İnkılap Teog Özeti

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları

İnkılap Teog Özeti

1.ünite : BİR KAHRAMAN DOĞUYOR
Selanik rumelide yer alan bir Osmanlı kentiydi . Limanıyla ege denizine açılan şehir, Osmanlının Avrupa ile ticaret konumunda sahipti . Selanik ,manastır , Üsküp, Belgrat ve dmir yolu ile bağlşantılı.
Modern öğretim yapan bu okul Mustafanın fikir gelişimini olumlu etkiledi. Mustafa bu okulda okurken babası öldü.Ali rızaefendi nin ölümü üzerine, Zübeyde Hanım çoc ukları il birlikte Selanik yakınlarında yaşayan kardeşi Hüseyın Efendinin çalıştığı çiftliğe yerleşti. Çiftlik hayatı nedniyle Mustafanın öğrenim hayatı biraz aksadı . Babasının ; Adam olmak için okumak öğrenmek şarttır; başka çare yok öğüdünü dinleyen Mustafa annesini de onayıyla Selanik e döndü. Burada teyzesininin yanıda öğrenime devam etti. Selanik sokaklarında gördüğü ünüformalı asker subaylar Mustafanın çok ilgisini çekiyordu .Hele komşusu Kadri bey in oğlu askeri okula giden oğlunu gördükçe imreniyordu. Mustafa bu bitirdikten sonra 1896 yılında Manastır Askeri İdadisine başladı. Mustafa Kemal derslerde gösterdiği başarı ile hem gibi tedbirleri alarak başladı. Ruslar karşısında dağınık bir hal alan kuvvetler bir araya geldi. Türk kuvvetleri, Rusların bölgede ilelemeye ve bölgeye yerleşmelerine fırsat vermedi. Rusların elinden önce Muş, daha sonra 8 ağustos 1916 tarihinde Bitlis alındı.Böylece Rusların bölgedeki varlığa son verilerek güneye inme hedefleri engellendi. Osmanlı devleti İngilizlerin işgali altında bulunan 1915 Suveyş Kanalı na taaruz etmesine rağmen başarılı olamadı. Bundan sonra İngilizler , bölgedeki bazı Arapların da desteğiyle , Sina yarım adası ele geçirerek Suriye sınırına ulaştılar. Mustafa Kemal paşa 5 temmuz 1917 tarihinde merkezi Suriye de bulunan 7. ordu Komutanlığına atandı . Mustafa Kemal 26 Ağustos 1918 tarihinde Halep e 7. ordu komutanı olarak tekrar döndü. Mustafa Kemal 1907 yılında askeri görevle geldiği Selanikte gizli bir cemiyet olarak faaliyetlerini sürdüren İttihat ve Terraki cemiyetine katıldı. İttihat ve Terraki cemiyeti, 2 . Abdülhamit in 1876 Anayasası nı “kanuni esasi” yeniden yürürlüğe kondu. Meclisi mebusan tekrar toplantıya çağırmasının istiyordu . Cemiyetin bu girişimleri ikinci Meşrutiyet in ilanıyla 23 temmuz 1908 sonuçlandı . Bu sırada Mustafa Kemal , bir yandan Selanikte askeri görevini sürdürmekte bir yandan da İtilaf ve Terraki Cemiyeti nde çalışarak İstanbuldaki olayları gelişmeleri daha yakından izlemekteydi. Mustaf Kemal in fikir hayatı bölgenin durumu ve okul çevresinin katkısıda yadsınamaz. Burada , vatan ve hürriyet şairi Namık kemal i ve eserlerini Türkçülüğü öne çıkaran , Mehmet emin Yurdakul u tanıdı .Bu dönemde türk kültürü ve tarihi ile ilgili okuduğu eserler sayesinde Mustafa kemal in fikir hayatı şekillendi . Özellikle tarih bilinci bu dönemde oluşmaya başladı. Bu bilincin gelişmindeki en önemli rol tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik beye aitti. Bu yıllarda Mustafa kemal i en çok etkileyen olay 1897 yılında olan Türk-Yunan savaşı oldu. Bu savaşta türk ordusu savaş meydanına zafer kazanmasına rağmen barış masasında istetiğini elde etti. Öğrenim gördüğü dönemde yabancı devletlerin Manastırda ki müdahaleleri Mustafa kemal in kafasında Türklerin geleceği ile ilgili ilk sçok uluslu bir yapıya sahipti .Ülke beraber pek çok farkıl millet bulunuyordu. Selanik şehrinde de Türklerle birlikte Rum, Bulgar, Sırp,Yahudi ve Ermeni gibi Miletler yaşamaktaydı. Türkler ise bu Miletlere göre şehirde çoğunluğu oluşturuyordu. Bu çok uluslu yapı konuşulan dil, inançlar,gelenek ve göreneklere ülkede çok zengin bir kültüre yapının oluşmasını sağlamıştı. 19. yüzyıla kadar huzur ve güven içerisinde yaşayan bu smanlı toprakları üzerinde çıkarları olan emperyalist devletlerin de kışkıtmaları ile isyan edip bağımsızlık çabası içerisine girmişlerdi . Bu nedenle 19. yüzyılda Balkanlar, pek çok siyasi çatışmanın aygunhoca.com olduğu bir bölge tarihine geçmiştir.Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanikin koca kasım mahallesi, ıslahhane caddesi ndeki evde doğmuştur. Cumhuriyetimizin 10. yılında Selanik belediye tarafından cumhur başkanı Mustafa Kemale armağan edilen bu ev halen müze olarak kullanılmakta. Şemsi efendi mektebinde mahalle mektebinden farklı olarak yeni öğretim metotları uygulanmakta ,okumayı ve yazmayı kolaylaştıracak araç ve gereçler kullanılmaktaydı . Modern öğretim yapan bu okul Mustafanın fikir gelişimini olumlu etkiledi. Mustafa bu okulda okurken babası öldü.Ali rızaefendi nin ölümü üzerine, Zübeyde Hanım çocukları il birlikte Selanik yakınlarında yaşayan kardeşi Hüseyın Efendinin çalıştığı çiftliğe yerleşti. Çiftlik hayatı nedniyle Mustafanın öğrenim hayatı biraz aksadı . Babasının ; Adam olmak için okumak öğrenmek şarttır; başka çare yok öğüdünü dinleyen Mustafa annesini de onayıyla Selanik e döndü. Burada teyzesininin yanıda öğrenime devam etti. Selanik sokaklarında gördüğü ünüformalı asker subaylar Mustafanın çok ilgisini çekiyordu .Hele komşusu Kadri bey in oğlu askeri okula giden oğlunu gördükçe imreniyordu. Mustafa bu bitirdikten sonra 1896 yılında Manastır Askeri İdadisine başladı. Mustafa Kemal derslerde gösterdiği başarı ile hem öğretmenlerinin hemde arkadaşlarının takdirini kazandı.Mustafa Kemal,Manastır Askeri İdadisini başarı ile bitirerek 1899 yılında İstanbul da Harp Okuluna girdi.1902 yılında “teğmen” rütbesiyle mezun oldu. Öğrenimine Harp Akademisinde devam ederek 1905 yılında “kurmay yüzbaşı” rütbesiyle mezun oldu. Harp Akademisinde zekası,yetenekleri,üstün kişiliği ile arkadaşları ve öğretmenleri
kabul gördü.25 nisan 1915 sabahı Mustafa Kemalin öngördüğü noktadan Arı burnu bölgesinden saldırdı. Mustafa Kemal Arı burnu , Conkabayırı ve Anafartalar da düşman güçlerine büyük başarı elde ettiler. Mustafa Kemal 26 ağustos 1918 yılında halepe 7. ordu komutanı olarak geri döndü.1914 yılının kasım ayında Ruslar Osmanlı sınırını aşarak ikik yıl içinde Erzurum ,Muş , Bitlis , Erzincan Van ve Trabzonu ele geçirdiler.Mustafa Kemal paşa çanakkaledeki başarılarının ardından görevini Ruslara karşı mücadele verilen Kafkas cephesinde 16. kol ordu komutanı olarak sürdürdü. İşe emrinde ki birliklerin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarının temini haberleşmedeki aksaklıkların giderilmesi ve eksik personelin tamamlanması gibi tedbirleri alarak başladı. Ruslar karşısında dağınık bir hal alan kuvvetler bir araya geldi. Türk kuvvetleri, Rusların bölgede ilelemeye ve bölgeye yerleşmelerine fırsat vermedi. Rusların elinden önce Muş, daha sonra 8 ağustos 1916 tarihinde Bitlis alındı.Böylece Rusların bölgedeki varlığa son verilerek güneye inme hedefleri engellendi. Osmanlı devleti İngilizlerin işgali altında bulunan 1915 Suveyş Kanalı na taaruz etmesine rağmen başarılı olamadı. Bundan sonra İngilizler , bölgedeki bazı Arapların da desteğiyle , Sina yarım adası ele geçirerek Suriye sınırına ulaştılar. Mustafa Kemal paşa 5 temmuz 1917 tarihinde merkezi Suriye de bulunan 7. ordu Komutanlığına atandı . Mustafa Kemal 26 Ağustos 1918 tarihinde Halep e 7. ordu komutanı olarak tekrar döndü. Mustafa Kemal 1907 yılında askeri görevle geldiği Selanikte gizli bir cemiyet olarak faaliyetlerini sürdüren İttihat ve Terraki cemiyetine katıldı. İttihat ve Terraki cemiyeti, 2 . Abdülhamit in 1876 Anayasası nı “kanuni esasi” yeniden yürürlüğe kondu. Meclisi mebusan tekrar toplantıya çağırmasının istiyordu . Cemiyetin bu girişimleri ikinci Meşrutiyet in ilanıyla 23 temmuz 1908 sonuçlandı . Bu sırada Mustafa Kemal , bir yandan Selanikte askeri görevini sürdürmekte bir yandan da İtilaf ve Terraki Cemiyeti nde çalışarak İstanbuldaki olayları gelişmeleri daha yakından izlemekteydi. Mustaf Kemal in fikir hayatı bölgenin durumu ve okul çevresinin katkısıda yadsınamaz. Burada , vatan ve hürriyet şairi Namık kemal i ve eserlerini Türkçülüğü öne çıkaran , Mehmet emin Yurdakul u tanıdı .Bu dönemde türk kültürü ve tarihi ile ilgili okuduğu eserler sayesinde Mustafa kemal in fikir hayatı şekillendi . Özellikle tarih bilinci bu dönemde oluşmaya başladı. Bu bilincin gelişmindeki en önemli rol tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik beye aitti. Bu yıllarda Mustafa kemal i en çok etkileyen olay 1897 yılında olan Türk-Yunan savaşı oldu. Bu savaşta türk ordusu savaş meydanına zafer kazanmasına rağmen barış masasında istetiğini elde etti. Öğrenim gördüğü dönemde yabancı devletlerin Manastırda ki müdahaleleri Mustafa kemal in kafasında Türklerin geleceği ile ilgili ilk soru işareti uyandı. Bir yandan da şişlide ki evinde yakın arkadşları Ali Fuat Cebesoy , Rauf Orbay , ve İsmet İnönü beylerle sık sık toplantı taptı. Mustafa Kemal liderliğinde yapılan bu toplantılar da ülkenin geleceği ile ilgili çeşitli karalar alındı.mustafa kemal paşa İstanbuldaki evinde düzenlediği toplantıların benzerlerini Anadolu ya geçtikten sonra da çeşitli şehirlerde devam ettirdi.

.
25 nisan 1915 sabahı Mustafa Kemalin öngördüğü noktadan Arı burnu bölgesinden saldırdı. Mustafa Kemal Arı burnu , Conkabayırı ve Anafartalar da düşman güçlerine büyük başarı elde ettiler. Mustafa Kemal 26 ağustos 1918 yılında halepe 7. ordu komutanı olarak geri döndü.1914 yılının kasım ayında Ruslar Osmanlı sınırını aşarak ikik yıl içinde Erzurum ,Muş , Bitlis , Erzincan Van ve Trabzonu ele geçirdiler.Mustafa Kemal paşa çanakkaledeki başarılarının ardından görevini Ruslara karşı mücadele verilen Kafkas cephesinde 16. kol ordu komutanı olarak sürdürdü. İşe emrinde ki birliklerin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarının temini haberleşmedeki aksaklıkların giderilmesi ve eksik personelin tamamlanması gibi tedbirleri alarak başladı. Ruslar karşısında dağınık bir hal alan kuvvetler bir araya geldi. Türk kuvvetleri, Rusların bölgede ilelemeye ve bölgeye yerleşmelerine fırsat vermedi. Rusların elinden önce Muş, daha sonra 8 ağustos 1916 tarihinde Bitlis alındı.Böylece Rusların bölgedeki varlığa son verilerek güneye inme hedefleri engellendi. Osmanlı devleti İngilizlerin işgali altında bulunan 1915 Suveyş Kanalı na taaruz etmesine rağmen başarılı olamadı. Bundan sonra İngilizler , bölgedeki bazı Arapların da desteğiyle , Sina yarım adası ele geçirerek Suriye sınırına ulaştılar. Mustafa Kemal paşa 5 temmuz 1917 tarihinde merkezi Suriye de bulunan 7. ordu Komutanlığına atandı . Mustafa Kemal 26 Ağustos 1918 tarihinde Halep e 7. ordu komutanı olarak tekrar döndü. Mustafa Kemal 1907 yılında askeri görevle geldiği Selanikte gizli bir cemiyet olarak faaliyetlerini sürdüren İttihat ve Terraki cemiyetine katıldı. İttihat ve Terraki cemiyeti, 2 . Abdülhamit in 1876 Anayasası nı “kanuni esasi” yeniden yürürlüğe kondu. Meclisi mebusan tekrar toplantıya çağırmasının istiyordu . Cemiyetin bu girişimleri ikinci Meşrutiyet in ilanıyla 23 temmuz 1908 sonuçlandı . Bu sırada Mustafa Kemal , bir yandan Selanikte askeri görevini sürdürmekte bir yandan da İtilaf ve Terraki Cemiyeti nde çalışarak İstanbuldaki olayları gelişmeleri daha yakından izlemekteydi. Mustaf Kemal in fikir hayatı bölgenin durumu ve okul çevresinin katkısıda yadsınamaz. Burada , vatan ve hürriyet şairi Namık kemal i ve eserlerini Türkçülüğü öne çıkaran , Mehmet emin Yurdakul u tanıdı .Bu dönemde türk kültürü ve tarihi ile ilgili okuduğu eserler sayesinde Mustafa kemal in fikir hayatı şekillendi . Özellikle tarih bilinci bu dönemde oluşmaya başladı. Bu bilincin gelişmindeki en önemli rol tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik beye aitti. Bu yıllarda Mustafa kemal i en çok etkileyen olay 1897 yılında olan Türk-Yunan savaşı oldu. Bu savaşta türk ordusu savaş meydanına zafer kazanmasına rağmen barış masasında istetiğini elde etti. Öğrenim gördüğü dönemde yabancı devletlerin Manastırda ki müdahaleleri Mustafa kemal in kafasında Türklerin geleceği ile ilgili ilk soru işareti uyandı. Bir yandan da şişlide ki evinde yakın arkadşları Ali Fuat Cebesoy , Rauf Orbay , ve İsmet İnönü beylerle sık sık toplantı taptı. Mustafa Kemal liderliğinde yapılan bu toplantılar da ülkenin geleceği ile ilgili çeşitli karalar alındı.mustafa kemal paşa İstanbuldaki evinde düzenlediği toplantıların benzerlerini Anadolu ya geçtikten sonra da çeşitli şehirlerde devam ettirdi.

2. ünite
MİLLİ UYANIŞ:YURDUMUZUN İŞGALİNE KARŞI TEPKİLER
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI :1914-1918
1.dünya savaşı öncesi dünyada çıkar çatışmaları ve sanayileşme ile beraber bir yarış ve sömürge yarışı başlamıştı.Buda zamanla ülkeler arasında gerginliğe yol açtı. Ve dünyada büyük bir savaş kaçınılmaz olmuştu.
Ülkeler iki ana gruba ayrıldı:
İTİLAF”devletleri:İngiltere, Fransa ve Rusya “sonradan: İtalya ABD,
Japonya,Romanya,Yunanistan”
İTTİFAK”bağlaşma”devletleri:Almanya, Avusturya,-macaristan imp Ve İtalya “sonradan ; Osmanlı ve Bulgaristan “
: İtalya savaş başlamadan önce ittifak grubundan itilaf grubuna geçti.
.Dünya savaşı Nedenleri:
: sanayileşmeye bağlı sömürge yarışı 2:ömürgeciliğe bağlı ham madde ve Pazar yarışı
: Çıkan çatışmaları”mesela Almanya Fransa arasında Alses Loren Bölge”
:Bloklaşma”gruplaşma”
:milliyetçilik, özgürlük gibi düşünce akımların etkisi
Savaşı Başlatan Olay: savaşın başlaması an meselesi idi. Savaşın başlaması saray Bosna gezisinde çıkan Avustralya-macaristan dünya savaşı başladı
: Savaş yukarıda saydığımız nedenlerle başlaması bekleniyordu. Veliahtın öldürülmesi sadece savaşın bahanesidir. Bu nedenle buna görünene sebep denir.
SAVAŞIN GELİŞİMİ:
Sırplılara,Avustrya-macaristan imparatorluğu savaş ilan etti.Sırplılara destekleyen İngiltere ve Fransa da savaşa girdi , daha sonra Almanya da savaşa girmesi ile dünya savaşı başladı. İlk başlarda ittifak grubu başarılı iken ABD nin savaşa girmesi ile itilaf grubu savaşı kazandı.

OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞA GİRMESİ:
Savaş başladığında. Osmanlı tarafsızlığını ilan etti . İtilaf devletleri Osmanlının tarfsız kalmasını istiyordu . Almanya ise Osmanlıyı yanında savaşa istiyordu. Yönetim elinde bulunduran ittihat ve terakki cemiyeti ni yönetenler Almanya yanında savaşa girilirse başarılı olacağına inanıyorlardı.başta Enver paşa
Almanlarla gizli bir antlaşma yapıldı. İki Alman gemisi İngizlerin kaçarak , Osmanlıya sığındı İngiltere gemilerin satın alındığı söylendi Goben ve Breslav adlı iki alman demisine Yavuz ve Midilli adı verilerek Tür baytağı çekildi. Bu gemiler Karadenizde rus limanlarını bombaladılar .. rusyanın Osmanlıya savaş ilan etmesi ile 1. dünya savaşı başladı

*Osmanlının savaşa girme amacı kaybettiği toprakları geri ele geçirmek.
ALMANYA NIN OSMANLIYI YANINDA İSTEMESİNİ SEBEBİ NEDİR:
Cepheleri genişletmek
İngiliz ve Fransızların sömürge yolunu kesmek
Osmanlıdaki halifelik gücünden yararlanarak Türkleri ve Müslümanları yanına alarak savaşa katmak

OSMANLININ SAVAŞTIĞI CEPHELER:
Saldırı”taaruz”Cepheleri:Kafkasya ve kanal cepheleri
Savunma Cepheleri:çannakkale, ırak, Suriye ve Filistin hicaz yemen cepheleri
Yardım Cepheleri:galiçya ve Makedonya cepheleridir.


ÇANNAKKALE CEPHESİ: i İtilaf devletleri açtı açılma amacı Rusya ya yardın götürmek boğazları ve İstanbul u alarak Osmanlıyı savaş dışı bırakmıştı
18 mart 1915 te çannakkale boğazı önünde savaşlar başladı itilaf donanmaları boğazları geçemeyince Gelibolu yarımadasına asker çıkardı M. KEMAL “ben size taaruzu değil ölmeyi emrdiyorum “” Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar gelebilir “ diyordu
Yapılan savşlar sonrasında itilaf askerleri çekilmek zorunda kaldı , Bu savaşta yaklaşık beş yüz bin asker şehit olmuş
Savaşın kazanılması 1. dünya savaşının uzamasına sebep oldu.
M. Kemal e başarılarından dolayı “Anafartalar unvanı” verildi.
Tek başarı sağlanan cephe si olmuşttur

– Kafkasya Cephesi: Rusların egemenliği Türklere birleşmek için açıldı. Yalnız Enver paşa nın yanlış politikası yüzünden Sarıkamış ta binlerce asker açlıktan hastalıktan ve soğuktan savaşmadan öldü. Ruslar Muş Bingöl , Van , Erzurum Erzincan çevresi ele geçirdi çannakkale cephesinde buraya gelen M. Kemal muş , Bitlis gibi yerleri geri aldı . Bu sırada Rusya içinde Bolşevik devrimi olunca 1. dünya savaşı ndan çekildi
Kanal cephesi: Almanların isteği ile Osmanlı devleti İngilizlerin sömürge yolunu kesmek için açtı, Burada yapılan savaşlar itilaf devletleri kazandı. Osmanlı geri çekildi.
Irak cephesi: İngilizler kanal cephesinden sonra Rusya ya kafkasyaya yardım etmek ve ırak petrollrini ele geçirmek içiç bu cepheyi açtı. İlk başta Osmanlı başarılı sonuçlar alsada daha sonra geri çekilmek zorunda kaldı.


Tehcir kanunu: Birinci dünya savaşında Ermenilerin anadoludan Suriye ve ırak kuzeyine gçö ettirilmesi sağlayan göç kanunudur yalnız günümüzde Ermeniler 1,5 milyon Ermeniyi öldürdünüz diye rek haksız soykırım iddialarında bulunuyor.
Mondros Ateşkes Antlaşması:30 ekim 1918
Osmanlının savaş sonunda imzaladığı ateşkes antlaşmasıdır .Bu anlaşma ile Osmanlının ordusu dağıtıldı silahlarına rl konuldu ulaşım ve haberleşme araçlarına el kondu . İstanbul kontrol altına alındı. Fakat en önemli iki madde vardı bunlar
7. madde: itilaf devlerinin güvenliklerinin tehtit edecek bir durum ortaya çıkarsa itilaf devletleri herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek
Amacı: Osmanlının heryerinin işgale açık hale getirilerek Osmanlıyı parçalamak.
24.madde: Şark-ı vilayet “Sivas, Erzurum, Van, Bitlis Diyarbakır, Harput “ illerinde bir sorun çıkarsa eğer buralar işgal edilebilecek
Amacı: Burada Ermeni devleti kurmak.

Mondros ateşkes antlaşmansa rağmenşartlar çok ağırdır
Osmanlı ile barış antlaşması olarak sevr Antlaşması imzalanacak 10 ağustas1920 ancak TBMM antlaşmayı kabul etmediği için yürürlüğe girmedi.
Mondros tan sonra Anadolu nun işgali üzerine Türk Halkı M. Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlamış oldu.

WİLSON PRENSİPLERİ:”İLKELERİ”
ABD nin 1. dünya savaşına girerken yayınladığı ilk ilkelerdir .14 maddeden oluşur. Wilson ilkelerine aygunhoca.com göre yenen devletler yenilen devletlerden toprak almayacak, dünya barışını sağlamak için cemiyet kurulacak gibi maddeler vardı, 12. maddesi Osmanlı ile ilgili olup kısaca şunları şöyledir: Osmanlının toprak bütünlüğü korunacak ve Osmanlıda bir bölgede hangi ulus çoğunlukta ise onun devleti kurulabilecek. Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türklere kalacaktı
Yunanistan bu maddeye dayanarak , İzmir ve çevresinde ,Rum çok diyerek buraları isteyecektir.
Paris Barış Konferansı :18 ocak 1919
Barış antlaşmaları koşulları görüşülmek üzere toplandı. Ancak daha çok Osmanlının nasıl paylaşılacağı sorun oldu. Ege çevresi İtalya ya verilmişken Yunanistan İzmir çevresi ni istedi . İngiltere ve Fransa burayı güçsüz yunanistana bırakma karaı verdi. Buda İtalya yı küstürdü Bu nedenle Andolu işgaline İtalya sessiz kaldı. İtalyanların olduğu yerlerde savaşlar daha az oldu.
Osmanlının Paylaşımı:
İtalyaya: Güneybatı akdeniz “Antalya, Isparta dolayları”
Fransaya: Urfa ,Maraş , Antep ,Suriye ve Lübnan , boğazlar
İngltereye: Irak, Filistin ve boğazlar bırakılmıştır
Yunanlılara:İzmir Aydın çevresi”batı ege”
İZMİRİN İŞGALİ 15 Mayıs 1919
Yunanlılar Paris barış konferansına dayanarak İngiliz ve Fransızların desteği ile 15 mayıs 1919 da izmire asker çıkararak işgal başladı.
Böylece anadoluda işgale başlayan ilk devlet yunanlılar oldu.
Halk işgalden önce işgalin engellenmesi için gösteriler yaptı. Padişahın yardım istedi ancak hiçbir yardım gelmedi. Ve işgallere karşı direnilmemesini istedi.
ZARARLI CEMİYETLER:
: Azınlıkların kurdukları cemiyet:
Mavri Mira: Rumlar tarafından kuruldu. İstanbul patrikhanesi yönetir . İzmir ve doğutrakya yı yunanistana katmak istemektedir.
Etnik Eterya Cemiyeti: Rumlar tarafından sınırı genişletmek amacıyla kurulmuştur.
Pontus rum cemiyeti: Doğu karadenizde eski rum Pontus devletinin canladırmak amacıyla juruldu.
Ermeni Taşnak –Hınçak cemiyeti: Ermeniler tarfından doğuanadolu da bir ermeni devleti kurmak için kuruldu.
MİLLİ VARLIĞA DÜŞMAN CEMİYATLER:
Kürt Teali cemiyet: doğu illerinde bir kürt devleti kurmak için kurulmayı hedefledi.”istanbulda kuruldu”
Teali İslam cemiyeti: saltanat ve hilafeti desteklemiş ve İstanbul da kurulmuştur.
İngiliz muhipler cemiyeti: İngiliz himayesinde yaşamayı isteyenler kurmuştur.
Sulh Selameti Osmaniye fırkası: Saltanat ve hilafeliği desteklemiş.
Wilson prensipleri cemiyeti: Amerika egemenliğini “mandasını” istemiştir.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası: kurtuluş savaşını engellemek amacı ile kurulmuş.
YARARLI CEMIYETLER”milli cemiyetler”:
Doğu Anadolu müdafaa hukuk cemiyeti: doğu anadolunun Ermenilere verilmesinin önlemek için kuruldu
Trakya paşa eli müdafaai hukuk cemiyeti: Trakya nın yunana işgaline uğramasının engellemek amacıyla kurulmuş.
Trabzon muhafaza-i hukuk milliye cemiyeti: Doğu Karadeniz ve çevresinin Rumlara Rumlara verilmesinin engellemek için kuruldu
Kilikyalılar cemiyeti: Adana ve çevresini Ermenilerden korumak için yapılmıştır.
İzmir müdafaai hukuk-i Osmaniye cemiyeti: İzmir ve çevresinin yunanlılardan verilmesisni önlemek için kuruldu.
Milli kongre cemiyeti: istanbulda kurulan bu cemiyet Türklere karşı yapılan haksızlıkları engellemek amacıyla kuruldu.

KUVAYI MILLIYE HAREKETI 

Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından hemen sonra yurdun dört bir tarafında işgaller başlamıştı. Istanbul Hükümeti, işgaller karşısında genellikle sessiz kalıyor, Itilaf Devletlerini kızdıracak herhangi bir tutum takınmaktan kaçınıyordu. Bu durum devletin otoritesinin yok olmasına yol açtığı gibi işgalcilerin de işini kolaylaştırıyordu.

 

Ordularımızın büyük bir bölümü terhis edildiği için savunma gücümüz yok denecek kadar azalmıştı. Bu durumdan yararlanan düşmanlar, Anadolu'daki işgal alanlarını gün geçtikçe genişletiyorlardı. Ancak, hesaba katmadıkları bir şey vardı ki o da Türk ulusunun esareti kabul etmeyeceği, her ne pahasına olursa olsun yurdunu düşmana çiğnetmeyeceğiydi. 

Nitekim işgallerle birlikte Türk ulusu çeşitli yerlerde ulusal dernekler kurmaya ve silahlı direnişe geçmeye başladı. Özellikle işgal edilen ve işgal tehtidi altında olan yörelerde halk, örgütlenerek silahlı direniş birlikleri oluşturdu. Bu gelişmeler sonucunda yurdun çeşitli yerlerinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri kuruldu ve Kuvayimilliye hareketi başladı.

Kuvayımilliyeler (Ulusal Kuvvetler); Türk ulusunun, varlığını ve vatanın bağımsızlığını koruma amacı ile oluşturulan ve silahlı direniş yürüten birliklerdi. Başlangıçta sadece işgale uğrayan bölgelerdeki silahlı direniş güçleri Kuvayımilliye olarak adlandırılıyordu. Zamanlar bu isim, Ulusal Mücadele'nin düşünce ve amaç birliğini ifade eden bir kavram haline geldi. 

Kurtuluş Savaşı'mızın ilk silahlı direniş güçleri olan Kuvayımilliye birlikleri, düzenli bir ordu özelliği taşımıyordu. Bu kuvvetler, terhis edilmiş olan ordumuzun subayları, erleri, aydınlar, gençler, efeler ve diğer gönüllülerden oluşuyordu. Bu birlikler halktan büyük destek görüyor ve tüm ihtiyaçları da halk tarafından karşılanıyordu. Ilk Kuvayımilliye örgütlenmesi Yunanlılara karşı Batı Anadolu'da oluşturuldu. Çeşitli yörelerde oluşturulan silahlı direniş birlikleri Aydın, Nazilli, Manisa, Turgutlu, Bergama ve Aydınlık'ta Yunanlılara karşı direnişe geçtiler. Bu yüzden Yunan ilerleyişi zayıfladığı gibi Yunanlar, zaman zaman da geri çekilmek zorunda kaldılar.

1919 yılı ortalarında toplanan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde Kuvayımilliye'nin insan ve malzeme bakımından desteklenmesine, Yunanlılara karşı ortak bir cephenin kurulmasına karar verildi. Sağlanan bu destekle Kuvayımilliye'nin gücü ve etkinliği arttı. Bir süre sonra Kurtuluş Savaşı'nın en önemli cephesi olan Batı Cephesi kurulmuş oldu. Bu cephenin komutanlığına Sivas Kongresi kararıyla Ali Fuat (Cebesoy) Paşa atandı.

Güney ve Güneydoğu Anadolu'da yöre halkının kendi olanaklarıyla oluşturdukları Kuvayımilliye birlikleri; Maraş, Urfa, Antep'te Fransızlara ve onlarla birlikte hareket eden Ermenilerle mücadele ettiler. Bu direniş sonucu Fransızlar, Urfa ve Maraş'tan çekilmek zorunda kaldılar. Antep'te ise ancak bir süre tutunabildiler.

Kuvayımilliye'nin hareketinin sağladığı başlıca yararlar şunlar oldu:

- Türk halkının işgalleri kabul etmediğini dünya kamuoyuna duyurdu. Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı konusunda, halkın duygu ve düşüncesini güçlendirerek bu uğurda mücadele yolunu açtı. 

- Işgalci düşman kuvvetlerine baskınlar düzenledi, onları oyaladı ve yıprattı.

- Düzenli ordunun kurulmasına olanak sağlayıp zaman kazandırdı.

- Türk yerleşim birimlerini Rum ve Ermeni çetelerinin baskınlarından korudu. 

- Istanbul'dan Anadolu'ya silah ve cephane naklini sağlamada etkili oldu.

- Ayaklanmaların bastırılmasında önemli görevler yaptı.

Kuvayımilliye birlikleri askerlik ve savaş tekniğini yeteri kadar bilmiyorlardı. Bu nedenle, sadece bu birliklerle düşmanı yurttan atmak oldukça zordu. Buna rağmen Kuvayımilliye hareketi, ülkede ulusal bilincin ve direnme ruhunun canlanmasında etkili olmuştur. 

KURTULUŞ SAVAŞI'NIN ÖRGÜTLENMESI

Mondros Ateşkes Anlaşması'nın 30 Ekim 1918'de imzalanması üzerine Suriye Cephesinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı yapmakta olan Mustafa Kemal, Osmanlı Hükümeti'nin çağrısı üzerine Istanbul'a döndü (13 Kasın 1918). Bu tarih aynı zamanda Itilaf Devletlerinin donanmalarını Istanbul limanlarına demirledikleri yani devletin başkentini fiilen işgale başladıkları, Mustafa Kemal'inde Geldikleri gibi gidecekler¦ dediği gündü.

Padişah Vahdettin'in askeri danışmanlığına getirilen Mustafa Kemal, Istanbul'da kaldığı süre içerisinde padişah ve çevresinin işgaller karşısındaki teslimiyetçi tutumlarını gördüğü için Anadolu'ya geçmeye karar verdi. Ingilizlerin Doğu Karadeniz'deki Türk direnişçilerinin Rum çetelerine karşı verdikleri mücadeleden rahatsılık duymaları Istanbul Hükümetine bölgedeki ulusal güçlerin dağılmasını, aksi halde bölgenin işgal edileceğinin bildirmeleri, Mustafa Kemal'in 9. Ordu Müfettişi olarak bölgeye atanmasını sağladı.

Mustafa Kemal'in resmi görevi Doğu Karadeniz'deki ulusal güçleri dağıtmak ve silahları Itilaf Devletlerine teslim etmekti. Kendisi'nin Anadolu'ya geçiş amacı ise dağınık halde mücadele yürüten güçleri birleştirmek, düşmanı ülkeden atmak ve ulusal egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurmaktı.

Mustafa Kemal'in Anadolu'ya atanmasında Istanbul'da kaldığı süre içerisinde hükümetin işgaller karşısındaki teslimiyetçi politikasını sürekli eleştirmesinin ve bu nedenle Istanbul'dan uzaklaşmak istenmesinin de payı büyüktü!!!

16 Mayıs'ta Bandırma Vapuru ile Istanbul'dan ayrılan Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 ˜da Samsun'a geldi. Bu tarih Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

HAVZA GENELGESI (28 MAYIS 1919)

25 Mayıs 1919'da Samsun'dan Havza'ya geçen Mustafa Kemal yetki alanına giren bölgelerdeki askeri ve sivil yetkililere 9. Ordu Müfettişi yetkisi ile Havza Geneldesi'nin yayımladı. Genelgeyle;

- Ordunun dağıtılmamasını, silahların teslim edilmemesini 

- Izmir'in işgali başta olmak üzere işgalleri protesto eden mitingler düzenlenmesini 

- Azınlıklara karşı haklı mücadeleyi haksız konuma düşürecek tepkiler gösterilmemesini

AMAYA GENELGESI (27 Haziran 1919)

Mustafa Kemal, Havza mitingine katıldıktan sonra Amasya'ya geçti. Burada Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele ile bir araya geldi. Yapılan görüşmelerin sonucunda Amasya Genelgesi yayımlandı. Mustafa Kemal'in 9. Ordu Müfettişi yetkisiyle yayımladığı bu genelgenin yukarı komutanlar tarafından da imzalanması, görüşmelere katılmayan 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir'in de genelgeyi desteklediğinii açıklaması genelgenin etkisini arttırmaya yönelikti.

Amasya Genelgesi'nin Maddeleri

1. Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

Bu madde ile Kurtuluş Savaşı'nın temek gerekçesi açıklanmıştır!!! 

2. Istanbul Hükümeti, üzerine düşen görevi yerine getirmemektedir. Bu durum milletimizin yok olduğu izlenimini vermektedir.

Bu madde ile ilk kez Osmanlı Hükümeti'nin Türk ulusunu temsil etme özelliğini ve yasallığını kaybettiği ifade edilmiş oldu!!!

3. Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

Kurtuluş Savaşı'nın amaç ve yönteminin belirtildiği bu madde aynı zamanda Türk halkının ilk kez kendi geleceğini belirleyeceğinin ve ulusal egemenliğe dayanan yeni bir devlet kuracağınında ifadesidir. Ulusal birliğe zarar vereceği kaygısıyla çaıkça ifade edilmese de saltanat ve hilafetin iradesinin yok sayıldığının da göstergesidir. Genelgeye ihtilalci nitelik kazandıran maddedir!!!

4. Her türlü etki ve denetimden uzak bir kurul oluşturlmadılır. 

Bu madde ile Osmanlı Hükümetinin yerine Türk ulusunu temsil edebilecek yeni bir hükümete gereksinim olduğu vurgulanmıştır!!!

5. Anadolu'nun en güvenilir yeri olan Sivas'ta milli bir kongre düzenlenmeli, bunun içinde her bölgeden üç delege Sivas'ta olacak şekilde yola çıkmalıdır.

Milli Mücadele'nin yöntemiyle de ilgili olan bu madde ile mücadelenin tüm ulusa mal edilmesi hedeflenmektedir. Madde ayrıca Kurtuluş Savaşı sürecinde kararları, demokratik yöntemlerle almaya ve birbirlerinden bağımsız hareket eden yararlı cemiyetleri de birleştirmeye yöneliktir!!!

6. Delegelerin seçimlerini Redd-i Ilhak, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri de belediyeler yapacaktır.

Sivas Kongresi'ne katılacak delegelerin nasıl belirlenmeleri gerektiğine ilikşkin bu maddeyle kongreye halkın güvenini kazanmış Milli Mücadele yanlısı kişilerin katılması amaçlanmıştır!!!

7. Doğu illeri için 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre toplanakcaktır. Bu kongrenin delegeleri Sivas Kongresi'ne katılacaklardır. 

8. Mevcut askeri ve milli örgütler kesinlikle dağıtılmayacak komuta yetkisi bırakılmayacak ve işgalci güçlere teslim edilmeyecektir.

9. Bu genelge sır olarak tutulmalı ve delegeler kimliklerini gizleyerek seyehat etmelidirler. 

Amasya Genelgesi'nin Önemi 

- Kurtuluş Savaşı'nın amacını, gerekçesini ve yöntemini açıklayan ilk belgedir. 

- Türk ulusunun bağımsızlığını ve egemenliğini kazanması, mücadeleye katılması için yapılan çağrıdır. 

- Kurtuluş Savaşı'nı fiilen başlatan gelişmedir.

- Ulusal egemenliğe dayanan yeni bir devlet kurma hedefini ifa eden yanıyla da ihtilalci niteliğe sahip olan belgedir.

- Istanbuk Hükümeti'nin Mustafa Kemal'i 9. Ordu Müfettişliği görevinden almasına Mustafa Kemal'in de istifa ederek Osmanlı Devleti ile tüm resmi bağlarını koparmasına yol açan gelişmedir. 

ERZURUM KONGRESI (23 Temmuz- 7 Ağustos 1919) 

Bölgelerinde Ermeni ve Rum Pontus devletleri kurdurulmak istenen Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin ortak çabalarıyla toplanan kongredir. Kongereye sadece doğu illerinin temsilcileri katıldığı için şeklen de gündemi sadece doğu illerinin sorunları ve çözümleri olduğu için toplanış amacı açısındanda bölgesel bir kongredir. Alınan kararların ulusal nitelikli olmasında Mustafa Kemal'in kongreye katılması, kongrenin başkanlığını yapması belirleyici rol oynamıştır. 

Erzurum Kongresi Kararları

1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.

Kurtuluş Savaşı'nın örgütlenme sürecinde ulusal sınırlara ve bu sınırlardan ödün verilmeyeceğine ilk karardır. Bu karar aynı zamanda topraklarımız üzerinde azınlıklara devlet kurdurtmayacağımızında ifadesidir. 

2. Her türlü yabancı işgal ve mücadeleye karşı Osmanlı Hükümeti'nin iş yapamaz duruma gelmesi halinde, millet topyekün olarak kendisini savunacak ve direnecektir. 

3. Vatanını korumayı ve istiklali elde etmeyi Istanbul Hükümeti sağlayamadığı taktirde bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri, milli kongre tarafından seçilecektir. Sivas Kongresi toplanamaz veya hükümeti oluşturamazsa bu sorumluluğu temsil Heyeti üstlenecektir. 

Ilk Temsil Heyeti bu kongrede Mustafa Kemal'in başkanlığında oluşturuldu. Kurul, doğu illerini temsille yetkilendirdi!!! 

4. Kuvayımilliye'yi etkili kılmak ve milli iradeyi hakim kılmak esastır. 

Bu karar, Erzurum Kongresi'nde de ihtilalci nitelik kazanmıştır. Milli egemenliğe dayanan yeni bir devlet kurulmasının da hedeflendiğinin göstergesidir!!! 

5. Hristiyan azınlıklara, siyasi egemenliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

Topraklarımızda Ermenilere verumlara devlet kurdurtmayacağımızın, Itilaf Devletlerinin bu doğrultudaki politikalarını kabullenmeyeceğimizin ifadesidir.!!!

6. Manda ve himaye kabul olunamaz. 

Manda ve himaye, başka bir devletin güdümünde yaşamayı dayatan ve bu yanıyla bağımsızlığımızla çelişen bir politikadır. Padişah ve çevresinin devletin devamlılığı için tek çözüm olarak gösterdikleri bu politikanın reddedilmesi kongreye katılanların tam bağımsızlıktan yana olduklarının göstergesidir.!!! 

7. Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışacaktır. 

Bu madde, Osmanlı Hükümeti'nin yeniden açılmasını istenen ve halkın temsilcilerinde oluşan Meclis-i Mebusan tarafından denetlenmesini sağlamaya, işgalci güçlere karşı izlediği iş birlikçi politikaları engellemeye yöneliktir!!!

Erzurum Kongresi'nin Önemi 

- Kurtuluş Savaşı programının ( Misakimilli kararlarının) temellerinin atıldığı kongredir. 

- Sivas Kongresi ve Misakımilli kararlarını doğrudan etkileyen kongredir. 

- Kurtuluş Savaşı'nın temel hedefleri olan tam bağımsızlık ve milli egemenlik politikalarının oluşturulduğu kongredir. 

SIVAS KONGRESI ( 4-11 Eylül 1919)

Toplanma çağrısı Mustafa Kemal tarafından Amasya Genelgesi ilen yapılan kongre, toplanış amacı, şekli ve aldığı kararlar açısından ulusal bir kongredir. Osmanlı Hükümeti'nin kongrenin toplanmasını engellemek amacıyla düzenlediği Ali Galip Baskını başta olmak üzere tüm engelleme girişimleri boşa çıkarılarak toplanan kongrede, muhalif delegelere rağmen Mustafa Kemal kongre başkanlığına seçilerek Milli Mücadele'deki önderliğini kesinleştirdi. Bazu delegelerin yeniden gündeme getirdikleri mandater rejim kesin olarak reddedildi.

Sivas Kongresi Kararları

1. Erzurum Kongresi'nde alınan ulusal nitelikli kararların tümü bu kongrede de onaylandı. Bu kararların yasallığı daha da pekiştirilmiş oldu. 

2. Yararlı cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi. 

Bu kararla bölgesel kurtuluş amacıyla kurulan bu cemiyetler birleştirilerek örgütlenme biçimlerine de ulusal nitelik kazandırılmış oldu. Kurtuluş Savaşı'nın tek merkezden yönetilmesi doğrultusunda da öenmli bir adım daha atılmış oldu!!! 

3. Mustafa Kemal'in başkanlığında yeni bir Temsil Heyeti oluşturuldu. Bu heyete tüm ulusu temsil yetkisi verildi. 

Oluşturulan Temsil Heyeti ile Milli Mücadele'yi TBMM açılıncaya kadar tek merkezden yönetecek, hükümet gibi çalışacak bir yürütme organı kurulmuş oldu!!! 

4. Irade-i Milliye adıyla bir gazetenin çıkarılması kararlaştırıldı. 

Bir gazetenin çıkarılmak istenmesinin gerekçeleri, hem ulusal bilinci geliştirmek hem de gazeteyi bir örgütlenme aracı olarak kullanıp işgal karşıtı tepki ve çabaların birleştirilmesinde yararlanabilmektir!!! 

Temsil Heyetinin Aldığı Önemli Kararlar 

- Temsil Heyeti, Ali Fuat Cebesoy'u Batı Cephesi Genel Kuvayımilliye Komutanlığına atadı. 

- Temsil Heyetinin aldığı bir başka karar da Milli Mücadele'ye düşmanca tutum alan Damat Ferit Hükümeti görevden alınıncaya kadar Istanbul Hükümetiyle ilişkilerin kesilmesiydi. 

Temsil Heyeti aldığı bu kararla yürütme yetkisini (hükümetler tarafından kullanılan) ilk kez kullanmış oldu!!!

Bu atama ile Temsil Heyeti Kuvayımilliyeler arasında da ilk kez emir komuta ilişkisi kurulmaya çalışıldı!!!

Sivas Kongresi başta olmak üzere yapılan kongrelere müdahale edemeyen Damat Ferit Hükümeti, Padişah Vahdettin tarafından görevden alındı. Yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu. Bu gelişme ile Temsil Heyeti, Istanbul Hükümeti karşısında ilk siyasi başarısını kazanmış oldu!!! 

Sivas Kongresi'nin Önemi

- Ulusal güçler birleştirildi. 

- Milli Mücadele'nin yürütme organı olan Temsil Heyeti oluşturuldu. 

- Meclis-i Mebusan ve TBMM'nin açılmasına ilişkin süreç hızlandı. 

- Manda ve himaye politikası kesin olarak reddedildi. 

- Mustafa Kema'in Milli Mücadele'deki önderliği kesinleşti.

1919 yılında ülkenin çeşitli yerlerinde yöresel nitelikli pek çok kongre toplandı. Bunlardan Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin özel bir önemi vardır. Bu iki kongre Kurtuluş Savaşı'nda açtığımız ilk cephe olan Batı Cephesi'nin örgütlenmesinde belirleyici rol oynayarak Milli Mücadele'ye büyük katkıda bulundu!!!

AMASYA GÖRÜŞMESI VE PROTOKOLÜ (20 Ekim 1919)

Damat Ferit Hükümeti'nin görevden alınması üzerine kurulan Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin görevlendirdiği Bahriya Nazırı Sait Paşa ile Mustafa Kemal'in başkanlığındaki Temsil Heyeti arasında Amasya'da gerçekleştirilen görüşmedir. Bu görüşmelerin sonucunda, üzerinde uzlaşılan kararları içeren bir protokolde imzalandı.

Alınan kararları içeren birr protokol imzalanması Mustafa Kemal'in Amasya Görüşmesi ve alınan kararlara resmiyet kazandırmak istemesinin sonucudur.

Amasya Protkolünde Yer Alan Kararlar

1. Istanbul Hükümeti kongre kararlarını ve Temsil Heyetini tanıyacak.

2. Temsil Heyeti'nin bilgisi ve onayı dışında Itilaf Devletleriyle görüşülmeyecek, anlaşma imzalanmayacak. 

Bu maddenin Osmanlı Hükümetini, Temsil Heyeti'nin siyasi iradesine bağlayacak olması, Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin başta bu karar olmak üzere pek çok kararı onaylamamasının nedeni olmuştur!!! 

3. Meclis-i Mebusan Anadolu'nun güvenli bir yerinde toplanacak. 

Temsil Heyeti'nin, Meclisi Mebusan Anadolu'da güvenli bir ilde toplanmasını önermesinin nedeni Meclis-i Mebusan'ı işgalci güçlerin baskısından uzak tutmak ve özgürce kararlar almasını sağlamaktı!!! 

4. Milletvekilliği seçimleri güven içinde yapılacak. Bundan da Osmanlı Hükümeti sorumlu olacak.

5. Istanbul Hükümeti işgallere tepki gösterecek. 

6. Milli Mücadele karşıtı yayın yapan gazete ve dergilerin basılması ve dağıtılması engelleyecek.

Amasya Görüşmesi ve Protokolün Önemi

- Istanbul Hükümeti, Temsil Heyeti'nin siyasi varlığını resmen tanımış oldu. 

- Temsil Heyeti'nin konumu güçlendi. Halk üzerindeki otoritesi arttı. 

- Erzurum Kongresi'nden itibaren gündeme getirilen Meclis-i Mebusan'ın Yeniden açılmasının zemini oluşturuldu. 

Amasya Protokülünde yer alan bu kararlardan sadece Meclis-i Mebusan'ın yeniden açılmasını ilişkin karar, Ali Rıza Hükümetince onaylandı ( Istanbul'da toplanması değişikliği yapılarak)!!!

Meclis-i Mebusan'ın milletvekillerini belirleme için yapılan seçimlere Itilaf Devletlerince müdahale edilmedi. Bunun temel nedeni kendi denetimleri altında bulunan Istanbul'da toplanacak Meclis-i Mebusan'da, Itilaf Devletlerinin çıkarlarına ters düşecek kararlar alınamayacağına inanmalarıdır. Itilaf Devletlerinin bu tutumu Mustafa Kemal başta olmak üzere Milli Mücadele yanlısı pek çok kişinin milletvekili seçilmesini kolaylaştırmıştır.

Genelge ve Kongreler Tablosu

 

Temsil Heyeti'nin Ankara Taşınması (27 Aralık 1919)

Istanbul Hükümeti'nin Meclis-i Mebusanın Istanbul'da toplanacağını kararlaştırması üzerine Temsil Heyetinin Ankara'ya taşınması kararlaştırıldı. Ankara'nın; 

- Isyanbul'a daha yakın olması,

- Ulaşım ve haberleşme açısından daha geniş olanaklara sahip olması, 

- Çarpışmaların başladığı Batı Cephanesi'ne yakın olması,

- Halkının Milli Mücadele'yi desteklemesi,

- Güvenli bir kent olması, 

özelliklerinin bulunması Temsil Heyetinin yeni çalışma merkezi olarak burayı seçmesinin başlıca nedenleridir.

Kendisi de Erzurum milletvekili seçilen Mustafa Kemal, Milli Mücadele yanlısı bir grup milletvekili ile Ankara'da bir araya gelerek hakkında tutuklama kararı olduğu için katılmayacağı Meclis-i Mebusan izlenecek politikaları belirledi. Bu kararların en önemlisi Misakımilli kararlarının Meclis-i Mebusan'da onaylatılmasıydı!!! 

SON OSMANLI MECLIS-I MEBUSAN'IN TOPLANMASI VE MISAKIMILLI KARARLARININ KABUL EDILMESI 

Meclis-i Mebusan çalışmalarına 12 Ocak 1920'de başladı. 28 Ocak 1920'deki oturuma Felah-ı Vatan grubunun önerisiyle Misakımilli kararları onaylandı.

MISAKIMILLI KARARLARI (28 Ocak 1920)

1. Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalandığı gün işgal edilmemiş, çoğunluğunu Türklerin oluşturduğunu topraklar bir bütündür, bölünemez.

Bu kararla ulusal sınırlarımız kesin olarak tanımlanmış oldu!!! 

2. Kars, Ardahan, Batum ile Batı Trakya'nın geleceği halk oylaması ile belirlenmelidir. 

Adı geçen bölgelerde nüfus çoğunluğunun Türklerde olması nedeniyle yapılan bu öneri, sorunları barışçıl yöntemlerle çözmek istediğimiz mesajını vermeye yönelikti!!!

3. Ülkemizdeki azınlıklara diğer ülkelerdeki Müslümanlara verilen haklar kadar hak verilecektir. 

Bu madde ile Batılı devletlerin azınlık haklarını gerekçe göstererek iç işlerimize müdahale etmeleri önlenmeye çalışılıyordu!!!

4. Milli ve iktisadi gelişmemizi engelleyen her türlü siyasi, hukuki ve ekonomik sınırlamalar kaldırılmalıdır. 

Kapitülasyonların kaldırılmasının Itilaf Devletleriyle imzalanması gündemde olan barış antlaşmasının gündemde olan temel koşullarından biri olduğu ilk kez Misakımilli kararlarında yer aldı!!!

5. Istanbul, Boğazlar ve tüm topraklarımızdaki işgal tehditleri derhal sonlandırılmalıdır. 

6. Bu hükümlerin kabul edilmesi koşuluyla Meclisimiz, Boğazların tüm devletlerin ticaret gemilerine açılmasını ve Osmanlı Devleti'nin borçlarının ödenmesini garanti eder. 

Misakımilli Kararlarının Önemi 

- Kurtuluş Savaşı'nın programının kesinleşmiş ifadesidir. 

- Genelgeler ve kongreler sürecinde milli bağımsızlıkla ilgili alınan kararların daha da genişletilerek ülkenin en yasal organında onaylanmasıdır. 

- Bugünkü ulusal sınırlarımızı büyük oranda çizen ve dış politikamızın ana ilkelerini oluşturan kararlardır. 

- TBMM'nin açılması sürecini hızlandıran gelişmedir. 

ISTANBUL'UN RESMEN IŞGAL EDILMESI 

(16 Mart 1920)

Meclis-i Mebusan'da Misakımilli kararlarının kabul edildiğini öğrenen Itilaf Devletleri kararları geri alınması için Meclis-i Mebusan'a baskı yaptılar. Meclis-i Mebusan'ı basarak milletvekillerinin bir bölümünü tutuklayıp Malta Adası'na sürdüler. Mecli-i Mebusan'ın tüm baskılara rağmen kararları geri almaması üzerine 16 Mart 1920'de Istanbul'u resmen işgal ettiler. Padişah Vahdettin, 11 Nisan 1920'de Meclis-i Mebusan'ı bir daha açılmamak üzere kapattı. 

- Misakımilli kararlarının Meclis-i Mebusan'da kabul edilmesinin yol açtığı en önemli sonuç Itilaf Devletlerinin Istanbul'u resmen işgal etmeleridir.

- Itilaf Devletlerinin Meclis-i Mebusan'ı basmaları ve bazı milletvekillerini tutuklamaları ulusal iradeyi yok etmeye yönelik bir girişimdir. 

- Istanbul'un resmen işgal edilmesi, Mustafa Kemal'in Amasya Protokolünde de yer almasını sağladığı Meclis-i Mebusan Anadolu'da toplanmalıdır. Politikasını doğrularken onun ileri görüşlülüğü de bir kez daha kanıtlanmış oldu. Istanbul'un resmen işgal edilmesi Mustafa Kemal'e Anadolu'ya geçerken hedeflediği ulusal egemenliğe dayanan yeni bir meclis açmasının haklı zeminini de oluşturmuştur.

ISTANBUL'UN IŞGALINE TEPKILER

- Mustafa Kemal'in başkanlığındaki Temsil Heyeti, pek çok devlete işgali kınayan telgraflar gönderdi. 

- Temsil Heyeti, Ankara'da toplanacak olan millet meclisi için ülke genelinde seçimler yapılmasını, seçilecek milletvekillerinin de en kısa sürede Ankara'ya gönderilmesini kararlaştırdı. 

- Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ında görev yapan milletvekillerinin de yeniden seçilme şartı aranmaksızın Ankara açılacak meclise katılabileceklerine karar verdi. 

Temsil Heyeti'nin bu kararı kısa bir süre önce Meclis-i Mebusan üyelerini seçen halkın iradesine saygı gösterdiğinin kanıtıdır. Ayrıca bu milletvekillerine yeniden seçilme şartı dayatılmasının ulusal birliğe zarar verebileceğinin de dikkate alındığının göstergesidir!!! 

TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISININ AÇILMASI (23 Nisan 1920):

- Istanbul'un işgali ve Mebuslar Meclisi'nin kapatılması üzerine Mustafa Kemal, Temsil Heyeti adına yayımladığı bir emirle, Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurdu. Seçimler yapıldı. Seçilen milletvekilleri ile Istanbul'dan kaçabilen milletvekilleri Ankara'da toplandı ve TBMM açıldı. .Böylece millet egemenliğine dayanan yeni Türk Devletinin temelleri atılmış oldu.

- ** Yönetimde millet söz sahibi olduğu için devletin adı da "Cumhuriyet" olmalıydı. Fakat kurtuluş savaşımız devam ediyordu. Cumhuriyetin önemini kavrayamayanlar, toplumda huzursuzluğa sebep olabilirdi. Bu sebeple Cumhuriyet adının verilmesi daha sonraya bırakıldı.

-TBMM'nin açılışından bir gün sonra meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal, durumu Avrupa Devletlerine bildirdi, Istanbul Hükümeti ile yaptıkları ve yapacakları antlaşmaların TBMM tarafından tanınmayacağını duyurdu.

- 3 Mayıs 1920 de TBMM Hükümeti kuruldu. - 20 Ocak 1921 de ilk Anayasa (Teşkilat- Esasiye) hazırlandı.

- Anayasanın ilk maddesi: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Diyerek egemenliği halka vermiştir.

- Ilk mecliste Tesanüt Grubu, Halk Zümresi ve Islahat Grubu, Istiklâl Grubu, Müdafaa-i Hukuk Grubu (M. Kemal kurdu) olarak dört grup vardı.

Ilk TBMM'nin Özellikleri: 

- Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.(yasama, yürütme, yargı güçlerinin mecliste toplanması)Böylece çabuk ve uygulanabilir kararların alınması sağlanmıştır.(Çünkü o sırada ülkemiz işgal altındaydı.) 

- Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu ve meclisin üstünde bir gücün olmadığı belirtilmiştir. 

- Meclisin başkanı aynı zamanda hükümetinde başkanıdır. 

- Partileşme yoktur, gruplaşma vardır.

*** Padişahlık hemen ret edilmedi. Çünkü padişah yanlılarının tepkisini çekerek iç sorun yaşamak ve bölünmeler olsun istenmiyordu. 

* Kurucu meclis niteliğindedir.

* Meclis Hükümeti sistemini benimsedi. (Bakanların meclis tarafında seçildiği sistemdir.) Cumhuriyetin ilanı ile şimdiki sistem olan Kabine Sistemine geçilecektir

HIYANET-I VATANIYE YASASI

TBMM, açılışından birkaç gün sonra 29 Nisan 1920'de otoritesini güçlendirmek, aldığı kararlarla uyulmasını sağlamak, ayaklanmaları önlemek vr askerden kaçışları engellemek amacıyla Hıyanet-i Vataniye Yasası'nı kabul etti. Bu yasa ile TBMM'nin varlığını sözde dahi inkar edenler vatan haini olarak tanımlanmaktaydı.

Istiklal Mahkemelerinin Kurulması

TBMM, Hıyanet-i Vataniye Yasası'nı çiğeneyenleri yargılamak amacıyla 18 Eylül 1920'de çıkardığı yasa ile Istiklal Mahkemelerini kurdu. Bu mahkemeler olağanüstü koşulların olağanüstü yetkilerine sahip mahkemelerdi. Hakimleri, milletvekilleri arasından seçiliyordu. 

Istiklal Mahkemeleri, yargı yetkisinin de TBMM tarafından kullanıldığının göstergesidir. Bu mahkemelerin kurulmasıyla güçler birliği ilkesi daha da pekiştirilmiş oldu!!!

TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISI'NE AYAKLANMALAR

Bu sıralarda Damat Ferit Paşa yeniden sadrazam olmuştu. TBMM'nin açılmasını istemiyordu. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yürüttükleri mücadelenin yanlış olduğunu savunuyordu.

Mustafa Kemal hakkında idam kararı çıkardılar. Şeyhülislam fetva yayınladı.

Halkın dini duyguları istismar edilerek bir takım isyanlar çıkartıldı. Bu ayaklanmaları işgalci devletler de destekledi. Amaçları TBMM'yi ortadan kaldırmaktı.

1- Istanbul Hükümetinin Çıkarttığı Ayaklanmalar

a) Ahmet Aznavur Ayaklanması

b) Kuva- yi inzibatiye (Halife Ordusu): Kuvay-i Milliye'yi dağıtmak için Damat Ferit Paşa kurdu. Bu ordu, Kuvay-i Milliye 

birliklerine saldırdı ise de püskürtüldü.

2- Istanbul Hükümeti Ile Işgalci Güçlerin Birlikte Çıkarttığı Ayaklanmalar

a) Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ayaklanması

b) Konya ayaklanması (Delibaş)

c) Afyon ayaklanması ( Çopur Musa)

d) Milli aşireti ayaklanması (Urfa)

e) Yozgat ayaklanması

3- Azınlıkların Çıkarttığı Ayaklanmalar

a) Pontus Rum Ayaklanması

b) Ermeni intikamcıları

4- Kuvay-i Milliye Yanlısı Olup, Sonradan Ayaklananlar

a) Çerkez Ethem ayaklanması ( Yunanlılara sığındı. I. Inönü Savaşında isyan bastırıldı.)

b) Demirci Mehmet Efe ayaklanması

** Kuva-yi Milliyetiler düzenli orduya girmemek için ayaklandı.

TBMM'nin Bu Ayaklanmaları Önlemek Için Aldığı Önlemler:

-Hıyanet-i Vataniye kanunu çıkarıldı ve Istiklâl Mahkemeleri kuruldu.

- Istanbul Hükümeti ile haberleşmeler kesildi.

- TBMM'ye karşı çıkanlar cezalandırıldı ve TBMM'nin otoritesi sağlandı.

- Şeyhülislamın fetvasına karşı Ankara Müftüsü tarafından fetva yayın¬landı.

** Kuvay ı Milliye Birliklerinin bu isyanların bastırılmasında büyük faydaları oldu.

Bu ayaklanmalar, boş yere insan ve malzeme kaybına, düşmanın ülkeden atılmasının gecikmesine neden oldu. TBMM aldığı önlemlerle Kuvayımilliye birlikleri ve ardından kurulan düzenli oldu ile Anadolu halkının büyük bir bölümünün desteklemediği bu ayaklanmaları bastırdı.

TBMM'nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler

- Istanbul ile tüm ilişkiler kesildi. 

- Hıyanet-i Vataniye Yasası çıkarıldı. 

- Istiklal Mahkemeleri kuruldu. 

- Istanbul'dan Ankara'ya geçişi sağlayan demir yollarının bir bölümü imha edildi. 

- Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi'den Ulusal Mücadele'nin haklılığını içeren fetva alınarak halka dağıtıldı. 

SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)

Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanması gereken barış antlaşmalarının koşullarını belirlemek amacıyla Paris Barış Konreransı toplandı. Bu konferansta Itilaf Devletleri, Osmanlı Devletleri'nin topraklarını paylaşma konusunda anlaşamadılar. TBMM'nin açılış hazırlıklarının yapıldığı günlerde Itilaf Devletleriyle Osmanlı Devleti'nin Temsilcileri, imzalanması Paris Barış Konferansı sonrasına ertelenen barış antlaşmasını imzalamak için önce Italya'nın San Remo kentinde bir araya geldiler. Itilaf Devletlerinin dayttığı koşullar Tevfik Paşa tarınfan kabul edilmeyince San Remo Konferansı, sonuç alınamadan dağıldı.

Antlaşma koşullarını zorla kabul ettirmek isteyen Yunan ve Ingiliz birlikleri saldırıya geçtiler. Düşmanların ilerleyişinin durdurulmaması üzerine Padişah Vahdettin Saltanat Şurasını topladı. Saltanat Şurası (Korgeneral Rıza Paşa'nın dışandaki herkes) antlaşma şartlarının kabul edilmesine karar verdi. Paris'e gönderilen heyet 10 Ağustos 1922'de Sevr Antlaşması'nı imzaladı.

Sevr Antlaşması'nın Hükümleri

- Istanbul, Osmanlı Hükümeti'nin başkenti olarak kalacak, ancak Türkler antlaşma koşullarına uymaz, azınlık haklarını gözetmezse Türklerden alınacaktı. 

- Bütün devletlerin gemilerine açık bulunduralacak olan boğazlar Uluslar arası Boğazlar Komisyonuunca yönetilecekti. 

- Doğu'da Ermeni ve Kürt devletleri kurulacaktı. 

- Izmir dahil Ege Bölgesi ile Trahya'nın büyük bir bölümü Yunanistan'a; Antalya ve :Konya'yı kapsayan Iç Batı Anadolu Italyanlara; Adana, Malatya, Sivas'ı kapsayan bölge ile Suriye Fransızlara; Arabistan ve Irak Ingilizlere verilecekti. 

- Osmanlı Devleti'nde zorunlu askerlik kaldırılacak, ağır silahlar bulunduramayacak olan ordunun asker sayısı da elli bin yedi yüz ile sınırlandırılacak. 

- Kapitülasyonlardan tüm Itilaf Devletleri ve onların vatandaşlığına geçen herkes yararlanacaktı.

Sevr Anlaşması; 

- Türkleri tarihten silmeye yönelik bir antlaşmaydı.

- TBMM'nin açılmasına tepki nitelğindeydi. 

- Osmanlı parlementosunda görüşülüp onaylanmadığı için hukuki geçerliliği olmayan bir antlaşmaydı. 

Kanun-i Esasiye'ye göre uuslar arası bir antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için Meclis-i Mebusan'dan onaylanması gerekiyordu. Sevr Antlaşması'nın imzalandığı tarihte Osmanlı parlementosu kapalıydı!!!

- Türk halkının Osmanlı Hükümeti'nin teslimiyetçi, vatana ihanet niteliğindeki politikalarını daha net görmesini ve TBMM'nin çevresinde bütünleşmesini hızlandıran bir antlaşmaydı. 

 

- TBMM'nin Kurtuluş Savaşı'nı zaferle sonuçlandırmasından dolayı uygulanması engellenen antlaşmaydı.

- Birinci Dünya Savaşı sürecine ilişkin imzalanan barış antlaşmaları içinde uygulanmayan tek antlaşmadır.

Misakımilli kararlarını kabul eden ve tüm baskılara rağmen kararları geri almayan Osmanlı Meclis-i Mebusan açık olsaydı dahi bir tutsaklık veya yok oluş özelliklerine sahip olan Sevr Antlaşması'nı onaylamacağını kanıtlamıştı!!!

TBMM'nin Sevr Anlaşması'na Tepkisi 

Osmanlı Hükümeti'nin yapacağı tüm işleri geçersiz saydığını, imzalayacağı herhangi bir antlaşmayı da tanımayacağını açıklayan TBMM, Sevr'i tanımadığını ve koşullarına'da uymayacağını da ilan etti. Türk milletine yaşama hakkı tanımayan, Türk vatanının parçalanmasını hedefleyen bu antlaşmayı imzalayan ve onaylayanların vatan haini sayılmalarını, vatandaşlıktan çıkarılmalarını kararlaştırdı.

Sevr Anlaşması'nın Padişah Vahdettin tarafından onaylanması Türk halkının Osmanlı Hükümeti'nin işbirlikçi ve teslimiyetçi politikalarını daha net bir şekilde görmelerini sağladı. Bu da halkın padişah ve Osmanlı Hükümeti'nin etkisinden kurtulmasını ve TBMM'nin etrafından bütünleşmesini hızlandırdı. Ayrıca Sevr Antlaşması, Türk halkının ulusal kurtuluş için silahlı mücadeleden başka bir seçenek olmadığı gerçeğini görmesinde de etkili oldu

3.ünite:
“YA İSTİKLAL , YA ÖLÜM”
Birinci dünya savaşında nı sona erdiren Mondros ateşkes antlaşması nın ardıdan yurdumuz işgal edilmeye başlandı. Türk halkı bu haksız işgallere karşı topyekün harekete geçerek milli mücadeleyi başlattı bu mücadele doğuda Ermeniler e güneyde fransızlarve Ermeniler batıda ise yunanlılara karşı yapıldı.
19. yüz yılın sonlarından itibaren Rusya ve İngiltere Ermenileri doğu anadoluyu verme vaadiyle silahlandırmşlardı. Her iki devlet de Ermenileri kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladı Ruslar Bolşevik devrimi 1917 nden sonra doğu anadoluda daki işgal ettikleri yerlerden çekildiler . Bu arada28 mayıs 1918 tarihinde merkezi Erivan olan bir ermeni devleti kuruldu türk ordusu kuruldu türk ordusu bölgeye ulaşmadan Rusların boşşaltıkları yerlere Ermeniler yerleşti.
Osmanlı devleti nin Mondros ateşkes antlaşması nı imzalamasından sonra ortaya çıkan boşluktan yararlanan Ermeniler Erzurum ilimiz dahil olmak üzere doğu andoluda bir saldırı hazırladığı içindeydiler 1920. Kazım Karabekir. Paşa o dönemde bu bölgedeki 15. kolordu komutanıydı. Saldırı hazırlığını Ankara ya haber verdi. Mustafa Kemal paşa bu durumu açıkladı .Kazım Karabekir. Paşa Mondros ateşkes antlaşması ile .bu ordu milli mücadele nin ilk yıllarında aship olduğumuz düzenlı orduya biriydi. Bu ordunun varlığa rağmen İngilizlerin Ermenileri bölgedeki sivil türk halkına saldırmaya devam ettiler. 7 kasım 1920 tarihinde Gümrüyü teslim alan Kazım Karabekir paşa bu olayı iyiy bir şekilde açıkladı.2/3 arlık tarihlerinde gümrü barış antlaşması imzalandı.30 ekim 1918 tarihlerinde imzalanan Mondros ateşkes antlaşması. İtilaf devletlerine tür yurdunu rahatça işgal etme imkanı eline geçti.1918 de Musul işgal eden İngilizler ocak 1919 işgal edilen alanlar genişletilerek urfa Maraş Antep ve adanay girdiler daha sonra Musul un egemenliğinin tamamaen kendilerinin bırakılması şart ile bu şehirleri Fransızlar işgale başladılar.
Güney anadoluda işga faaaliyatleri ne başlayan Fransızlar 7 aralık 1918 de ise içinde gönüllü Ermenilerin de bulunduğu bir Fransız taburuyla dört yolu işgal etmekti.
Milli mücadeleyi başalatan olay ilk burada gerşekleştirdi. Yani ilk kurşun burada atıldı.fransızlar 30 ekim 1919 tarihinde Maraşı işgal etti. Fransızlar mısır ve Suriye den getirdiği Ermeniler Türklere saldırarak taşkınlık yapmaya başladı Sütçü imam ın attığıilk kurşun maraşta ki milli mücadeleyi başlattı. 20 ocak 1920 tarihinde kaledeki türk bayrağının indirilmesi üzerine direniş başladı.12 şubat 1920 tarihinde maraşta tan çekilmek zorunda kaldı.ingilizlerin çekilmesi ardından 30 ekim 1919 tarihinde Fransızlar , urfa yı işga ettiler burada Fransızlar Ermenilere iş birliği yaparak halkım mal ve mülküne ve can güvenliğine tehtit etmeye başladılar . Bunun üzerine halk urfa müdaafa-i hukuk cemiyeti çatısı altında işgalcilerle mücadeleye girişti. Ali saip bey öncülüğünde halktan 3000 kişilik bir kuvvet toplandı aygunhoca.com Fransızlara arasında çarpışmalar başladı 1 nisan 1920 tarihinde Fransızlar şehri terk etmeye başladılar. İşgalciler karşısında halk tepkisis kalmayarak mitingler düzenleyerek Müdaffa-i Hukuk genel merkezi işgaller karşısında halkın bilinçlendirilmesi için elinden geleni yaptı ancak işgal kuvvetleri eziyetlere devam etti.Son olarak türk bayrağının indirilmesi halkın sabrını taşırdı. Antepliler şehirlerini savunmak için sailah , cephane ve para temin etti. Ayrıca Fransızlara yiyecek ve malzeme satışını dururarak onları zor durumda bıraktı Fransızlar da yiyesek ve malzemeleri ni suriyeden getirmek zorunda kaldılar. İşgal güçleri ihtiyaçlarını karşılamak için Kilis- Antep yolunu kullanıyordu. Antepli teğmen şahin bey bu yolun kesilmesi görevini üstlendi. 3 mart 1920 tarihinde Kilis ten antepe giden bir Fransız konvoyu şahin bey kuvettleri tarafından dağıtıldı . Bu başarızlılık yüzünde Fransızlar dah büyük bir kuvett ile Kilis ten hareket etti. Şahin bey kuvvetleri kendilerinden çok daha güçlü olan Fransızlar karşısın da çekilmek zorunda kaldı.Yapılan çatışmalar Şahin bey şehit oldu. 1 nisan 1920 de antepi kuşatan Fransızlar kente ancak bir yıl sonra girebildiler . 9 şubat 1921 Güney cephesinde başrısız Fransızlar türk toprakların da
Daha fazla kalamayacakları anlayarak Sakarya savaşından sonra imzaladıkları Ankara antlaşma ile geri çekildiler. 19. yüzyılda Rusya İngiltere ve Fransa nın desteğiyle Osmanlı devleti bağımsızlığını kazana Yunanistan bu kazancıyla yetinmeyerek batı anadoluyu hakimiyeti altıa almak istiyordu. Mondros ateşkes anlaşması ndan sonra itilaf devletlerince düzenlenen Paris barış konferansında alınan yunanlılar , İzmiri işgal ettiler.. işgale karşı halk bir yandan Müdaafa-i hukuk cemiyetleri bir yandan da kuvvayı milliye etrafında toplanarak direnişe başladı. Kuvvayımilliye birlikleri düşmanın ilerleyişi karşısında cesurca mücadele etmekteydi. Düşman kuvvetleri yıpratarak ilerleyişini yavaşlatmaktaydı. Ancak yeni işgallere engel olamıyordu , çünkü kuvvayımilliye halkın kendi imkanlarıyla oluşturduğu düzensiz kuvvetlerdi Bu nedenle belli bir otoriteye bağlı olmak istemeyen kuvvayımilliye birliklerin kontrol altına almak oldukça zordu. Yunanlılar saldırısı sonucunda Batı Anadolunun bir kısmı elden çıktı Düşmana karşı kahramanca çarpışan kuvvayımilliye birlikleri askeri disiplinden yoksun olduğu ve yeterli donanıma sahip olmadığı için düşman karşısında yetersiz kalıyordu Daha önce batı Anadolu kuvayımilliye komutanlığına Ali fuat paşa getirilmişti ancak bu kuvvetler 24 ekim 1920 tarihind e yunanalılara karşı yapılan Gediz taaruza mağlup ol du bu yenilgiye kuvvayı miliye birlikleri arasında yeterli iş birliğinin olmamasıve Çerkez ethem kuvvetleri isteksizliği sebep oldu.Bu başarısızlık TBMMde kuvvayımilliye birliklerin yetersizliği üzerinde tartışmalara sonucunda milli mücadele nini ancak düzenli ordu başarılı olacağına İnanıldı
Kuvvayımilliye hemen tasfiye edilerek birliklerin düzenli orduya katılmaları istendi .9 kasım da batı cephesi batı ve güney cepheleri olarak iki ye ayrıldı . Batı cephesi komutanlığına Albay ismet paşa güney cephesi komutanlığına ises albay refet bey getirildi .
1. İNÖNÜ ZAFERİ:
Birinci İnönü savaşı düzenli ordunun yaptığı ilk savaştır. Yunanalılar düzenli orduya katılmak isteyenleri reddeednen Çerkeş Ethem in ayaklanmasını fırsat bilerek eskişehiri ele geçirip ankaraya ulaşmak istediler Bu taruza düzenli ordunun daha fazla güçlenmesi önüne geşmesi düşünülüyodu. Yunan ordusu sayı ve malzeme olarak türk ordusundan daha üstündü .Bu güçle 6 ocakta İnönü mevzileri saldırıya geçen yunanlılar türk direnişi karşısında 10 ocak 1921 tarihinde çekilmek zorunda kaldı.
Bu savaş düzenli ordunun kazandığı ilk zaferdir. Türk ordusunun bu başarısı yurdu sevince boğdu. Halkın düzenli orduya olan güvevi arttı. Savaştan kısa bir süre sonra Çerkez ethem ayaklanması da bastırıldı. Birirnci İnönü savaşı nın kazanılması Büyük Millet Meclisi Hükümetin Londra konferansında davet edilmesini sağladı.

LONDRA KONFERANSI:
Birnci İnönü zaferi itilaf devletleri arasındaki görüş ayrılıklarını arttırdı. Fransızlar güney doğu anadoluda büyük bir dirnişe karşılaştı . İtalyanlar ise anadolunu paylaşımından memun değilerdi.Bu nedenle itlaf devletleri sevr antlaşmalrı yeniden gözden geçirmek amacıyla Londra da bir konferans Osmanlı hükümetinin yanında TBMM hükümetin de dolyı yoldan davet ettiler. Ancak Mustafa kemal paşa türk milletinin gerçek temsilcisi olrak TBMM yitoplana konferansa İngiltere Yunanistan Fransa italtya İstanbul hükümetide davet edildi Mustafa kemal aracılığıyla.
19 mayıs 1919 yılında Andolu ya geçen Mustafa kemal paşa türk milletinin işgallere karşı siyasi yoldan örgütleme için çalışmalara ağırlık vermiştir.

AFGANİSTAN İLE DOSTLUK ANLAŞMASI:
Milli mücadelenin devam ettiği sıralarda Afganistan işgalci güçlere karşı büyük bir direniş vermesi sebebiyle türk milletinin bu mücadelesine yakınlık vermesini sebebi o dönemlerde Afganistan kralı Amanullah han ile Mustafa kemal paşa arasında mektuplaşmalar olmuş birinci İnönü zaferi nden sonra 1 mart 1921 tarihinde Afganistan la TBMM hükümeti arasında Moskova Türk-Afgan dostluk anlaşması imzalandı. TBMM hükümeti Afganistan a subay ve öğretmen göndermeyi kabul etti.
MOSKOVA ANLAŞMASI:
Birinci dünya savaşı nda Ruslar itilaf devletleri arasında yer alıyordu . aygunhoca.com Ancak 1917 yılında rusyadaki Bolşevik ihtilali “çarlık” yönetimini yıkmıştı İktidara gelen Bolşevik savaştan çekilmişti. Bunun üzerine itlaf devletleri Sovyetler birliği ne karşı cephe aldılar . Sovyetlerin gizli anlaşmaları açıklamaları , bu ülkenin batı ile ilşkileri iyice gerginleştirilmişti . TBMM hükümeti ile Sovyetler birliği ortak tehlikeler nedeniyle bibirine alşkandırlar. Bu yaklaşma sonucunda 16 mart 19210 tarihinde Sovyetler birliği ile Moskova antlaşması imzalandı. Böylece Sovyetler birliği misakimilliye yi tanıdı. Kars , Ardahan Artvin Türkiye ye ; Batum Gürcistan a ; Nahcivan Azerbaycan a bırakıldı . Bu antlaşmaya göre türkiyenin doğu sınır çizilmiş oldu

2. İNÖNÜ ZAFERİ

Londra konferansında devam ederken itilaf devletlerini temsilcileri aralarında gizli bir görüşme yapmışlar. Bu görüşmede sevr anlaşması nın Türklere kabul ettirilmesi için yunan değerleri planları tartışıldı.Yunanlılar, türk ordususnun yeterli güce sahpi olmadığını belirterek türk direnişini aşabilecek güçte oldukları iddia ediliyordu. Ayrıca türk ordusunun ihtiyaçlarının karşılanmasının mümkün olmadığı belirtildi.
Yunanlılar itilaf devletlerinin güvenine layık oldukları gibi ve TBMM ye sevr i kabul ettirmek için Londra konferansından ndan kısa bir süre sonra Anadolu dan tekrara saldırıya geçtiler . Yunanlılar türk ordusunun güçlenmesine fırsat vermeden Eskişehir ve Afyonu ele geçirmek istiyordu.
Buradan yunan ordusu bura ve uşak grupları 23 mart 1921 tarihinde ilelemeye başladılar. İsmet paşa komutasindaki batı cephesi birlikleri, Eskişehir in kuzey batısına toplanmışlardı.
30 ağustos günü yunan ordusu dumlu pınarada kuşatıldı . O gün ki savaşı doğrudan başkomutan Mustafa kemal paşa yönetti Düşmanın ana kuvvetleri bu bölgede imha edildi. 31 ağustos a Eskişehir dolaylarındaki yunan kuvvetleri bozguna uğratıldı Başkomutan Mustafa kemal paşa 1 eylül sabahı “ordular ilk hedefiniz Akdeniz ileri”
Başkomutan Mustafa kemal komuta ettiği türk ordusu Kurtuluş savaşını başarıya ulaştırdı.Böylece Anadolu da yunan işgali sona erdi.


Büyük zaferle Kurtuluş Savaşının askeri safhası bitmiş oldu.Sonraki süreçte diplomatik ilişkiler önem kazandı.İtilaf devletleri,TBMM ye ateşkes teklifinde bulundular.Bunun üzerine Mudanya Ateşkes anlaşması imzalandı.

TEKALİF-İ MİLLİYE EMİRLERİ:

Her ilde tekalif-i milliye komisyon kurulcak.

Her türlü yiyecek malzemesinin yüzde kırkına bedeli daha sonra ödemek için el kondu.
Halkın ve tüccardan elind e bulunan her türlü giyim eşyasının yüzde kırkına bedeli daha sonra ödenmek kaydıyla el konacak.


Her aile tekali fi milliye komisyonuna bir çarık bir çift çorap ve bir takım çamaşır verilecek.

Ordu için ihtiyaç duyulan bütün sahipsiz mallara el konacak.

Halkın elindeki bütün silah ve cephaneler üç gün içinde teslim edilecek.

Her türlü makine araç ve gerecin yüzde kırkına el konacak.

Binek hayvanların yüzde kırkına el konacak .

Demirci, nalbant terzi dökümcü ve marangoz gibi zanaatkarlar ordunun hizmetine çalışacaktır.

İSTİKLAL MARŞININ KABUL EDİLMESİ:

Mehmet akif Ersoy yarışmanın ödüllü olması nedeniyle yarışmaya katılmamaıştır. Ancak dönemin maarif vekili Hamdullah Suphi, Mehmet Akif e bir mektup yazmış ve yarışmaya kaMilli mücadele nin batı cephesinde savaşlar yaşanırken “1.inönü savaşından sonra” milli duyguları belirtecek bir marş yazılması gündeme gelmiş ve marif vekaleti tarafından istiklal marşının yazılması için bir yarışma düzenlenmiş 500 lira ödüllü bu yarışmaya yurdun her yerinden 7000 e yakın şiir gönderilmiştirtılmasını istemiş ve şöyle demiş istersen ödülü kaldıralım ve Mehmet akf Ersoy yarışmaya katılarak İstiklal Marşını yazmış. TBMM1 mart 1921 tarihinde toplantıda basri çantayın önersisiğ ile maarif vekaleti nin yarşmaya katılacağının seçtiği yedi şiir ile birlikte Mehmet Akif in yazdığı şiirin de okunmasını isteyerek kabul edildi.

Bu şiirlerin okunmasından sonra Mehmet Akif in eseri üzerinde genel bir bilgi oluşmuş. 12 mart ta ise milli marş olarak Mehmet Akif Ersoyun şiiri milli marş olarak kabul edildi.


4. ünite
ÇAĞDAŞ TÜRKİYE YOLUNDA ADIMLAR:

23 NİSAN 1920 tarihinde büyük millet meclisi açılarak yeni bir devlet kuruldu.20 ocak 1920 tarihinde ilk yeni anayasa kabul edildi.


Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.


Yasama ve yürütme yetkisi milletin tek gerçek temsilcisi olarak büyük millet meclisine aittir
Türkiye devleti büyük millet meclisine attir.

SALTANATIN KALDIRILMASI:”1 kasım 1920”

Milli mücadele nin kazanılmasından sonra itilaf devletleri ile yapılacak olan barış görüşmelerine İstanbul hükümeti nin de davet edilmesi TBMM nin tepkisine neden olmuş. TBMM 16 mart 1920 tarihinde İstanbul işgal edilmesi ile Osmanlı devletinin fiilen yılkıldığı belirtilerek 1 kasım 1922 de yapılan görüşme ile saltanat kaldırılmış.

ANKARA NIN BAŞKENT OLMASI”13 EKİM 1923”

Mustafa kemal ve temsl heyeti 27 aralık 1919 atrihinde Ankara ya gelmişler ve bu tarihten sonra Ankara milli mücadele nin merkezi olmuş.”

Ankara nın milli mücadele nin merkezi olması:

İşgal edilmemiş olması;

Batı cephesinde yakın olması;

Ulaşım imkanlarının gelişmiş olması;

Milli mücadelenin burada yürütülmesi gibi etkenler etkili olmuş

Ankara aynı zamanda yeni türk devletinin sembol şehri olmuş. Yurdun düşman işgalinden kurtulmasından sonra ismet paşa nın hazırladığı yasa teklifi kabul edilmesi ile Ankara 13 ekim 1923 tarihinde yeni türk devleti başkenti olmuş.

 

CUMHURİYETİN İLANI :”29 EKİM 1923


Saltanatın kaldırılması sonra devlet başkanlığını ve rejim sorunu ortaya çıkmıştır. Mustafa kemal yeni türk devleti için en uygun sitemin cumhuriyet olduğu inancıyla “ hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” İdare şekli halkın kendi kaderini kendisinin tayin edeceği temeline dayanır. Devlet in hükümeti şekli cumhuriyettir şeklindeki önergeyi meclise sunmuştur. Bu önergenin kabul edilmesi ile 29 ekim 1923 cumhuriyet ilan edildi.


KADINLARA SİYASİ HAKLARIN VERİLMESİ:

Yeni türk devleti kadınlara siyasi haklarını bir çok Avrupa ülkesinden daha önce vermiştir. Kadınlar 1930 yılında belediye seçimlerine katılma 1933 yılınfda muhtarlık seçimlerne katılma 1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip.

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI:”3 MART 1924”

Yapılacak inkılapların önünde halifeliğin bir engel olrak görülmesi son halife Abdülmecid efendi nin bazı devlet işlerine karışmak istemesi gibi nedenlerle 3 mart 1924 tarihinde halifelik kaldırıldı.

ÇOK PARTİLİ REJİM DENEMELERİ:

Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partiler ülkeyi belirli bir program dahilinde yönetmek isteyen kişilerin kurduğu kurumlar.

Yeni türk devletinin demokrasiyi benimsemiş olması siyasi partilerin kurulmasının gerekli hale getirilmesi.


CUMHURİYET HALK FIRKASI:

Türkiye cumhuriyetinin kurulan ilk siyasi parti cumhuriyet halk fırkası.

Bu parti uzun süren Türkiye cumhuriyetinin tek başına yöneten partidir.

Ancak zamanala tek partili demokrasinin yeterli olmadığı görüşü yaygınlaşmış demokratik yönetimlere muhalefet partilerin d olması gerektiğini görüşünü kazanmıştır .

KUBİLAY OLAYI :

Serbest cumhuriyet fırkası kapatılmasından hemen sonra 23 aralık 1930 da derviş Mehmet ve yandaşları İzmir in menemen kasabasında bir isyan hareketi başladı. İsyanı bastırmaya gelen öğretmen asteğmen kubilayı şehit ettiler . Bölgeye sevk edilen askeri birlikleri isyanı kısa sürede e batırdılar.


TOPLUMSAL ALANDA İNKILAPLAR :

SOYADI KANUNU “ 21 HAZİRAN 1934 “

Osmanlı devleti bireylerin soy adı olmadığı için karşıklık meydana gelmiş ve bubnu önlemek amacıyla toplumda unvan ve lakaplar kullanılmştır. Ancak bu durumda toplumda sınıf ayrımlarını doğmasına resmi yazılışa çeşitli sorunlara neden oldu. Toplumda eşitliği sağlamak için 21 haziran 1934 de soyadı kanunu kabul edilmiştir.

 

TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASI”30 KASIM 1925”

Tarikatların toplandığı yerler olan tekke ve zaviye lerin kapatılması asıl amçları ayrıca laikliğin toplumda yerleşmesi amacıyla 30 kasım 1925 yılında kapatılmıştır.


HARF İNKILABI”1 KASIM 1928”

Osmanlı devleti nde arap afabesi kullanılmıştır . yeni türk devletinin çağdaşlaşmasının alfabenin de değiştirilmesiyle böylece okuma yazma oranının artacağı düşünülmüş. Bu amaçla Latin alfabesi Türkçeye uygun olarak yeni alfabe yazılmıştır .yeni harfler 1 kasım 1928 de TBMMtarafından kabul edildi.

TEŞKİLATI ESASİYE”1921”
TBMM nin açılması yeni bir devlet kurulması anlamına gelmektedir. TBMM 20 ocak 1921 tarihinde yeni türk devletinin ilk anyasası olan teşkilatı esasiye kanunu nu kabul etmiştir. Bu anayasada egemenliğin millete ait olduğu ilkesi kabul edilmiştir. Ayrıca bu nayasa ile güçler birliği ilkesi uygulanmıştır . Yeni yasama yürütme ve yatgı yetkileri TBMM de toplanmıştır.


TÜRK MEDENİ KANUNU “1924-1937”
17 şubat 1926 da İsviçre mendeni kanunun türk toplumunun ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenmiş ve medeni kanun olarak kabul edilmiş.
Kadın erkek arasında büyük ölçüde eşitlik sağlandı.
Aile kurumu devlet güvencesine alınmıştır.
Boşanma miras gibi konularda kadun erkek eşitliği sağlandı.