yı çökerttiler. Diğer cephelerde de başarısızlıklar artmaya başlamıştı. Böylece savaşın sonunda İttifak Devletleri savaşı kaybettiklerini belirterek (yenilerek)yenen devletlerle ateşkes anlaşmasını imzaladılar. Almanya ile (Versay) Avusturya ile(Sen Jermen),Bulgaristan la(Nöyi),Macaristan’la(Tirayanon)Osmanlı Devleti ile de Sevr Barış Anlaşması imzalandı.

Tehcir Kanunu: Birinci Dünya Savaşında Ermenilerin Anadolu’dan Suriye ve Irak’ın kuzeyine göç ettirilmesini sağlayan göç kanunudur. Yalnız günümüzde Ermeniler bu dönemde 1,5 milyon Ermeni’yi öldürdünüz diyerek haksız soykırım iddialarında bulunuyor. Bizim arşivlerimizi incelemek için herkese açtık gelin sizde arşivlerinizi açın soykırım iddiaları olmadığını tartışalım diyoruz yaklaşmıyorlar. İddiaların amacı Türkiye’nin dünya kamuoyunda itibarını sarsmak ve daha bazı topraklarımızda hak idia etmeleridir.

I.Dünya Savaşının Sonuçları

Bazı İmparatorluklar yıkılarak yerine yeni devletler kuruldu.(Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Macaristan, Türkiye)

Yeni rejimler ortaya çıktı.(Cumhuriyet, Komünizm, Faşizm, Nazizm.)

Devletlerarasındaki dengeler bozuldu.

Milyonlarca insan öldü. Birçok şehirler yakılıp yıkıldı.

Sürekli barış sağlamak ve anlaşmazlıkları çözmek için Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti)kuruldu.

Sorunların çözümü sağlanamadığı için II. Dünya Savaşının çıkmasına neden oldu.

Sömürgecilik, mandacılık haline dönüştü.

Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918): 

Osmanlının savaş sonunda imzaladığı ateşkes antlaşmasıdır. Bu antlaşma ile Osmanlının Ordusu dağıtıldı, silahlarına el konuldu, ulaşım ve haberleşme araçlarına el konuldu.İstanbul kontrol altına alındı. Fakat en önemli iki maddesi vardı. Bunlar:

7. Madde: İtilaf Devletlerinin güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa; İtilaf devletleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek. 

Amacı: Osmanlının her yerini işgale açık hale getirerek Osmanlıyı parçalamak.

24. Madde: Şark-ı Vilayet (Sivas, Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput) illerinde bir sorun çıkarsa buralar işgal edilebilecek.

Amacı: Burada bir Ermeni devleti kurmak. 

* Mondros Ateşkes Antlaşması olmasına rağmen şartları çok ağırdır.

*Osmanlı ile barış antlaşması olarak Sevr Antlaşması imzalanacak (10 Ağustos 1920) ancak TBMM antlaşmayı kabul etmediği için yürürlüğe girmedi.

* Mondros’tan sonra  Anadolu’nun işgali üzerine Türk Halkı M. Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşını başlatmıştır. 

Wilson Prensipleri (İlkeleri): 

ABD’nin I. Dünya Savaşına girerken yayınladığı ilkelerdir. 14 maddeden oluşur. Wilson İlkelerine göre yenen devletler yenilen devletlerden toprak almayacak, dünya barışını sağlamak için cemiyet kurulacak gibi maddeleri vardı. 12. maddesi Osmanlı ile ilgili olup kısaca şöyledir: Osmanlının toprak bütünlüğü korunacak ve Osmanlıda bir bölgede hangi ulus çoğunlukta ise onun devleti kurulabilecek, Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türklerde kalacaktı.

** Yunanistan bu maddeye dayanarak İzmir çevresinde Rum çok diyerek buraları isteyecektir.

Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919):

Barış antlaşmalarının koşulları görüşülmek üzere toplandı. Ancak daha çok Osmanlının nasıl paylaşılacağı sorun oldu. Ege çevresi İtalya’ya verilmişken Yunanistan İzmir çevresini istedi. İngiltere ve Fransa burayı güçsüz Yunanistan’a bırakma kararı verdi. Buda İtalya’yı küstürdü. Bu nedenle Anadolu işgalinde İtalya sessiz kaldı. İtalyanların olduğu yerlerde savaşlar daha az oldu.

Osmanlının Paylaşımı:

İtalya’ya: Güneybatı Akdeniz (Antalya, Isparta dolayları)

Fransa’ya: Urfa,Maraş,Antep,Suriye ve Lübnan, Boğazlar

İngiltere’ye : Irak, Filistin ve Boğazlar bırakılmıştır. 

Yunanlılar : İzmir, Aydın çevresi (Batı Ege)    

İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919): 

CEMİYETLER:

A) Zararlı Cemiyetler:

a) Azınlıkların Kurdukları Cemiyetler:

1- Mavri Mira: Rumlar tarafından kuruldu. İstanbul Patrikhanesi yönetir. İzmir ve Doğu Trakya’yı Yunanistana katmak istemektedir. 

2- Etnik-Eterya Cemiyeti: Rumlar tarafından Yunanistan sınırlarını genişletmek için kuruldu. 

3- Pontus Rum Cemiyeti: Doğu Karadeniz’de eski Rum Pontus Devletini tekrar canlandırmak için Rumlar tarafından kuruldu. 

4- Ermeni Taşnak –Hınçak Cemiyeti: Ermeniler tarafından Doğu Anadolu’da bir Ermeni Devleti kurmak amacıyla faaliyet göstermiştir. 

5- Makabbi ve Alyans (Musevi) cemiyetleri de Yahudiler tarafından kurulan cemiyetlerdir.

*Azınlık cemiyetlerinin ortak amacı Osmanlıyı parçalayarak kendi devletlerini kurmak istemeleridir.

b)Milli Varlığa Düşman Cemiyetler: Osmanlını kendi içinde doğmuş fakat Kurtuluş Savaşına  karşı oldukları için düşman cemiyet olarak adlandırılmıştır.

1- Kürt Teali Cemiyeti: Doğu illerinde bir Kürt Devleti kurmak için faaliyette bulundu.(İstanbul’da kuruldu.) 

2- Teali İslam Cemiyeti: Saltanat ve Hilafeti desteklemiş ve İstanbul’da kurulmuştur. 

3- İngiliz Muhipleri Cemiyeti: İngiliz himayesinde yaşamayı isteyenler kurmuştur. 

4- Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası: Saltanat ve Hilafeti desteklemiştir. 

5- Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerika egemenliğini(Mandasını) istemiştir. 

6- Hürriyet ve İtilaf Fırkası: Kurtuluş Savaşını engellemek için çalışmalar yapmıştır. Önceden İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı kurulmuştu.

* Milli Varlığa düşman cemiyetler hilafete bağlı kalmakla ve de yabancı devletlerin korumasına girerek kurtuluşu amaçlıyordu.

B) Yararlı Cemiyetler ( Milli Cemiyetler) :

1- Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini önlemek için kuruldu. 

2- Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti: Trakya’nın Yunan işgaline uğramasını engellemek için Edirne’de kuruldu. 

3- Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti: Doğu Karadeniz ve çevresinin Rumlara verilmesini ve Rum Pontus Devletinin kurulmasına engel olmak için kuruldu. 

4- Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinin Ermenilere verilmesini önlemek için kurulmuştur. 

5- İzmir Müdafaa-i Hukuk –i Osmaniye Cemiyeti: İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek için kurulmuştur. 

6- Redd-i İlhak Cemiyeti: Buda İzmir ve çevresini korumak için kuruldu.

7- Milli Kongre Cemiyeti: İstanbul’da kurulan bu cemiyet Türklere karşı yapılan haksızlıkları basın ve yayın yolu ile dünyaya duyurmaya çalışmışlardır. 

8- Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti: Anadolu’nun işgalini protesto etmek için Sivas’ta kuruldu.

İşgaller Karşısında Padişahın Tutumu:

Mondros’tan sonra  Anadolu işgal edilmeye başlamıştı. Bu durum karşısında padişah işgallere ses çıkarmama tutumuna girdi.

Böylece işgalci kuvvetlerinin tepkisini fazla çekmeyerek Osmanlının devamını sağlamaya çalışıyordu. Kısaca Osmanlının kaderini işgalci kuvvetlerinin insafına bırakmıştı. 

İşgaller Karşısında M. Kemal’in Tutumu: 

İşgallerden sonra M. Kemal İstanbul’a gelmiştir. Yurdumuz işgale başlayınca İstanbul’da çözüm yolları aramış. Padişah ve komutanları silahlı mücadele için uyarmaya çalıştı. Anca aradığı desteği bulamayınca kurtuluşu Anadolu’da gördü. Bunun için Anadolu’ya geçmesi gerekliydi. 

Aradığı fırsatı sonunda buldu. Padişah Samsun çevresindeki ayaklanmaları incelemesi için ordu müfettişi olarak Samsun’a gönderme kararı aldı. Böylece M. Kemal İstanbul’dan da uzaklaştırılmış olacaktı.

*Kuva-yi Milli’ye: Vatanı kurtarmak için halk tarafından kurulan küçük birliklere verilen addır.

- Kuva-yı Milliye’nin özelikleri: Düzenli bir ordu niteliğine sahip değildi. Eli silâh tutan herkesin katıldığı küçük silâhlı gruplardı..

Mustafa kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919):

Mayıs 1919 da Samsun'a ulaştı. Millî kurtuluş mücadelesinin, milletin gücü ile başarılabileceği inancıyla ve "Ya İstiklâl, ya ölüm" parolasıyla çalışmalarına başladı.

- ** Havza Genelgesini yayımlayarak, henüz dağıtılmamış ordu birliklerinden, ordunun dağıtılmamasını ve silâhların teslim edil-memesini duyurdu.  Mitingler yapılarak işgallerin kınanmasını istedi.

- Millî şuuru uyandırarak, millî bir teşkilât kurmayı, İşgaller karşısında alevlenen millî heyecanı vatanın her tarafına yaymayı düşünüyordu.

Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919Amasya Genelgesi’nin Önemi :

* İlk defa kurtuluş savaşının mücadele safhası başlamıştır. 

* İlk defa kurtuluş savaşının gerekçesi , yöntemi ve amacı belirtilmiştir. 

* İlk defa milli bir kurulun oluşturulmasından bahsedilmiştir. 

* İlk defa İstanbul hükümetinin görevini yerine getiremediğinden bahsedilmiştir. 

* Sivas Kongrelerinin toplanmasına karar verilmiştir. 

NOT :M.Kemal Amasya Genelgesi’nden sonra 8 Temmuz 1919’da padişaha yolladığı bir telgrafla resmi göreviyle birlikte askerlik görevinden de istifa ettiğini açıklamıştır.

Erzurum Kongresi ( 23 Temmuz- 7 Ağustos 1919Erzurum Kongresinin Önemi:  

** Erzurum kongresi bölgesel olarak toplanmış fakat aldığı kararlar ulusal bir kongredir. 

* Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin girişimleriyle bölgedeki Ermeni tehlikesine karşı toplanmıştır. 

*İlk defa  milli sınırlardan bahsedilmiş. Vatanın asla parçalamaz olduğu belirtildi.(Misak-ı Milli’de aynen yer aldı.) 

* İlk defa yeni hükümet kurulmasından bahsedilmiş ve ilk defa 9 kişilik Temsil Heyeti seçilmiştir. 

* İlk defa manda ve himaye reddedilmiştir. 

* Milli Meclisin derhal toplanması ve hükümetin meclisin denetimine girmesi kararlaştırıldı.(Mebusan Meclisi) 

Sivas Kongresi (4 – 11 Eylül 1919Önemi:

* Ülke genelindeki milli cemiyetler “ Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adıyla birleştirildi. 

** Manda ve himaye fikri kesin olarak reddedildi. 

* İrade-i Milliye adıyla bir gazete çıkarıldı. ( Kamuoyu oluşturmak ve ulusal gücün sesini duyurmak için çıkarıldı.)

* Temsil heyeti 15 kişiye çıkarılmıştır. 

* Her yönüyle ulusal bir kongredir. 

* Ali Fuat Cebesoy Batı Anadolu Kuva-i Milliye Komutanlığına atanmıştır. ( Temsil heyeti yürütme gücünü kullanmıştır.)

Amasya Görüşmeleri ( 20 – 22 Ekim 1919):

Damat Ferit Paşa'nın yerine getirilen Ali Rıza Paşa, Temsil Heyeti ile görüşmek üzere Bahriye Nazırı Salih Paşa'yı görevlendirdi.

Mustafa Kemal ve Rauf Bey'in de bulunduğu bu görüşmelerde alınan bazı kararlar:

1. Vatanın  bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı korunacaktır.

2. Müslüman  olmayan  topluluklara  siyasî egemenlik ve sosyal dengemizi bozacak nitelikte haklar verilmeyecektir.

3. İstanbul  Hükümeti Anadolu  ve  Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyetini tanıyacaktır.

4. Sivas Kongresi kararları İstanbul Hükümetince kabul edildi.

5. Osmanlı  Mebuslar  Meclisi  Anadolu'da, İstanbul Hükümetinin uygun göreceği güvenilir bir yerde toplanacaktır.

Önemi: İstanbul Hükümeti, Amasya görüşmesine temsilci göndermekle, Temsil Heyetinin hukukî varlığını resmen kabul etmiş oluyordu.

NOT: İstanbul Hükümeti yukarıda alınan kararlardan sadece Mebuslar Meclisi'nin toplanmasını kabul etti.

Temsil Heyetinin Ankara’ya Taşınması ( 27 Aralık 1919): Mustafa Kemal, gelişmeleri yakından izleyebilmek için Temsil Heyeti ile birlikte Ankara'ya geldi. Çünkü:

1- Ankara, ulaşım  ve  haberleşmenin iyi olması

2- İstanbul’a ve Batı Cephesine yakın idi. 

3- Yurdun ortasında ve güvenlikli bir konuma sahipti. Henüz işgale uğramamıştı

Son Osmanlı Mebuslar Meclisi Ve Misak-ı Millî (28 Ocak 1920):

Padişah   Vahdettin,   Mondros   Ateşkes Antlaşmasının   uygulamaya   konulduğu, günlerde Mebuslar Meclisi'ni kapatmıştı. Amasya Görüşmelerinde ise yeniden açılması kararlaştırılmıştı. M. Kemal İstanbul’da toplanmasını sakıncalı gördü fakat İstanbul’da toplanması kararlaştırıldı.

- İşgal devletlerine göre, yeniden toplanacak meclis savaş kararı vermeye cesaret edemezdi. Olsa, olsa barış isterdi. O da işgal devletlerinin işine yarardı. Bu düşünceyle seçimlere karışmadılar. Seçimler 1919 yılı Kasım ayında tamamlandı.

Mustafa Kemal seçilen bir kısım Mebuslarla Ankara'da görüştü. Misak-ı Milli'nin esasları kararlaştırıldı. Mebuslar Meclisi 12 Ocak 1920 de İstanbul'da toplandı. Temsil Heyeti tarafları Mebuslar, Felah-ı Vatan grubunu oluşturdular. Bu grubun, vatanın bütünlüğünü koruma amacına yönelik istekleri, Mebuslar Meclisi tarafından kabul edilerek Misak-ı Milli ( Milli Ant) ilân edildi (28 Ocak 1920)

Misak-ı Milli’nin Maddeleri:

1. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı sırada Türk askerlerinin koruduğu Türk vatanının tümü, ayrılık kabul etmez bir bütündür.

2. Kendi istekleri ile ana vatana katılmış olan Kars, Ardahan ve Artvin'de gerekirse gene halkın oyuna başvurulabilir.

3. Batı Trakya'nın durumunun tespitinde halkın oyuna başvurulmalıdır.

4. İstanbul’un güvenliği sağlandıktan sonra Boğazların dünya ticaretine ve ulaşımına açılması da, bizimle birlikte ilgili devletlerin verecekleri karar geçerli olmalıdır.

5. Azınlıkların  hakları,  komşu  ülkelerdeki Müslüman halkın da aynı haktan yararlanmaları şartı ile kabul edilecektir.

6. Millî ve ekonomik gelişmemizi engelleyen siyasî, malî ve adlî sınırlamalar (kapitülâsyon) kaldırılmalıdır.

Önemi: -** Sınırlar, bağımsızlık, kapitülasyon ve azınlık hakları konularında kararlar almıştır.

- Erzurum ve Sivas Kongreleri kararları kabul edilmiştir.

- Türk vatanının bugünkü sınırları tespit edilmiştir.

- Böylece Kurtuluş Savaşı'nın dayandırılacağı ilkeler açıkça ortaya konmuştur.

*** Misak-ı Milli’nin kabulü İstanbul’un işgaline sebep oldu.

- Bunun üzerine M. Kemal TBMM’yi kurma çalışmalarına başladı.

İstanbul’un İşgali ( 16 Mart 1920): Misak-ı Milli kararlarını beklentilerine aykırı bulan itilâf Devletleri: İstanbul’u resmen işgal ettiler. Mebuslar   Meclisi'ni   basarak,   Temsil Heyeti'nin görüşleri doğrultusunda çalışan Mebusları tutukladılar. Bazıları Anadolu'ya kaçtılar.  Anadolu'da sürdürülen millî mücadeleden vazgeçilmezse, İstanbul’u tamamen alacaklarını ilân ettiler.

- Vahdettin, Mebuslar Meclisini kapattı. (11 Nisan 1920).  Böylece II. Meşrutiyet’te resmen sona erdi.  Ali Rıza Paşa, Hükümet Başkanlığından istifa etti. Salih Paşa Hükümeti kuruldu. O da istifa etti ve yerine tekrar Damat Ferit Paşa geçti.

İstanbul’un İşgaline Karşı M. Kemal’in Aldığı Önlemler: 1-  Durumu vatanın her tarafına duyurdu ve protesto etti.

2. İstanbul ile telgraf ve telefon haberleşmesinin kesilmesini istedi.

3. İstanbul'daki    tutuklamalara    karşı, Anadolu'daki İtilâf Devletleri subaylarının tutuklanmasını istedi.

4.Anadolu'dan İstanbul'a her türlü malî kaynak gönderimini durdurdu.

5. İşgal güçlerinin İstanbul ve Adana'dan Anadolu'ya yapacakları sevkıyata engel olmak için Geyve ve Ulukışla demiryollarını tahrip ettirdi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN AÇILMASI (23 Nisan 1920):

Ankara'da TBMM açıldı. .Böylece millet egemenliğine dayanan yeni Türk Devletinin temelleri atılmış oldu.

- ** Yönetimde millet söz sahibi olduğu için devletin adı da "Cumhuriyet" olmalıydı. Fakat kurtuluş savaşımız devam ediyordu. Cumhuriyetin önemini kavrayamayanlar, toplumda huzursuzluğa sebep olabilirdi. Bu sebeple Cumhuriyet adının verilmesi daha sonraya bırakıldı.

-TBMM'nin açılışından bir gün sonra meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal, durumu Avrupa Devletlerine bildirdi, İstanbul Hükümeti ile yaptıkları ve yapacakları antlaşmaların TBMM tarafından tanınmayacağını duyurdu.

- 3 Mayıs 1920 de TBMM Hükümeti kuruldu.  - 20 Ocak 1921 de ilk Anayasa “(Teşkilat- Esasiye)” hazırlandı.

- Anayasanın ilk maddesi: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Diyerek egemenliği halka vermiştir.

- İlk mecliste Tesanüt Grubu, Halk Zümresi ve Islahat Grubu, İstiklâl Grubu, Müdafaa-i Hukuk Grubu (M. Kemal kurdu) olarak dört grup vardı.

İlk TBMM’nin Özellikleri: 

- Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama ,yürütme ,yargı güçlerinin mecliste toplanması)Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altındaydı.) 

- Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir. 

- Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır. 

- Partileşme yoktur, gruplaşma vardır.

*** Padişahlık hemen ret edilmedi. Çünkü padişah yanlılarının tepkisini çekerek iç sorun yaşamak ve bölünmeler olsun istenmiyordu. 

* Kurucu meclis niteliğindedir.

* Meclis Hükümeti sistemini benimsedi. (Bakanların meclis tarafında seçildiği sistemdir.) Cumhuriyetin ilanı ile şimdiki sistem olan “Kabine Sistemine” geçilecektir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NE AYAKLANMALAR

1- İstanbul Hükümetinin Çıkarttığı Ayaklanmalar

a) Ahmet Anzavur Ayaklanması

b)  Kuva-yi inzibatiye (Halife Ordusu):  Kuva-yi Milliye’yi dağımak için Damat Ferit Paşa kurdu . Bu ordu, Kuva-yi Milliye 

birliklerine saldırdı ise de püskürtüldü.

2- İstanbul Hükümeti İle İşgalci Güçlerin Birlikte Çıkarttığı Ayaklanmalar

a) Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ayaklanması

b) Konya ayaklanması (Delibaş)

c) Afyon ayaklanması ( Çopur Musa)

d) Millî aşireti ayaklanması (Urfa)

e) Yozgat ayaklanması

3-   Azınlıkların Çıkarttığı Ayaklanmalar

a) Pontus Rum Ayaklanması      b) Ermeni intikamcıları

4-   Kuva-yi Milliye Yanlısı Olup, Sonradan Ayaklananlar

a)   Çerkez Ethem ayaklanması  Yunanlılara sığındı. I. İnönü Savaşında isyan bastırıldı.)    b)   Demirci Mehmet Efe ayaklanması

*Kuva-yi Milliyeciler düzenli orduya girmemek için ayaklandı

TBMM'nin Bu Ayaklanmaları Önlemek İçin Aldığı Önlemler:

-Hiyanet-i  Vataniye kanunu çıkarıldı  ve İstiklâl Mahkemeleri kuruldu.

- İstanbul Hükümeti ile haberleşmeler kesildi.

- TBMM'ye karşı çıkanlar cezalandırıldı ve TBMM'nin otoritesi sağlandı.

- Şeyhülislamın fetvasına karşı Ankara Müftüsü tarafından fetva yayınlandı.

** Kuva-yı Milliye Birliklerinin bu isyanların bastırılmasında büyük faydaları oldu.

SEVR ANTLAŞMASI (10 AĞUSTOS 1920) : 

Maddeleri: 1. İstanbul, Osmanlı Devletinin başkenti olarak kalacak, fakat Osmanlı Devleti azınlıkların haklarını   gözetmezse   İstanbul, Türklerin elinden alınacaktı.

2. Boğazlar,  her zaman bütün devletlerin gemilerine   açık   bulundurulacak   ve "Boğazlar Komisyonu" nün idaresinde bulunacak.

3. Doğu Anadolu'da Kürdistan ve Ermenistan devletleri kurulacak.

4. İzmir dahil, Ege bölgesinin büyük bir bölümü ile Midye - Büyük çekmece çizgisinin batısında kalan bütün Trakya, Yunanlılar'a verilecek.

5. Antalya ve Konya yöresi, İtalyanlara verilecek.

6.Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölgeler ile Suriye Fransızlar'a verilecek.

7. Arabistan ve Irak, İngilizlere verilecek.

8.Askerlikte, mecburi hizmet olmayacak. Elli

bin kişilik bir ordu bulundurulacak. Bu ordunun, Tank ağır makineli tüfek, top ve uçağı olmayacak.

9. Azınlıklara   geniş   haklar   verilecek. Müslüman milletlerden de azınlık ihdas edilecek.

10. Kapütilâsyonlardan da bütün devletler yararlanacak.

Önemi:

- Türk Milletine yaşama hakkı tanımayan ve Türk vatanının parçalanmasını öngören bir antlaşmadır.

- Müslüman azınlıklar iddiası ile Türk milletinin de parçalanması plânlanmıştır.

-  TBMM bu antlaşmayı tanımadı. Çünkü, Antlaşmayı  kendisi  değil,  İstanbul Hükümeti imzalamıştı.  Mustafa Kemal TBMM Başkanı olur olmaz bu konuda gerekli duyuruyu yapmıştı. Ayrıca, Türk milletini yok sayan, Türk vatanının parçalanmasını öngören bu antlaşma kabul edilemezdi.

-  İmzalayan ve onaylayanlar vatan haini kabul edildi.

- Sevr Antlaşmasını TBMM kabul etmediği için  yürürlüğe girememiştir.

ÜNİTE III YA İSTİKLAL YA ÖLÜM

Kurtuluş Savaşımız sırasında, Doğu Cephesinde Ermeniler, Güney Cephesinde Fransızlar ve Batı Cephesinde Yunanlılar ile savaşıldı

DOĞU CEPHESİ (Gümrü Antlaşması):

Ermeniler, 1920 Haziranında Türkiye'ye karşı saldırıya geçtiler. Fakat Doğu Cephesi Komutan'ı Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk kuvvetlerine yenildiler ve Gümrü Antlaşmasını yapmak zorunda kaldılar (3 Aralık 1920).

Bunun sonunda:

1.  Ermeniler işgal ettikleri yerleri boşalttılar. Kars ve çevresi Türkiye'ye bırakıldı. Ermeni sorunu çözülmüş oldu.

2.  Doğudaki Türk kuvvetleri, Batı ve Güney Cephelerine kaydırılarak buralar güçlendirildi.

Önemi:

*** Gümrü Antlaşması, TBMM’nin uluslar arası alanda kazandığı ilk siyasi ve askeri başarıdır. Bundan sonra Doğu Anadolu'da bir Ermeni Devleti kurma ümidi ortadan kalkmıştır. Ermeniler Sevr Antlaşmasından doğan haklarından vazgeçtiler.

- İlk kez Gümrü antlaşmasıyla belirlenen doğu sınırımız , Moskova ve Kars antlaşmalarıyla son şeklini almıştır.

GÜNEY CEPHESİ (Ankara Antlaşması):

Bu Cephede Fransızlar, Ermenilerle işbirliği ederek yöre halkına büyük işkenceler yaptılar. Bunun üzerine halk direnişe geçti. Sivas Kongresinde güneydeki Kuva-yi Milliye direnişinin örgütlenmesine karar verildi. Temsil Kurulu tarafından buraya subaylar gönderildi. Batı Cephesinden farklı olarak, Güney Cephesinde halkın tamamı bu subaylarla kaynaşarak topyekûn bir savaş başlatıldı. Kuva-yi Milliye ve halk savaşı kazandı.

- Düşmana karşı gösterdiği dirençten ve başarıdan dolayı Maraş’a “Kahraman”, Urfa’ya “Şanlı”, Antep’e de “Gazi” unvanları verildi. 

- Fransızlar Sakarya Savaşının kazanılması üzerine Ankara Antlaşmasını imzalayarak (20 Ekim 1921) yurdumuzu terk etmek zorunda kaldılar. 

- Bu antlaşma ile: 1- Hatay dışında kalan bugünkü Suriye sınırımız çizildi. Hatay'da özel bir yönetim kuruldu.    

2-Afganistan ve Sovyetler Birliğinden sonra Fransa da, yeni Türk Devletini tanımış oldu.

NOT: İtilâf devletleri içinde yeni Türk devletini ilk tanıyan devlet Fransa'dır.

DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI.Kuva-yı milliye birlikleri askerlik tekniğinden uzak ve meydan savaşı yapacak güçte değildi. Düşmana ani baskınlar yapıp kayıplar verdiriyor, ilerlemesine engel oluyorlardı. Bu birliklerin büyük bir bölümü askeri eğitimden geçmemişti. Ayrıca ağır silahları da yoktu.Asker sayısı bakımından çok üstün olan ve modern silahlara sahip olan düşman kuvvetlerine karşı savaşı kazan-makta imkansızdı. Bu nedenle düşmanla başa çıkacak durumda değillerdi. Kuva-yı milliye birliklerinin bir bölümü ihtiyaçlarını halktan zorla karşılıyordu. Suçluları usulsüz yargılayıp ağır bir şekilde cezalandırıyorlardı. Ayrıca belli bir otoriteye bağlı kalmak istemiyorlardı.

- İşte bütün bu nedenlerden dolayı düzenli ordunun kurulmasına ihtiyaç duyuldu.

BATI CEPHESİ : Bu cephede İngiliz ve Fransızların desteklediği Yunan ordusu ile savaşılmıştır. Ve Kurtuluş Savaşımızın en ağır ve kaderimizi belirleyen savaşları bu cephede yapıldı.

I. İnönü Savaşı (6-10 Ocak 1921) : 

Nedeni:1. İtilâf Devletleri desteğinde, Sevr antlaşmasını Türklere kabul ettirmek.

2.TBMM ordularını yok edip Ankara'ya kadar olan Türk topraklarını ele geçirmek ve TBMM'ni kapatmak.

3. Demiryollarının   kavşak   noktası   olan Eskişehir'i ele geçirmek.

- Yapılan savaş sonunda Yunan ordusu yenilgiye uğratıldı.

Sonuçları:

1- Düzenli ordunun ilk askeri  zaferdir. 

2- TBMM Hükümetinin moral ve otoritesinin artmasını sağladı. Türk Milletinin azmini ve kurtuluş umudunu güçlendirdi.

3- İtilâf Devletleri arasında bazı anlaşmazlıklara yol açtı ve Londra Konferansının toplanmasına sebep oldu.

4- Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.(16 Mart 1921)

5- Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı.

6- İsmet Paşa Albaylıktan generalliğe terfi etti. 

7- Çerkez Ethem isyanı bu zaferden sonra bastırıldı. 

8- 20 Ocak 1921’de ilk anayasa ( Teşkilat-ı Esasiye) ilan edildi. 

9- 12 Mart 1921’de İstiklal Marşımız kabul edildi. ( Milli bilinci ve bağımsızlık coşkusunu pekiştirmek için hazırlandı.)

** İstiklal Marşının yazarı Mehmet Akif Ersoy, bestecisi Zeki Üngör’dür. 

Londra Konferansı (21 Şubat - 12 Mart 1921): İtilaf Devletleri, TBMM'nin başarılarından endişelendiler ve Sevr Antlaşmasını biraz değiştirerek TBMM'ne kabul ettirmeyi düşündüler. Bu amaçla, İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan Londra Konferansını topladılar.

Konferans anlaşma sağlanamadan dağıldı.    

- TBMM zaten, bu konferansa: 1- Misak-ı Milli'yi duyurmak.. 2- İtilâf Devletlerinin "Türkler barış görüşmelerine yanaşmıyorlar, savaşı uzatıyorlar." gibi bir propagandaya girişmelerine imkân vermemek 3- TBMM’nin ulusun temsilcisi olduğunu duyurmak için konferansa katılmıştı.

II. İnönü Savaşı (26 Mart-1 Nisan 1921):Londra Konferansında yeni Türk Devletine isteklerini kabul ettiremeyen itilâf Devletleri Yunanistan'ı yeniden saldırıya geçirttiler. Amaç yine I. İnönü Savaşındakinin aynısı idi. Sonuç da aynı oldu. Yunanlılar yenildi. Bu başarı TBMM Hükümetinin otoritesini artırdı. Halkın orduya olan güvenini pekiştirdi. İtalya bu zaferden sonra Antalya ve Muğla’dan çekilmeye başladılar. 

-Mustafa Kemal, ismet Paşa'ya "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz." sözünü bu zafer üzerine söylemiştir.

Kütahya - Eskişehir Savaşları (10-24 Temmuz 1921):

-Üst üste yenilgiye uğrayan Yunanlılar büyük bir hazırlık yaparak şiddetli bir saldırıya geçtiler. Afyon, Kütahya, Eskişehir Yunanlıların eline geçti.

Türk ordusu daha elverişli şartlarda savaşmak üzere Mustafa Kemal'in emriyle Sakarya’nın doğusuna çekildi. Ordumuzun fazla kayıp vermesi önlendi. Araç - gereç sağlandı. Yunan kuvvetleri, Anadolu içine çekilerek mevzilerinden uzaklaştırılmış oldu.

-  Ancak, önceki başarıların yarattığı iyimserlik   kayboldu.   Hükümet   merkezinin Kayseri'ye taşınması bile gündeme geldi. Fakat TBMM kabul etmedi.

- Bu savaşla Türk ordusunun daha saldırı (taarruz ) gücü olmadığı anlaşıldı.

Savaşa Rağmen Eğitim Kongresi ( Maarif Kongresi): Maarif nazırı (milli eğitim Bakanı)Hamdullah Suphi Bey Eğitim sorunlarını ve ilerideki eğitim politikalarını konuşmak üzere konferans ayarlamıştı. Kütahya Eskişehir savaşlarını görünce M. Kemal’e konferansı isterse erteleyelim dedi. M. Kemal eğitimin önemli olduğunu cehaletin eğitimle yenileceğini söyleyerek kongrenin toplanmasını istedi. Kendiside bizzat katılarak konuşma yaptı.15-21 Temmuz 1921 tarihleri arasında yapıldı.

M. Kemal'in Başkomutan Olması (5 Ağustos 1921):

- Kütahya- Eskişehir Savaşları sonunda ordu geri çekilince Meclis içinde bir grup M. Kemal’in ordunun başına geçmesini istedi. M. Kemal orunun başına geçeceğini ancak Meclisin tüm yetkilerinin kendine bir süre için verilmesini istedi. Uzun tartışmalar sonunda M. Kemal meclisin tüm yetkilerini üç aylığına alarak  alarak baş komutan oldu. Ve Tekalif-i Milliye emirlerini hazırladı.

Tekalif-i Milliye Emirleri (8 Ağustos 1921): 

Tekalif-i Milliye ulusal yükümlülük anlamına gelir. Sakarya Savaşı öncesi hazırlanıp yayınlanmıştır. Buna göre: 

1- Her ilçede Tekalif-i Milliye komisyonları kurulacak.

2- 40 yaşına kadar olan herkes askere alınacak     

3- halkın ve esnafın elinde olan giyim eşyası, hayvan ve yiyeceğin %40’ı parası sonra ödenmek şartı ile alınacak             

4- Her aile bir askeri giydirecek iç çamaşırı, çorap ve ayakkabı hazırlayıp verecek.

5- Akaryakıt, haberleşme araçları, kamyon lastiklerinin %40’ı devlete verilecek.

6- Halkın elindeki silah ve cephane orduya teslim edilecek

7- Ülkede tüm zanaatkarlar (demirci, dökümcü, marangoz vb.) ordunun emrine alınacak.

Sakarya Savaşı(23 Ağustos-12 Eylül 1921):

-  Yunanlılar Türk ordusunu hazırlıksız yakalamak için 23 Ağustos 1921 de şiddetli bir saldırıya geçti.

-  Mustafa Kemal askerlerine "Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla ıslanmadıkça bırakılamaz." emrini verdi. Savaş 22 gün ve gece sürdü. Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı ismet Paşa yönetimindeki Türk ordusu büyük bir zafer kazandı.

Sonuçları: 

- Türk Milletinin bağımsızlık azmi daha da güçlendi.

- Türklerin, 1683 II. Viyana kuşatmasından beri devam eden geri çekilişi durdu.

- Mustafa   Kemal'e   "Gazilik"   unvanı   ve "Mareşallik" rütbesi verildi.

- Yunanistan taarruzdan savunmaya geçti.

- İtilâf Devletleri, Yunanistan'dan uzaklaşmaya başladı.

- Kafkas Cumhuriyetleri ile Kars Antlaşması imzalandı.(13 Ekim 1921) 

- Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı.(20 Ekim 1921) 

- İtalya yurdumuzu terk etti.

Kars Antlaşması (13 Ekim 1921):

TBMM Hükümeti ile, Sovyetler Birliği arasında daha önce imzalanan Moskova Antlaşmasının, Sovyetler Birliğine bağlı Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan tarafından da imzalanmış olmasından ibarettir. Doğu sınırımız kesin şeklini almıştır.

Büyük Taarruz Ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi (26-30 Ağustos 1922):

-  Mustafa Kemal'in "Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" emriyle Yunanlılar takip edildi. Yunan Başkumandanı Trikopis esir alındı. Türk kuvvetleri 9 Eylül 1922 de İzmir'e girdi.

Bu zafer, Anadolu'nun sonsuza kadar Türk vatanı kalacağını dünyaya ispat etti.

Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922): Batı Anadolu'nun, Yunanlılardan temizlenmesinden sonra Türk kuvvetleri Boğazlar ve İstanbul'a yürüdü, İngiltere, Boğazlar ve İstanbul'u savunmak istediyse de, Fransa ve İtalya'dan gerekli desteği göremedi. Sovyetler Birliği de Türkleri destekleyeceğini açıklayınca, ateşkes görüşmelerini kabul etmek zorunda kaldı.

Mudanya Ateşkes Antlaşması

Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında  imzalandı.

Buna göre:

1. Doğu Trakya (Edirne dahil), Meriç Irmağının sol sahiline kadar Yunan ordusu tarafından boşaltılacak ve TBMM Hükümetine teslim edilecek. Türkler barış imzalanana kadar Doğu Trakya'da sekiz bin jandarma bulunduracak.

2. Boğazlar ve İstanbul TBMM Hükümeti yönetimine bırakılacak.

3. İtilâf Devletlerinin kuvvetleri, barış imzalanıncaya kadar İstanbul'da kalacak.

Önemi:

- *** Boğazlar, İstanbul ve Doğu Trakya, savaş yapılmadan kurtarılmıştır..

- Mondros Ateşkes Antlaşması hükümsüz hale gelmiştir.

- İstanbul TBMM’ye bırakılması ile Osmanlı saltanatı hukuken sona erdi .( Resmen Saltanatın kalkması ile sona erecek.)

- Kurtuluş Savaşımızın Savaş dönemini bitiren antlaşmadır.

Ayrıca Baknız

Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları

8.  Sınıf, Tc İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük,  Konu Anlatımı, Ders Notları, Özetler, Ders Videoları, Teog Konuları, Teog Hazırlık, Teog Konu Anlatımları

8. Sınıf, Tc İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Örnek Yazılı Soruları, Testler, Soru Bankaları, Çıkmış Sorular, Deneme Sınavları, teog, teog Yazılısı, cevapları, teog soruları, meb yazılısı

8.  Sınıf, Tc İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük,  Örnek Yazılı Soruları,  Testler, Soru Bankaları, Çıkmış Sorular, Deneme Sınavları, teog, teog Yazılısı, cevapları, teog soruları, meb yazılısı

T c Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Çalışma Kitabı

8.  Sınıf,  Tc İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük,  Çalışma Kitabı, Cevapları, sayfa, sayfa cevaplar, tamamı, meb yayınları, meb, tüm yayınlar, inkılap çk, çk