2. Dünya Savaşı Öncesi Almanya'nın Ekonomisi

Detaylar

ALMANYA'NIN EKONOMIK DURUMU

Savaş öncesi ve savaş sonrası Almanya'yı kıyaslamamız gerekirse, Almanya savaş öncesinde borç veren bir devletken, savaş sonrasında borç alan bir devlet olmaya başlamıştır.
Almanya'nın savaş sonrasında ekonomik açıdan yaşadığı problemli dönemin ilk beş yılına damgasını vuran kavram enflasyondur.
Enflasyon dönemini, üç zaman aralığında inceleyebiliriz.

1) 1914 -1918
Birinci Dünya Savaşı'nın yapıldığı dönemdir.
Almanya için enflasyon, savaşla beraber başladı.
Ingiltere ve Fransa gibi büyük güçlerle yapılacak olan savaşı finanse edebilmek için, Almanya vergileri arttırmak veya ek vergi koymak yerine para basma yolunu seçti. Ağustos 1914 tarihine kadar kağıt para merkez bankasındaki (Reichsbank) altın rezervleriyle destekleniyordu.
Bu tarihten itibaren bu uygulama durduruldu. Böylece altın rezervlerinin azalmaması hedefleniyordu.
Hatta daha da öteye gidilerek, Alman halkı elindeki altın paraları banknotlarla değiştirmeye teşvik edildi.
Böylece Almanya'nın elindeki altın rezervi artacak ve Almanya uluslararası ticaretini sürdürebilecekti.
Savaşın ilerleyen yıllarında paranın değeri düşmeye devam etti ve dereceli bir şekilde altın paranın da değeri düşürülerek sonunda tamamen piyasadan kalktı.
En çok kullanılan para, kağıt para yani Papiermark oldu.
Almanya savaş sürerken hiçbir zaman savaşı kendi kaynaklarıyla finanse etmeyi düşünmedi.
Asıl niyet savaş bittikten sonra savaş zararlarını mağlup olan devletlere ödettirmekti.
Tabii bu planın olmazsa olmaz şartı Almanya'nın savaşı kazanmasıydı ancak yapılan hesaplar tutmayınca ilerde görüleceği gibi büyük sorunlar çıktı.
Para arzındaki bu yükseliş, üretimde bir yükseliş olmadığı için fiyatların yükselmesine yol açtı.
Fiyatlardaki bu değişimin yanısıra, halkın yiyecek gibi temel maddeleri edinmekte zorlanması ve son olarak savaşın olumsuz gidişatı, sosyal huzursuzluğu beraberinde getirdi.
Kasım 1918'de donanmada çıkan isyan bütün ülkeye yayıldı ve bunun sonucunda Imparator tahtı bırakarak Almanya'dan kaçtı. Böylece Weimar Cumhuriyeti dönemi başladı. Weimar Cumhuriyeti'nin Versailles Anlaşması'nı imzalaması halkın büyük bir bölümünün antipatisini beraberinde getirdi.
Hatta cephedeki askerlerin bir bölümü “arkadan vurulduklarını” düşünüyorlardı.
Böylece ekonomik krizden önce siyasi açıdan negatif bir çok faktör hazırdı.

2) 1919-1922:
II.Wilhelm'in Hollanda'ya kaçmasından Hükümetin başına gelen Friedrich Ebert ve koalisyon hükümeti bir çok sorunla baş etmek zorundaydılar.
Bu sorunlar:
ordunun mevcudu 100.000 kişiye indirildiği için işsiz kalan askerlere bir şekilde iş bulunması gerekiyordu.
hükümetin hedeflediği veya söz verdiği projeler oldukça fazla kaynak gerektiriyordu.
Son olarak Ingiltere ve Fransa tarafından ödenmesi istenen tazminat mali durumu olukça zorlaştırıyordu.
Almanya para basmayı sürdürme yoluna gitti.
Ancak kısa vadede oldukça başarılı olan bu politika uzun vadede daha büyük bir ekonomik kriz getirecekti.
Alman ekonomisi, sürekli para basarak finanse edildiği için bir süreliğine işsizlik oldukça azaldı.
Ülkenin bir çok yerinde yeni fabrikalar açıldı ve yeni zenginler ortaya çıktı.
Böylece 1921 yazına gelindiğinde enflasyon yeniden yükselmeye başladı.
Almanya, enflasyon deneyiminde artık son dönemece gelmişti.

3) 1922-1923
Bu dönem Almanya'da enflasyonun son dönemidir.
Bu dönemde enflasyonun hiperenflasyona dönüştüğünü görüyoruz.
Aslında bu anormal bir durum değildi çünkü Merkez Bankası'nın devamlı para arzını arttırması önlenemez bir hale geldi.
Görüldüğü gibi para arzı konusunda doğrudan yetkili bir kişinin para arzını ve dolayısıyla enflasyonu sürekli arttırması, hiperenflasyonu Almanya'nın kaderi haline getirmişti.
Ayrıca devamlı ertelenen savaş tazminatı konusu bu dönemde artık ciddi bir problem haline geldi.
Almanya'nın bu tazminatı ödememesi üzerine, Fransa Almanya için çok önemli olan Ruhr bölgesini işgal etti.
Bu bölge Almanya sanayisi açısından çok önemli bir bölgeydi ve Fransa tarafından işgal edilmesi çok ciddi sorunlar yarattı.Almanya'nın neredeyse sanayi merkezi olan Ruhr bölgesinin elden çıkmasıyla dış ticaret dengesi iyice bozulmuş, sanayinin aldığı bu darbeyle Alman parasına olan güven iyice azalmıştı.
Artık Alman ekonomisi sadece para basılarak devam ettiriliyordu.
Paraya olan güvenin azalmasıyla fiyatların artışı hızlandı.
Tarımla geçimini sağlayan kişilerden esnafa kadar herkes, kağıt paraya karşılık mallarını satmaktan kaçıyordu.
Bu durum temel gıda maddelerinin sağlanmasında zorluklar çıkardı..
15 Ekim 1923 tarihinde Reichsbank'ın yerine Rentenbank adında yeni bir kuruluş devreye girdi.
Bu bankanın para arzı 3.200.000.000 altın Mark seviyesinde sabit tutulacaktı.
Ayrıca 1 Rentenmark, 1 trilyon değerinde kağıt paraya (Papiermark) sabitlendi.
Bunun dışında Ingiltere ve Ingiltere'nin baskısıyla Fransa, uluslararası bir komitenin Almanya'nın tazminatları ödeme kapasitesini saptamasını ve savaş tazminatının buna göre yeniden düzenlenmesini kabul etti.
Sonuç olarak enflasyon, geldiği gibi hızlı bir şekilde Alman ekonomisini terk etti.
Enflasyon zamanında hızla ortaya çıkan yeni zenginler ve yeni fabrikalar, enflasyonla beraber ortadan kayboldular.
Enflasyon bittiğinde Almanya'nın aslında sanayi kapasitesi olarak Avrupa'nın çok gerisinde kaldığı ortaya çıktı.
Doğal olarak, ekonominin büyümesinin sebebi olan devamlı artan para arzı ortadan kalkınca, işsizlik devasa boyutlara ulaştı.
Böylece Almanya'nın enflasyon dönemi son buluyor, ekonomik krizin bir sonraki dönemi olan istikrarsızlık ve işsizlik başlıyordu.

ALMANYA'NIN YENIDEN YÜKSELIŞI

Adolf Hitler'in iktidara gelişi, işsizlik probleminin çözülmesi ve yeni ekonomik düzen:
1923 yılında başarısız bir darbe girişiminde bulunduktan sonra Landesberg hapishanesine hapsedilen Adolf Hitler, iktidara ulaşmak için kafasında kurduğu bütün planları ortadan kaldırıp yepyeni bir plan yapmıştı: Iktidarı zorla değil, demokrasi yoluyla, halkın isteğiyle ele geçirecekti.Hapisten çıktıktan sonra bu planını başarıyla uygulayan Adolf Hitler, iktidara gelene kadar, partisinin parlamentodaki koltuk sayısını genel olarak hep yükseltti. 1933 yılına gelindiğinde ise Adolf Hitler, Almanya başbakanı olmaya hak kazandı.
Ülkedeki karışıklığı ileri sürerek kendisine neredeyse sınırsız yetkiler veren bir kararname çıkartılmasını sağladı.
Nazi Partisi'nin parlamentodaki koltuk sayısı istedikleri kararları almalarını sağlayacak kadar fazlaydı.
Adolf Hitler bu aşamadan sonra ülkedeki bütün partileri sırayla, belli nedenler bularak, kapattı.
Böylece Almanya 1945 yılına kadar sürecek tek partili bir politik yaşama başladı. Başta bulunan kişi ise Almanya'nın yeni diktatörü oluyordu. Hitler, kendisine bağlı SS, Gestapo gibi polis örgütleriyle ülke içerisinde muhalefet çıkmasını önlüyor, çıkan herhangi bir muhalifi de ortadan kaldırıyordu.
Kısacası Hitler bütün gücü elinde tutuyordu.

EKONOMIYI DÜZELTMEK IÇIN ALINAN TEDBIRLER:

Hitler'in Almanya'nın başına geçmesi ekonomik açıdan bir çok önemli sonuç doğurdu. Hitler'in yaptığı en önemli şeylerden biri Versailles Anlaşması'nı “yırtmak” oldu.
Bu anlaşmayla gururu kırılmış olan Alman halkı, açıkçası Hitler'i bu noktada destekliyordu.
Bu aynı zamanda savaş tazminatlarının ödenmemesi ve ordunun tekrar büyümesi anlamına geliyordu, ki bu da orduyu memnun ediyordu.
Hitler'in ekonomi bakanı, Dr. Hjamar Schacht, öncelikle ithalatı belli bir seviyenin altında tutmak için bazı önlemler aldı.
Ayrıca dış ticareti de değiş-tokuş (barter) anlaşmalaralıyla sınırlandırmaya çalıştı. Bunu yaparken amacı, Almanya'nın servetini Almanya içinde tutabilmekti.
Öte yandan devlet harcamalarında önemli bir artış yaşandı.
En önemli proje bütün Almanya'yı kapsayan otoban projesiydi.
Elektrik hizmetinin yaygınlaştırılması da bir başka projeydi. Kısacası devlet hem yatırım yaptı hem de özel sektörü belli yatırımlara kanalize etti.
Almanya'da ücretler ve yaşam standardı çok yüksek değildi. Ancak hükümetin amaçladığı da yaşam standardını değil üretimi yükseltmek olmuştu.
Doğal olarak düşük ücretler daha fazla işçinin iş bulmasını sağlıyor ve üretimi arttırıyordu.
Ancak burada işçiler tamamen haklarından arınmış, karın tokluğuna çalışan bir kesimin üyeleri değildiler.
Örneğin işçiler, işverenlerinin kendilerini sömürmelerini önleyebilmek için mahkemeye başvurup işverenlerini dava edebiliyorlardı.
Bu işle ilgilenecek bir mahkeme kurulmuştu. Ayrıca Almanya'da işçiler arasındaki görüş “belki az maaş alıyoruz ama en azından artık açlıktan ölme ihtimalimiz yok” şeklindeydi.
Alman kadınlarını, geleneksel Alman kadınının yaptığı şeylere (mutfak, çocuk ve kilise – küche, kinder und kirche ) çekmek için, Alman kadınlarını iş gücünden çıkarıcı önlemler alındı.
Mesela çalışmayan Alman kadınları, çalışanlara göre daha az vergi ödeyeceklerdi.
Bu da işsizliği göreceli olarak azaltan bir durum oldu.
Almanya'da, işsizliğe dair rakamlara baktığımızda, 1939 yılına kadar işsizliğin neredeyse mucizevi bir şekilde azaldığını görüyoruz:
Ocak 1933 tarihindeki işsizlik, Alman işgücünün neredeyse % 50'sine denk geliyordu. Işsizlikteki bu azalmada bir çok etken rol oynadı.
Yukarda da belirtildiği gibi kadınların dolaylı olarak iş gücünden çıkarılması, işsizliği önemli ölçüde azaltan bir faktördü.
Ayrıca Yahudiler'e karşı artan düşmanlığın bir sonucu olarak, 1935 yılında Yahudilerin Alman vatandaşlığından çıkarılması, işsizlik istatistiklerini aşağıya çeken diğer bir faktör oldu.
Işçilere ödenen ortalama ücret, önceki senelere göre daha azdı.
Bu konuda işçilerin seslerini yükseltmeleri biraz zordu.
Bir kere işçi haklarını savunabilecek bir sendika yoktu. Ayrıca Nazi Almanya'sında sisteme başkaldıran bir kişi, kendini bir toplama kampında bulabilirdi.
Özellikle Ikinci Dünya Savaşı'nın ilerleyen dönemlerinde artan Bolşevizm düşmanlığı göz önünde tutulursa, işçi haklarını savunmaya çalışacak bir hareketin ne gibi sonuçlarla karşılaşacağını kestirmek zor değildir.
Zaten Nazi Partisi iktidara geldiği dönemden itibaren komünistlere karşı bilinçli bir temizleme politikası uygulamaya başlamıştı.
Son olarak da, yoğun bir politik belirsizlik yaşamış ve açlıktan ölme seviyesine gelmiş olan Alman halkı, düşük maaş almayı pek de önemsemiyordu.
En azından artık açlıktan ölme tehlikesi ortadan kalkmıştı.
Bir başka önemli etken de, 1935 yılında askere almanın yeniden başlatılması oldu.
Askere almanın tekrar başlamasıyla, işsiz olan erkek nüfusun önemli bir kısmı silah altına alınarak, işsizlik daha da azaltılmış oldu.
Burada gözden kaçmaması gereken bir diğer nokta da, Versailles anlaşmasını tanımayan Almanya'nın, top, tank, uçak gibi silahlara olan artan ihtiyacı ve de bunun Alman sanayisine olan olumlu etkisidir.
Alman ordusunun bütün donanımı Alman fabrikaları tarafından sağlanıyordu. Bu da sanayi için oldukça olumlu bir etki oldu.
Alman hükümeti, Imparatorluk Çalışma Servisi (Reicsharbeitsdienst – RAD) adında bir kurum kurdu.
Bu kurumlarda çalışan kişiler, hep beraber kamplarda yaşıyor, ve de sulama kanallarının yapımı veya otoban projesi gibi işlerde çalıştırılıyorlardı.
Hükümet bu kurumda çalışan kişiler için belli çalışma programları hazırlamıştı.
Burada çalışan kişilerin aldığı ücret pek yüksek değildi ama en azından işleri vardı ve hükümetin yaptığı bu uygulamaları ekonomik durumu düzeltmek için gösterilen çabalar olarak görüyorlar ve olumlu karşılıyorlardı.
Almanya'da yasaklanan sendikaların yerine, devlet tarafından Alman Işçi Cephesi adı altında bir kurum kuruldu ve başına Robert Ley adında bir kişi getirildi.
Doğal olarak bu kurum sendikaların yaptığı şeyleri yapmıyordu.
Ancak işçileri korumak için belli önlemler alınmıştı.
Mesela bir işçi, rastgele işten çıkarılamıyordu.
Buna karşın bir işçi de istediği zaman işi bırakamıyor ve işinden memnun değilse veya başka bir iş yapmak istiyorsa, gerekli düzenlemeler devlet tarafından yapılıyordu ve bu süreçte, çalışanlar normal işlerine devam ediyorlardı.
Bir başka önemli nokta da artan iş saatleriydi.
Eskiden haftada 60 saat olan çalışma süresi, 1939 yılında 72 saate çıkmıştı.
Hem işçiler hem de sıradan insanlar için ucuz tatiller ve geziler düzenleniyordu.
Her ne kadar bu gezilerde yer bulmak zor olsa da, halkta olumlu bir etki yarattı.
Bütün işçilerin bir arabaya sahip olabilmesi için haftalık ücretlerinden belli bir miktar bir fona yatırıldı.
Volkswagen otomobillerinin doğuşu bu olayla olmuştur.
Ancak toplanan fonlara rağmen hiçbir işçiye araba verilmedi ve bütün para Alman savaş ekonomisine akıtıldı.
Öte yandan işçilerin boş zamanlarında yapacakları şeyler de önceden ayarlanıyordu.
Her Alman işçisinin yılda 3.740 saat dinlenme süresi vardı. Bu dinlenme süresinde yapacakları aktivitelerin hepsi devlet tarafından düzenleniyordu.
Sonuç olarak baktığımızda, Alman işçisi düşük ücretle daha fazla çalışıyor ve belki biraz da kandırılıyordu. Yine de işçiler buna karşı çıkmıyorlardı; veya çıkamıyorlardı çünkü Alman toplumuna hakim olan korku herkes gibi onları da sindirmişti.

Sonuç:,
Alman ekonomisinin 1933'ten itibaren savaş yıllarına kadar olan performansına baktığımızda, en önemli gelişme işsizlikte görülmektedir.
Şu veya bu nedenle işsizlik neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Özellikle 1935 yılından itibaren başlayan silahlanmanın da olumlu etkisiyle üretim arttırılmıştır.
Ancak işçilerin aldığı ortalama maaşa ve Alman halkının yaşam standardına baktığımızda önemli bir gelişme olmamıştır.
Bunun önemli bir sorun çıkarmamasının en önemli sebepleri, muhalefetin sert bir şekilde bastırılması ve çok kötü günler görmüş olan Alman halkının artık azla yetinmeye alışmış olmasıdır.
Bu nedenle Hitler'in Alman ekonomisini düzeltme açısından gösterdiği performansta, bir diktatör olmasının ve elinin altında önemli baskı ve sindirme mekanizmalarının bulunmasının, yadsınamaz ve işini kolaylaştırıcı bir etkisi olduğu sonucuna varmaktayız.

Ayrıca Bakınız

8. Sınıf Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Kitabı Özet Notlar

1.Dünya Savaşı Haritaları

2.Dünya Savası Haritaları

Osmanlı imparatorluğu Haritaları

Kurtuluş Savaşı haritaları

Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları

Kurtuluş Savaşı Genel Hatlarıyla Özet

Tc inkılap Tarihi veAtatürk'ün Kronolojik Hayatı Atatürkçülük Sorular

Tarih Konular

Atatürk Videoları

Türkiye Haritaları

Flash Eğitici Oyunlar

Tarih Haritaları

Tarih Konular

Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Kpss Tarih

Tarihi Videolar


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
   

Üye Girişi  

   
   
   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek bir bölümünden alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

Copyright © 2009 aygunhoca.com

 

© aygunhoca.com