Israil'in Kuruluşu ve Arap-Israil Savaşı (1948-49)

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif .

Israil'in Kuruluşu ve Arap-Israil Savaşı (1948-49)

I. Dünya Savaşı sonunda Ingiltere'nin mandasına verilen Filistin, Yahudilerle Araplar arasındaki çatışmalar yüzünden Ingiltere'nin başına dert olmuştu. Iki savaş arası dönemde Ingiltere'nin Araplarla Yahudileri uzlaştırmak için harcadığı çabalar bir netice vermediği gibi, Filistin topraklarını bu iki millet arasında taksim etmek istemesi de bir çözüme ulaşmadı.
Yalnız ne var ki, Ingiltere Filistin'de ki durumun daha kötüye gitmesini önlemek için 1939 yılında, Filistin'e yapılacak Yahudi göçlerini çok sınırladı. Fakat bu sefer Avrupa'nın çeşitli yerlerinden Yahudiler Filistin'e kaçak olarak girmeye başladılar. Bu kaçak göçleri Haganah adlı gizli bir teşkilat organize ediyordu. Filistin'de ki Ingiliz kuvvetleri bu kaçak göçleri önlemeye çalışınca Ingiliz askerleri ile Yahudiler arasında silahlı çatışmalar çıktı. Bu çatışmalarda Irgun adlı Yahudi tedhiş teşkilatı aktif bir rol oynamakta idi.
B.M. kararı üzerine Ingiltere yaptığı bir açıklamada, 15 Mayıs 1948 den itibaren Filistin'de ki bütün kuvvetlerini çekeceğini ilan etti ve Nisan 1948 den itibaren kuvvetlerini çekmeye başladı. Bu çekme işinin tamamlanmasından bir gün öncede, David Ben Gurion başkanlığında 14 Mayıs 1948 günü Tel-Aviv'de toplanan Yahudi Milli Konseyi, Israil Devleti'nin kuruluşunu ilan etti. 
Orta Doğu'da güçlükle sağlanabilen barış, Israil'le komşu Arap ülkeleri arasında 1948-49 da, 1956 da ve 1967 de patlak veren üç savaş ile bozuldu. Her üç savaşta da Yahudiler Arapları yendi. 
Israil Devleti kurulur kurulmaz, Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları 15 Mayıs'tan itibaren Israil'in üzerine yürümeye başladılar. Birinci Arap- Israil savaşı başlamıştı. Işin ilginç tarafı, Amerika yeni Israil devletini 14 Mayıs günü tanıdığı halde, Sovyet Rusya Arap Israil savaşının çıkmasından iki gün sonra tanıdı. Yani Sovyetler açıkça Araplara karşı cephe almış oluyorlardı. Kaldı ki, bununla da yetinmediler. Ingiltere ve Amerika, savaş çıkar çıkmaz Filistin kıyılarını abluka altına alıp,  Filistin'e silah sevkıyatına  ambargo koydukları halde, Sovyetler, kurdukları bir hava köprüsü vasıtası ile Çekoslovakya'dan Yahudilere hafif toplar ve otomatik silahlar sevk etmeye başladı.
Arap - Israil savaşı bir yıl kadar sürdü, Israillin ancak 75.000 kişilik muntazam bir ordusu olmasına ve beş Arap devletinin saldırısına uğramasına rağmen, Araplar her yerde ağır yenilgiye uğradılar. Içlerinde en iyi dövüşeni Ürdün ordusu oldu.
Savaş çıktığı andan itibaren Birleşmiş Milletlerde bir ateşkes sağlamak için taraftar arasında aracılık çabalarına girişti. Bu çabalara, Arapların beceriksizliği ve yenilgileri de eklenince, Arap ülkeleri için Israil ateşkes imzalamaktan başka çare kalmadı. Israil Mısır ateşkes anlaşması 24 Şubat 1949 da Rodos'ta, Israil- Lübnan ateşkes anlaşması 23 Mart 1949 da Ras-en-Nakura'da, Israil-Ürdün ateşkesi 3 nisan 1949 da Rodos'ta ve Israil-Suriye ateşkesi de 20 Temmuz 1949 da Manahayim'de imzalandı. Irak'ın Israil ile sınırı olmadığı için her hangi bir ateşkes anlaşması imzalaması da söz konusu olmadı. 

Ingiliz-Iran Petrol Anlaşmazlığı: 1951-1954
Iran petrollerinin bulunduğu 20.yy başından beri bu petrolleri Anglo-Iranian Oil Company adlı bir Ingiliz şirketi işletmekteydi. Bu işletme hakkını düzenleyen en son anlaşma şirket ile Iran hükümeti arasında 29 Nisan 1933 de imzalanmıştı. II.Dünya Savaşından sonra Iran bu anlaşmanın değiştirilmesini istedi. Çünkü şirketin Iran'a ödediği para çok azdı, Iran bu paranın arttırılmasını istedi ve 17 Temmuz 1949 da, 1933 anlaşmasına ek bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma şirketin Iran'a ödeyeceği parayı çok az arttırmıştı. Halbuki bu sırada Amerikan şirketlerinin  Venezuela ve Suudi Arabistan ile anlaşmalarda, üretimden elde edilen
Kar yarı yarıya  paylaşılmakta idi.
Bu anlaşmanın Iran  milli Meclisince  tasdik edilmesi gerekiyordu. Fakat Meclisteki Milli Cephe grubu ile onun lideri Dr. Musaddık bu anlaşmaya karşı çıktılar.Dr. Musaddık'a göre, Iran petrolleri devletleştirilmeliydi. Dr. Musaddık çabaları sonucu Iran Meclis'i 28 Aralık 1949 da, anlaşmayı tasdik etmeyip, reddetti. Bunun üzerine bütün Iran da petrolün millileştirilmesi için gösteriler başladı. Bu gösterileri komünist Tudeh Partisi ile, aşırı sağcı Molla Kaşani'nin fanatik Şiileri destekliyordu.
Müzakereler arasında, Başbakan Ali Razmara, 3 mart 1951  yaptığı bir konuşmada, teknik, ekonomik ve politik sebeplerle millileştirmenin mümkün olamayacağını söyledi.  Fakat dört gün sonra camiden çıkarken öldürüldü. Bu şartlar altında Iran Şahı Dr. Musaddık'ı 28 Nisan 1951 de Başkanlığa getirmekten başka çare göremedi. Meclis de 30 Nisan da Iran petrollerinin millileştirilmesini öngören kanunu kabul etti. Bir ferman ile kanun Iran Şahı tarafından da tasdik edildi.
1952 Mayısında Iran da yapılan seçimlerde de Dr. Musaddık'ın Milli Cephesi ile Tudeh'çiler Mecliste çoğunluğu almışlardı. Bu ise, Dr. Musaddık'ı büyük oyununu oynamaya şevketti: 1953 Şubatında Şah'ın tahtından feragate zorladı ve Şah da bu isteği kabul zorunda kaldı.  Şimdi Dr. Musaddık Iran diktatörü idi. 
Şahın tahtından feragati ve daha sonra da ülkeden ayrılıp  Roma'ya kaçmak zorunda kalışı, bir yandan Ordu'yu harekete geçirirken, öte yandan Molla Kaşani'nin de Musaddık aleyhine dönmesine sebep oldu. Çünkü Musaddık her gün biraz daha komünist Tudeh partisinin kontrolüne giriyordu. Bu sebeple, General Zahibi liderliğinde Ordu'nun 19 Ağustos 1953 de giriştiği darbe başarılı oldu ve Musaddık düşürülerek tutuklandı. Üç gün sonra da Iran Şahı halkın sevgi gösterileri arasında ülkesine döndü. 
Başbakanlığa getirilmiş olan  General Zahidi, petrol anlaşmazlığının çözümü için Amerika'nın aracılığını istedi ve Amerika'nın aracılığı ile, Anglo- Iranian  Oil Company ile Amerikan petrol şirketlerinin oluşturduğu bir komisyon ve Iran arasında 5 Ağustos 1954 de anlaşma imzalandı. Konsorsiyomda Anglo-Iranian şirketinin hissesi %40, Hollandaya ait Royal Ducth  Shell şirketi %16,  Fransız Petrol şirketi %6 ve geriye kalan 5 Amerikan Şirketinin her biri de %8 er hisseye sahip olacak ve Iran  petrolleri bu şirketler tarafından ortak olarak işletilecekti. 

Bağdat Paktı ve  Doğurduğu Neticeler
Sovyet Rusya'nın Orta Doğu'ya sızmasını önlemek maksadı ile Orta Doğu ülkeleri arasında bir ittifak kurma fikri, esasında Amerika'dan gelmiş, fakat fikir Türkiye tarafından gerçekleştirilerek, 1956 Şubatında Türkiye ile Irak arasında Bağdat'ta bir ittifak anlaşması imzalanmıştır. Nisan 1955'te Ingiltere, Eylül 1955'te  Pakistan ve Kasım 1955'te Iran Bağdat Paktına katılarak, ittifak  genişletilmiştir.
Bu gelişmeye rağmen, bu ittifak için başlangıçta düşünülen fikir gerçekleşmemiştir. Oda, bu ittifaka, Irak'ın dışında kalan Arap ülkelerinin katılması idi. bu olmadığı gibi, Orta Doğu üçe bölündü. Birinci grup, Pakta katılan Irak, Iran ve  Pakistan; ikinci grup Bağdat Paktına şiddetle cephe alan Mısır,Suriye,Suudi Arabistan ve Yemen; üçüncü grupta, her iki grubun dışında kalan Ürdün ve Lübnan. Bu bölümde, Sovyet Rusya'nın Orta Doğu'ya girmesini kolaylaştıracaktır. Halbuki, Bağdat Paktı Orta Doğu'yu Sovyet Rusya'ya karşı birleştirmek amacı ile yapılmak istenmişti.
Nasır  Arap dünyasını kendi liderliği altında birleştirmek istiyordu. Halbuki Bağdat Paktı ile bu liderlik Türkiye'ye geçmiş gibi görünmekteydi. Bağdat Paktı Nasır'ın tasarılarını alt-üst etmişti. 
alıntı

{fcomment}

Ayrıca Bakınız

8. Sınıf Tc Inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Dersi Kitabı Özet Notlar

1.Dünya Savaşı Haritaları

2.Dünya Savası Haritaları

Osmanlı imparatorluğu Haritaları

Kurtuluş Savaşı haritaları

Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük Konuları

Kurtuluş Savaşı Genel Hatlarıyla Özet

Tc inkılap Tarihi veAtatürk'ün Kronolojik Hayatı Atatürkçülük Sorular

Tarih Konular

Atatürk Videoları

Türkiye Haritaları

Flash Eğitici Oyunlar

Tarih Haritaları

Tarih Konular

Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Kpss Tarih

Tarihi Videolar