Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük 4. Ünite Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar Ders Notları

Detaylar

4. ÜNITE ÇAĞDAŞ TÜRKIYE YOLUNDA ADIMLAR


LOZAN KONFERANSI VE ANTLAŞMASI (24 TEMMUZ 1923)

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ve ardından Mudanya Ateşkes Anlaşması'nın imzalanması Lozan Konferansı'na ortam hazırlayan en önemli gelişmelerdi.

TBMM'nin konferansın Izmir'de toplanma önerisini, tarafsız bir ülkede yapılmasını öne sürerek reddeden Itilaf Devletleri konferans için Isviçre'nin Lozan şehirini önerdiler. TBMM bu öneriyi kabul etti.

Itilaf Devletlerinin konferansa yönelik temel hedefleri, Sevr Anlaşması'nın temel hükümlerini içeren bir barış anlaşmasının imzalanmasını sağlamaktı.

TBMM Hükümetinin konferanstan temel beklentisi, Misakımilli sınırları içerisinde özgür ve bağımsız yeni bir Türk devletinin kurulduğunu kabul ettirmekti.

Lozan Barış görüşmeleri 20 Kasım 1922'de başladı.

- Sevr Antlaşması'nın temel hükümlerinin TBMM'ye kabul ettirilmesini amaçlayan Itilaf devletleriyle, Türk-yunan sınırı, Boğazların statüsü, Türk-Irak sınırı, kapitülasyonlar, doş borçlar ve savaş tazminatı gibi çok öenmli konularda  anlaşma sağlanamaması üzerine görüşme kesildi. ( 4-5 Şubat 1923)

- Türk ordusunun Boğazlar ve Musul üzerine herekata hazırlanması üzerine yeniden savaşın eşiğine gelindi. Dumurun ciddiyetini gören Anlaşma Devletleri konferansı yeniden başlatma gereksinimi duydular. (24 Temmuz 1923)

- Lozan'da sadece bir barış düzenlenmemiş, aynı zamanda Türkiye ile Batılı devletlerin siyasal, hukuksal ve sosyal ilişkileri yeni baştan düzenlenmiştir
LOZAN ANTLAŞMASI'NIN ESASLARI

Sınırlar

a) Suriye Sınırı: 20 Ekim 1921'de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması'nda saptandığı şekliyle kalacak.

b) Irak Sınırı: Musul sorunu nedeniyle Türkiye ve Ingiltere arasında anlaşmaya varılamadı. Bu sınırın konferans sonrasında Türk ve Ingiliz hükümetleri tarafından çizilmesini kararlaştırdı.

c) Yunanistan Sınırı: Trakya ile ilgili bu sınır için Mudanya Ateşkesi'nde belirtildiği gibi Meriç Nehri esas olacaktı. Balkan Savaşları ile kaybedilen Batı Trakya Yunanistan'a kalırken, Doğu Trakya Türkiye'ye bırakıldı.

ç) Bulgaristan Sınırı: Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında 1913'te imzalanan Istanbul Antlaşması ile çizilen sınır geçerli sayıldı.

d) Adalar: Imroz ve Bozcaada Türkiye'ye bırakıldı. Midilli, Sakız ve Sisam adalarının Yunanistan'da kalması kabul edildi. Buna karşın Yunanistan, Türkiye'ye bu yakın adalarda askeri tesisler kuramayacaktı.

e) Oniki Ada ve Rodos Italya'ya verildi.

Kapitülasyonlar

Adli, mali ve idari alanlarda yabancılara tanınan tüm ayrıcalıklara son verildi.

! Lozan Antlaşması'ndaki en önemli kazanımlarımızdan birisidir. Kapitülasyonların kaldırılmasıyla ulusal bağımsızlık doğrultusunda çok önemli bir adım daha atılmış, lulusal ekonomimizin gelişmesinin koşulları da oluşturulmuş oldu.

Azınlıklar

Türk devletinin sınırları içerisinde yaşayan gayrimüslimlerin tümü Türk vatandaşı sayıldı. Böylece azınlıklar sorunu çözümlenmiş oldu. Batılı devletlerin iç işlerimize azınlık haklarını gerekçe göstererek müdahale etmeleride engellenmiş oldu.

Nüfus Değişimi

Batı Trakya'daki Türklerle Istanbul'daki Rumların dışındaki Türkler ve Rumlar yer değiştireceklerdi.

Savaş Tazminatı

Birinci Dünya Savaşı nedeniyle Türkiye'den istenen savaş tazminatı kabul edilmedi. Kurtuluş Savaşı'nda Türkiye'ye zarar veren Yunanistan ise savaş tazminatı ödemeyi kabul etmiştir. Bunun için Karaağaç'ı Türkiye'ye bırakacaktı.

Borçlar

1854'ten itibaren Osmanlı Devleti'nin yaptığı borçlar Osmanlı Devleti'nin toprakları üzerinde kurulan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye payına düşen borçları kağıt para esasına göre taksitle ödemeyi kabul etti.

Boğazlar

Boğazların yönetimi, başkanlığını Türklerin yapacağı uluslar arası Boğazlar Komisyonu'na bırakıldı. Boğazların tüm devletlerin gemilerine açık olması ve her iki yakasında da asker bulundurulmaması kararlaştırıldı.

Fener Rum Patrikhanesi

Türkiye, Patrikhane'nin Istanbul'dan çıkarılması için uğraşmışsa da başarılı olamamıştır. Fener Rum Patrikhanesi, Istanbul'da kalacaktı.

Istanbul'un Boşaltılması

Işgal devletleri anlaşma tarihinden sonra altı hafta içinde Istanbul'u boşaltacaklardı.

Yabancı Okullar

Bu okulların Türk hükümetine bağlanması kararlaştırıldı.

Lozan'da Çözümlenemeyen (Yarım Kalan) Konular:
1-    Boğazlar sorunu ( Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çözülecek)
2-    Musul Sorunu (Ingiltere ile sonra görüşmek üzere bırakıldı. Ancak alınamadı)
3-    Hatay Sorunu ( Fransızlarla 1939'da imzalanan Ankara Antlaşması ile Türkiye'ye bağlandı.)

Önemi:Yeni Türk Devleti'ni bütün devletler tanımış oldular. Siyasî bağımsızlık yanında ekonomik bağımsızlık elde edildi. M. Kemal ülkeyi kalkındırmak ve geliştirmek için Inkılaplar dönemini başlatmasını sağladı

LOZAN ANTLAŞMASI'NIN ÖNEMI

- Pek çok devlet tarafından imzalanan ve günümüze kadar gelen bu antlaşma ile yeni Türk devleti, uluslar arası alanda resmen tanınmıştır.

- Türkiye'nin bağımsızlığını ve egemenliğini sınırlayıcı engeller ortadan kaldırılmıştır.

- Osmanlı Devleti'nden kalan asırlık sorunlar çözüme kavuşturulmuştur.

- Borçlar dışında Osmanlı Devleti'nin yaptığı tüm antlaşmalar geçersiz sayılmıştı.

- Misakımilli büyük oranda gerçekleştirildi.

- Lozan Antlaşması, Orta Doğu'nun en önemli bölgesinde sürekli bir barış ve güvenlik sağlayıp sürdürerek bölge ve dünya barışına da katkıda bulundu.

- Türk Kurtuluş Savaşı ve onun diplomatil şaheseri olan Lozan Antlaşması, sömürgeci devletlerin baskısı altında olan, sömürülen mazlum uluslara yol gösterici olmuştur.

- Gazi Mustafa Kemal'e göre Lozan Antlaşması “Türk ulusu aleyhine, asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı sanılmış, büyük bir suikastın yıkılışını bildirir bir belgedir. Tarihte benzeri görülmemiş bir siyasal zaferdir.”

SIYASAL ALANDA YAPILAN INKILAPLAR

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922) :
- Saltanatın kaldırılma nedenleri: Lozan görüşmelerine çağrılarak ikilik yaratmayı önleme, Kurtuluş Savaşında padişahın olumsuz tutumu ve M. Kemal'in yeni kurulan devlette saltanat yerine Cumhuriyeti istemesidir.
- Lozan'a Istanbul hükümeti de çağrılınca M. Kemal Lozan Antlaşması öncesi saltanatla halifeliği ayırarak saltanatı kaldırdı. Son padişah Vahdettin ülkeyi terk edince halife olarak Osmanlı soyundan gelen Abdülmecit Efendi halife oldu.
Sonuçları: 1- 623 yıllık Osmanlı Devleti resmen sona erdi.   2-Padişah Vahdetti kaçarak Ingilizlere sığındı.
3- Itilaf Devletlerinin ikilik çıkarma oyunları sona erdi.         4- Cumhuriyetin ilanı için zemin hazırladı.
5- Laikliğe geçişin ilk adımıdır.


II. TBMM'NIN AÇILMASI(11 AÄžUSTOS 1923)
23 nisan 1920 de açılan birinci TBMM 1923 e kadar görev yaptı.
Bu  meclisin öncelikli hedefi ulusal bağımsızlığı ve onun programı olan misakımilli'yi gerçekleştirmekti.
Savaş koşullarında görev yapan farklı dünya görüşlerine sahip milletvekillerini
Ulusal bağımsızlık hedefinde birleştiren birinci TBMM  ulusal bağımsızlığı gerçekleştirdi.yeni kurulan türk devletinin uluslar arası düzeyde tanınmasını sağlayacak  diplomatik başarılara damgasını vurdu.
Ancak aynı süreçte yıprandı.özellikle kurtuluş savaşının askeri boyutunun tamamlanmasından sonra uyguladığı meclis hükümeti sistemine de bağlı olarak hükümet krizleri yaşamaya başladı.
Mustafa kemal  yıpranan bu meclise yeni türk devletini her alanda yeniden ve çağdaş uygarlık hedefine uygun bir şekilde yapılandırmanın mümkün olmadığı gerçeğinden de hareketle 1 nisan 1923 de TBMM yi feshederek ülkeyi seçime götürdü. Böylece birinci TBMM sona ermiş oldu.
Yapılan seçimlerin sonucunda belirlenen milletvekillerinin katılımıyla yeni meclis 11 ağustos 1923 te göreve başladı.11 ekim 1927 ye kadar görev yapacak olan bu meclis çalışma dönemi dikkate alınarak ikinci TBMM  yaptığı yeniliklere dayanılarak da inkılap olarak adlandırıldı.

II.TBMM DÖNEMI
Ikinci TBMM çalışmalara başladıktan hemen sonra;
Lozan barış anlaşması onaylandı(23 ağustos 1923)
Istanbul itilaf devletlerinden devralındı
Ankara başkent ilan edildi(13 ekim 1923)

Başkent Ankara:

M.Kemal Sivas kongresinden sonra (27 Aralık 1919) temsil heyeti ile Ankara'ya gelmişti. Savaşı buradan yönetti, meclisi burada açtı.Ankara başkent gibi konumdaydı. M.Kemal Ankara'nın resmi olarak başkent olmasını istedi. 13 ekim 1923 tarihinde tek maddelik kanun teklifi ile “Türkiye Devleti'nin başkenti Ankara'dır.” Ifadesi anayasamızda yerini aldı.

CUMHURIYETIN ILANI(29 EKIM 1923)
Cumhuriyetin ilanını hazırlayan nedenler
Birinci TBMM nin açılmasıyla ulusal egemenliğe dayanan yeni bir türk devletinin temelleri atılmıştı.ancak, ulusal birliğe zarar vereceği kaygısı ile rejim tartışmalarından özenle kaçınıldığı için yönetimin adı açıkca ifade edilmemişti.
Saltanatın kaldırılmasından sonra yönetimle ve devlet başkanlığıyla ilgili tartışmaların yoğunlaşması  bu konulardaki belirsizliğin aşılmasını zorunlu kılmış.
Kurtuluş savaşının askeri boyutunun tamamlanmasından sonra hükümet krizlerinin yaşanması ikinci TBMM açıldığı halde uygulanmakta olan meclis hükümeti sistemine bağlı olarak krizin aşılmaması cumhuriyetin ilanını gerekli kıldı.
1923 ekiminde yaşanan ve sonbahar bunalımı olarak adlandırılan yeni hükümetin kurulamaması sorunu,cumhuriyetin ilanını hızlandıran en önemli olaydır.bu hükümet bunalımını cumhuriyet ilanı için elverişli bir fırsat sayan Mustafa kemal ve bazı arkadaşları 28 ekimde cumhuriyetin ilanına karar vermişler ve 29 ekim 1923 te meclis kararı ile cumhuriyet ilan edilmiştir.
Cumhuriyetin ilanı ile;
Yeni türk devletinin yönetiminin adı konulmuş ve bu konudaki belirsizlik büyük oranda giderilmiş oldu.
Mustafa kemal onaylamaya katılan tüm milletvekillerinin oyunu alarak cumhurbaşkanı oldu.
Başkanlık makamı oluşturuldu.Buna bağlı olarak meclis başkanlığıyla hükümet başkanlığı görevleri birbirinden ayrıldı.ilk başbakan ismet bey ,cumhuriyet döneminin ilk meclis başkanı da fethi Okyar oldu.
Meclis hükümeti sisteminden bugün de uygulanmakta olan kabine sistemine geçilerek daha uyumlu bir hükümetin oluşturulması sağlandı.
Meclis hükümet sisteminde cumhurbaşkanı ve başbakan yoktu.bakanlar tek tek  meclis tarafından seçiliyordu.bakanları görevden alma yetkisi de TBMM ye aitti.
Kabine sisteminde ise cumhurbaşkanı,başbakanı hükümeti kurmakla görevlendirir,başbakan da bakanlar kurulunu oluşturup cumhurbaşkanının onayına sunar.liste cumhurbaşkanınca onaylanır, TBMM de güvenoyu alırsa hükümet kurulmuş olur.TBMM kabine sisteminde de  bakan ya da bakanları görevden alma yetkisine sahiptir.

HALIFELIĞIN KALDIRILMASI(3 MART 1924)
Halifeliğin kaldırılmasının nedenleri
Ulusal egemenlik ilkesine dayalı laik cumhuriyet anlayışı ile halifelik kurumunun çelişmesi
Halifeliğin varlığının inkılaplar için bir engel oluşturması
Inkılap karşıtlarının halife Abdülmecit efendinin etrafında toplanmaya başlaması ve bu durumun yönetimi tehdit etmesi
Halifenin temsil ettiği ümmet anlayışının ulus ve ulusal egemenlik anlayışına ters düşmesidir.
Bu nedenlerle 3 mart 1924 te meclis kararı ile halifelik kurumu kaldırıldı.bu kurumun kaldırılması ile ;
Yönetimle ilgili tartışmalar  bütünüyle sonlandırıldı
Devlet düzeninin laikleştirilmesine ilişkin önemli bir adım daha atılmış oldu
Cumhuriyet karşıtı çevreleri cesaretlendirecek ve birleştirecek bir kurumun kaldırılmasıyla  cumhuriyet daha da güçlendirilmiş oldu
Inkılapların gerçekleştirilmesinin önündeki ciddi bir engel daha kaldırılmış oldu

Halifeliğin kaldırıldığı gün TBMM DE ÇIKARILAN DIÄžER KANUNLARLA;
ŞERIYE VE EFKAF VEKALETI(BAKANLIÄžI)KALDIRILDI.

Bu bakanlığın kaldırılması ile devlet uygulamalarının  dinsel açıdan denetlenmesi  uygulamasına son verildi. Aynı zamanda devlet düzeninin laikleştirilmesi doğrultusunda yeni bir adım daha atılmış oldu.
Erkan-ı harbiye umum vekaleti kaldırıldı.
Savaş bakanlığı olan bu vekalete  ordudan atama yapılıyordu.Bakanlar kurulu siyasi bir kurum olduğu için bu durum ordunun siyasetin içinde olması gibi ciddi bir olumsuzluk taşıyordu.bu bakanlık kaldırılarak silahlı kuvvetlerin asıl görevi olan yurt savunmasına bütünüyle ağırlık vermesi ve siyasetten uzaklaştırılması hedeflenmiştir.
Tevhid-i tedrisat kanunu ile eğitim ve öğretim  kurumları milli eğitim bakanlığı çatısı altında birleştirildi.
Bu yasaya bağlı olarak medreseler kapatıldı.böylece cumhuriyet rejimi karşıtı kuşakların yetiştirilmesi önlenirken eğitim de laikleştirilmiş oldu.
Osmanlı hanedanı sınır dışı edildi.
Bu yasayla Osmanlı hanedanının  ileride saltanat ve hilafet iddiasında bulunarak toplumsal birlik ve beraberliğe ,cumhuriyetçi yönetime zarar vermeleri engellenmek istendi.

Türkiye nin Laikleşme Aşamaları

I.saltanat ın kaldırılması (1922)
2.halifeliğin kaldırılması (1924)
3.şeriye ve efkaf vekaletinin kaldırılması (1924)
4.tevhid-i tedrisad kanunu (1924)
5.medreselerin kapatılması (1925)
6. kılık kıyafet (şapka) kanunu (1925)
7. tekke ve zaviyelerin kapatılması (1925)
8. türk medeni kanununun kabulü (1926)
9.1924 anayasasında yer alan devletin dini islamdır. Hükmünün anayasadan çıkarılması (1928)
10.peçe ve çarşaf giymenin yasaklanması (1935)
11. anayasaya laiklik maddesinin koyulması (1937)
12. milletvekili andındaki dinsel ifadelerin çıkarılması

1924 Anayasasının Kabulü (Teşkilat-i Esasiye 24 nisan)
1921 anayasasının kısa ve sadece savaş koşullarının ihtiyacını karşılayacak bir niteliğe sahip oluşu geçen süreç içinde yeni bir anayasanın varlığını zorunlu kılmıştır.
1921 anayasası yalnızca TBMM nin çalışma esaslarını belirlemiş ,seçim kanunu ,temel hak ve özgürlükler gibi konulara o günün koşullarında yer vermemiştir.   Bu eksikliğin giderilmesi 1924 anayasası ile mümkün olmuştur.
1924 anayasasının temel özellikleri
1924 anayasasında ,1921 anayasasında yer alan ulusal egemenlik ,TBMM nin üstünlüğü, tek meclis ve güçler birliği ilkesi yine yer almıştır.
Anayasanın 1. maddesine göre Türkiye devletinin  yönetimi cumhuriyettir.
2. maddesine göre Türkiye devletinin dini Islam, dili Türkçe başkenti Ankaradır
Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir ve bu egemenliğin tek temsilcisi TBMM dir
Yasama hakkı meclise verilirken yürüme yetkisi cumhurbaşkanına ve onun seçtiği başbakan ile bakanlar kuruluna verildi.Yargı da  bağımsız mahkemelere bırakdı.
Cumhurbaşkanı TBMM içinden dört yıl için seçilecektir.aynı kişi üst üste cumhurbaşkanı seçilebilecektir.
Seçmen yaşı 18 dir.
Kırk bin kişi bir milletvekili seçecektir.
1924 anayasasında süreç içerisinde yapılan değişiklikler
1928 yılında devletin dini islamdır maddesi çıkarılmış,böylece anayasa laikleştirilmiştir.
Seçmen yaşı 22 ye yükseltilmiştir
1934 te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiştir
1937 de Atatürk ilkeleri anayasaya alınmıştır.
1924 anayasası 1960 askeri müdahalesine kadar yürürlükte kaldı. Anayasalcılık tarihimizde en uzun süre yürürlülükte kalmış olan anayasadır.

Çok partili siyasal yaşama geçiş denemeleri
Belirli bir siyasal program üzerinde birleşmiş olan kişilerin ve bu programı gerçekleştirmek    için siyasal iktidarı ele geçirmek amacıyla bir araya gelerek kurdukları örgütlere parti adı verilir.
Türkiyede çok partili  yaşama ilk kez ıı. Meşrutiyet döneminde geçilmiş fakat Osmanlı devletinin yıkılması ile bu partiler de kapanmıştır.
Ulusal kurtuluş savaşı sırasında ulusal bütünlük ve birliğe zarar vermemesi için siyasal partilerin kurulmasına izin verilmedi.ancak TBMM  içinde Mustafa kemal yandaşları müdafaa-i hukuk grubu kurarak örgütlenmişlerdir.karşıt görüşlerde 2. grup olarak örgütlenmiştir.bu gruplar cumhuriyet döneminin siyasal partilerinin de temellerini oluşturdular.

Cumhuriyet halk fırkası (partisi)
Yeni türk devletinin ilk siyasal partisidir
Birinci TBMM içinde yer alan müdafa-i hukuk grubunun devamı olarak 9 eylül 1923 te Mustafa Kemal in önderliğinde remen kurulmuştur.1938 e kadar başkanlığını Atatürk yapmıştır.
Atatürk inkılaplarını gerçekleştiren partidir.
Partinin ekonomide izlediği temek ilke devletçiliktir
Günümüzde de siyasi varlığını sürdüren Türkiye nin en uzun ömürlü partisidir

Terakkiperver cumhuriyet fırkası
Türkiye nin ilk muhalefet partisidir
Ordunun siyasetten ayrılmasından sonra askerlik görevinden ayrılan ve CHF içinde yeralan kazım Karabekir,rauf okbay ,refet bele,ali fuat cebesoy,adnana Adıvar tarafından kurulmuştur.
Iktidarı cumhuriyet halk fırkasının uygulamalarına karşı olan bu parti eski ittihatçılar ile saltanat ve hilafet yanlıları tarafından desteklenmiştir.
Yeni türk devletinin bu ikinci siyasal programında Parti dini inançlara saygılıdır . maddesi yer lamaktaydı.bu madde inkılaplara karşı olan çevrelerin kısa zamanda yeni partide örgütlenmelerine yol açtı.
Parti, ekonomide devletin mudahaleci ve yatırımcı olmasını reddeden ekonominin özel girişimcilere dayanmasını kabul eden liberalizmi savunuyordu.
Terakkiperver cumhuriyet fırkası 13 şubat 1925 te şeyh sait önderliğinde çıkarılan ve temel amacı cumhuriyetçi rejimini yıkmak olan ayaklanmadan sorumlu tutularak haziran 1925 te kapatıldı .

Serbest cumhuriyet fırkası
Terakkiperver cumhuriyet fırkasının kapatılmasından sonra ülke bir süre muhalefetsiz olarak cumhuriyet halk fırkası tarafından yönetilmiştir.
Bu durum demokrasi ve cumhuriyet ilkelerine aykırıydı.hükümetin denetlenmesinide zorlaştıran bu durum yeni bir partinin kurulmasını zorunlulu kılmıştır.
Mustafa kemal'in arkadaşı 12 ağustos 1930 da fethi okyara kurdurduğu serbest cumhuriyetçi fırkanın kurucuları cumhuriyetçi yönetime inkılaplara bağlı insanlardı.iktidardaki cumhuriyet halk fırkasından en önemli farklılıkları ekonomide liberal politikaları savunmalarıydı.
Par ti laik cumhuriyet anlayışını ve bütün Atatürk inkılaplarını benimsemesine rağmen kurucuların idaresinin dışında kısa sürede,yönetime ve Atatürk'e karşı olanların sığındığı bir partiye dönüştü.
Parti teşkilatının gericilerin eline geçmesi ve pek çok yerde dinsel gösterilerin yapılamsı üzerine fethi bey gelişmelerden rahatsız oldu ve  17 kasım 1930 da partisini kapattı.
Terakkiperver cumhuriyet fırkasının kurulmasından sonra şeyh sait ayaklanmasının çıkması ,serbest cumhuriyet fırkasının kapatılmasından hemen sonra menemen ayaklanmasının çıkması toplumun henüz çok partili hayata geçmeye hazır olmadığını ortaya çıkarttı. Bu nedenle ikinci dünya savaşınında etkisiyle (1930-1945) çok partili sisteme geçiş uzun süre ertelendi .1946'da cumhuriyet halk partisinden ayrılan celal Bayar, Adnan menderes ve fuat köprülü nün öncülüğünde kurulan demokrat parti ile çok partili rejime geçildi.

Cumhuriyet i yıkmaya yönelik girişimler
Şeyh Sait isyanı(13 şubat 1905)

Diyarbakır'ın Piran ilçesinde şeyh sait in önderliğinde çıkartılan kısa sürede doğu Anadolu nun önemli bir bölümünü kapsayan ve cumhuriyeti yıkmayı amaçlayan ayaklanmadır.
Ayaklanmanın nedenleri
Laik cumhuriyet karşıtlarının saltanat ve halifeliğin kaldırılması ile cumhuriyet in ilanı gibi inkılaplara tepki göstermeleri
Terakkiperver cumhuriyet fırkasının dinsel duyguları kullanarak propagandalar yapması ve eski yönetim yanlılarını partide toplaması
Şeyh sait ve yandaşlarının doğuda teokratik bir devlet kurmak istemeleri
Musul ve orta doğu petrol bölgelerini bırakmak istemeyen Ingilterenin ,şeyh sait ve çevresini kendi çıkarları doğrultusunda kullanıp Musul konusunda Türkiye'yi güç durumda bırakmak için ayaklandırmasıdır.
Ayaklanma karşısında alınan önlemler
Hükümet, dini cumhuriyetçi yönetimi yıkmak için araç olarak kullananların vatana ihanetle yargılanacaklarını ilan etti
Başbakan fethi bey ayaklanmayı bastıracak tedbirler almayınca görevinden ayrıldı.yerine ismet Inönü başkanlığında yeni bir hükümet kuruldu.
Yeni hükümet takrir-i sükun kanunu adı verilen cumhurbaşkanına ve hükümete  olağanüstü yetkiler tanıyan yasayı çıkarttı( 4mart 1925).bu yasa ile ayaklanmanın bastırılması ve yönetimin korunması amaçlanmıştır.
Bölgesel sıkı yönetim ilan edildi
Istiklal mahkemeleri yeniden kuruldu.
Ayaklanmanın sonuçları
Ayaklanma alınan bu önlemlerle bastırıldı
Şeyh sait ve ayaklanmanın diğer önderleri yargılanarak cezalandırıldılar
Ayaklanmadan sorumlu tutulan terakkiperver cumhuriyet fırkası kapatıldı
Şeyh sait ayaklanması Musul sorununu çözmek ,için planlanan askeri harekatın yapılmasını önlemiş,1926'da Ingiltere ile Ankara  antlaşmasının imzalanarak musuldaki haklarımızdan vazgeçip Türkiye-ırak sınırının Misakımilli hedeflerine aykırı olarak çizilmesine de  neden olmuştur.
Şeyh sait ayaklanması siyasal ve toplumsal koşulların henüz çok partili düzen için uygun olmadığını ortaya çıkartmış ve çok partili sisteme geçişin ertelenmesine neden olmuştur.
MUSTAFA KEMAL'E SUIKAST GIRIŞIMI
Terakkiperver cum. Fırkasının kapatılmasından sonra muhalif grupboş durmamış ve yönetim aleyhinde çalışmalarını gizliden gizliye sürdürmüştür.mustafa kemal'i ortadan kaldırmadan cumhuriyetçi yönetimi yıkma hedefine ulaşamayacaklarını gören bu çevreler Mustafa kemal'e suikast yapmayı kararlaştırdılar.
Eski milletvekillerinden ziya Hurşit,Manisa milletvekili şükrü,eşkişehir milletvekili arif ile bazı eski ittihatçılar suikast planını hazırlayan kişilerdi.
Suikast Mustafa kemal'in izmir'e düzenlediği seyahat sırasında gerçekleştirilecekti.ancak Giritli şevki'nin ihbar etmesi üzerine  suikastçılar yakalanıp Istiklal mahkemelerinde yargılandılar.

MENEMEN OLAYI(23 aralık 1930)
Ayaklanmanın temel nedeni, laik cumhuriyet karşıtlarının ve yapılan inkılaplar nedeniyle çıkarları zedelenenlerin örgütlenerek eski düzene dönmek istemeleridir.
Menemen de bir tarikat üyesi derviş Mehmet in öncülüğünde başlayan isyan girişimi , yedek subay öğretmen Kubilay'ın engellemesiyle karşılaşmış fakat isyancılar kubilay'ı şehit etmişlerdir. Ordu kısa süredeolaya el koymuş,isyan bastırılarak bölgede sıkı yönetm ilan edilmiş,isyancılar askeri mahkemelerde yargılanıp cezalandırılmışlardır.

Şeyh sait ayaklanması ve menemen ayaklanması çok partili sisteme geçişin ertelenmesinde belirli rol oynamıştır.

HUKUK ALANINDA YAPILAN INKILAPLAR
Hukuk ,insan toplumu arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallar bütünüdür.hukuk kuralları, toplumsal düzenin kurulması ve sürdürülmesi için oluşturulur.her toplumsal düzen,kendi anlayışını sürdürmek ,korumak amacıyla kurallar belirler.türkiye'de de yeni siyasi düzene uygun bir hukuk sistemine ihtiu-yaç duyulmuş,Osmanlı döneminin ikilik barındıran çağ dışı hukuk yapısını temelden değiştirme çabasına girilmiştir.
Hukuk alanında köklü değişikliği gerektiren nedenler
Hukuk kurallarını dine değil,akla ve bilime dayandırma gereksinimi: çağdaş bir devletin yönetimi cumhuriyet iken hukuk kurallarının dine dayanması büyük bir çelişkiydi.bu çelişkinin mutlaka giderilmesi gerekliydi.Türkiye'de farklı farklı etnik din ve mezhepler bulunuyordu.böylesi bir yapıda hangi etnik din ya da mezhebin kuralları geçerli kılınabilirdi?çağdaş devlet hukukunu da çağdaş hale getiren dolayısıyla laik kılan bir devlettir. Evlenme , boşanma  miras gibi konularda dinin ya da bir  mezhebin kurallarını geçerli kılma hukukta karmaşanın devamı demekti. Bu olumsuzluklara son verilmesi gerekiyordu.
Bütün vatandaşlara  aynı hukukun eşit bir şekilde uygulanması gereği: Osmanlı devleti'inde uygulanan hukuk sisteminde kadın haklarıyla ilgili kanunlar yetersizdi,eşitlik ilkesine aykırıydı.ceza hukukunun ilkel ve yetersizliği bir yana ,çağdaş ceza hukukuna da uygun değildi.ceza hukuku karmaşıktı. Azınlıklar kişisel hukuk ve aile hukukuna ait sorunları kendi din kurallarına göre çözmekteydiler.oysa Türkiye ,ulus devlet oluşturma hedefini gütmekteydi.o halde tüm vatandaşlara aynı kanunlar uygulanmalıydı.
Ulusal birliği ve bütünleşmeyi sağlama zorunluluğu:Tek bir ulu tek bir devlete dayalı siyasi yönetimi sürdürmenin birinci koşulu vatandaşlar arasında fark gözetmeyen bir hukuk sisteminin oluşturulmasıyla doğrudan ilgilidir.böylesi bir hukuk sistemi , çağdaş bir devlet olmanın temel şartıdır.
Çağdaş ve modern hayatın  gereklerine göre hukuk kurallarının oluşturulması zorunluluğu:eski hukuk sistemi çağın gelişmelerikarşısında yetersizdi. Iktisadi ve ticari hayatı düzenleyen kurallar işlemez haldeydi.
Siyasi alanda yapılan inkılaplar sayesinde  ulusal egemenliği yerleştiren Türkiye cumhuriyeti'nde ülkede yaşayan herkesin kanun önünde eşitliği sağlanabilecek güçlü bir hukuk sisteminin kurulması gerekiyordu. Atatürk'ün hukuk inkılabının en önemli yanı;çağdaş ve laik hukuk kurallarının benimsenmesiydi.bu durum aynı zamanda devletin laikleşme aşamalarına paralel gelişmeyi de beraberinde getirmiştir.

Türk medeni kanunu (17 şubat 1926)
Toplumsal  yaşamın sağlıklı bir şekilde düzenlenmesinin temelini medeni hukuk oluşturur.Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılda Cevdet Paşa'nın başkanlığındaki hukuk heyetince hazırlanan ve medeni hukukla ilgili ilişkileri düzenleyen'Mecelle' adlı hukuk kitabı,dinsel esaslara dayanmaktaydı.çağın koşullarına      göre de yetersizdi.yeni bir kanunun hazırlanması yıllarca sürebilirdi.bu nedenle Avrupa medeni kanunları içinde en modern ve toplumsal yapımıza en uygun olan Isviçre medeni kanununu kabul edildi.
Medeni kanunun kabul edilmesi ile:
Evlilikte tek eşlilik ve resmi nikah zorunluluğu getirildi
Kadınlara da boşanma  hakkı ve mirasta eşlik hakkı tanındı
Mahkemelerde tanıklıkta kadın-erkek eşitliği sağlandı
Kadınlara istediği mesleğe girebilme hakkı verildi
Patrikhanelerin ,azınlıkların din işleri dışındaki diğer görevleri sona erdi. Patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma yetkileri kaldırıldı.
Medeni kanun ile kadın ve erkek arasında siyasal alanın dışındaki tüm alanlarda eşitlik sağlanmış oldu. Halklçılık ilkesiyle de ilgili olan bu kanun ile hukuk sistemi din   ve mezhep kurallarının yerine aklın ve bilimin esaslarına göre yeniden düzenledi. Hukuk sistemi laikleştirildi.

KADINLARA SIYASAL HAKLARIN VERILMESI
Kadınlara 13 nisan 1930 da belediye seçimlerine katılma hakkı ,5 aralık 1934 de ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Böylece siyasal alanda var olan kadın erkek arasındaki eşitsizliğe son verilmiş oldu.     
Bu yasa ile  batılı pek çok ülkeden daha önce türk kadınına siyasal haklar verilmiş oldu.
Atatürk inkılaplarının amacı türkiye'yi çağdaş uygarlıklar düzeyinin üzerine çıkarmak,modern ve demokratik bir toplum oluşturmaktır.
Hukuk alanındaki diğer düzenlemeler
Medeni  yasanın kabulünden sonra hukuk sistemiyle ilgili diğer yasaların da çağdaş esaslara göre düzenlenmesi zorunlu hale geldi.
Çağdaş devletlerin  hukuk sistemleri incelenerek Türkiye'ye uygun olabilecek yasalar oluşturuldu.örneğin 8 mayıs 1923'te Isviçre borçlar kanunu ,10 mayıs 1928'de Almanya ticaret kanunu,1 temmuz 1928'den itibaren Italya ceza yasası iç hukuka göre yeniden uygulamaya başlandı.idare hukukunda ise Fransa örnek alındı.böylece hukuk sisteminde  bir bütünlük sağlandı.

Kadın haklarının dünyada ve ülkemizde tarihsel gelişimi
Fransız ihtilali ile kadın hakları konusunda ilk adımlar  atılmaya başlandı.  1789
Türk kadını ilk kez tıbbıye mektebi bünyesinde aldığı ebelik eğitimiyle sosyal yaşamda yerini almaya başladı. 1843
Türk kadını iş yaşamına ilk kez ücretli işçi olarak girdi.  1897
Türk kadınına devlet memuru olma hakkı verildi.  1913
Tevhid-i tedrisat  kanunu ile türk kadınlarına eğitim kapıları açıldı.1924
Türk medeni kanunu ile türk kadını aile içinde saygın bir konuma getirilmiş ve sosyal hayatı çağa uygun olarak yeniden düzenlemiştir.  Bu kanun ile tek eşlilik,boşanmanın yargı önünde olması,mülk edinmede,miras paylaşımında kadınında hak sahibi olması,kadınların erkeklerle eşit ücret alması sağlandı. 1926
Türkiye' de karma eğitim başladı. 1927
Türkiye' de kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı tanındı. 1930
Kabul edilen bir yasa ile türk kadınına muhtarlık ve ihtiyar heyeti üyeliği için seçme ve seçilme  hakkı tanındı.1933
Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1934
Fransada kadınlar oy kullanma hakkını elde ettiler. 1946
Italya'dakadınlar seçimlere ilk kez katıldılar.birleşmiş milletler insan haklarıevrensel bildirgesi kabul edildi.1948
japonya'da kadınlar seçme haklarını elde ettiler 1950
isviçre'de kadınlar seçme ve seçilme haklarını elde ettiler 1971
birleşmiş  milletlerin kadın statüsü komisyonunca hazırlanan  kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi yürürlüğe girdi 1981
Türkiye ,birleşmiş milletlerin kadın statüsü komisyonunca (CEDAW) hazırlanan kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi sözleşmesi imzalandı.1985
Türk medeni kanunu yenilendi .2002

EĞITIM KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN INKILAPLAR
Atatürk'e göre eğitim sistemi;
Ulusal amaçlara hizmet etmeli,ulusal bilinci ve ulusal bağımsızlık duygusunu aşılamalıdır.(ULUSAL)
Çağın gereklerine ve gelişmelerine  açık olmalı ,çağdaş sistemlere dayanmalıdır(ÇAÄžDAŞ)
Akla ve bilime dayanarak araştırma duygusu yaratmalıdır(LAIK)
Kız erkek ayrımı yapılmadan herkese eşit eğitim hakkı tanınmalıdır.(DEMOKRATIK)
Eğitim, verilen ilkelere uygun olarak belli bir merkezde milli eğitim bakanlığınca belirlenmeli ve denetlenmelidir(MERKEZIYETÇI)

Tevhit-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu aldı (3 Mat 1924).
Tevhit-i Tedrisat Kanunun kabul edilmesiyle medreseler kapatıldı. Bütün okullar milli eğitim bakanlığına bağlandı. Eğitim sistemi de millileşti. Laik eğitim benimsendi.
Milli eğitimin Esasları: 1- Eğitim öğretim işleri Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülür.
2- Eğitim sistemi laiktir, milli kültür birliğini sağlamayı amaçlar.
3- Karma eğitim esastır.
4- Herkes ayrım yapılmaksızın eğitim hakkından yararlanır.
5 – Ilköğretim parasız ve zorunludur. 
6- Eğitimle etkin, faydalı ve verimli vatandaşlar yetiştirmeyi hedefler.
7- Öğretim programları çevre koşullarına çağın gerekliliğine uygundur.
8-eğitim programları milli birlik ve dayanışmayı güçlendirecek ve bilimsel çalışmalara yeniliklere uygundur.

Medreselerin kapatılması
Tevhid-i tedrisat kanunu (öğretim birliği yasası)ile bütün eğitim kurumları milli eğitim bakanlığına bağlanınca  gereksiz diğer kurumlarında  kaldırılması gündeme geldi. Medreseler aynı zamanda toplumda kültür çatışmasına  zemin hazırlayan cumhuriyetçi yönetim karşıtı kuşaklar yetiştiren çağ dışı kurumlardı.
Medreselerin kapatılmasıyla eski düzen yanlısı kuşaklar yetiştirme imkanıda ortadan kalktı. Kısa bir süre sonra 2 mart 1926'da maarif teşkilatı hakkındaki kanun kabul edildi . böylece günümüz eğitim sisteminin temelleri atılmış oldu.
Yeni harflerin kabulü (1kasım 1928)
Osmanlı devleti döneminde  Türk halkı Türkçe düşünüp konuşup Arapça yazmak zorundaydı.
Arapçanın Türkçeye uyumlu olmaması okuma ve yazmayı zorlaştırmıştı.bu nedenlerle  Latin harfleri örnek alınarak teni türk alfabesi oluşturuldu.
Bu inkılapla birlikte ;
Yeni harfleri öğretmek için millet mektepleri açıldı
Okuma  ve yazma oranı arttı
Ülke genelinde eğitim seferberliği başlatıldı
Kitap sayısı arttırıldı
Batı kültürü ile yakınlaşma sağlandı
Türk  tarih kurumunun açılması
Osmanlı devleti döneminde tarih yazıcılığı ,Islam dönemi ve Osmanlı hanedanının tarihi ile sınırlıydı. Bu eksik ve yanlış olan tarih anlayışının aşılması Orta asya'ya kadar uzanan türk tarihinin ve türklerin uygarlığa yaptıkları katkıların bilimsel yöntemlerle ortaya çıkartılması ve ulusal tarih bilincinin oluşturulması için 15 nisan 1931'de  atatürk'ün öncülüğünde türk tarih kurumu açıldı.
Türk dil kurumunun  açılması
Osmanlı devleti döneminde türk diline başta Arapça ve farsça olmak üzere pek çok sözcük karışmıştı.Türk dilinin ve kültürünün gelişimini engelleyen bu olumsuzluğu ortadan kaldırmak  türk dilini sadeleştirmek ve yeni Türkçe sözcükler üretmek dilimizi bilim haline getirmek için türk dil kurumu açıldı.
Türk tarih kurumu ile türk dil kurumunun açılması ulusal kültürümüzün geliştirilmesiyle ilgili olan inkılaplardır.

Üniversiteler
Medreselerin kapatılması ile yükseköğrenim için çağdaş ,laik okullar açmak ve yaygınlaştırmak gerekliydi.nitekim bu amaçla 1 ağustos 1933'te darülfunun kapatılarak yerine Istanbul üniversitesi açıldı. Modern bilime açık bu üniversitede alman bilim adamları da görev aldı.yine aynı yılda Ankara'da dil ve tarih coğrafya fakültesi ,yüksek ziraat enstitüsü ,fen fakültesi , kamu yönetimine yönetici yetiştirmek
Amacıyla mülkiye açıldı.
Halkevleri ,güzel sanatlar akademisi ve devlet konservatuvarı gibi kurumlar açıldı. Böylece kültürün sürekliliği ve gelişimi için önemli adımlar atılmış oldu.

TOPLUMSAL YAŞAYIŞIN DÜZENLENMESI ALANINDA YAPILAN INKILAPLAR
Tekke zaviyelerin ve türbelerin kapatılması( 30 kasım 1925)
Osmanlı devletinin kuruluşunda önemli yararları görülen bu kurumlar zamanla yozlaşarak asıl amacından uzaklaştı. Dinsel sömürü merkezleri konumuna dönüştüler. Halkın batıl inançlarını kullanan bu kurumlar , giderek ekonomik ve sosyal hatta siyasal güç haline geldiler .
Cumhuriyet ve devrimlerine karşı çıkan , devlet işlerine ve siyasete karışan bu kurumlar son verilmesiyle ;
Şeyhlik,dervişlik ,müritlik, dedelik,muskacılık,seyitlik,çelebilik, falcılık, üfürükçülük gibi unvanların kullanılması yasaklandı.
Padişah ve büyük bilginlerin türbeleri ise kültür ve sanat eserleri olarak görüldüğünden , ziyarete açık tutuldu.

Kıyafette değişiklik
Devletin, hukukun, eğitim ve kültürün laikleşmesi yolunda atılan adımlarda bir bütünlük sağlaması iççin insanların kılık ve kıyafetlerin de çağdaş biçimde olması için yapılan düzenlemedir.
Bu nedenle;
Şapka giyilmesi hakkında kanun çıkartılarak fes ve  benzeri başlıklar yasaklandı (25 kasım 1925)
3 aralık 1934'te kılık kıyafet kanunu çıkartıldı. Yasa ile her dinin en üst görevlilerinin dışındakilerin dinsel yerler dışında dinsel kıyafet giymeleri yasaklandı .
1935'te kadınların peçe takmaları ve çarşaf giymeleri yasaklandı .

Soyadı kanununun kabulü(21 haziran 1934)
Batı ülkelerinde  günlük hayatın zorunlu bir parçası olan soyadı kullanılmaktaydı.türkiye'de ise ailelerinin soyadının olmaması toplum hayatında karışıklıklara yol açmaktaydı.
Soyadı kanunu ile ;
Toplumsal ayrıcalık ifade eden  ağ,hacı,hafız,hoca,molla,efendi v,bey  ,beyefendi,paşa ,hanım , hanımefendi ve hazretleri gibi unvanların kullanımı yasaklandı.
Tüm ailelere gülünç ve ahlaka aykırı olmamak koşuluyla bir soyadı  alma zorunluluğu getirildi.
Osmanlı yöneticilerinin kendilerine hizmet edenlere verdiği sivil ,rütbe , nişan ve  madalyaları  kaldırıldı.

Zaman ağırlık ve uzunluk ölçülerinin değişmesi
Batı dünyası ile ekonomik alanda ilişkileri geliştirmeye ve uygulamalardaki ikiliklerer son vermek amacıyla gerçekleştirilen yeniliklerdi. Toplumsal yaşayışın düzenlenmesiyle   ilgili diğer değişiklikler gibi  çağdaş ve  modern bir ülke yaratmak amaçlanmıştı. Bunun   için de aşağıdaki değişiklikler kabul edildi:
1 ocak 1926'dan itibaren rumi ve hicri takvimlerin yerine miladi takvim kullanılmaya başlandı
1 ocak 1926'dan itibaren uluslar arası saat sistemine geçildi
20  mayıs 19282de uluslar arası rakamlar kabul edildi
1 nisan 1931'de aqrşın ve endaze yerine metre, okka yerine de kilo kabul edildi
Hafta sonu tatili cumadan pazara alındı
Ekonomik alanda yapılan inkılaplar
Osmanlı devletinde ulusal bir ekonomi kurulmamıştı. Bunun temel nedenleri:
Türklerin askerlik ve devlet memurluklarını tercih edip ticarertle uğraşmayı küçümsemeleri ( ticarette azınlıkların daha fazla etkin olmalarınınbir nedeni de budur)
Batılı büyük devletlerle  kapitülasyon niteliğinde ticari antlaşmaların  yapılması (bunun sonucunda yabancı ülke mallarıyla rekabet edemeyen yerli sanayi çöküşe sürüklenmiştir)
Osmanlı devleti'nin sanayileşmenin dışında kalması ( bu durumun temel nedeni bilim ve teknoloji alanındaki geriliktir),
Dış borçlanmanın artması ve ödenememesi ( bu  da sonuç olarak II . Abdülmecit döneminde duyun-u umumiye idaresinin kurulmasına yol açmıştır)
Ülkenin belli başlı gelirlerinin Duyun-u  Umumiye aracılığıyla batıya aktarılması (bu durum , sanayileşmek için zorunlu olan sermaye birikiminin oluşmasını engellemiştir.)

IZMIR IKTISAT KONGRESI( 18 ŞUBAT 1923)
Ulusal bir ekonomi kurma ve bu ekonominin gelişimini sürekli kılma amacıyla 18  şubat 1923'te Mustafa kemal'in önderliğinde toplanan kongredir.
Sanayici,tüccar,çiftçi ve işçi temsilcilerinin  katıldığı bu kongrede Misak-ı Iktisat kararları kabul edildi.Misak-ı Iktisat kararlarının özü , siyasal bağımsızlık kadar ekonomik bağımsızlığında önemsendiğidir. Kalkınmada ulusal kaynaklara dayanmayı esas alan kongrede şu kararlar alındı:
toprak reformu yapılmalıdır ( ancak cumhuriyet döneminde kapsamlı bir toprak reformu gerçekleşmemiştir)
ham maddesi yurtta üretilen sanayi dalları kurulmalıdır ( burada amaç dışa bağımlılığı en aza indirmektir )
el tezgahlarından büyük fabrikalara geçilmelidir( sanayileşmenin gerekliliğinden söz edilmiştir)
özel teşebbüsün yapamadığı işleri devlet yapmalıdır (özel sektörün  gelişimine de çaba gösterilirken devletin asıl güç  olarak ekonomide yer alması istenmiştir )
özel teşebbüsü desteklemek için ona kredi açacak bir banka kurulmalıdır ( devletin finansal açıdan özel sektöre yardım etmesi istenmiştir)
demir yolları yapılmalıdır.

EKONOMI ALANINDA YAPILAN YENILIKLER
Tarım , ticaret endüstri ve bayındırlık işleri birbirlerine  bağlı olduklarından bir bütün olarak ele alınmıştır.

Tarım
Devletin ekonomik yapısı tarıma dayandığından ,ekonomik alandaki girişimlere tarımla başlanmıştır,. Tarımda belirlenen hedefler özetle ;
tarımsal üretimi arttırmak
tarımla uğraşanların yaşam standartlarını yükseltmek
tarımı gelir sağlayıcı bir duruma getirmekti.
Bu hedeflere ulaşmak için ;
aşar vergisi kadırıldı
ziraat bankası köylüye ucuz kredi sağlayacak şekilde yeniden yapılandırıldı
tarım ziraat kooperatifleri kurularak köylünün ürettiği malların en iyi şekilde değerlendirilmesi amaçlandı
yüksek ziraat enstitülerinin  kurulmasıyla tarım ürünlerinin kalitesi ve verimi arttırıldı.
Ticaret
Üretilen malların dağıtılması ve tüketicinin eline ulaştırılması süreciyle ilgili tüm ilişkilere ticaret denir. Osmanlı devleti döneminde Türklerin büyük bir bölümünün devlet memurluğunu tercih etmeleri nedeniyle ticaret daha çok gayrimüslimlerin geçim kaynağı idi.kapitülasyonlar ve ulaşım yolları ile araçlarının yetersizliği gibi nedenler ticaretin gelişmesini engellemiştir. Ticareti geliştirmek ve  türk tüccarların rekabet gücünü arttırmak amacıyla cumhuriyet döneminde şu çalışmalar yapıldı .
Türkiye iş bankası kuruldu (1924) :
Cumhuriyet döneminin özel sermayeli ilk bankası olan ve Atatürk'ün de kurulmasında önemli katkısı bulunan bu bankayla özel girişimciye kredi sağlamak ve ulusal sermayenin gelişmesine  katkıda bulunmak amaçlanmıştır.
Kabotaj kanunu çıkartıldı(1926) : Osmanlı devleti döneminde denizlerimizdeki gemi işletme hakkı ve limanlarımızın işletilmesi yabancı şirketlere devredilmişti.ulusal bağımsızlığımızla da çelişen bu olumsuzluk lozan konferansı'nda kaldırıldı . 1 temmuz 1926'da çıkartılan kabotaj yasası ile de türk denizlerinde ve nehirlerindeki gemi işletme ve taşımacılık hakkı türk gemicilerine verildi.

Sanayi ve madencilik
Izmir iktisat kongresi'nde  alınan kararlardan biri de sanayi kurumlarının açılmasıydı. Sanayileşmede öncelikle ülkemiz kaynaklarına  dayanma politikası benimsenmişti.
Her alanda sanayileşmenin gereğine inanılmakla beraber , bu konuda girişimlerin ilk aşamada özel sektör tarafından yapılması hedeflendi.bu amaçla 1926'da teşvik-i sanayi kanunu çıkarıldı . bu kanunun amacı , özel sermayeye dayalı olarak sanayileşmekti.ancak türkiye'de;
Özel sermayenin yetersiz olması
Teknoloji alanındaki geri kalmışlık,
Kalifiye işçi eksikliği gibi nedenlerle teşvik-i sanayi yasası amacına ulaşamadı.
1929 dünya ekonomik krizi sanayi teşvik yasası'nın hedefine ulaşamaması sanayileşme için devletçi politikaların uygulanmasını zorunlu kıldı.1933' de kabul edilen beş yılık kalkınma planı yürürlüğe girdi.bu tarihten sonra uygulamaya konan plan ile ;
19332' Sümer bank kuruldu
Kamu iktisadi teşekkülleri (KIT) oluşturuldu.

Örneğin Beykoz'da ayakkabı ; paşabahçe' de  şişe cam; uşak'ta şeker ve çimento ; izmit'te kağıt  ve gemlikte yapay ipek fabrikaları açıldı.
1939'da ilk ağır sanayi atılımı karabük'te demir-çelik fabrikasının kurulmasıyla gerçekleşti.
1938'de elektrik işleri ve daha sonra  madenlerin işletilmesinden sorumlu olarak Etibank, maden tetkik arama enstitüsü (MTA) kuruldu.
Türkiye emlak kredi bankası (1936),deniz bank (193
,devlet ziraat işletmeleri kurumu (1938) kuruldu .
Bayındırlık ve ulaştırma
Osmanlı devleti zamanında ihmal edilen Anadolu , cumhuriyet türkiyesi'nde bir bütün kabul edilmiştir.sanayileşme ile birlikte  bayındırlık hareketleri de kısa sürede başlatıldı . yol , su  elektrik ve doğal gaz gibi alt yapı çalışmaları hızlandırıldı .başkent olması nedeniyle kamu binalarının  yapıldığı Ankara ile işgal sürecinde büyük   yıkım yaşayan Izmir , bayındırlık  alanında yapılan yatırımların yoğunlaştığı illerin başında geliyorlardı. Ulaşım alanında da  demir yollarının yapımına ağırlık verildi . yabancı şirketlerce  işletilen demir yoları satın alındı. Osmanlı döneminde ihmal edilen kara yolu yapımı hızlandırıldı .kabotaj yasası ile deniz taşımacılığının türk gemiciler tarafından yapılması sağlanırken devlet havalimanları müdürlüğü oluşturularak hava taşımacılığının geliştirilmesi de sağlandı .

Sağlık ve tıp
ilk TBMM döneminde de sağlık bakanlığı vardı .cumhuriyet döneminde toplumun sağlık sorunlarının çözümlenmesi amacıyla doktor ve ebe gibi sağlık çalışanlarının sayısı arttırıldı. Tifo , verem dizanteri gibi bulaşıcı hastalıklarla mücadele edildi .ankara'da hıfzıssıhha  enstitüsü açıldı . tıp fakülteleri ve sağlık meslek liseleri hızla yaygınlaştırıldı.

inkılaplar

Ayrıca Bakınız

Atatürk ResimleriAtatürk Resimleri (105)

Atatürk Videoları

Sevr (10 Ağustos 1920) ve Lozan (24 Temmuz 1923) Antlaşmalarının Karşılaştırılması ve Sınırlar

Kurtuluş Savaşı haritaları

Kurtuluş Savaşı Genel Hatlarıyla Özet

Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Sorular

Osmanlı imparatorluğu Haritaları

1.Dünya Savaşı Haritaları

Türkiye Haritaları

Flash Eğitici Oyunlar

Tarih Haritaları

Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları

Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Performans Ödevi

2.Dünya Savası Haritaları

Tarih Konular

Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
   

Üye Girişi  

   
   
   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek bir bölümünden alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

Copyright © 2009 aygunhoca.com

 

© aygunhoca.com