6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Notları SBS Hazırlık Tüm Konular

Kullanıcı Değerlemesi:  / 7
Kötüİyi 
Detaylar

6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Notları SBS Hazırlık Tüm Konular

ÜNITE-1
SOSYAL BILGILER ÖĞRENIYORUM   


BIR OLAYIN ÇOK BOYUTLULUĞU

Her gün birçok olaya şahit oluruz. Olayın sebeplerini, kimlerin olayla ilgili olduğunu ve olayın sonuçlarını öğrenmeye çalışırız.

Çoğu zaman olayın nedenlerini bir veya en çok iki sebeple açıklarız. Oysa bir olayın sadece bir iki sebebi değil, birçok sebebi olabilir.

Olayları tek bir nedenle açıklamak bir hatadır. Bu hataya düşmemek ve olayın neden meydana geldiğini tam olarak öğrenmek istiyorsak, öğrendiğimiz ilk sebeple yetinmemeliyiz. Başka sebepleri de olabileceğini düşünüp o sebepleri ortaya çıkartacak sorular sormalıyız.

Aynı olaydan birçok kişi farklı şekillerde etkilenebilir. Bazı insanlar doğrudan etkilenirken, bazıları dolaylı etkilenebilir.

Örneğin; bir trafik kazasını ele alalım. Kazanın neden olduğunu sorduğumuzda€ Şoför çok hızlı gittiği için kaza oldu.€ Böyle bir cevapla trafik kazasının nedenini tam olarak öğrendiğimizi düşünürüz.

Bazı kazalar insan hatalarından dolayı olur. Şoför, yolcular ve yayalar yaptıkları hatalarla kazalara sebep olabilirler. Şoförle konuştuğumuzda ya da ona soru sorduğumuzda, onun dikkatini dağıttığımız için bir kazaya sebep olabiliriz. Yol ve hava şartları kazalarda etkili olur. Kar ve yağmur yağdığında yollar kayganlaşır. Bu durum kaza yapma riskini artırır. Ayrıca, aracın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı da kaza olabilir. Tekerleği çıkan bir otomobil kontrolden çıkabilir.

Bir trafik kazasından kimler etkilenir?

Bir trafik kazasının sonuçları nelerdir?

Şimdi bu iki soruya cevap bulmaya çalışalım. Her trafik kazasının bir sonucu olabilir. Örneğin, trafik kazası geçiren kişiler, sağlığına kavuşuncaya kadar toplum içinde ve aile içinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getiremeyebilir. Ailenin geçimini sağlayan kişi kaza yaptığında aile birçok yönden etkilenir. Aile çok üzüldüğü gibi ekonomik sorunlarda yaşabilir. Kaza geçiren kişi işine gidemediği için işleri aksayabilir. Kazalar da aileler etkilendiği gibi maddi kayıplardan ve iş gücü kaybından dolayı ülke ekonomisi de etkilenir.

Trafik kazası örneğinde olduğu gibi, çoğu olayın birçok boyutu vardır. Bir olayın sosyal, ekonomik, duygusal, sağlık ve çevre boyutları olabilir. Bir olayın tüm sebeplerini ve etkilerini öğrendiğimizde bu boyutları fark edebiliriz.

 

OLGU MU    GÖRÜŞ MÜ?

Olgu: Herkes tarafından kabul edilen, sürekli  olagelen kolayca anlaşılabilir bilgilerdir.

Görüş: Kişiden kişiye değişen, kimine göre doğru kimine göre yanlış olan bilgilerdir.

 

Olgu ve görüş arasındaki farkları netleştirmek için için şu iki cümleyi inceleyelim;

Selimiye Camisi, Edirne'dedir.

Selimiye Camisi, en güzel tarihi camidir.

Ilk cümlede bir olgudan bahsediyoruz. Çünkü söylediğimiz şeyi ispatlama imkânına sahibiz. Bu konuda bilgi veren bir kitap ya da Edirne'de bulunmuş birisi sayesinde  ispatlayabiliriz.

Ikinci cümle ise görüşü ifade eder. Başka biri, en güzel tarihi caminin Süleymaniye olduğunu söyleyebilir. En güzel tarihi camiler konusunda insanlar farklı düşüncelere sahip olabilir.

 

Olgu ve görüş arasındaki farklılıkları şöyle özetleyebiliriz:

Olguların doğruluğu kanıtlanabilir. Görüşlerin ise doğruluğu kanıtlanamaz.

Olgular; kişiden kişiye değişmez. Görüşler kişiden kişiye değişir.

Olgular, var olan bir durumu ya da niteliği belirtirler. Görüşler ise kişinin zevklerini ve tercihlerini yansıtır.

Olgular var olan ya da olup bitmiş şeylerdir. Geleceğe dair tahminlerimiz ya da beklentilerimiz ise görüştür.

Görüşümüzü ifade ederken €œbana göre€ €œbence€ €œen iyi€ €œdaha güzel€ v.b ifadeler kullanırız. Olgulardan söz ederken bu ifadeleri kullanmayız.

 

Olgu ve görüş kavramlarını örneklerle pekiştirelim;

-    Ankara Türkiye'nin başkentidir. (Olgu)

-    En güzel mevsim sonbahardır. (Görüş)

-    Ülkemizde batıdan doğuya doğru giderken yükselti artar. (Olgu)

-    En güzel ders sosyal bilgiler dersidir. (Görüş)

 

BILIMSEL ARAŞTIRMA YAPIYORUZ

Bilimsel araştırmalar yapılırken takip edilmesi gereken yöntemler vardır. Bilimsel araştırmalar bu yöntemlere bağlıdır.

Araştırma basamaklarını söyle sıralayabiliriz:

Konun tespiti

Konunun sınırlandırılması

Katalog taraması

Ilgili konuların tespiti

Kullanılacak bilgilerin sınıflandırılması

Konunun yazımı

 

Konunun Tespiti: Sosyal bilimciler ilgilerini çeken ve önemli buldukları bir soru veya konu üzerinde çalışma yaparlar. Yapılacak çalışma, toplumsal bir olayın çözümüne katkıda bulunmalı ya da o konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olmalıdır.

Konunun Sınırlandırılması: Konu tespitinin ardından, konunun merak edilen bölümü seçilmelidir. Örneğin; Otomobilleri merak eder ve araştırmak istersiniz ama bu konu çok geniş olduğu için konuyu sınırlandırmanız gerekir. Sizde en çok merak ettiğiniz €œOtomobiller Tarihini€ araştırabilirsiniz.

Katalog Taraması: Kütüphane araştırması, internet araştırması, anket, gözlem ve yüz yüze görüşme gibi yöntemlerinden biri veya bir kaçı seçilir. Hangi yöntemin kullanılacağı konuya göre değişir.

Araştırma sırasında yararlanılan kitapların bilgileri ( kitabın adı ve yazarı, yayın evi adı, basım tarihi, alıntı yaptığımız sayfalar) not edilmelidir. Ayrıca bilgi alınan internet siteleri de belirtilmelidir. Çünkü araştırma sonunda hazırlanan raporda yararlanılan eserler belirtilir.

Ilgili Konuların Tespiti: araştırılan konu ile bağlantılı diğer konular belirlenerek, katalog taramasına devam edilir. Bilgiler bir araya toplanır.

Kullanılacak Bilgilerin Sınıflandırılması: Katalog taraması sonucu bulunun bilgiler bir araya getirilerek içinden kullanılacak bilgiler raporun yazımına hazır hale getirilir.

Raporun Yazılması: toplanan bilgiler, bir araya getirilir, yorumlanır ve yazılır. Bu yazıda araştırma sonuçlarından bahsedilir.

Dipnot: Metni  yazarken alıntı yaptığımız kısımları (cümle yada paragrafları) nereden ve kimden aldığımızı gösteren notlardır.

Kaynakça: Yararlandığımız kaynakların adını belirtmemizdir. Aksi takdirde emeğe saygısızlık ve bilgi hırsızlığı yapmış oluruz.

 

Dilekçe hakkı: Bir isteğimiz, sorunumuz olduğunda onun çözümünü istemek için yazılan kısa yazılara dilekçe denir.  Her insan sorunu ve isteğini dile getirmekte özgürdür. Bu nedenle istediği kuruma dilekçe verebilir. Ve dilekçesine cevap verilmesi kanuni bir zorunluluktur. Dilekçesine en geç 60 gün (2 ay) içinde cevap verilmesi şarttır. Dilekçe bir üst makama verilmelidir.(Öğretmeni okul müdürüne,okul müdürünü ilçe milli eğitim müdürüne şikayet etmeli)

 

*Kapıdan satışlarda tüketici hiçbir mazeret göstermeden aldığı malı 7 gün içinde iade edebilir.Bunun için dilekçe yazması gerekir.Firma 20 gün içinde parayı iade etmek zorundadır.

*4077=Tüketicinin korunması hakkında kanun

*TÜKODER=Tüketiciyi Koruma Derneği

 

Bilgi edinme hakkı:  Bu da bir kişinin bir konu hakkında bilgi edinmek istemesidir. Her hangi bir kamu kuruluşundan istediğimiz konu hakkında bilgi edinme hakkına sahibiz.

SORUNLAR ve ÇÖZÜMLERI

Günlük hayatta, üst kattaki komşunun yüksek sesle TV seyretmesi, ve satın aldığımız bir malın bozuk çıkması gibi bir çok sorunla karşılaşırız. Haklarımızın ihlal edildiği durumlar olur. Tüm insanlar haklarının ihlal edilmesini istemez. Bu yüzden, sorunlara çözüm üretilirken kendi haklarımızı gözettiğimiz gibi başkalarının haklarına gözetmeliyiz.

Sorunları çözerken empati yapıp karşı tarafın yerine kendimizi koymamız gerekir. €œBen onun yerinde olsam nasıl bir çözüm isterdim?€ sorusunu kendimize sormamız gerekir.

 

SOSYAL BILGILER OLMASAYDI

 

SOSYAL BILIMLER: Toplum olayları,insanın sosyal ve kültürel faaliyetleri konusunda araştırma ve inceleme yapan bilimdir.

Sosyal Bilgiler hayatımızın en büyük parçalarından biridir. Yaşamın her alanında, var olan sosyal olaylara duyarsız kalabilir miyiz?

Hem tarihi hem de kültürel alanda bilgi ve becerilerimizin gelişmesinde sosyal bilimlerin önemi oldukça büyüktür.

Sosyal Bilimler bir çok bilim dalından yararlanır.(Tarih,Coğrafya,Psikoloji,Sosyoloji,Ekonomi,Din Bilimleri,Filoloji,Hukuk vs)

 

Tarihe Yardımcı Olan Bilim Dalları

 

1- Antropoloji: Irk bilimi

2- Arkeoloji: Kazı bilimi

3- Antroponomi: Kişi isimlerini inceleyen bilimdir.

4- Coğrafya: Yeryüzün ve iklim özelliklerinin insanlar üzerindeki etkilerini inceleyen bilimdir.

5- Diplomatik: Resmi belgeleri inceleyen bilimdir.

6- Epigrafya: Kitabeleri inceleyen bilimdir.

7- Etnografya: Kültürleri inceleyen bilimdir.

8- Filoloji: Dilleri inceleyen bilimdir.

9- Heraldik: Mühürleri inceleyen bilimdir.

10- Hidrografya: Suları inceleyen bilimdir.

11- Karbon 14 Metodu: Yaş hesaplayan bilimdir.

12- Kronoloji: Takvim ve zaman bilimidir.

13- Nümizmatik: Eski paraları inceleyen bilimdir.

14- Psikoloji: Insanların ruhi durumunu ve karakterini inceleyen bilimdir.

15- Secere(Soy Kütüğü): Insanların soylarını inceleyen bilimdir.

16- Paleografya: Eski yazıları inceleyen bir bilimdir.

17- Sigolografi: Armaları inceleyen bir bilimdir.

18- Sosyoloji: Insanları ve toplumları inceleyen bir bilimdir.

 

 

Sosyal Bilgileri iyi bir şekilde öğrenmenin yararları arasında şunları gösterebiliriz;

Türkiye Cumhuriyeti'nin iyi bir vatandaşı olmamızı sağlar.

Toplumu oluşturan insanların etkin ve üretken bir vatandaş olmasını sağlar.

Vatanımızı ve milletimizi sevmemizi gerektirecek nedenleri ortaya koyar.

Tarihi ve kültürel değerlerimizi korumamızda önemli bir rol oynar.

 

Geçmişimizi öğrenmemizi ve geçmişimize sahip çıkmamızı sağlar.

Çevremizde olan olaylara karşı duyarlılık kazanmamızı sağlar.

Daha sosyal ve etkin bir vatandaş olmamızı sağlar.

 

ATATÜRK ve SOSYAL BILIMLER

Atatürk'ün sosyal bilimler alanında yaptığı yeniliklerden en önemlileri Dil Tarih Coğrafya Fakültesinin, Türk Tarih Kurumunun ve Türk Dil Kurumunun açılmasıdır.

Atatürk, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde arkeolojik kazıların yapılmasını sağlamış, bu kazıları yakından takip etmiştir.

Atatürk'ün diğer bir uygulaması, yabancı sosyal bilimcileri ülkemize davet etmesidir. Böylelikle, sosyal bilimler alanındaki son gelişmelerden haberdar olma ve bu gelişmeleri yakından takip etme imkanı doğmuştur. Ayrıca yurt dışına öğrenciler gönderilmiş ve bu öğrencilerden bir kısmı sosyal bilimler alanında eğitim almıştır.

ANKARA ÜNIVERSITESI DIL ve TARIH  COĞRAFYA FAKÜLTESI

Ankara Üniversitesi'nin fakülte olarak kurulan ilk yüksek öğrenim kurumu olan Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Atatürk'ün adını koyduğu ve anlamlı bir görev yüklediği bilim merkezidir.

Atatürk, fakültenin kurulmasını önerirken dilde, tarihte, coğrafi özelliklerin araştırılmasında bilimsel yöntemler izlenerek ulusal bilince sahip, özgür düşünen, araştıran, sorgulayan, bilim insanlarının yetiştirilmesini istemiştir.

Fakültenin kuruluş yasası TBMM tarafından 14 Haziran 1935'te kabul edilmiştir. 1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan fakülte 13 Haziran 1946'ya kadar Milli Eğitim Bakanlığına çalışmalar yapmış, daha sonra Ankara Üniversitesi bünyesine alınmıştır.

Bu eğitim kurumunda bir çok ünlü sosyal bilimci yetişmiş. Halil Inalcık ve Bahaeddin Ögel gibi ünlü sosyal bilimciler, bu fakültede eğitim almıştır.

 

 

TÜRK TARIH KURUMU

Türkiye Cumhuriyetinin önceki tüm Türk devletleri ile bağı olduğunu ve dünya uygarlığının buluşma ve gelişmesinde Türk uygarlığının payı olduğunu düşünen Atatürk, tarih anlayışını geliştirmek ve bu amaçla araştırmalar yapmak için 12 Nisan 1931'de Türk Tarih Kurumunu kurmuştur.

Kurumun amacı Türk tarihini araştırarak elde edilen sonuçları yayımlamaktır.

*AtatürkTarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir€¦' sözüyle tarihin çarpıtılmaması gerektiğini belirtmiştir.

TÜRK  DIL  KURUMU

Cumhuriyet öncesi dönemde Osmanlı aydınları Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı bir dil olan Osmanlıcayı kullanıyordu. Halk ise Türkçe konuşuyordu. Aydınlar ve halk arasında dil farklılığının olması kültürel bir ikiliğin yaşanmasına da neden olmuştu.

Cumhuriyetten sonra aydınların ve halkın yaşadığı bu ikiliği ortadan kaldırmak için çalışmalar başlamıştı.

Türk dilini yabancı sözcüklerden arındırmak Türkçenin öze dönmesini sağlamak ve Türkçeyi dünyanın en zengin dili haline getirmek amacıyla Atatürk, 12 Temmuz 1932'de Türk Dil Kurumunu açarak Türk dilinin gerçek bir bilim edebiyat ve sanat diline dönüşmesi çalışmalarını hızlandırmıştır.

 

ÜNITE-2

YERYÜZÜNDE YAŞAM

Coğrafi Konum:Herhangi bir yerin Dünya üzerinde bulunduğu alana coğrafi konum denir.

A. ÖZEL KONUM

Herhangi bir yeri diğer yerlerden ayıran, sahip olduğu kendine has özelliklerin tümüne özel konum denir.

 

Türkiye'nin Özel Konumu ve Sonuçları

Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı yerde bulunur.

Farklı kültürlerin kurulduğu, Dünya'nın en eski kültür hazinelerine sahiptir.

Dünya'da en fazla petrol çıkaran ülkelere komşudur.

Üç tarafı denizlerle çevrilidir ve yeryüzü şekilleri çeşitlidir.

Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan Istanbul ve Çanakkale boğazlarına sahiptir.

Türkiye'nin ortalama yükseltisi fazladır. (Yaklaşık 1132 m)

Yükselti batıdan doğuya doğru gidildikçe artmaktadır.

Zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir.

 

 

B. MATEMATIK KONUM

Herhangi bir yerin, Dünya üzerinde bulunduğu alanın, enlem ve boylam dereceleriyle belirtilmesine matematik konum denir.

TÜRKIYE'NIN MATEMATIK KONUMU VE SONUÇLARI

Türkiye, 36° - 42° Kuzey paralelleri ile 26° 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Diğer bir ifadeyle, Türkiye Ekvator'un kuzeyinde ve Greenwich'in doğusunda bulunan bir ülkedir. Türkiye'nin matematik konumunun sonuçları şöylece sıralanabilir:

Doğu - batı istikametinde 76 dakika yerel saat farkı bulunur.

Aynı anda tek ortak saat kullanılır. Çünkü doğu - batı yönünde fazla geniş değildir.

Güneş ışınları hiçbir zaman dik açıyla gelmez.

Iki meridyen arası uzaklık yaklaşık olarak 85 - 86 km dir.

Orta kuşakta yer alır.

Mevsimler belirgin olarak görülür.

Kışın cephesel yağışlar fazladır.

Güneyden kuzeye gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı küçülür.

Güneyden kuzeye gidildikçe cisimlerin gölge boyu uzar.

Güneyden kuzeye gidildikçe gece - gündüz süreleri arasındaki fark artar.

Kuzeyden esen rüzgârlar sıcaklığı düşürürken, güneyden esen rüzgârlar sıcaklığı yükseltir.

Dağların güney yamaçları daha sıcaktır. Buna bağlı olarak güney yamaçlarda yerleşmeler fazladır.

Bir cismin öğle vakti gölgesi daima kuzeydedir.
Türkiye'nin Matematik Konumu

Geoit:Dünyanın kendine has( Kutuplarda basık Ekvatorda şişkin) şekline denir.
PARALEL (ENLEM)
Ekvatora paralel olarak çizildiği varsayılan hayali çemberlere paralel denir.
Paralel çemberlerinin, Başlangıç paraleline (Ekvator) olan uzaklığının açı cinsinden değerine ise enlem denir. Enlem ve paralel birbirlerinin yerine kullanılırlar.


Paralellerin Özellikleri
Ekvatorun 90 kuzeyinde, 90 da güneyinde olmak üzere, toplam 180 paralel bulunur.
Başlangıç paraleli Ekvatordur.
En büyük paralel dairesi Ekvatordur.
Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe paralellerin boyları kısalır. Buna karşılık paralel numaraları büyür.
90° paralelleri nokta halindedir.
Paraleller birbirleriyle kesişmezler, birleşmezler.
Paraleller doğu - batı doğrultusunda uzanırlar.
Ardışık iki paralel arası uzaklık yaklaşık olarak 111 km dir. Bu uzaklıktan yararlanarak kuzey güney doğrultusunda ve aynı meridyen üzerinde bulunan iki nokta arasındaki uzunluk hesaplanabilir.

MERIDYEN (BOYLAM)

Bir kutuptan diğer kutba ulaşan, paralelleri dik açıyla kesen hayali yarım çemberlere meridyen denir.
Meridyenlerin, Başlangıç meridyenine (Greenwich) olan uzaklığının açı cinsinden değerine ise boylam denir. Meridyen ve boylam birbirlerinin yerine kullanılırlar.

Meridyenlerin Özellikleri

Başlangıç meridyeninin 180 doğusunda, 180 de batısında olmak üzere, toplam 360 meridyen vardır.
Başlangıç meridyeni Ingilterenin başkentindeki Greenwich istasyonundan geçen meridyendir.
Ekvator üzerinde iki meridyen arası uzaklık 111 km dir. Kutuplara doğru gidildikçe bu uzaklık azalır. Türkiye üzerinde ise iki meridyen arası uzaklık, yaklaşık olarak 85 - 86 km dir.
Bütün meridyenlerin boyları birbirine eşittir.
Aynı meridyen üzerinde bulunan bütün noktaların (Güneş karşısından aynı anda geçtiklerinden) yerel saatleri aynıdır.
Meridyen dereceleri Greenwichten doğuya ve batıya gidildikçe büyür.
Meridyenler kuzey - güney doğrultusunda uzanır.
Bütün meridyenler kutuplarda birleşirler.
Meridyenler bir paralel boyunca birbirlerinden eşit uzaklıkta bulunurlar.
Ardışık iki meridyen arasındaki yerel saat farkı 4 dakikadır.

Parelel ve Meridyenler

Bazı paraleller özel isimler alırlar.

 

0° paraleli Ekvator

23° 27' kuzey paraleli Yengeç Dönencesi

23° 27' güney paraleli Oğlak Dönencesi

66° 33' kuzey paraleli Kuzey Kutup Dairesi

66° 33' güney paraleli Güney Kutup Dairesi

90° kuzey paraleli Kuzey Kutup Noktası

90° güney Paraleli Güney Kutup Noktası

 

Harita: Yeryüzünün tamamının ya da bir bölümünün, kuşbakışı görünüşünün, belli bir ölçek dahilinde küçültülerek, bir düzlem üzerine aktarılmasıyla elde edilen çizime harita denir.

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için gerekli olan koşullar şunlardır:

1. Kuşbakışı olarak çizilmiş olması

Haritası çizilen alanın tam tepeden görünüşü kuşbakışı olarak adlandırılır. Haritaların çiziminde tepeden görünüm sağlanamaz ise yeryüzü şekillerinin biçimlerinde, boyutlarında ve birbirlerine göre uzaklıklarında değişmeler olur.

2. Ölçekli olması

Haritalardaki küçültme oranına ölçek denir. Bir başka ifade ile harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara olan oranıdır. Yer şekillerinin biçimleri ve boyutları, oldukları gibi aktarılamadığı için, belli bir ölçek dahilinde küçültülmesi gereklidir. Ölçek iki şekilde gösterilir.

 

a. Kesir ölçek: Küçültme oranı kesirli sayılarla ifade edilen ve haritalarda en çok kullanılan ölçeklerdir. 1/500, 1/5.000, 1/50.000, 1/500.000 gibi.

Kesir ölçeklerde pay her zaman 1 dir. Paydada yer alan sayı ise, haritası çizilen alanın kaç defa küçültüldüğünü gösterir.

 

b. Çizik (Grafik) Ölçek: Eşit dilimlere ayrılmış bir çizgi üzerinde harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara oranının gösterildiği ölçeklerdir.

 

Herhangi bir yerin, kuşbakışı görünüşünün ölçeksiz ve kabataslak olarak bir düzleme aktarılmasına kroki denilmektedir. Harita ile kroki arasındaki fark, krokinin ölçeksiz, haritanın ise ölçekli olmasıdır.

 

3. Bir düzleme aktarılmış olması

Dünya'nın kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin kendine has küresel bir şekli vardır. Dünya'nın küresel yüzeyi düzleme aktırılırken bazı güçlüklerle karşılaşılır. Bunun nedeni, küresel yüzeyin düzleme aktarılmasının geometrik açıdan imkânsız olmasıdır. Buna bağlı olarak haritalar çizilirken, kara ve denizlerin yerküre üzerindeki biçimleri ve genişlikleri tam olarak yansıtılamamakta ve boyutlarında gerçeğe uymayan bozulmalar olmaktadır. Haritalarda görülen ise, gerçeğin az ya da çok benzeridir.

 

HARITA ÇEŞITLERI

A. KULLANIM AMAÇLARINA GÖRE HARITALAR

1. Idari ve Siyasi Haritalar

Ülkelerin başka ülkelerle olan sınırlarının gösterildiği haritalara siyasi haritalar adı verilirken, ülkelerin kendi içerisindeki illeri, eyaletleri, bölgeleri gösteren haritalara idariharita denir.

 

2. Beşeri ve Ekonomik Haritalar

Nüfus, göç, yerleşme, tarım, hayvancılık, sanayi, turizm, vb. dağılışını gösteren haritalardır.

3. Fiziki Haritalar

Yeryüzü şekillerinin fiziki yapısını, dağılış ve yükseltilerini gösteren haritalardır.

 

Yer Şekillerini Gösterme Yöntemleri

 

Renklendirme Yöntemi: Fiziki haritalarda kullanılır. Her renk belirli bir yüksekliği göstermek için kullanılır.

 

Fiziki Haritalarda Kulanılan Renklerin Yükselti Değerleri

 

Denizler ve göller Mavi

 

Deniz seviyesinin altındaki karalar Koyu yeşil

 

0-200 Yeşil

 

200-500 Açık yeşil

 

500-1000 Sarı

 

1000-1500 Turuncu

 

1500-2000 Açık kahverengi

 

2000 ve üzeri Koyu kahverengi

 

Tarama Yöntemi: Bu yöntemde eğimin fazla olduğu yerlerde taramalar sık, kalın ve kısa geçirilirken eğimin azaldığı yerlerde uzun, ince ve seyrek geçirilmektedir. Düz yerler ise boş bırakılmaktadır.

 

Gölgeleme Yöntemi: Haritanın bir köşesinden 45 açıyla ışık geldiği varsayılmaktadır. Buna göre ışık alan yerlerde herhangi bir işlem yapılmazken, ışık almayan yerde gölgeleme yapılmaktadır. Tek başına kullanışlı değildir.

 

Kabartma Yöntemi: Maket türü haritalardır. Yer şekillerini en iyi gösteren haritalardır. Fakat yapılması ve taşınması zor olduğundan pek kullanışlı değildir

 

Izohips (eş yükselti) Yöntemi:

 

Izobat: Eş derinlik (deniz ve göllerde kullanılır.)

 

Deniz seviyesine göre aynı derinlikteki noktaların birleşmesi ile elde edilen çizgilere izobat (eş derinlik) eğrileri denir. Kıyı çizgisi( 0 metre), izohips ile izobat eğrilerinin başlangıç çizgisidir.

 

4. Özel Haritalar

Belirli bir konu için özel olarak hazırlanan haritalardır. (Jeomorfoloji, meteoroloji, toprak haritaları gibi.)

ÖLÇEKLERINE GÖRE HARITALAR

1- Planlar: Ölçeği 1/20.000'e kadar olan haritalardır. Şehir imar planları, kadastro haritaları bu türdendir.

 

2. Büyük Ölçekli Haritalar :Ölçeği 1/200.000'e kadar olan haritalardır.

 

3. Orta Ölçekli Haritalar

Ölçeği 1/200.000 ile 1/500.000 arasında olan haritalardır.

 

4. Küçük Ölçekli Haritalar

Ölçeği 1/500.000 den daha küçük olan haritalardır. Bu haritalar Dünya'nın, kıtaların, ülkelerin tamamını veya bir bölümünü gösterir.

Küçük ölçekli haritaların genel özellikleri şunlardır:

Paydası büyüktür.

Geniş alanları gösterir.

Ayrıntıyı gösterme gücü azdır.

Aynı alanı gösteren büyük ölçekli haritalara göre düzlem üzerinde daha az yer kaplarlar.

 

Payda büyüdükçe ölçek küçülür. Payda küçülürse ölçek büyür.Ölçek küçüldükçe (Payda büyüdükçe) haritanın ayrıntısı azalır.Ancak gösterilen alan büyür.

Ölçekbüyüdükçe(Payda küçüldükçe) haritanın ayrıntısı artar..Ancak gösterilen alan küçülür.

 

HARITA PROBLEMLERI

Harita problemlerinde en çok km'yi cm'ye veya cm'yi km'ye çevirme işlemi vardır. Bunun için, cm'yi km'ye çevirirken 5 sıfır silinir. Km'yi cm'ye çevirirken de 5 sıfır eklenir.

Uzunluk Problemleri

Kısaltmalar;

G.U. = Gerçek Uzunluk

H.U. = Haritadaki Uzunluk

Ölç. P. = Ölçeğin Paydası

 

Gerçek Uzunluk= Harita U. x ölçek Paydası

Harita Hesaplamaları

Örnek:1/200.000 ölçekli haritada 16cm ile ölçülen bir uzunluk gerçekte kaç km'dir?

 

G.U= 16x200.000=3.200.000cm=32 km

Örnek2: Gerçekte 250 km  olan bir yol 1/1.250.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir?

 

Örnek3:Istanbul Ankara arası 600 km dir.Bu mesafe haritada 40 cm olarak gösterilmektedir.Bu haritanın ölçeğini bulunuz.

HU:40cm            60.000.000    1.500.000

GU:600km :60.000.000cm

 

Kesir Ölçeği Çizgi Ölçeğe Çevirme

 

Kesir ölçeği, çizgi ölçeğe çevirirken önce 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiği bulunur.

 

Örnek : 1 / 2.500.000 ölçeğinde 1 cm 25km'yi gösterdiğine göre çizgi ölçekte de 1 cm 25 km'yi göstermelidir.

Bir doğru parçası çizilerek eşit aralıklara bölünür. Üzerine, 1 cm 25 km'yi gösterecek şekilde değerler yazılır.

Sıfırın sol tarafındaki aralık 25 km'den daha kısa uzunlukların ölçülmesine yarayacak biçimde bölümlenir.

 

Çizgi Ölçeği Kesir Ölçeğe Çevirme

 

Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken önce ölçeğin uzunluğunun, toplam kaç km'yi gösterdiği bulunur. 1 cm'nin kaç km'yi gösterdiğini bulmak için orantı kurulur.

 

Örneğin : Çizgi ölçeğin uzunluğu 5 cm'dir.

 

5 cm 20 km gösterdiğine göre

1 cm x km'yi gösterir.

 

x = 20 / 5 = 4 km

 

Bulunan değer cm'ye çevrilir.

 

Buna göre kesir ölçek 1 / 400.000'dir.

 

UYARI : Çizgi ölçeği kesir ölçeğe çevirirken, grafiğin sonundaki uzunluk birimine dikkat etmemiz gerekir.

 

KITALAR

 

Kıtalar Haritası Dünya (Görmek için Tıklayınız)

 

Eski Dünya Kıtaları

Asya ( Yüzölçüm ve nüfusu en fazla),Avrupa,Afrika

Yeni Dünya Kıtaları

Amerika(Kuzey ve Güney),Avustralya(Okyanusya-En küçük),Antarktika(Uzak ve soğuk olduğundan nüfus yok)

*Dünyanın %71'i su %29' karadır.

*Kuzey yarımkürede karalar daha fazla yer kapladığından daha sıcak ve gelişmiştir.

OKYANUSLAR

-Büyük Okyanus

-Atlas Okyanusu

-Hint   Okyanusu

 

*Haritalarda  dağlar kahverengi,alçak yerler yeşil,çöller noktalı sarı,sular mavi ile gösterilir.

 

Değişik Yerler Farklı Yaşamlar:

 

Insanlar yaşadığı çevrenin iklimi, bitki örtüsü oradaki yaşamı etkiler. Insanlar oradaki iklime göre giyinir. Oradaki bitkilere göre ticareti gelişir.

 

Dünyadaki bazı iklimler:

1- Çöl Iklimi: Genelde gündüzleri sürekli sıcaktır. Geceleri soğuk rüzgarlar eser.

2- Ekvator Iklimi: Ekvator çevresinde görülen iklim yaz kış çok sıcaktır. Soğuk kış ayları yaşanmaz.Burada yaşayan birinin kışlık elbiseye, yakacağa ihtiyacı yoktur.

3- Kutup Iklimi: Bu iklim kutuplar çevresinde görülür. Yaz kış çok soğuktur. Kar ve buz yerden hemen hemen hiç kalkmaz.

4- Muson Iklimi: Daha çok dönenceler ile ekvator arasında görülen iklimdir. Bu iklim yazları sıcak ve aşırı yağışlıdır. Bu bölgelerde sık sık sel baskınları yaşanır. Asya'da Bangladeş çevresinde görülür.

5-Tundra Iklimi:Kutupların aşağısında görülür.1-2 ay hariç karlarla kaplıdır.

AKDENIZ IKLIMI

Akdeniz Iklimi: Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Yaz aylarında sıcaklık yüksektir. Yaz aylarında yağış yoktur. Kuraklık kendisini hissettirir. Kış aylarında ise sıcaklık aşırı derecede düşmez. Sıcaklık 0 C 'nin altına düşmez. Kış aylarında yağmur yağışı görülür. Ençok yağış kış aylarında düşmektedir. Don olayı çok nadir görülür. Kış sıcaklığı yüksek olmasından dolayı seracılık faaliyetleri yürütülmektedir. Akdeniz Iklimi, Türkiye de, Akdeniz Bölgesi, Ege Bölgesi ve Marmara Bölgesi'nin Güney kesiminde görülmektedir.

*Ege Bölgesi'nde dağlar denize dik uzandığından denizin etkisi iç kesimlere kadar uzanır.

Akdeniz Iklimi'nin bitki örtüsü ise Maki'dir. Maki; kısa boylu, tüylü, bodur ağaçlardır.

KARADENIZ IKLIMI

Karadeniz Iklimi: Yazlar serin, kışlar ılık, her mevsim yağışlı geçen bir iklimdir. Karadeniz iklimi'nde mevsimler arasında çok büyük sıcaklık farkı yoktur. En fazla yağış sonbahar da düşmektedir. Karadeniz Iklimi'nde yağış rejimi düzenlidir. Yağış rejimine bağlı olarak akarsuların rejimleri de düzgündür.

Karadeniz Iklimi, Karadeniz Bölgesi kıyı kesimleri ile Marmara Bölgesi'nin Kuzeyi'nde görülmektedir. Dağlar denize paralel uzandığı için bu iklim iç kesimlerde görülmez.Orta Karadeniz hariç deniz etkisi iç kesimlere ulaşmaz.

Karadeniz Iklimi'nin bitki örtüsü ormandır.

KARASAL IKLIM

Karasal Iklim: Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve kar yağışlı geçer. En çok yağış ilkbahar mevsiminde düşer. En az yağış yaz mevsiminde düşer. Bu iklim de, kış ayları soğuk ve kar yağışlı geçmektedir. Don olayı sık görülür.

Karasal Iklim, Iç Anadolu Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz Bölgelerinin iç kesimlerinde görülür. Karasal Iklim'in bitki örtüsü bozkırdır.

Sert Karasal Iklim: Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum-Kars Yöresinde görülen bir iklimdir. Karasal Iklim ile benzerlik gösterir. Bu iklimde, yazlar serin, kışlar çok soğuk geçer. En fazla yağış, ilkbahar sonu ile yaz başında görülür. Bu iklimin bitki örtüsü ise yaz yağışlarıyla büyüyen uzun boylu dağ çayırlarıdır.Ilkbaharda yağmurlar ve eriyen karlarla akarsuların su seviyeleri yükselir. Ancak yazın bir çok akarsu kurur.

*Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı fazla ise orada karasal iklim görülür.

*Marmara Bölgesinde 3 iklim tipi de görüldüğü için bitki çeşitliliği fazladır.

IKLIMIN ETKILERI

1-Insanların;

a-Yeryüzüne dağılışlarını,

b-Ekonomik faaliyetlerini,

c-Yiyecek ve giyeceklerini,

d-Fizyolojik gelişimlerini,

e-Kültürünü,

2-Endüstrinin dağılışını,

3-Konut tipini ve malzemesini,

4-Ulaşımı,

5-Tarımı,

6-Turizmi,

7-Toprak oluşumunu,

8-Göl ve akarsuları,

9-Hayvan türlerini,

10-Erozyonu,

11-Bitki örtüsünü etkiler.

 

 

TARIH ÖNCESI DEVIRLER

Yazının icadından  önceki devirlerdir.

A-TAŞ DEVRI

1-Kaba Taş(Eski) Devri:En uzun dönemdir.Avcılık ve toplayıcılıkla uğraşılmıştır.

2-Yontma Taş Devri:Taştan ve kemikten silahlar yapılmıştır.Mağara ve ağaç kovuklarında yaşamışlardır. Avcılık ve toplayıcılıkla uğraşılmıştır.Ateş bulunmuştur.Mağara duvarlarına yapılan resimler ilk sanatsal faaliyetlerdir.*Bu dönemi aydınlatan Anadolu'daki merkezler Antalya'daki Karain ve Beldibi mağaralarıdır.

3-Cilalı Taş Devri:Ilk kez tarımsal üretim başlamış buna bağlı olarak yerleşik yaşam başlamış köy ve kasabalar kurulmuştur.Üretimle birlikte iş bölümü doğmuş ihtiyaç fazlası ürün takas edilmiş ve ticaret başlamıştır.Dokumacılık başlamış,pişirilmiş topraktan eşyalar yapılmıştır.* Bu dönemi aydınlatan Anadolu'daki merkezler Diyarbakır(Çayönü) ,Burdur(Hacılar) ve Konya(Çatalhöyük) dır.

B-MADEN DEVRI

1-Bakır Devri:Bol bulunması ve kolay işlenmesi yüzünden ilk kullanılan maden bakırdır.

2-Tunç Devri:Bakıra göre daha dayanıklı olduğu için tunç(Bakır+Kalay) kullanıldı.

3-Demir Devri:

* Bu dönemi aydınlatan Anadolu'daki merkezler Yozgat(Alişar),Çorum(Alacahöyük),Çanakkale(Truva),Kayseri(Kültepe) ve Van(Tilkitepe) dır.

*Tarih Öncesi dönemler kullanılan eşyalarla isimlendirilmiştir.Tarih Sonrası çağlar ise insanlığı etkileyen olaylarla isimlendirilmiştir.

*Coğrafya ve iklim şartlarının farklılığı nedeniyle tarih öncesi dönemlerin başlama ve bitiş zamanları bölgelere göre farklılık göstermiştir.Örneğin Anadolu Maden Devrini yaşarken Avrupa Cilalı Taş Devrini yaşamaktaydı.

* Tarih Öncesi dönemleri bütün toplumlar aynı sırayla yaşamamışlardır.Örneğin Kaba Taş Devrini yaşayan bir toplum göç yada savaş sonucu Demir Devrine geçiş yapabilir.

*Uygarlıklar birbirinden savaş , göç ve ticaretle etkilenmişlerdir.

TARIH ÇAÄžLARI

1-Ilk Çağ:M.I. 3500(veya 3200) de Sümerlerin yazıyı bulmasıyla başlar 375 de Kavimler Göçü ile (Avrupalılara göre de 476 Batı Roma'nın yıkılışı) sona erer.

2-Orta Çağ:375 den Istanbul'un fethine(1453) kadar sürer.

3-Yeni Çağ:1453 den Fransız Ihtilaline(1789) kadar sürer.

4-Yakın Çağ:1789 dan gnümüze kadar sürer.

 

Geçmişten Günümüze Yerleşme:

-  Ilk insanlar mağaralarda yada ağaç kovuklarında barınıyordu. Genellikle avcılık ve toplayıcılıkla yaşıyorlardı. Erkeklere avlanırken kadınlar tohum ve benzeri şeyler topluyordu.

- Ilk insanlar tohumların yetiştiğini görünce tarım başladı. Tarımın başlaması ile insanlar yerleşik hayata geçmeye başladılar. Tarım arazilerinin çevresine ilk yerleşim yerlerini kurmaya başladılar.  Böylece ilk köyler oluştu. Bu köyler genelde yüksek yerlere kuruluyor ve çevresi çitlerle kapanıyordu.

- Zamanla insanlar daha çoğaldıkça bu kez aralarında sorunlar çıkınca kendilerini yönetecek  kişiler seçmek zorunda kaldı ve böylece ilk devletler kurulmaya başladı.

- Insanlar önceleri kilden çanak çömlek kullanıyorlardı. Çatal ve kaşıkları kemiktendi. Insanlar ateşi bulunca bu çömleklerini pişirerek daha sağlam yaptılar. Daha sonra insanlar madenleri işlemeyi öğrendi. (Önce bakır, sonra demir, sonra tunç gibi madenler).

- Zamanla büyük şehirler ve devletler kuruldu. Ve şehirler arasında ürettikleri ürünler sayesinde ticaret başladı.

- Beraber yaşayınca toplum kurallarını düzenleyecek kanunlar hazırladılar.

- Şehirler yada küçük ülkeler arasında savaşlar başladı. Şehirleri ve küçük devletleri egemenliği altına alan toplumlar büyüdü. Böylece büyük Merkezi Krallıklar kuruldu.

 

KIMLER GELDI KIMLER GEÇTI:

Üzerinde yaşadığımız Anadolu'da bizden önce bir çok uygarlıklar yaşadı. Anadolu'nun bir çok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmasında iklimin elverişli olması,verimli topraklara sahip olması ve önemli ticaret yollarının bulunması etkili olmuştur.Günümüzde onlara ait eserler bulunmakta ve müzelerde sergilenmektedir.

- Anadolu'da kurulan ilk uygarlıklar(medeniyetler):

1- Hititler:-Başkenti  Hattuşa'dır (Hattuşaş). Hattuşa bugün ilimiz olan Çorum sınırları içinde yer alır.

-Kral aynı zamanda baş rahip,baş komutan ve baş yargıçtı.

-Hitit kanunları gelişmiş ve insancıldı. Ölüm cezası çok azdı.Tazminat yaygındı.

-Kabartmacılıkta ileri gittiler.(Ivriz ve Yazılıkaya kabartmaları)

- Hitit krallarının yanında Tavanna denilen kraliçelerde yönetimde söz sahibi idi. Buda Hitilerde kadına önem verildiğini gösterir.

-Hititlerin devlet işlerinin görüşüldüğü meclise Pankuş adı verilirdi.Pankuş kral ve kraliçeyi yargılayabilirdi.Bu da kralın yetkilerinin sınırsız olmadığını gösterir.

-Hititliler çivi yazısı ve Mısırlıların kullandığı Hiyeroglif(resim yazısı) yazısını kullandı.(Yazıyı Asurlu tüccarlardan öğrendiler)

- Hititliler Anal adı verilen yıllıkları yazdılar. Bu Analları tanrıya hesap vermek için yazıyorlardı. Bu nedenle yalan yazmadıkları için Anallar ilk gerçek tarih yazıcılığı sayılmaktadır.

-Dünyanın ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşması Hitiler ile Mısırlılar arasında yapıldı.(MÖ 1280)

- Hititler at yetiştiriciliği yaptı. Küçük ve büyükbaş hayvancılık yaptılar. Maden işlemeciliği yaptılar.

-Dinleri çok tanrılı idi.

-Savaş arabaları savaşlarda büyük üstünlük sağlardı.Frigler tarafından yıkıldılar.

 

2- Frigler: -Başkenti Gordion şehridir. Bugün Ankara'nın ilçesi olan Polatlıdadır.

- Frigler tarıma büyük önem verdiler. En önemli geçim kaynakları tarımdı. Bu nedenle saban kırana ölüm cezasına kadar ceza veriyorlardı.Bunun nedeni Geçimin tarıma dayalı olması.Dinleri çok tanrılı idi.En büyük tanrıları bereket tanrıçası Kibele idi.(*Bu durum ekonomik uğraşıların hukuki ve dini yapıyı şekillendirdiğini gösterir.

- Çivi yazısı kullandılar.

- Kral Midas ünlü bir kralıdır. Tarihte eşek kulaklı Midas olarak yerini almıştır.

- Friglerin dokuduğu kilimlere Tapates adı verilirdi.

- Hayvanların konuşturulduğu fabl hikayeleri yazmışlardır.

-Krallarını ve soyluları Tümülüs denen mezarlara gömmüşlerdir.

-Bu devleti Kimmerler yıkmıştır.

 

3- Lidyalılar:- Başkentleri Sard şehridir. Bugün Manisa'nın Salihli ilçesindedir.

- Lidyalıların en önemli özelliği parayı bulmalarıdır.(Ticaretle uğraştıkları için)Paranın bulunmasıyla ticaret gelişmiş ve hızlanmıştır.

- Ticaret yapmak için Kral Yolu adı verilen ticaret yolunu kurdular.

- Süs eşyası ve parfüm ticareti yaptılar.

- Çivi yazısı kullandılar.

-Orduları paralı askerlerden oluştuğu için fazla uzun ömürlü olmadılar.

4- Iyonlar:- Iyonlar şehir devletleri halinde yaşadığı için belli bir başkentleri yoktur. Efes, Milet, Foça, Izmir önemli şehirleri idi.

- Iyonyalılar özgür düşünceye ve bilime önem vermişler. Bu nedenle bir çok bilim adamı yetiştirmiştir.

-Tıpta Hipokrat, tarihte Herodot, felsefe'de Diyojen, matematikte Pisagor, Thales gibi bilim adamları yetişmiştir.

- Deniz ticareti yapmışlar ve başka ülkelere koloniler kurmuşlardır. Yerleştikleri kolonileri sahiplenmişlerdir.

* Koloni: Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke.

- Iyonyalılar Fenike alfabesini kullanmışlardır.

- Bugünkü Avrupa uygarlığının temelinin oluşmasını sağlamışlardır.

-Tanrıları insan şeklindeydi.

5- Urartular:

- Başkenti Tuşpa'dır. Bugün Van ili sınırları içinde yer alır.

- Taş ve maden işlemeciliğinde gelişmişlerdir.

- Tarımı geliştirmek için barajlar, göletler kurdular. Su kanalları açarak sulama yapmışlardır.

-Çivi yazısı kullanmışlardır.

- Oda şeklinde kaya mezarları yapmışlardır. Ölümden sonra yaşama inandıkları için mezarlarına insanların günlük kullandığı eşyaları konmuştur.Dinleri çok tanrılı idi(Hititlerden etkilenme)

MEZOPOTAMYA

1-Sümerler:Mezopotamya (Fırat-Dicle arası) uygarlığını başlattılar.Şehir devletleri halinde yaşadılar.Bu şehirleri Ensi veya Patesi denilen rahip krallar yönetiyordu.

- Kral aynı zamanda baş rahip,baş komutan ve baş yargıçtı.Kraldan sonra en yetkili kişi kraliçedir.

-Zengin oldukları için orduya önem verdiler.

-Inançlarından dolayı matematik,astronomi ve geometri ile ilgilenmişlerdir.

-Düzenli bir sulama sistemi yapmışlar tarıma önem vermişlerdir

-Ilk yazıyı ve tekerleği buldular.

-Evlerini kil tuğlalardan yaptılar.(Orman olmadığından)

-Tufan ve Gılgamış destanları meşhurdur.

-Dinleri çok tanrılı idi. Tapınaklarına Ziggurat denirdi.

-Urgakina ilk kanunları yapmıştır.

 

2-Asurlar:Yukarı Mezopotamya'da kurulmuştur.Başkentleri Ninova'dır.Ticaretle uğraşmışlar,Sümerlerden öğrendikleri yazıyı Anadolu'ya getirmişler ve Anadolu'da tarih çağlarını başlatmışlardır.Ilk kütüphaneyi ve arşivi yaptılar.Dinleri çok tanrılı idi.Geliştirdikleri ağırlık ve uzunluk ölçülerini daha sonra Yunanlılar ve Romalılar kullanmışlardır.

 

Babiller:Mezopotamya'da kurulmuştur.En tanınmış hükümdarı Hammurabi'dir.Çok sert kanunlar yapmıştır.

-Dinleri çok tanrılı idi. Tapınaklarına Ziggurat denirdi.

-Astronomi ile ilgilenmişler,güneş ve ay tutulmalarını kaydetmişlerdir.Sümerlerden etkilenmişler,bir çok alanda onları geçmişlerdir.

-Babilin asma bahçeleri meşhurdur.

 

ÜNITE 3: IPEK YOLUNDA TÜRKLER

 

 

- Ipek Yolu: Çin'den başlayıp Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Iran üzerinden Istanbul' kadar uzanan yola ipek yolu adını veriyoruz. Çin'den ipek ticareti yaygın olarak yapıldığı için yola bu ad verilmiştir.

Türk Adının Anlamı Ve Kökeni:

1-Ziya Gökalp'e göre; Töre kelimesinden gelir. Buna göre Türk: "Türeli=Nizamlı, geleneklerine bağlı" demektir.

2- Danimarkalı Bilgin WAMBERY'e göre Türemekten (Türük) gelir.  Buna göre Türk demek TÜREMIŞ, ÇOÄžALMIŞ demektir.

3- Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lügatıt Türk" adlı eserinde Türk demek "OLGUNLUK ÇAÄžI" demektir.

4- Genel olarak Türk demek, GÜÇLÜ, KUVVETLI manasında kabul edilir.

- Ilk Türklerin anayurdu Orta Asya'dır. Fakat zamanla çeşitli nedenlerle göç etmişlerdir.

Orta Asya Türk Göçleri

 

Nedenleri

1- Nüfus artışı ve toprakların yetersiz kalışı,

 

2- Olumsuz iklim şartları(Kuraklık, şiddetli kışlar)

 

3- Kendi aralarında ve diğer kavimlerle olan mücadeleler

 

4- Salgın hastalıklar

 

5- Türklerin Cihan hakimiyeti düşüncesi.

 

6- Çin'in baskı ve hileleri

*Türklerin atı evcilleştirmiş olması,araba ve tekerleği bilmeleri ve fetih politikası göç etmelerini kolaylaştırmıştır.

Göçlerin Sonuçları

1-Göç edenlerin çoğu sayıları az olduğu için milli benliklerini(Türklüklerini) unuttular.

2-Türkler gittikleriyerlere daha yüksek bir medeniyet götürdüler.

3-Türkler farklı medeniyetlerin kaynaşmasına sebep oldular.

*Türkler teşkilatçılıkları,askeri yetenekleri ve uygarlık bakımından ileri olmaları sayesinde gittikleri yerlerde zorluk çekmediler.

 

Asya Hun Devleti (Büyük Hun Devleti)(Mö. 220-Ms.300)

-   Kurulduğu tarih kesin olarak bilinmemektedir. Tarihte bilinen ILK TÜRK DEVLETI'dir.Başkent Ötügen şehridir.

-** Bilinen ilk hükümdarı TUMAN (Teoman)'dır. - Çinliler Türk akınlarına karşı koymak için ÇIN SEDDI'ni yaptılar. *ÇIN SEDDI; 2450 km uzunluğunda , 11 metre yüksekliğinde 7,5 m gerişliğinde kalınlığındadır.Yinede Türk akınlarına engel olamamıştır.

*Türk-Çin savaşlarının temel sebebi Ipek Yoludur.

Teoman'dan sonra yerine oğlu METE HAN geçmiştir.

- Asya Hun devleti METE HAN zamanında en geniş sınırlarına ulaşmıştır.

- **Mete orduda 10'luk sistemi uyguladı. Günümüzde orduların çoğu daha bu sistemi kullanmaktadır.

- Oğuz Kağan Destanını önemli destanlarıdır. Bu destandaki kişinin Mete olduğu sanılmaktadır.

- Tarihte ilk defa bütün Türkleri tek bayrak altında toplayan Türk Devleti Asya Hun devletidir.

*Mete Çin'i vergiye bağlamış ancak almamıştır.Çünkü kalabalık Çin nüfusu içinde Türklerin Çinlileşmesinden çekinmiştir.

- Büyük Hun Devleti VERASET SISTEMI ve ÇIN SIYASETI nedeniyle önce parçalanmış sonrada yıkılmıştır.

 

Kavimler Göçü:

- Hun Devleti yıkıldıktan sonra Çin baskısından kurtulmak için bazı Hun boyları Itil'in batısına geçerek Karadenizin kuzeyine göç ettiler. Bu göç sırasında önüne çıkan devletleri ya yönetimine aldılar yada onlarda ileri doğru kaçtı.

- Tarihte devletlerin bu yer değiştirmesine  Kavimler Göçü denilmektedir.

- Göç eden bu Türkler Avrupa Hun Devletini Kurdular..

Kavimler göçünün sonuçları:

- Roma Iparatorluğunun çöküşü hızlandı.Imparatorluk 395'te ikiye ayrıldı.

- 476'da batı Roma Imparatorluğu yıkıldı. Toprakları üzerinde birçok devlet kuruldu.

-Avrupa'nın etnik çehresi değişti.Yeni topluluklar ortaya çıktı.

- Avrupa bir karışıklık dönemi yaşadı

-Günümüz Avrupa devletlerinin temelleri atıldı.

-Avrupada feodalite dönemi başlamıştır.

-Avrupa Türk kültürüyle tanıştı.Balkanlarda Türk devletleri kuruldu.

** Feodalite (Derebeylik): Zengin toprak sahibi olan kişilerin oluşturduğu sistemdir. Toprakta çalışan köylüler toprakla birlikte alınıp satılabilirdi.

 

AVRUPA HUN DEVLETI

- Kurucusu Balamir Han'dır.

- Anadolu'ya ilk Türk akınları bu dönemde olmuştur.

-Atilla (En büyük hakanıdır.)döneminde Bizans vergiye bağlanmıştır.

-Batı Roma üzerine sefer yapılmış, fakat Papanın Hıristiyan dünyası adına Roma'yı kendilerine bağışlamalarını istemesi üzerine buranın alınmasından vazgeçilmiştir.

-Fransa üzerine düzenlenen Galya seferi Batı Roma'yı yalnız bırakmaya yöneliktir.

 

1. Köktürk Devleti (GÖKTÜRKLER)

- Bumin Kağan 552'de Avar Türklerini yıkarak Göktürk devletini kurdu. - Ötügen başkent olmuştur.

- Bumin Kağan gelenekler uyarınca ülkenin batısını kardeşi Istemi'ye verdi.Istemi Ipek Yolunu ele geçirmek için önce Akhunlara karşı Sasanilerle sonra Sasanilere karşı Bizans ile ittifak yaptı.

- **Türk adını kullanan ilk devlettir.

-Göktürk adı Göktürk yazıtlarında Kök-Türk şeklinde yazılmıştır.

- Bumin Kağanın ölümünden kardeş kavgaları ve Çin entrikaları ile Göktürk Devleti 630 yılında yıkıldı.

2. Köktürk Devleti (II.GÖKTÜRK DEVLETI)

- Kutluk Han 681 den itibaren Göktürkleri yeniden bir araya getirerek 2. Göktürk Devletini kurdu. Bu devlete bu nedenle Kutluk Devleti de denilmektedir

.-Bu devlet en parlak dönemini Bilge Kağan, Kültigin veVezir Tonyukuk zamanındadır.

-Devletin zayflaması üzerine Türk boylarından Basmıller, Karluklar ve Uygurlar isyan ederek 742 yılında yıkıldı.

-** Göktürklerden günümüzü kalan en önemli eser Orhun Yazıtlarıdır(Göktürk Kitabeleri). Bu kitabeler Bilge Kağan, Kültigin Kağan ile vezir Tonyukuk adına dikilmiştir.

-** Bunlar yazılı ilk Türk belgeleridir. Orhun alfabesi ile yazılmıştır.Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ne benzer.Moğolistan sınırları içindedir.

-** Bu yazıtları Danimarkalı Wilhem Thomsen (Vilyım Tamsın) çözmüştür.

 

UYGUR DEVLETI:

- Karluk ve Basmiller'le birleşerek II.  Göktürk Devletini yıkan UYGURLAR Orhun bölgesinde UYGUR

DEVLETI'ni kurdular.(745)  Kurucuları KUTLUK BILGE KÜL KAÄžAN, merkezleri Ordubalık (Karabalsagun)'dur.

- Uygurlar Yerleşik hayata geçen ilk Türk topluluğudur.Bu yüzden kale tapınak gibi kalıcı sanat eserleri yaptılar.Din özgürlüğü vardı.Fakat dini terimler Türkçe idi.(Milliyetçilik)

- Manihizm'e inandılar. Bu inanışta et yemek günah sayıldığı için vücut yapıları değişti.  Ve savaşçı güçlerini kaybettiler.

-18 harfli Uygur Alfabesini hazırladılar.

- Cengiz Han'ın egemenliğine girmelerine rağmen medeniyette geliştiklerinden Moğollar'ı devlet teşkilatı, ticaret, bilim, sanat, alfabe gibi konularda etkilediler.

-Moğolların Türkleşmesinde önemli bir rol oynadılar. (Özbek ve Çağatay Türkleri)

-Ilk Müslüman Türk Devleti  Karahanlılar'la savaştılar.(Sebep Uygurların Budizmi, Karahanlıların  Islamiyeti yaymak istemeleri.)

-Tahta harflerden MATBAA'yı oluşturdular, pamuktan KAÄžIT yaptılar.

- Kırgızlar tarafından 840 yılında yıkıldılar.

 

ESKI TÜRK TOPLUMUNDA GELENEK VE GÖRENEKLER:

- Ilk Türk devletlerinde bir çocuk kahramanlık göstermeden ad konmazdı.

- Ilk Türklerde ülke hanedan (Hakan) ailesinin ortak malı sayılırdı.Bu yüzden kardeş kavgaları eksik olmazdı.

-Ilk Türklerde hükümdarın eşine Hatun denirdi.Hatun kurultaya katılır,hakanın yanında bulunurdu.(Bu hatunun yönetimde söz sahibi olduğunu gösterir)

-Hükümdarlık belirtileri 9 tuğ ve davuldur.

-Hakana yönetme yetkisinin (Kut) tanrı tarafından verildiğine inanılırdı.Hakana karşı gelmek tanrıya karşı gelmek demekti.Bu yetki babadan oğla geçerdi.

 

- ilk Türk devletlerinde devlet işleri Kurultay  adı verilen mecliste görüşülürdü.Son kararı hakan verdiği için Kurultay danışma meclisi özelliğini taşırdı.

- Ilk Türk devletlerinde ölüler Yuğadı verilen cenaze törenleri ile gömülürdü.

- Ölüler Kurgan denilen mezarlara gömülür, öldürdükleri düşman sayısı kadar mezarlarına Balbaldenilen taşlar dikerlerdi.

- Ilk Türklerde müzik önemli yer tutardı. Kopuz önemli müzik aletidir.

-Eli silah tutan herkes askerdir.Paralı askerlik yoktur.Göçebe yaşam tarzı ve coğrafi şartlar Türkleri sürekli antremanlı kılmıştır.En önemli savaş taktiği Bozkır (At nalı,Hilal,Turan) taktiğidir.

-Din:

1- Şamanizm :Ayinleri Şaman(Kam,Baskı) yönetirdi.Şaman büyücü,doktor ve bilge kişidir.Elindeki davulu ile kötü ruhları kovardı.

2-Atalar Kültü:Ölen kişinin ruhunun aileyi koruduğuna inanırlar ve kurban keserlerdi.

3-Göktanrı Dini En yaygın dindir.Tanrı tektir ve göktedir.Herşeyi yaratan ve yok eden odur.Cennet(17 kat) ve cehennem(7 kat) inancı vardır.Mezara eşyaları ,silahı ve atıda konurdu.Çünkü ölümden sonra hayata inanırlardı.

Daha sonra Islamiyet hızla yayıldı. Nedeni Islamiyet'in kendi inanışlarına yakın olmasıdır.

-Hukuk:

-Uygurlara kadar yazısız hukuk (Töre) geçerliydi.Bunda göçebe yaşam tarzı etkili olmuştur.Hakan bile töreye uymak zorundaydı.Uzun süreli hapis cezası yoktu.(göçebelikten dolayı)

Sosyal ve Ekonomik Yaşam

-Aile reisi babadır.Tek eşlilik esastır.Uygurlara kadar çadırda yaşamışlardır.

*Türklerin göçebe olmasında bulundukları coğrafya etkili olmuştur.

*Türklerin göçebe olması bağımsızlık duygusunu geliştirmiştir.

*Uygurlara kadarki sanat eserlerinin taşınabilir olmasının nedeni göçebeliktir.

*Göçebe yaşam nedeniyle hayvancılık temel geçim kaynağıdır.Türkler Çin'e hayvan ve hayvan ürünleri satarken Çin'den ipek,kumaş,buğday, pirinç vs alırdı.

*Halı ve kilimlerde ,destanlarda kurt motifinin fazla olmasının sebebi göçebelik (Çoban için en korkulan hayvan kurttur.)ve bağımsızlık(Kurt evcilleşmez ) duygusudur.

- llk Türk Destanları :

1.Altay -Yakut : Yaradılış  Destanı

2.Sakalar  Dönemi: a.Alp  Er Tunga  Destanı   b.Şu Destanı

3.Hun  Dönemi:Oğuz  Kağan  Destanı

4.Köktürk   Dönemi:a.Bozkurt Destanı b.Ergenekon Destanı

5.Uygur   Dönemi:a. Türeyiş  Destanı   b.  Göç   Destanı

 

- Dede Korkut Hikayeleri de önemli edebiyat eserleridir.

 

ISLAM TARIHI

Islamiyet'ten Önce Arap Yarımadasının Durumu:

- Islamiyet'ten önce Arap yarımadasında Putperestlik yaygındı.

- Bu dönemde kabileler arasında kavgalar vardı. Sadece haram aylarda savaşmazlar bu dönemde Kabe'deki putları ziyaret ederlerdi.

- Arap toplumu göçebe (bedevi) ve yerleşik halk olmak üzere ikiye ayrılırdı.

 

HZ MUHAMMEDIN HAYATI:

- 571 yılında Mekke'de doğdu. Annesinin adı ‚mine, babasının adı Abdullah'tır.

- Babası doğmadan öldü, ona dedesi Abdülmuttalib baktı. Dedesi ölünce bu kez amcası Ebu Talib baktı.

- Hz. Muhammet amcası ile ticaret yaptı. Güvenirliğinden dolayı Muhammed'ül emin (Güvenilir Muhammed) adıyla anıldı.

- 25 yaşında Hz. Hatice ile evlendi.

-40 yaşına doğru toplumdan uzaklaşarak zamanın çoğunu Hira Mağarasında geçirmeye başladı. Burada Cebrail (a.s) ona ilk vahiyi getirdi ve peygamberliği başladı. (610)

- Hz. Muhammed'e ilk inananlar: -Hz.Hatice  -Hz.Ali  -Hz.Ebubekir Hz Osman  -Zeyd b. Harise

- Hz. Muhammed Mekkeliler tarafından tehdit edilince Mekke'den Medine'ye göç etti. 622 yılında bu göçe Hicret adı verilir.

- Mekke'den Medine'ye göçenlere Muhacir (göçmen), Medinelilere de Ensar (Yardımcı) adı verilir.

- Hicretle Medine'de ilk Islam Devleti kurulmuş oldu.

Hz. Muhammed'in Savaşları:

Bedir Savaşı(624)

 

Sebep: Müslümanlar Mekke'den göç ederken bütün mallarını bırakmışlardı. Bunlara karşılık Mekke kervanını vurmaya karar verdiler.

Sonuç: 1-Müslümanların yaptığı ve kazandığı ilk zaferdir. 2-Esirler 10 Müslüman çocuğa okuma yazma öğretirlerse serbest kalacaklardı.

Önemi: 1-Mekke ile Medinelilerin ilk savaşıdır. 2-Savaşın diğer bir ismi de Akrabalar savaşıdır. 3- Savaş sonunda Hz. Muhammed'in esirler ile ilgili aldığı karar eğitime ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

Uhud Savaşı: (625)

Sebep: Mekkeliler Bedir Savaşı'nın öcünü almak istediler.

Sonuç: 1-Hz. Muhammed yaralandı. 2-Hz. Hamza şehit oldu.

Önemi: Müslümanlar peygamberin sözünün dinlememenin cezasını ilk kez çektiler.

Hendek Savaşı: (627 )

 

Sebep: Mekkeliler Islamiyet'in yayılmasını istemiyorlardı.

Sonuç: Selman-ı Farisi adlı bir Iranlının tavsiyesi ile Medine'nin etrafında hendekler kazıldığı için Mekkeliler geri dönmek zorunda kaldılar.

Önemi: Hendek Savaşı, Mekkelilerin Müslümanların üzerine yaptığı son saldırı oldu. Bundan sonra Mekkeliler savunmaya çekildiler.

Hudeybiye Antlaşması: (628)

Önemli maddeleri: 1-Her iki taraf birbiri ile 10 yıl savaşmayacak. 2-Müslüman olup Medine'ye giden kişiler geri verilecek, Medine'den Mekke'ye gelenler ise geri verilmeyecek

Önemi: Mekkeliler Müslümanların varlığını kabul etmişlerdir.Müslümanların ilk antlaşmasıdır.

Hayber'in Fethi: (629)

 

Sebep: Yahudiler, Mekkeliler ile birleşip Müslümanlara zarar veriyorlardı.

Sonuç: Medine-Şam yolu güvenlik altına alındı.

 

 

Mekke'nin Fethi:( 630)Mekkelilerin Hudeybiye Antlaşması'na uymamaları üzerine Mekke alındı.

Hz. Muhammed'in Vefatı

Hz.Muhammed, son seferi olan Tebük seferinden dönüşte hastalandı ve 8 Haziran 632'de vefat etti.

Hz.Muhammed'in mezarına Ravza-yı Mutahhara  (Cennet bahçesi) adı verilir.

 

( Peygamberin mezarı Medine şehrindedir.)

-** Hz. Muhammed'den sonra Dört Halife dönemi başladı. Halifeler seçimle iş başına geldiler.Bu yüzden Cumhuriyet dönemi de denir.

- Şam valisi Muaviye EMEVI devletini kurarak halifeliği saltanat haline getirdi.

 

Dört Halife Dönemi

 

Hz. Ebubekir Dönemi

 

Hz. Muhammed'in ölümü üzerine Hz. Ebubekir 632 yılında halife seçildi.

 

Bu arada Arabistan'da bazı kabileler dinden dönmüşYemen'de de yalacı peygamberler ortaya çıkmıştı.

 

Halid Bin Velid komutasındaki Islma ordusu Yemen'e gönderilerek yalancı peygamberler ortadan kaldırıldı.

 

Başka bir Islam ordusu Irak ve Suriye üzerine gönderildi.

 

634 yılında yapılan Yermuk Savaşı ile Bizans orduları yenildi ve Suriye kapıları Müslümanlar'a açıldı.

 

Hz. Ebubekirdöndeminde Kur'an-ı Kerim'in ayetleri toplandı ve bir kitap haline getirildi.

 

Hz. Ebubekir 634 yılında hastalandı ve 63 yaşında vefat etti.

 

UYARI : Hz. Muhammed'in yaymış olduğu Islamiyet Hz. Ebubekir döneminde iyice kökleşmiştir.

 

Hz. Ömer Dönemi

 

Hz. Ebubekir'in vefatı üzerine 634 yılında Hz. Ömer halife seçildi.

 

635 yılında yapılan Ecnadin Savaşı sonunda Islam orduları galip geldi ve Suriye Müslümanlar'ın denetimine girdi.

 

UYARI : Bu savaşla Iran yolu Müslümanlar'a açıldı.

 

Suriye'nin yanı sıra Filistin ve Kudüs de denetim altına alındı.

 

UYARI : Suriye'nin denetim altına alınması ile birlikte Islam dünyası Anadolu ile komşu olmuştur.

 

632 yılında Amr Ibn-ül As komutasındaki islam ordusu Bizans'ın elinde bulunan Mısır'ı fethetti.

 

UYARI : Mısır'ın alınması ile Islamiyet ilk defa Kuzey Afrika'da yayılmaya başladı. Böylece Bizans Imparatorluğu'nun Kuzey Afrika'daki egemenliği sarsıldı.

 

634 yılında Ebu Ubeyde komutasındaki Islam ordusu Köprü Savaşı'nda Sasanilere yenildi. Sa'd Bin Ebi Vakkas komutasında yeni bir ordu 636 yılında Kadisiye Savaşı'nda Sasani ordusunu yendi ve bütün Irak'ı ele geçirdi.

 

UYARI : Bu dönemde Suriye Filistin ve Kudüs'ün Müslümanlar tarafından alınması ile Bizans'ın Orta Doğu'daki varlığı sona erdi.

Sasani ordusu 642 yılında yapılan Nihavend Savaşı ile tekrar yenildi. Bu savaş ile Sasani Devleti sona erdi.

 

Hz. Ömer Dönemindeki Teşkilatlanma Çalışmaları

 

Hz. Ömer zamanında bir çok fetihler yapıldığı için devlette teşkilatlanmaya olan ihtiyaç arttı.

 

Teşkilatlanmada Sasani ve Bizans etkisi görülür.

 

Mali ve askeri özellik taşıyan ilk "divan örgütü" kuruldu.

 

Fethedilen yerler ilk defa yönetim birimlerine ayrıldı.

 

Adli teşkilatlanmaya önem verildi.

 

Islam Devleti'nde ilk kadı bu dönemde atandı.

 

Hicri takvim düzenlendi.

 

Hz. Osman Dönemi

 

Hz. Ömer'in ölümü üzerine 644 tarihinde Emevi soyundan Hz. Osman halife seçildi.

 

Abdullah Bin Sa'd komutasında Islam ordusu Tunus bölgesini aldı.

 

Suriye valisi Muaviye 649 yılında Kıbrıs Rodos ve Girit'i fethetti.

 

Azerbaycan'ın fethi tamamlandı.

 

Trablusgarp Tunus Horasan ve Harezm ele geçirildi.

 

Kur'an-ı Kerim çoğaltıldı.

 

UYARI : Bu Kur'an-ın değişmeden günümüze kadar gelmesini sağladı.

Hz. Osman Emevi kökenli olduğu için kendi sülalesinden olan kişileri devlet içinde önemli mevkilere getirdi.

UYARI : Bu durum Islam dünyasında ileride ortaya çıkacak ayrılıklar için zemin oluşturmuştur.

Hz. Osman 656 yılında bir ayaklanma sırasında öldürüldü.

 

Hz. Ali Dönemi

Hz. Osman'ın ölümü üzerine Hz. Muhammed'in damadı ve amcası Ebu Talib'in oğlu olan Hz. Ali halife seçildi. Hz. Ali'nin halifeliği Emeviler sülalesinin hoşuna gitmedi.

 

656 yılında iki taraf Kufe şehri yakınlarında Cemel Vakasında savaştı.

 

Yapılan savaşta Hz. Ali galip geldi.

 

UYARI :Bu olaydan sonra Hz. Ali güvenlik gerekçesiyle devletin merkezini Kufe'ye taşıdı. Böylece Islam Devleti'nin merkezi ilk defa değişti.

Hz. Ali 657 yılında Muaviye'nin üzerine yürüdü.

 

Sıffin Savaşı'ndea Muaviye'nin hile yapması üzerine sonuç alınamadı ve hakeme başvuruldu

 

UYARI : Bu savaş Müslümanlar arasında yapılan ilk savaştır.

 

Hakem Olayı

 

Sıffin Savaşı'nda bir sonuç alınamayınca taraflar iki taraftan da seçilecek birer hakemin kararına başvurmayı gerekli gördü.

 

Hz. Ali'nin hakemi Ebu Musa el-Eş'ari Muaviye'nin hakemi ise Amr Ibn-ül As oldu.

 

Hakemler Muaviye'nin entrikası sonucu onu halife seçti.

 

Müslümanlar üç gruba ayrıldı.

 

1. Hz. Ali taraftarları; Şiiler

 

2. Muaviye taraftarları; Sunniler

 

3. Tarafsızlar (Hariciler)

 

UYARI : Bu olayla Islam dünyasında ilk ayrılıklar başlamış ve mezhep ayrılıklarının temeli atılmıştır.

 

Hariciler'in ayaklanması sonunda 661 yılında Hz. Ali öldürüldü.

 

UYARI : Hz. Ali döneminde Müslümanlar arasında yapılan savaşlardan dolayı fetihler durgun geçmiş ve Tunus kaybedilmiştir.

 

EMEVILER:

- 661 yılında Muaviye tarafından Şam merkez olmak üzere kuruldu.

Emevilerin Islam Dünyasında Yaptıkları Yenilikler:

1-Hilafeti saltanat haline getirdiler.

2-Arap olmayanlara kötü davranarak Arap ırkçılığını başlattılar.

3-Islam Devleti en geniş sınırlarına Emeviler döneminde ulaşmıştır.

- Türkler Emevilerin Arap olmayanlara kötü davranması nedeniyle Müslüman olmadılar.

Emevi Devleti'nin Yıkılış Sebepleri:

1-Önemli görevlere Emevi soyundan olanları getirmeleri

 

2-Arap olmayan Müslümanlara değer vermemeleri

 

3-Hz.Ali'nin oğullarının hilafeti ele geçirme çabaları

 

4-Hz.Muhammed'in amcası Abbas'ın soyundan gelenlerin Emevlere karşı olması

 

5-Fetihlerin durması

 

6-Emevi ailesi arasındaki geçimsizlik

-Emevi ailesi Abbasiler tarafından yok edilmiştir.

 

ABBASILER:

- 750 yılında Emevileri yıkarak, Ebu'l-Abbas Abdullah tarafından Bağdat başkent olmak üzere kuruldu.

- Abbasiler Emevilerin aksine ırk ayrımı yapmadılar. Bu dönemde birçok Türk Abbasilerde önemli görevlere geldi.

- Abbasiler bilime önem verdiler. Harezmi gibi birçok bilgin bu dönemde yetişti.

- Abbasiler Türk askerleri ve aileleri için Samarra Şehrini kurdular.

 

Türklerin Müslüman Olmaları:

- Araplarla Çinliler arasında yapılan Talas Savaşında Türkler Arapları desteklemişlerdir. Çünkü Çinliler eski düşmanlarıydı. Araplar savaşı kazanmıştır. Kağıt,barut,pusula ve matbaa Müslümanlara geçti.(Haçlı seferleriyle de Avrupa'ya geçecek.)

- Bu savaştan sonra Türkler Islamiyet'e geçmeye başladı.

-Ilk Müslüman olan Türkler, Karluk, Yağma ve Çiğil boylarıdır.

- Devlet olarak; Ilk Müslüman Türk devleti Karahanlılardır.

 

KARAHANLILAR

-Uygurların yıkılması ile Karluklar, Çiğil ve Yağma Türkleri ile birleşerek Karahanlılar Devleti'ni kurdular (840). Kurucusu Bilge Kül Kadir Han'dır.

-** Ilk Müslüman Türk devletidir.

-Satuk Buğra Han, Islamiyeti kabul etti ve Abdülkerim ünvanını aldı. Karahanlılar, iç karışıklıklar sonunda doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Karahanlılar Karahitaylılar tarafından ortadan kaldırıldı (1211 ). Batı Karahanlılar ise Harzemşahlar tarafından yıkıldı (1212).

-Resmi dillerinin  Türkçe olması milli kültürlerini koruduklarını gösterir.

-Ticaret için kervansaraylar yaptılar.Düzenli posta teşkilatı kurdular.

 

 

GAZNELILER

- Alp Tigin  tarafından Gazne'de (Afganistan) kuruldu.

- Gaznelilerin en parlak dönemi Sultan Mahmut (Gazneli Mahmut) devridir. Hindistan'a 17 sefer yaparak Islamiyeti yaydı ve bol ganimet aldı.Ilk kez sultan ünvanını kullandı.

-Sultan Mesut, Büyük Selçuklularla Dandanakan Savaşını yaptı ve yenildi. Bu savaştan sonra Selçuklular resmen kuruldu.

- Gazneliler savaşlarda filleri kullanıyordu. Buda karşı orduların dikkatini dağıtıyordu.

 

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETI:

- Selçuk Bey kendine bağlı Oğuz boylarını toplayarak Cend şehrine yerleşti. Fakat bu dönemde Selçuklular devlet olarak kurulmadı.

- Çağrı ve Tuğrul kardeşler ülkenin başına geçtikten sonra, 1015 ten itibaren Anadolu'ya akınlar düzenlediler.(Yerleşmek amacıyla)

- Çağrı bey 1040 yılında Gaznelileri Dandanakan Savaşında yenince Büyük Selçuklu devleti resmen kuruldu.

- Tuğrul Bey adına para bastırdı, hutbe okuttu. Bunlar bir kişinin sultan olması için yapılırdı.

 

- Malazgirt Savaşı (26 Ağustos 1071)

- Türkleri Anadolu'dan atmak isteyen Bizans Imparatoru Romanos Diyagones (Romen Diyojen) büyük bir ordu ile harekete geçti.  Selçuklular bu savaşı kazandı.

- Malazgirt Savaşı'nın önemi:

1- Anadolu'nun kapısı Türklere açıldı.2- Anadolu'da ilk Türk Devletleri kurulmaya başladı.3-Türkiye tarihi başladı.4-Haçlı seferlerine sebep oldu.5-Anadolu Selçuklu,Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atıldı.

-

** Nizamülmülk Selçukluların en ünlü veziridir. Çok iyi devlet adamıdır. Aynı zamanda dönemin üniversitesi sayılan Nizamiye Medreselerini kurdu.  Ayrıca Siyasetname adlı eser yazmış. Bu eserde devlet işlerinin nasıl olması gerektiğini anlatmıştır.

- Büyük Selçuklular Karahitaylılar ile yapılan Katvan Savaşından sonra yıkılma sürecine girdi.(1141). Sultan Sencer'in 1157 yılında ölmesi ile yıkıldı.

 

Ilk  Müslüman Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyet

 

Devlet Yönetimi:Sultan devleti yönetme yetkisini Allah'tan alırdı.Ülke hükümdar ailesinin ortak malı sayıldığı için sık sık taht kavgası olurdu.

Devlet işlerinin görüşüldüğü meclise Divan denirdi.Son kararı sultan verdiği için divan danışma meclisi özelliğini taşıyordu.

Hukuk:Şeri ve Örfi(Töre) birlikte uygulanıyordu.

Sosyal ve Ekonomik Yaşam

Halk göçebe ve yerleşik olarak ikiye ayrılıyordu.Lonca denilen esnaf teşkilatları vardı.Ticareti geliştirmek için kervansaraylar yapıldı.

Bilim ve Edebiyat

**** Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügati Türk adlı eseri yazmıştır. Amacı Türkçenin Arapçadan zengin bir dil olduğunu anlatmak ve Türkçeyi öğretmek için yazmıştır.

-**** Yusuf Has Hacip Kutadgu Bilig adlı eseri yazmıştır.Kutadgu Bilig Mutluluk Bilgisi anlamına gelir. Bu öğüt ve ahlak konusunda bilgiler verir. Insanların iyi olması için neler yapması gerektiğini anlatır.Türk dilinde yazılmış ilk kitaptır.

-Ahmet Yesevi:Türk tasavvuf edebiyatının kurucusudur.Eseri Divan-ı Hikmet'tir.

-Ibn-i Sina:Tıbbın Kanunu isimli kitabı Avrupa'da uzun yıllar ders kitabı olarak okutulmuştur.Avicenna olarak bilinir.

Geleneksel Türk Sanatları

Halı,ebru ve çinicilik

Türklerde Bayram

- Nevruz bahar bayramıdır. Selçuklulardan itibaren Osmanlılar ve günümüzde kutlanır. Hem bahar bayramı hem de Türklerin Ergenekon'dan çıkışlarını ifade eder. Nevruz'da at yarışı,cirit,oğlak kaçırma(Kokpar),Sinsin halayı ve yumurta tokuşturma gibi etkinlikler yapılırdı.Yakılan ateşe Tongal denirdi.

 

 

 

ÜNITE 4: ÜLKEMIZIN KAYNAKLARI

 

Ekonomiyi Etkileyen Etmenler (Faktörler):

1- Coğrafi Etmen               2- Doğal Kaynaklar

3- Teknolojik gelişmeler      4- Ihtiyaç ve istekler

5- Devletin katkısı

Tarımı Destekleyen Kurum ve Kuruluşlar:

1- Tarım Işletmeleri Genel Müdürlüğü: Bitki ve hayvan üretimini artırmaya, ürünleri çeşitlendirmeye ve  kaliteyi yükseltmek için uğraşır.

2- Tarım Kredi Kooperatifi: Üreticinin ürünlerini değerlendirmesini sağlar. Onlara destek sağlar.

3-  Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO): Özellikle tahıl ürünlerin alım ve satışını yapar. Ürünlerin stoklanmasını ve korunması  sağlar.

4- Ziraat Bankası: Üreticiye  kredi vererek destekler.

5- Devlet Su Işleri (DSI): Kurduğu bent, göl, baraj  ve kanallarla sulamaya destek sağlar.

Türkiye'de Tarımı Etkileyen faktörler:

1-Iklim:Tarım ürünlerinin yetişmesi için ihtiyaç duydukları sıcaklık ve yağış farklıdır.Akdeniz ve Ege'de sıcaklık fazla olduğu için yılda 2 ürün alınabilir.Kışın sıcaklık 0'ın altına düşmediğinden en çok seracılık bu bölgelerde yapılır.Yağış azaldıkça yetiştirilen ürün çeşidi azalır.Nadasa bırakılan alan artar,verim azalır.

2-Yerşekilleri:Yükseklik arttıkça ısı düşer.Bazı ürünler yetişmez.Türkiye'de yükselti batıdan doğuya arttığından bir ürün önce Ege ve Akdeniz'de en son Doğu Anadolu'da olgunlaşır.

3-Deniz Etkisi:Ülkemizde sıcaklık ve nem isteyen ürünler(Çay,turunçgil) kıyıda,soğuğa dayanıklı,az nem isteyen ürünler (Tahıl,şekerpancarı vs.)iç kesimlerde yetişir.

4-Toprak:Toprağın cinsi önemlidir.Mesela çay yıkanmış toprak ister.

5-Kullanılan Yöntemler:Modern tarım(Gübre,makine,tohum,ilaç vs.),sulama verimi artırır.

Tarım Ürünlerimiz:

1-Buğday: Ilkbaharda yağış yazın kuraklık ister.En çok Iç Anadolu'da yetiştirilir.Karadeniz'de yaz yağışları,Doğu Anadolu'nun bazı yerlerinde ise yükselti nedeniyle yetiştirilemez.

2-Arpa: Soğuğa daha dayanıklıdır.En çok Iç Anadolu'da yetiştirilir.

3-Mısır: Yağışın fazla olduğu yada sulamanın yapıldığı yerlerde yetiştirilir.En fazla Akdeniz ve Karadeniz'de yetiştirilir.Karadeniz'de buğdayın yerini almıştır.

4-Pirinç: Sivrisinek nedeniyle yerleşim yerleri dışında devlet kontrolünde yetiştirilir.En çok Marmara'da yetiştirilir.

Sanayi Bitkileri

1-Pamuk: Yetişme döneminde yağış hasat döneminde kuraklık ister.GAP ile Güneydoğu Anadolu 1. sıraya yükselmiştir.

2-Tütün: En çok Ege!de yetiştirilir.

3-Ayçiçeği: En fazla Marmara'da yetiştirilir.

4-Zeytin: Akdeniz iklim bitkisidir.En fazla Ege'de yetiştirilir.

5-Şekerpancarı: En çok Iç Anadolu'da yetiştirilir.

6-Çay: Yalnızca Doğu Karadeniz'de yetiştirilir.

7-Haşhaş: Uyuşturucu yapımında kullanıldığı için devlet kontrolünde yetiştirilir.

Baklagiller: Nohut,yeşil mercimek ve fasülye Iç Anadolu'da,Kırmızı mercimek Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilir.

Meyve:

1-Üzüm: Ege

2-Incir: Ege

3-Fındık: Orta Karadeniz

4-Turunçgil: Akdeniz

5-Muz : Akdeniz

6-Kayısı: Doğu Anadolu(Malatya)

*Türkiye incir,kayısı ve fındıkta dünya 1.dir.

Hayvancılık

Türkiye'de Hayvancılığın Sorunları

1-Otlak ve meraların azalması

2-Hayvan türlerinin veriminin düşük olması

3-Erken kuzu kesimi

4-Besi hayvancılığının gelişmemesi

5-Çiftcilerin sermaye sorunu

6-Çiftci eğitimi

7-Hastalıklar

Büyükbaş Hayvancılık: En fazla bol yağışlar nedeniyle Karadeniz kıyılarında ve yaz yağışları nedeniyla Doğu Anadolu'nun Erzurum-Kars bölümünde yetiştirilir.Doğuda mera batıda ahır hayvancılığı yaygındır.

Küçükbaş Hayvancılık: En çok koyun yetiştirilir.Iç Anadolu birinci sıradadır.Keçi ormana zarar verdiği için sayısı azaltılmaktadır.

Kümes Hayvancılığı: Bütün bölgelerde yapılmakla birlikte en fazla Marmara ve Ege'de büyük şehirlerin çevresinde yapılmaktadır.

Arıcılık: Muğla,Ordu,Trabzon,Rize,

Erzurum,Kars,Bingöl

Ipek böcekçiliği: Bursa,Balıkesir,Bilecik

Balıkçılık: En fazla Karadeniz'de yapılır.Çünkü Karadeniz'e dökülen bir çok akarsu içinde bol miktarda mineral taşır.Karadeniz'de tuz azdır.Oksijen boldur.

*Denizlerimizin kirlenmesi,usulsüz avlanma balıkçılığımızı tehdit etmektedir.

Orman: Birçok ağaç ve canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu topluluğa orman denir.

** Orman bakımından en zengin bölgemiz Karadeniz Bölgesidir. Ormanlarımızın büyük bir kısmı deniz kıyılarındadır.(Nemden dolayı)

Ormanın Faydaları: 1- Yakacak ve hammadde kaynağı.  2- Yer altı sularını zenginleştirir.  3- Yağış miktarının artmasını sağlar.   4- Hava kirliliğini önler.   5- Doğal güzellikler sağlar.   6- Sıcağı ve soğugu dengeler.  6- Erozyonu engeller.    7- Çevreyi güzelleştirir.   8- Ülke savunmasında önemlidir.    9- Gezme ve dinlenme yeridir.     10- Insanlara iş olanakları sağlar.  ( daha birçok madde ekleyebiliriz)

Vergi: Devletin güvenlik,savunma,sağlık,ulaşım,eğitim hizmetlerini yapabilmesi için vatandaştan geliri oranında topladığı paraya vergi denir.Vergi kazanca göre alınır.

Bazı vergiler; gelir vergisi (kazanılan paradan alınan vergi), emlak vergisi (konutlardan alınan vergi), gümrük vergisi (Sınırdan giren çıkan ürünlerden alınan vergi), Motorlu araçlar vergisi, iletişim vergisi gibi€¦

Meslek: Kişinin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı işe meslek denir.

-Insanlar mesleklerini ilgi ve yeteneklerine göre seçmelidir. Eğer istemediği işte çalışırsa başarısız olur ve kendini geliştiremez.

-Yanlış meslek seçiminde rol oynayan faktörler: 1- Ailenin yönlendirmesi 2- Çevreden etkilenme 3- Kişinin yeteneklerini tanımamış olma

Nitelikli Insan Gücü ve Meslekler

Nitelikli Insan :Iyi yetişmiş,vasıflı ve işinde usta insandır. Bu tür insanların ürünüde kaliteli olur. Zamandan ve malzemedan tasarruf etmiş olur.Böylece ekonomiye katkıları fazla olur.

Atatürk'e Göre Eğitim; Çağdaş,milli,bilimsel,laik,karma,eşitlikçi,gerçekci ve uygulanabilir olmalıdır.

ASO:Ankara Sanayi Odası

ATO:Ankara Ticaret Odası

Bu kuruluşlar sanayiciler ve ticaret yapanlar arasında işbirliğini ,dayanışmayı sağlarlar.Esnafın kaliteli ürün yapıp yapmadığını denetler.

Bu tür kuruluşlar Selçuklu ve Osmanlı döneminde de vardı.Lonca ve Ahi denilen bu esnaf teşkilatları usta çırak ilişkisi ile mesleklerin devamlılığını sağlamış,esnafın kalitesiz mal satmasını,pahalı satmasını önlemiş,zor duruma düşen esnafa da yardım etmiştir.Bu kuruluşlar sanayi inkılabı ile önemini yitirmiştir.

Bankalar çiftçiye,esnafa,tüccara verdiği kredi ile ekonominin gelişmesine katkıda bulunurlar.Osmanlı da kurulan ilk banha Bank-ı Dersaadet'tir.Tanzimat döneminde çiftçiye kredi vermesi için Ziraat Bankası kurulmuştur.

 

DOÄžAL KAYNAKLARIN BILINÇLI KULLANILMASI

*Dünyada hiçbir şey sınırsız değildir.Bunları bilinçli kullanmak gerekir ki yeni nesillere yaşanabilir bir dünya bırakalım.

*Barajlar nedeniyle Türkiye'deki 309 kuş türünün 83'yok olmuştur.Bu nedenle yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz gerekir.

*Fabrika ve evsel atıklar nedeniyle denizler,göller ve akarsular kirlenmektedir.Bu nedenle arıtma tesisleri yapılmalıdır.

*Nasreddin Haca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü kurumuş durumdadır.Tuz Gölü artık Türkiye'nin 2.büyük gölü değil.Tatlı sular bilinçli kullanılmalıdır.Dünyada 1,5 milyar insan temiz içme suyu bulamamaktadır.Her yıl 3-4 milyon insan kirli sulardan bulaşan hastalıklardan ölmektedir.

*Adana'da günlük 10 ekmeğin biri,Istanbul'da 15 milyon ekmeğin 3,5 milyonu çöpe atılmaktadır.

Yer Altından Yer Üstü Zenginliğine:

Maden: Yer altından çıkarılan değerli maddelere maden denir.

Rezerv: Madenin yer altındaki miktarı.

- Ülkemizde maden arama için Maden Tetkik Arama (MTA) kurulmuştur.

- Madenleri işletmek içinde Etibank kurulmuştur.

Türkiye'de Çıkarılan Önemli Madenler:

1- Bor: Ülkemiz dünyada bor yatakları bakımından en zengin ülkesidir. Marmara Bölgesinde Kütahya,Eskişehir ve Balıkesir çevresinde çıkarılır.

Bor jet, roket yakıtı, sabun deterjan, lehim, fotoğrafçılık, tekstil, cam, kağıt gibi daha birçok eşya yapımında kullanılır. Geleceğin petrolü olarak adlandırılır.

2- Demir: Divriği (Sivas), Hekimhan, Hasan Çelebi (Malatya), çıkarıldığı önemli yerlerdir.

Sanayi kuruluşları olmak üzere her alanda çok kullanılır.

3- Bakır: En çok Murgul(Artvin), Küre (Kastamonu), Maden (Elazığ) çıkarılır.

Elektrik, elektronik sanayi, mutfak eşya yapımı, süs eşyaları yapımında kullanılır.

4- Krom: En çok Guleman (Elazığ), Fethiye, Köyceğiz (Muğla)Elazığ, Eskişehir'de en çok çıkarılır.

Çeliği sertleştirmede de paslanmaz çelik yapımında kullanılır. Ülkemizde en çok çıkarılan madenlerin başında gelir.

5- Boksit (Alüminyum): Seydişehir , Akşehir (Konya), Akseki( Antalya) en çok çıktığı yerdir.Boksit madeni işlenerek alüminyum elde edilir. Elektrik-elektronik sanayi, uçak otomotiv sanayi,inşaat sektörü ev eşya yapımında kullanılır.

6- Uranyum- Toryum: En çok Sivrihisar (Eskişehir) Salihli (Manisa), Eşme (Uşak) Çanakkale, Koçarlı'da çıkarılır. Nükleer enerjinin ham maddesidir.

-Diğer Madenler: Magnez, kurşun, çinko,volfram, nikel, civa, fosfat, tuz, kükürt, barit, zımpara, mermer, lületaşı, magnezyum diğer önemli madenlerdir.

 

Sanayi (Endüstri): Işlenmemiş yada yarı işlenmiş maddelerin fabrikalarda işlenerek kullanılabilir hale getirilmesi faaliyetlerine sanayi (endüstri) denir.

Bir Yerde Sanayi Tesisi Açabilmek Için Gerekli Şartlar:

1- Sermaye   2- Ham madde   3- Enerji    4- Iş gücü     5- Ulaşım     6- Pazarlama

 

Enerji Kaynakları:

 

Yenielenbilir (Tükenmez) Enerji Kaynakları:

1- Güneş: Güneşten gelen ışık ve ısı sayesinde elde edilen enerjidir. Yenilenebilir enerji kaynağıdır.

2- Rüzgar: Rüzgarın gücünden elde edilen enerjidir. Yenilenebilir enerji kaynağıdır.

3-Hidroelektrik: Barajlardan suyun yüksekten akıtılması ile elde edilen enerji kaynağıdır. Yenilenebilir.

4- Jeotermal Enerji: Yer altından çıkan sıcak su kaynaklarıdır. Yenilenebilir.

 

Yenilenemez (Tükenir) Enerji Kaynakları:

1- Doğalgaz: Isınmada kullanılan enerji kaynağıdır. Yenilenemeyen enerji kaynağıdır. Ülkemizde doğalgaz Trakya'da ve Mardin- Çamurlu'da çıkar. Ancak bunlar ihtiyacımızın çok az kısmını karşılar.

2-Petrol: Önemli enerji kaynağıdır. Yakıt dışında poşet yapımı gibi bir çok alanda kullanılır. Ülkemizde petrol sadece Güneydoğu Anadolu Bölgesinde çıkarılır.( Batman, Siirt, Diyarbakır, Adıyaman). Yenilenemez.

3- Nükleer Enerji: Uranyum ve toryum madenlerinin atomlarının parçalanması yada birleştirilmesi ile elde edilen enerjidir. Atom enerjisi de denir. Çok tehlikeli bir enerji kaynağıdır. Yenilenemeyen enerji kaynağıdır.

4-Taş Kömürü: Ülkemizde sadece Zonguldak çevresinde çıkarılır. Çoğu demir-çelik fabrikalarında kullanılır. Yenilenemeyen enerjidir.

5- Linyit: Buda bir kömür çeşididir. Ülkemiz linyit yönünden zengin yataklara sahiptir. Çıkarıldığı önemli bazı yerler: Afşin-Elbistan (Kahramanmaraş), Tavşanlı- Tunçbilek (Kütahya), Yatağan (Muğla), Soma (Manisa), Dodurga (Çorum) - Linyit En zengin enerji kaynağımızdır. Yenilenemeyen enerji kaynağıdır.

 

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP): Fırat ve Dicle Nehirleri üzerinde yapımı öngörülen barajlar, hidroelektrik santralleri ve sulama tesislerinin yanı sıra tarımsal altyapı, ulaştırma, sanayi, eğitim, sağlık ve diğer sektörlerin gelişmesini ve hizmetlerini kapsayan entegre projedir.

** Atatürk Barajı, dolgu hacmi bakımından dünyanın 6. büyük barajı durumundadır. Aynı zamanda Avrupa'nın ve Türkiye'nin en büyük barajıdır.

 

ÜNITE 5 ÜLKEMIZ VE DÜNYA

 

Türkiye'nin Coğrafi Konumu

-Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştığı yerde bulunur.

-Farklı kültürlerin kurulduğu, Dünya'nın en eski kültür hazinelerine sahiptir.

-Dünya'da en fazla petrol çıkaran ülkelere komşudur.

-Üç tarafı denizlerle çevrilidir ve yeryüzü şekilleri çeşitlidir.

-Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan Istanbul ve Çanakkale boğazlarına sahiptir.

-Yükselti batıdan doğuya doğru gidildikçe artmaktadır.

-Zengin  yeraltı kaynaklarına sahiptir.

-Türkiye  genç ve dinamik bir nüfusa sahiptir.

-Türkiye kendi kendine yeten bir ülkedir.

 

1- NÜFUS: Belli bir alanda belli bir zamanda yaşayan insanların oluşturduğu topluluktur.

Genel nüfus sayımları yurdumuzda bulunan insanların sayısını ve niteliklerini belirlemek için yapılır.

*1 kilometre kareye düşen insan sayısına nüfus yoğunluğu denir.

Nüfus Artışını etkileyen faktörler

-Sağlık hizmetlerinin gelişmesi

-Beslenme olanaklarının artması

-Doğum oranlarının yükselmesi

-Savaşların azalması

-Sanayileşme

Nüfus Artışının Olumsuz Sonuçları

-Işsizlik,üretimin yetersiz kalması,göçlerin artması,konut açığı,kalkınma hızının yavaşlaması,kişi başına düşen milli gelirin azalması,güvenlik sorunu,eğitim ve sağlık sorunları

*Türkiye'de Nüfusun Dağılışı ve Nüfus Sayımları

*Türklerde ilk nüfus sayımı II.Mahmut döneminde yapıldı.Yalnızca erkekler sayıldı.(Vergi ve askerlik için)

*Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1927 yılında ,II.si 1935 yılında yapıldı.1990 yılına kadar 5 yılda bir yapıldı.Bundan sonra 10 yılda bir yapılacaktı ancak seçmen listelerinin güncelleştirilmesi için 1997 ve 2000 yıllarında iki sayım daha yapıldı.Bundan sonra adrese dayalı nüfus sayımı ile tüm bilgiler internet ortamına aktarıldı.

*Türkiye'de nüfus sayımı sonuçlarını Devlet Istatistik Enstitüsü(DIE) değerlendirmektedir.

*1997 sayımına göre Türkiye'de kilometre kareye 81 kişi düşmektedir.Fakat bu rakam bölgelere,şehirlere göre değişmektedir.Buna etki eden faktörler iklim,yerşekilleri,sanayi,ticaret,turizm ve ulaşımdır.

* Ülkemizde nüfus en çok deniz kıyılarında ve verimli ovaların etrafında toplanmıştır.

* Nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgemiz Marmara bölgesidir.( En başta sanayinin gelişmesi nedeniyle)

*Nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir.

Nüfus Sayımının Yararları: 1-Kadın erkek nüfus oranını belirler. 2-Okuryazar oranını belirler.

3-Köy ve kentlerde yaşayan insan sayısını belirler. 4- Hangi iş kollarında ne kadar insan çalıştığını belirler.

5-Çalışan ve çalışmayan nüfus oranını belirler.  6-Okul çağındaki çocuk sayısını, derslik ihtiyacını ve hastane gibi diğer kurumlara ne kadar ihtiyaç olduğunu belirtir. 7-Her belediyeye ne kadar bütçe ayrılacağını ve her ilden kaç milletvekili çıkarılacağını belirler.

Nüfusun dağılışını etkileyen faktörler:

a)Doğal etkenler: Iklim, toprak yapısı, yer şekilleri, su ve ormanların durumu.

b)Beşeri etkenler: Sanayi kuruluşları, yeraltı zenginlikleri, ulaşım, tarihi ve doğal güzellikler.

Dünyada Nüfus

- Hindistan'da Nüfus yoğunluğu fazladır sebebi iklim ve tarım alanlarının iyi olmasıdır.

- Batı Avrupa'da nüfusun yoğun olmasının sebebi; sanayi, ulaşım ve ticaretin gelişmiş olmasıdır.

- Avusturalya'da nüfus yoğunluğunun az olmasının nedeni çöl iklimi olmasıdır.

- Antartika kıtası buzlarla kaplı olduğu için nüfus yoktur.

Çalışma Sektörleri:

1- Tarım Sektörü: Tarım ve hayvancılıkla geçim sağlanan iş koludur.

Tarla ve bahçe bitkileri, hayvancılık ve ormancılık bu kola girer. Ülkemizde nüfusun %35,5'i tarımla uğraşır.

- Tarımda çalışanı fazla olan ülkeler fazla gelişmemiş ülkelerdir.Arnavutluk, Bangladeş,Hindistan gibi ülkeler tarımla geçinen fazla gelişmemiş ülkelerdir.

2- Sanayi Sektörü: Sanayi kollarında çalışarak geçim sağlanan iş koludur. Ülkemizde nüfusun % 17,5'i bu alanda çalışır.

3- Hizmet Sektörü: Bu kolda insanlara hizmet ederek geçim sağlayan iş koludur. Ülkemizde nüfusun      % 46,4'ü bu alanda çalışır.

- Öğretmen, polis gibi memurlar; otelde,lokantada çalışanlar; ulaşım,haberleşme, sigortacılık gibi alanda çalışanlar bu alana girer.

- Gelişmiş ülkelerde nüfusun çoğunluğu sanayi ve hizmet sektöründe çalışır. Japonya, ABD, Ingiltere, Almanya vb. ülkelerde olduğu gibi. Bu ülkelerde tarımla uğraşanın az olması tarımın gelişmediği anlamına gelmez. Bu ülkeler modern yollarla tarım yaptığı için çalışan insan sayısı az olsa da tarım gelirleri yüksektir.

ÜLKEMIZIN SATTIKLARI- ALDIKLARI

 

Ihracat(Dış Satım):Bir ülkenin ürettiği malları başka ülkelere satması

 

Ithalat(Dış Alım):Bir ülkenin başka ülkelerden mal alması

*Türkiye en çok sanayi ürünleri satmaktadır. Bunu tarım ve maden ürünleri takip etmektedir.

*Türkiye en çok sanayi ürünleri almaktadır.Bunu maden ve tarım ürünleri izler.

*En çok sattığımız ürünler; elektronik ürünler,otomobil,hazır giyim,yarı işlenmiş mallar,meyve ,sebze,demir-çelik,bor,halı ve mobilyadır.

*En fazla ithalat yaptığımız ülkeler; Rusya, Almanya, Italya, Ingiltere, Çin, Isviçre ,ABD ve Fransa'dır.

*En fazla ihracat yaptığımız ülkeler; Almanya, Ingiltere, Italya, ABD, Hollanda

 

Almanya: En fazla mal sattığımız ülkedir. Çünkü 3 milyon Türk yaşamaktadır. Ithalatta 2. sıradadır.

Ingiltere: Sanayi inkılabı ilk kez bu ülkede başladı. Sömürgecilikle zenginleşti. 1.Dünya Savaşı'na dünyanın en büyük devleti olarak girdi ancak savaş sonunda bu üstünlüğünü ABD'ye kaptırdı. Times Irmağı üzerindeki Londra Kule Köprüsü meşhurdur.

Italya: Kolezyum bu ülkenin sembolü olmuştur.

ABD: Dış ticaretimizde önemli bir ülkedir.(Özellikle silah) Enerji ihtiyacının yarısını dışardan karşılayar.(Irak  ve Afganistan'ın işgali ) Özgürlük Anıtı bu ülkenin sembolü olmuştur.

Fransa: Son yıllarda sözde Ermeni soykırımı tasarısı nedeniyle ilişkilerimiz soğumuştur.Ülkenin sembolü Eyfel Kulesi'dir.

Rusya: Doğalgaz,petrol ve kömür ihtiyacının büyük bir kısmını Türkiye Rusya'dan almaktadır.Bu yüzden Rusya ithalatımızda 1.sıraya yerleşmiştir.

TÜIK:Türkiye Istatistik Kurumu

 

KOMŞU ÜLKELER VE TÜRK DÜNYASI

Komşularımız: Yunanistan, Bulgaristan, Suriye (En uzun kara sınırımız), Irak, Iran, Nahçivan (En kısa kara sınırımız), Ermenistan, Gürcistan

Yurtta barış , dünyada barış' sözüyle Atatürk dış politikayı barış temeline oturtmuştur. Bu yüzden UNESCO 1981 yılını Atatürk yılı ilan etmiştir.

BTC:(Bakü-Tiflis-Ceyhan) Bu hatla önce Azeri sonra Kazak petrolleri Ceyhan'a aktarılacak ,Türkiye enerji köprüsü olacak, boğazların yükü hafifleyecektir.

*Türk Cumhuriyetleri yeni kuruldukları için ihracatımız daha fazladır.

AZERBAYCAN: Başkenti Bakü'dür. Ermenistan ile Dağlık Karabağ sorunu vardır.Azeri topraklarının 1/5'i Ermeni işgali altındadır.Zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir. Cumhurbaşkanı Ilham Aliyev'dir. Nahcivan Özerk Cumhuriyeti Azerbaycan'a bağlıdır.

KAZAKISTAN: Başkenti Astana'dır. Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'dir. Zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir.

TÜRKMENISTAN: Başkenti Aşkabad'dır. Cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov'dur. Dünyada en fazla pamuğu Türkmenistan üretir.   Zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir.

ÖZBEKISTAN: Başkenti Taşkent'tir.  Cumhurbaşkanı Islam Kerimov'dur. Zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahiptir.

KIRGIZISTAN: Başkenti Bişkek'tir. Manas Destanı dünyanın en uzun destanıdır.(4 bin beyit)  Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev' dir.

KKTC: Başkenti Lefkoşa'dır. Cumhurbaşkanı M.Ali Talat'tır.

Rusya Içindeki Özerk Türk Cumhuriyetleri:Saha(Yakut), Tuva, Karaçay-Çerkaz, Altay, Hakas, Tataristan, Başkırdistan, Çuvaşistan, Kabartay-Balkar, Dağıstan

Gagavuz Türkleri Moldova'da, Kırım Türkleri Ukrayna'da bulunmaktadır.

DAYANIŞMA VE IŞBIRLIÄžI

-Doğal afetlerle ve çevre kirliliği ile bir ülkenin tek başına uğraşması zordur.Dünyanın en güçlü ülkesi ABD bile kasırgalar karşısında çaresiz kalmıştır. Doğal afetler yardımlaşmayı gerektirir. 1999 Marmara depreminde komşumuz Yunanistan yardımlarda bulunmuştur. Yine Yunanistan'da olan depreme ilk arama kurtarma ekibi (AKUT) Türkiye'den gitmiştir.Endonezya ve Pakistan depremlerine bir çok ülke yardım etmiştir.(En çok yardımı Türkiye yapmıştır.)

*Karadeniz hızla kirlenmektedir.Bunu Türkiye tek başına çözemez.Karadeniz'e  en büyük  atık Tuna dan gelmektedir.Rus ırmakları Karadeniz'i aşırı derecede kirletmektedir.Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin ve Tuna ırmağını kirleten ülkelerin daha duyarlı olması gerekmektedir.

 

ÜNITE 6:   DEMOKRASININ SERÜVENI:

 

Demokrasi: Halkın kendi kendini yönetmesine denir. Halk kendi yöneticilerini kendisi seçer. Bu hakkını milletvekilleri seçerek kullanır. Belli bir süre için milletvekillerini seçer milletvekilleri mecliste halk adına ülkeyi yönetir.

Türk toplumunun, ruh ve karakter yapısına en uygun yönetim biçimi demokrasidir. Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlığıyla bütünleşen bir yönetimdir. Insan haklarının en iyi korunup gelişebileceği yönetimdir.

**Demokrasinin Temel Ilkeleri:

1.Milli egemenlik

2. Hürriyet ve eşitlik

3. Siyasi partiler.

a.Milli Egemenlik: Demokraside egemenlik millete aittir. Millet bu hakkını temsilcilerini kullanarak seçer. Yönetenler, gücünü milletten alır.

b.Hürriyet ve Eşitlik: Hürriyet; başkalarına zarar vermeden her şeyi yapabilmektir. Eşitlik; hiçbir ayrım yapmaksızın herkesin kanun önünde eşit olmasıdır.

c.Siyasi Partiler: Siyasi partilerin çok olması demokrasinin daha iyi işlemesini sağlar. Farklı düşüncedeki insanlar kendi fikirlerine uygun partilere üye olabilir. Ve istedikleri partiyi destekleyebilirler. Atatürk demokrasinin tam anlamıyla gerçekleşe bilmesi için çok partili hayata geçilmesinin şart olduğunu belirtmiştir.

Ülkeyi yöneten partilere Iktidar partisi diğer partilere de muhalefet partisi denir. Eğer bir parti tek başına iktidar olamazsa başka partilerle anlaşarak iktidar olur. Bu birleşmeye koalisyon adı verilir.

Çoğunluk ilkesi ise halkın çoğunluğunun istediğinin olmasıdır. Ancak çoğunluğu sağlayan parti diğer insanları ezmez ya da baskı uygulamaz. Çünkü demokraside Insan haklarına saygı ön plandadır.

Genel oy prensibi ise halkın yöneticilerini kendilerinin ve hepsinin oyu eşit şekilde seçmesidir.Oy kullanma gizli sayımı ise açık yapılır.

 

Diğer Yönetimler:

- Monarşi (Mutlakıyet): Tek kişinin egemenliğine dayanan yönetim biçimidir. Kralların sözü geçer sadece.

- Oligarşi: Ufak bir azınlığın(gurubun) ülkeyi yönetmesidir.

-Aristokrasi: Soylu sayılan sınıfın ülkeyi yönetmesidir.

- Teokrasi: Ülkenin dini kurallara göre yönetilmesidir.

- Cumhuriyet: Milletin kendini yönetecekleri seçtiği bir yönetimdir. Günümüzde en çok olan devlet yönetim şeklidir.

- Feodalite: Ortaçağda zengin toprak sahiplerinin yönetimine dayanan yönetim biçimidir.

- Diktatörlük: Monarşiye benzer bu yönetimde de tek kişinin geniş yetkileri vardır. Yakın zamana kadar Irak'ta Saddam Hüseyin ülkeyi bu yönetimle yönetiyordu.

Tarihten Günümüze Demokrasi:

- Ilk çağlarda demokrasi fazla gelişmemişti. Bu dönemde insan haklarını ve demokrasiyi Aristo, Sokrates, Eflatun gibi Sofistler (düşünürler) geliştirmeye çalışıyordu.

- Roma'da yazılı kanunlar hazırlandı. (12 Levha kanunları )

- Orta Çağda Ingiltere Kralı Yurtsuz John Manga Carta Libertatum ( Büyük Özgürlük Bildirisi) yayınlayarak kralın yetkilerini azda olsa kısıtladı.

- Johann Gutenberg'in matbaayı icadı ile insanlar arasında düşünce ve bilgi paylaşımı hızlandı.

- Avrupa'da  Reform, Rönesans ve Aydınlanma hareketleri ile demokrasi ve özgürlükler gelişti.

- Faransız Insan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile özgürlük , eşitlik, adalet, ulusçuluk gibi kavramlar tüm dünyaya yayıldı.

- Birleşmiş Milletlerin yayınladığı Insan Hakları Evrensel Bildirgesi ile insan hakları ve demokrasi hızla gelişti.

- Günümüzde 192 ülkenin 120'si demokrasi ile yönetilmektedir.

- Ülkemizde M. Kemal 23 Nisan 1920'de TBMM'yi açtı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyeti ilan etti. Böylece Türkiye çağdaş ve insan haklarına uygun bir yönetime geçmiş oldu.

 

Insan hakları:

- Insanların doğuştan gelen ve toplumda  daha iyi yaşaması için olması gereken haklara biz insan hakları diyoruz. Yaşama , eğitim, sağlık, seyahat ve yerleşme, düşünme hakları gibi.

- Günümüzdeki insan haklarının oluşması kolay olmamıştır. Ilk çağlarda insanların çoğu hakları yoktu. Krallar ve diğer yöneticiler istediği gibi davrana biliyor ve insanlar köle olarak satılabiliyordu.  Zamanla demokrasi ve insan hakları gelişti ve günümüzdeki insan hakları oluştu.

- Insan haklarını ülkelerde anayasalar koruma altına alır. Ayrıca uluslar arası kuruluşların ortak hareketiyle insan haklarını koruyacak belgeler de yayınlanmıştır. Insan Hakları Evrensel Bildirgesi, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi gibi€¦ Bu belgeleri imzalayan ülkeler oradaki şartlara uymak zorundadır.

 

Insan hakları ile ilgili bazı önemli olaylar

- Tarihte bilinen ilk yasalar  Sümer Kralı Urgakina tarafından hazırlanmıştır.

Hamburabi Yasaları  Babil kralı Hamburabi tarafından hazırlanmıştır. Kana kan göze göz (kısasa kısas) ilkelerine dayanır.(Mö:1795-1750)

- Peygamberimiz Hz. Muhammed ölmeden önce yaptığı Veda Hutbesinde toplum kurallarından bahsetmiştir.(632)

- Orta Çağ'da. Manga Carta insan hakları için önemli bir adım olmuş (1215)

- Osmanlı devletinde Kanuni Sultan Süleyman kanunlar hazırlayarak insan haklarını korumaya çalışmıştır. (1520-1566)

-  Faransız Insan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile özgürlük , eşitlik, adalet, ulusçuluk gibi kavramlar tüm dünyaya yayıldı.(1789)

- Osmanlı devletinde Kanun-i Esasi ile insan haklarında önemli gelişme oldu. Halk ilk defa yönetime katıldı. (1876)

- Insan Hakları Evrensel Beyannamesi ile insan hakları tüm dünyada hızla yayılmaya ve korunmaya başladı. (1948)

- Avrupa Insan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa devletleri de insan hakları için önemli bir adım attı. (1950)

 

- Temel Haklarımız:

-Insanların yaşaması için gereken haklardır. Temel haklar üç kısıma ayrılır:

1- Kişi hakları: Yaşama, düşünme, yerleşme,özgür olama, mülk edinme gibi doğuştan olan haklardır.

2- Sosyal ve Ekonomik Haklar: devletin kanunlarla insanların daha iyi yaşaması için sağladığı haklardır. Sağlık hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, sendika kurma hakkı gibi.

3- Siyasi haklar: Ülke yönetimine katılmamızı sağlayan haklardır. Seçme ve seçilme hakkı, siyasi faaliyette bulunma hakkı, dilekçe hakkı, vatandaşlık hakkı gibi.

 

Tarihte Türk Kadın Hakları

-Ilk Türk devletlerinde Hatun Kurultaya katılırdı.

-Tek eşlilik vardı.Evlenme ve boşanmada kadının da söz hakkı vardı.

-Islamiyetle birlikte, Islamiyetin yanlış yorumlanması ile birlikte kadınlar haklarının çoğunu kaybetmiştir.

Ilk kez 1913'te Türk kadını sanayide çalışmaya başladı.

-Kurtuluş Savaşı'nda kadınlarımızın katkısını kimse inkar edemez.

-1932' kadınlara yerel seçimlerde sadece oy kullanma hakkı,1933'de muhtar olma hakkı, 1934' de seçme ve seçilme hakkı verildi.1934'de 17 kadın milletvekili meclise girdi.

-Türkiye 1985'de Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini' kabul etti.

 

Anayasalarımız:1921,1924,1961,1982

Anayasamızın ilk üç maddesi değiştirilemez,değiştirilmesi dahi teklif edilemez.(1-Yönetimin cumhuriyet olduğu, 2-Laik,sosyal bir hukuk devleti olduğu, Atatürk milliyetçiliğine dayanması 3-Bayrak,milli marş,başkent,dil)

 

ÜNITE:7 ELEKTRONIK YÜZYIL

 

YAŞAMIN IÇINDE SOSYAL BILIMLER

Içinde insan olan ve topluma ait olan bütün unsurların incelendiği bilim dalına sosyal bilimler denir.

Sosyal bilimler; tarih, coğrafya felsefe, psikoloji, sosyoloji, arkeoloji, antropoloji, ekonomi ve siyaset gibi birçok bilim dalını içine alan geniş bir bilimdir.

Sosyal bilimler hayatımızın her alanında vardır. Insan, hayatında yaşadığı değişim ve gelişimleri anlatabilmek için sosyal bilimlerden yararlanmak zorundadır.

 

SOSYAL BILIM DALLARININ TOPLUM HAYATINA OLAN ETKILER

Tarih: Toplumu etkileyen hareketlerden doğan olayları, zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişki ve bağlantıları ortaya koyan bilim dalıdır.

Tarih bilimi, geçmişe ait bilgiler sunarken aynı zamanda geçmişte yaşanan olayların neden ve sonuçlarını değerlendirme fırsatı da verir.

Sosyoloji: Bir toplumun örfünü, adetini, yaşam biçimlerini, toplumsal olay ve kurumlarını inceleyen bilim dalıdır. Sosyoloji, törelerimizi, inanış ve düşüncelerimizi kısaca kültürümüzü incelemektedir.

Sosyoloji ile uğraşan bilim insanlarına ise sosyolog denir. Sosyologlar, toplum içindeki değerleri araştırır.

Coğrafya: Insanın içinde yaşadığı çevrenin doğal özelliklerini, insan ile doğal çevre etkileşimini konu edinen sosyal bilim dalıdır.

Coğrafyanın konusu yeryüzüdür,Insanlar ve diğer canlılar, yeryüzü dediğimiz doğal çevrede yaşarlar. Insanlar yaşadıkları çevreden etkilenirler. Ancak uygarlık seviyesi yükseldikçe doğal ortamı etkilemeye, daha uygun hayat şartları elde edebilmek için çevrelerini değiştirmeye çalışırlar.

Coğrafya ile uğraşan bilim insanları çevre bilinci yüksek ve doğal çevrelerine karşı duyarlı kimselerdir.

Felsefe: Varlığın ve bilginin kaynağını bilimsel olarak araştıran bir bilim dalıdır.

Antropoloji: Kazılar sonucunda ortaya çıkarılan insan iskeletlerini inceleyerek insan ırklarını sınıflandıran bir bilim dalıdır.

Arkeoloji: Uzak ya da yakın geçmişte yaşamış insan topluluklarının ve onların oluşturdukları siyasi ve sosyal yapıların ve tüm maddi kültür varlıklarının ortaya çıkarılıp incelenmesi ve insanlığın yararına sunulmasını amaçlayan bir bilim dalıdır.

Hukuk: Toplumsal ilişkileri düzenleyen, devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütününü inceleyen bir bilim dalıdır.

Ekonomi: Insanların yaşamak için üretim yapma ve üretimi bölüşme biçimlerini inceleyen bir bilim dalıdır.

 

ILERLEMENIN SINIRI YOKTUR

Insanoğlu, doğumundan itibaren sürekli doğayla mücadele halindedir. Ilk çağlarda, olumsuz yaşam koşulları (soğuk iklimler, vahşi hayvanlar) karşısında insanlar çaresiz kalıyorlardı. Tarih boyunca insanlar sürekli olarak doğayı kontrol altına almak ve doğaya hükmetmek için çalışmalar yapmıştır.

Taşları yontarak kendilerine aletler yapan insanlar, daha sonraları ateşi bularak doğaya hükmetme yolunda önemli bir adım atmışlardır.

Insanlığın, sürekli gelişim ve değişim içerisinde olması her geçen gün doğa karşısında insanların üstünlüğünü artırmaktadır.

Insanların, doğada bulunan maddeleri kendi işlerine yarar hale getirebilmek ve yeni maddeler bulmak için kullandıkları farklı yöntemleri de içine alan tekniklerin tümüne teknoloji denir.

Teknolojinin ilk örnekleri taş baltalardır. Ilkel insanlar vahşi hayvanlardan korunmak amacıyla taş baltalar yapmışlardır.

Teknolojinin ilerlemesi 18. yüzyılda sanayileşme faaliyetleri ile gerçekleşti. Teknolojik ilerleme ve bilim alanında meydana gelen gelişmeler günümüzde bütün hızıyla devam etmektedir. Teknoloji ve bilimin bu hızla ilerlemesi insan - doğa mücadelesinde, insanların daha avantajlı olmasını sağlamaktadır.

Insanoğlu bugün geçmişe göre teknolojik açıdan daha ileri bir düzeyde bulunmaktadır. Gelecekteki insanlar da bugüne göre çok daha iyi bir teknolojik seviyeye sahip olacaklardır, ileriki dönemlerde bilim ve teknolojide çok önemli gelişmeler yaşanacaktır. Yaşamı sürdürme ihtiyacı, insanlığı daima yeni arayışlara yönlendirecektir.

Son yıllarda bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelerin gelecekteki insan yaşamı üzerine etkilerinden bazıları şunlardır:

 

NANOTEKNOLOJI

 

Çok küçük anlamına gelen Yunanca bir kelimeden türeyen nano, bir ölçü birimidir ve milyonlarca parçayı gösterir. Nanoteknoloji genel olarak maddeyi dolaylı olarak atom boyutuna yani "nano" boyutuna indirgeme işidir.

1974 yılında Tokyo Üniversitesi'nde Nario Taniguchi tarafından ortaya atılan nanoteknoloji, mevcut teknolojilerin daha ileri düzeyde duyarlılık ve küçültülmesine dayalı olarak hızla ortaya çıkan teknolojidir. Gelecekte bu teknoloji muhtemelen moleküler nano büyüklüğündeki boyutlarıyla yapı makinelerini ve mekanizmalarını da içerecektir.

Nanoteknoloji ölçü olarak nanometre adı verilen bir ölçme birimini kullanır. Her bir ölçüde 1 milyar nanometre vardır. Her bir nanometre 3 ile 5 atom genişliğindedir. Ortalama, insan saç telinin kalınlığından elli bin kez daha küçüktür.

Nanoteknolojinin bir yönü de, süper küçük bilgisayarlar (bakteri büyüklüğünde), milyarlarca dizüstü bilgisayar gücünde küp şeker büyüklüğünde süper bilgisayarlar ya da günümüzün bilgisayarlarından daha güçlü belirli bir büyüklükte masaüstü bilgisayar modelleri gibi nano boyutunda yapılabilmesidir

Nanoteknoloji genel amaçlı teknoloji olarak adlandırılır. Gerçekleştirildiği zaman, nanoteknoloji bütün sektörlerde ve toplumun her alanında önemli bir yere sahip olacaktır. Daha iyi yapılmış, daha uzun süre dayanan, daha temiz, güvenli ve akıllı ürünler evde, iletişimde, tıpta, ulaşımda, tarım ve endüstrinin her alanında kullanabilecektir.

Insan vücudunda dolaşarak, kanser hücrelerini yayılmadan bulup yok eden tıbbi araçlar üretilebilecektir.

Elektrik veya bilgisayarlar gibi nanoteknoloji de hayatın her aşamasında insanlara daha iyi olanaklar sunacaktır. Asker alanda nanoteknoloji sayesinde çok daha güçlü silahlar ve gözetleme araçları yapılacaktır.

Nanoteknolojinin önemli yararlarından biri de sadece daha iyi ürünler değil, aynı zamanda daha gelişmiş üretim araçları sunmasıdır. Bu teknoloji ile bir bilgisayarda veri dosyaları toplanabilir ve çok düşük bir maliyette ya da ücretsiz olarak istenildiği kadar kopyalanabilir.

Bu teknoloji sayesinde üretim araçları katlanarak yeniden üretilebilecek ve böylece nano fabrikası birkaç hafta içerisinde birkaç fabrikanın üretiminden daha fazla üretim yapacaktır

 

ILETIŞIM TEKNOLOJISI

Her türlü bilginin topluma ulaşabilmesi için iletişim teknolojisinin gelişmiş olması gerekir. 19. yüzyılda elektrikli telgrafın icadıyla iletişim çağı başladı ve günümüzde gelişmiş iletişim araçları sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki kişi ve kuruluşlarla bağlantı kurmak mümkün hale geldi.

Iletişim alanında meydana gelen gelişmelerin hızlanmasını sağlayan temel etken uyduların uzaya fırlatılması oldu. Bu uydular sayesinde iletişim teknolojileri gelişti; televizyon yayın ağının genişlemesi ile haberlerin her yere ulaşması sağlandı.

Iletişim alanında yaşanan en büyük gelişmelerden biri de telefondur. Telefon Graham Bell tarafından 1876 yılında icat edildi. 1970'li yıllara gelindiğinde evlerimize taşınabilir telefonlar girmeye başladı. 1983 yılında ise ilk cep telefonu yapıldı. Günümüzde ise müzik ve görüntü kaydı yapabilen telefonlar yaygınlaştı.

Önceleri sadece sesin iletilmesi sağlanırken, günümüz teknolojisinde görüntülü telefon ve internet ile ses ve görüntünün aynı anda dünyanın her yerine iletilebilmesi sağlandı.

Günümüz iletişiminde bilgisayarlar çok önemli bir yere sahiptir. Eskiden sadece belli alanlarda ve belli kuruluşlar tarafından kullanılan bilgisayarlar bugün oldukça yaygındır. Telefon ağı ile internete bağlanan bilgisayarlar sadece bilgiyi depolamak için değil, alışveriş yapmak, otobüs bileti almak veya uzaktaki bir kişiyle haberleşmek amacıyla kullanılmaya başlandı. Ilk kullanıldığı dönemlerde bilgisayarların boyutları çok büyükken günümüzde dizüstü bilgisayar boyutuna gelindi.

Türkiye, gelişen teknolojiye ve iletişim çağına ayak uydurabilecek alt yapıya sahip ülkelerden biridir. Ülkemizde de diğer ülkelerde olduğu gibi haberleşmek amacıyla gelişmiş teknolojiler kullanılmaktadır. Uzaya fırlatılan Türksat uydusu ile kişiler ve kurumlar arasındaki bilgi alışverişi hızlı ve güvenli olarak yapılabilmektedir.

 

ULAŞIM TEKNOLOJILERI

Bilim ve teknolojide meydana gelen gelişmeler ulaşım alanında da etkili oldu.

Nüfusun artması, sanayinin gelişmesi ve büyük şehirlerin kurulması ile ulaşım, üzerinde dikkatle durulması gereken bir konu haline geldi.

Yüz binlerce insanın bir arada yaşadığı bir şehirde insanların işlerine, okullarına veya ulaşmak istedikleri yere rahat, güvenli ve ekonomik bir şekilde ulaştırılmasının gerekliliği ulaşım teknolojileri üzerinde çalışmalar yapılmasını sağladı.

20. yüzyılda kara, deniz, demir ve hava yollarında ulaşımı kolaylaştıran büyük gelişmeler yaşandı.

Son yıllarda kara yolları yapımına büyük önem verildi ve otoyolların yapımı hızlandı. Kara yollarının gelişmesine bağlı olarak motorlu taşıtlarda modernleşmeye gidildi.

Günümüzde demiryollarının modernleşmesine de önem veriliyor. Özellikle son dönemlerde hızı çok fazla olan trenler yapılmaya başlandı. Örneğin; Japonya ve Avrupa'da saatte 300 -500 km hızla hareket eden trenler sefere konuldu.

Hızlı taşıma sistemlerinden olan metrolara da ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Metrolar sayesinde insanlar gidecekleri yerlere daha kısa sürede ulaşmaktadır.

20. yüzyılın ortalarına doğru deniz taşımacılığına olan talep de arttı. Büyük gemiler yapıldı ve bunların hızları artırıldı.

Son yıllarda havacılık alanında da büyük gelişmeler oldu. Yolcu uçaklarının hızı arttı, buna bağlı olarak uçakların uçuş rotaları arttı, gelişen teknoloji ile uçakların daha az yakıt tüketmesi ve gürültüsünün azalması sağlandı.

 

ARTIK KIMSE KAYBOLMAYACAK

Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS), dünya üzerindeki kesin yerimizi tespit etmemizi sağlar. GPS, konum belirlemek amacıyla son yıllarda yapılan en önemli keşiftir.

Geçmişte insanlar, yönlerini bulmak için doğadan yararlanıyordu. Konumlarını Güneş'e ve yıldızlara bakarak hesaplıyorlardı. Günümüzde konum belirlemedeki en önemli buluş, Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS)dir.

GPS alıcısı her yerde bir sonraki durağımızın neresi olacağını, oraya ne kadar uzaklıkta olduğumuzu, hangi yönde oraya ulaşacağımızı bulmamıza yardımcı olur.

Yeryüzündeki herhangi bir noktada GPS'nin çalışabilmesi için aynı anda en az dört uyduyu görmesi gerekir. Bu da yörüngede en azından 25 uydunun bulunmasıyla sağlanabilir. Şu anda yedekleriyle birlikte toplam 29 GPS uydusu yörüngede dolaşmaktadır. Bu uyduların her biri günde iki kez Dünya'nın çevresini dolaşmaktadır.

GPS, kapalı alanlar ve su altı gibi sinyallerin alınmasının güçleştiği yerler dışında dünya üzerinde her yerde çalışır. Tipide, yoğun siste, okyanus ortasında bile çalışma özelliğine sahiptir.

GPS'nin karada, havada ve denizde birçok kullanım alanı vardır. Kara, deniz, hava ve demir yolu taşımacılığında insanlara büyük kolaylık sağlar. Ayrıca GPS asker ve sivil amaçlı olarak uzaya fırlatılan sistemlerden faydalanılarak kullanılır.

 

ŞEHIRLEŞME

Insanlar beraber yaşayarak toplumu oluştururlar. Toplumsal yaşamın gelişmeye başlaması insanların yerleşik yaşama geçmeleri ve ilk köyleri kurmaları ile oldu. O dönemlerde nüfusun az olması nedeniyle şehirleşmeye pek ihtiyaç duyulmadı.

Günümüzde gerek teknolojinin ilerlemesi gerekse hızlı nüfus artışı şehirleşmeyi zorunlu hale getirildi.

Özellikle sanayinin gelişmiş ve iş olanaklarının fazla olduğu şehirler çok kalabalık bir nüfusa sahiptir. Insanların bir arada, sorunsuz ve mutlu yaşayabilmesi için düzenli bir şehirleşmeye ihtiyaç duyulmuştur. Bu nedenle ulaşım imkanları artırıldı ve altyapı hizmetlerine (su, kanalizasyon, elektrik) önem verildi.

Şehirleşmenin düzenli olduğu kentlerde insanlar daha rahat ve huzurlu yaşayabilmektedirler.

 

NÜKLEER ENERJI

Nükleer enerjinin diğer adı atom enerjisidir. Maddenin en küçük birimi olan atomun parçalanması veya birleştirilmesi ile ortaya çıkan enerjidir. Bu enerjinin ana maddesi uranyum ve toryumdur. Ancak günümüzde bu enerji üretimi sadece uranyumdan faydalanarak yapılmaktadır.

Nükleer enerji ile ilgili araştırmalar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından başlatıldı. Alternatif bir enerji kaynağı olarak düşünülen nükleer enerji ile dünyanın ilk tanışması 1945 yılında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine ABD tarafından atılan atom bombaları ile oldu. Bu durum nükleer enerjinin silah olarak kullanıldığında olumsuz sonuçlara yol açtığını gösterdi.

Nükleer enerjinin daha çok barışçıl amaçlarla ve insanlığın yararına kullanılmasını sağlamak için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu kuruldu.

1970 yılındaki petrol krizinden sonra bazı ülkeler enerji elde etmek amacıyla nükleer çalışmaları hızlandırdılar. Ancak bu enerji çok dikkatli kullanılmalıdır. Nükleer enerji tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilecek bir özelliğe sahiptir.

 

NÜKLEER ENERJININ OLUMSUZ ETKILERI

Enerji elde edilirken çevreye yayılan gaz ve sıvı haldeki atıklar çevreye zarar verir. Bu atıkların su, hava veya toprağa karışması insan yaşamını olumsuz yönde etkiler.

Nükleer kazalarda radyasyon tehlikesi ortaya çıkar.

Nükleer santrallerin kurulması, atıklarının depolanması oldukça pahalı bir iştir.

Dünyadaki enerji kaynakları kısıtlıdır ve farklı enerji kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır. Nükleer enerjiyi kullanacak olan ülkelerin çok dikkatli olması ve atıkların depolanması konusunda çok titiz davranmaları gerekmektedir. Bir gaz sızıntısı çevreye çok büyük zararlar verebilmektedir. Yakın dönemde meydana gelen Çernobil kazasının yol açtığı (kanser, deri hastalığı) olumsuzlukların izleri hala devam etmektedir.

 

TÜRKIYE'DE NÜKLEER ENERJI

Türkiye'de nükleer enerji çalışmalarını yürütmek amacıyla Türkiye Atom Enerjisi Kurumu kuruldu.

Mersin (Içel) ilinin 150 km batısında Akkuyu mevkiinde Silifke Akkuyu Nükleer Enerji Santrali kurulma aşamasındadır.

Ülkemizde devlet nükleer enerji santrallerinin kurulmasında son derece titiz davranmaktadır. Çünkü bu santraller çevreye zarar verdiğinden birtakım olumsuzluklar yaşanmaktadır.

 

UZAY TEKNOLOJISI

Sonsuz boşluk olarak tanımlanan uzayda yıldızlar, gezegenler, Güneş ve pek çok gök cismi yer alır.

Insanlar ilk çağlardan beri bu gök cisimlerine ulaşmayı düşündü ve bu konuda çalışmalar yaptı. Uçakların kullanılmaya başlaması ile bu düşüncenin gerçek olması için ilk adım atılmış oldu.

19. yüzyılda roketler yardımı ile Ay'a gidilebileceği düşüncesi savunuldu.

Alman, Rus ve Amerikalı bilim adamları uzay çalışmaları için roket geliştirme yarışına girdiler. 1957 yılında Sputnik I adlı uzay aracı Ruslar tarafından Dünya yörüngesine yerleştirildi ve böylece uzay çağı başlamış oldu. 1958 yılında Amerikalı bilim adamlarınca uzay çalışmaları için kademeli roketler geliştirildi. Bu çalışmalar sonucunda 21 Temmuz 1969 tarihinde Ay'a ayak basıldı.

Uzayın keşfedilmesi ile insan hayatında önemli değişiklikler oldu.

Bunlar:

1-Uzay bilimi olan astronomi, gözlemlere dayalı olmaktan çıkıp deneysel bir bilim haline geldi.

2-Gök cisimleri ve gezegenler hakkında bilgiler arttı.

3-Dünya'nın gerçek boyutları ölçüldü.

4-Iletişim ve ulaşım teknolojileri gelişti.

 

GEN TEKNOLOJISI

Son yıllarda, moleküler biyoloji ve gen teknolojisi alanlarında kaydedilen büyük gelişmeler biyoteknolojideki hızlı değişim ve ilerleyişin itici gücü oldu ve bu teknoloji, giderek çok daha fazla sayıda sanayi ve hizmet sektörünü etkiler hale geldi.

Dünyada gen teknolojisi sağlık, genetik hastalıklar, bitkisel ve hayvansal besin kaynaklarının iyileştirilmesi, verimin artırılması amacıyla kullanılmaktadır.

Bu teknoloji bilgisayar teknolojilerinde meydana gelen gelişmelerin de katkısıyla koruyucu hekimlik alanında birkaç yıl öncesine göre yeni yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Fizyolojik sistemler ve insan genlerinin daha iyi anlaşılması başta kanser, hepatit, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların önlenmesinde önemli bir aşama olacaktır.

Genetik kökenli hastalıkların tedavisinde eksik olan genin yerine konması olarak tanımlayabileceğimiz gen tedavisi yakın gelecekte kullanılmaya başlanacaktır. Yapay dokuya organ üretimi, kök hücrelerin elde edilmesi gibi gelişmeler insan hayatını olumsuz yönde etkileyen birçok hastalığa çare olacaktır.

Gen teknolojisi çalışmaları faydalı olduğu kadar, yüksek maliyetleri ile de dikkatleri çekmektedir. Aynı zamanda, bu alanda yetişmiş uzman eleman ve araştırmacı sayısının az olması, gelişmiş ülkeler dışındaki devletlerin bu çalışmaları yapmalarını zorlaştırmıştır.

 

Klonlama: Bitki, hayvan veya insan gibi yaşayan bir organizmanın (aslının aynı) bir kopyasını yapmaktır. Bu faaliyetin amaçları tedavi ve çoğalma olarak ikiye ayrılmaktadır.

Tedavi amaçlı klonlama teknikleri kullanılarak; alzheimer (bunama), şeker hastalığı, lösemi gibi hastalıkları tedavi  etmek,  genetik  hastalıkları  önceden  teşhis  ederek iyileşmeyi sağlamak öncelikli hedefler arasındadır.

Çoğalma amaçlı klonlama ise; tedavi amaçlı hastaya özel doku ve organ üretmek, nesli tükenmekte olan hayvanların çoğalmalarını sağlamak, araştırmalarda kullanmak üzere birbirinin aynısı hayvanlar üretmek için gerçekleştirilmektedir.

 

 

TIP VE YARDIMLAŞMA

Doku - Organ Bağışı ve Önemi

Çeşitli hastalıklar ve kazalar sonucunda insanların çeşitli doku ve organlarında bozulmalar meydana gelebilir. Bozulan doku ve organlar görevlerini yerine getiremediği için bunların yerine yenilerinin nakledilmesi gerekir. Bu olaya doku ve organ nakli denir.

Doku ve organ naklinde, aynı kişinin sağlam dokularından ya da başka bir kişinin doku ve organlarından faydalanılır. Ayrıca beyin ölümü gerçekleşen kişilerin doku ve organları da nakledilebilir.

Tıbbın gelişmesi ile kornea, kemik iliği, akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, pankreas gibi organların nakli yapılabilmektedir.

Türkiye'de doku ve organ nakli yasal kurallara bağlanmıştır. 18 yaşını dolduran ve akli dengesi yerinde olanlar bu bağışı yapabilirler. 18 yaşından küçük olanların anne ve babalarından izin alması zorunludur.

Daha önce organ bağışında bulunmamış olanlarda ve beyin ölümü gerçekleşenlerde ise yakınlarının izni alınmalıdır.

Organ bağışında bulunma dayanışma ve yardımlaşmaya verilebilecek en önemli örnektir.

Her insan kendi başına da gelebileceğini düşünerek organ bağışı konusunda daha duyarlı olmalıdır.

 

KAN BAĞIŞI VE ÖNEMI

Kan, çok önemli fonksiyonları nedeniyle doku olarak kabul edilmektedir. Kan bağışı, hastalıkların tedavisinde çok önemli bir yeri olan ve aranan kan elde edilemediği takdirde başka alternatifi olmayan bir tedavi aracıdır.

Kan yapay olarak üretilemez ve kanın kaynağı sadece insandır. Bu nedenle; insanların hastalıklarını atlatıp sağlıklı olabilmeleri için kana büyük bir ihtiyaç vardır.

Vücuttan eksilen kan çok kısa bir süre içinde yenilenir. Kan bağışı kemik iliği üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir.

18 yaşını doldurmuş sağlıklı herkes kan verebilir. Kan bağışının üst sınırı yoktur. Erkekler, en sık 2 ayda bir, kadınlar ise en sık 3 ayda bir olmak üzere ve yılda 4 üniteyi geçmemek koşuluyla kan verebilir.

Kan torbaları, tek kullanımlık ve steril olarak imal edilmektedir. Bu sebeple, kan bağışı sırasında kan bağışı yapan kişiye herhangi bir hastalık bulaşması söz konusu değildir.

Kan bağışının; kilo alma, zayıflama, halsiz kalma, kaşıntı ve bağımlılık gibi yan etkileri yoktur,

Günlük hayatımızda kullandığımız ilaçlar kana geçmektedir. Bu ilaçlardan bazıları kan bağışı yapmaya engeldir. Kan bağışından önce eğer sağlık açısından mecburiyet yoksa ilaç alınmamalıdır. Alınması durumunda ise kan verilip verilemeyeceği kan merkezi doktorlarına danışılmalıdır.

Hemen hemen tüm ameliyatlarda ve pek çok hastalıkta kan nakline ihtiyaç duyulabilir.

Bu nedene kan bağışında bulunmak hayat kurtarmak anlamına gelir.

 

BULAŞICI HASTALIKLAR

Bulaşıcı hastalıklar ya da enfeksiyon hastalıkları, herhangi bir yolla insana geçme özelliğindeki mikropların veya parazitlerin vücuda girmesiyle oluşur. Birçok kişinin hayatına mal olan veya sakat kalmasına neden olan hastalıklar toplum açısından oldukça tehlikelidir.

Hastalık yapan organizmalar, virüsler, bakteriler, mantarlar olabilir. Bütün bulaşıcı hastalıklar insana geçebilme özelliğine sahiptir, insandan insana, hayvandan insana olduğu gibi topraktan da insana bulaşabilir.

 

Hastalıkların bulaşma şekillerinden başlıcaları şunlardır:

1.  Öksürürken, konuşurken ağızdan çıkan damlacıkların başkası tarafından teneffüs edilmesiyle (verem, boğmaca ve çeşitli solunum yolu hastalıkları),

2.  Deri temasıyla,

3.  Hastanın kullandığı çamaşır, yatak eşyası, yiyecek ve içecek eşyaları gibi malzemeler vasıtasıyla,

4.  Hayvanların insana hastalık taşımasıyla,

5.  Uygun olmayan, mikrop bulaşmış yiyecek ve içeceklerin alınmasıyla (suyla bulaşan hastalıkların başlıcaları tifo, dizanteri, kolera, paratifo olarak sayılabilir.),

6.  Hastalıklı bir anneden hamilelik sırasında veya doğum esnasında bebeğe hastalık bulaşması yoluyla insanlara hastalıklar bulaşabilmektedir.

 

Bulaşıcı hastalıklardan bazıları; hepatit, difteri, çiçek, kızamık, tifo, sıtma, menenjit, kolera, tifüs, tüberküloz, suçiçeği ve dizanteridir.

Günümüzde insanları tehdit eden önem bir bulaşıcı hastalık da AIDS'tir. Hem kan yolu ile hem de cinsel yoldan bulaşan bu hastalığın henüz tedavisi ve aşısı yoktur. AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu) ilk defa 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde keşfedildi. AIDS hastalığı tamamen vücut bağışıklık sistemi ile ilgili olduğundan hastalığa sebep olan virüs HIV (Vücut Bağışıklık Sistemi Virüsü) adı veri mistir.

Çağımızda henüz tedavisi olmayan bir diğer bulaşıcı hastalık da HEPATIT B (Sarılık)dır.Bu hastalık kan yoluyla ve cinsel yolla bulaşır.

 

Hepatit B'den korunmak için;

Aşı yapılmalı,

Test edilmemiş kan kullanılmamalı,

Bir defa kullanılan enjektörler atılmalı,

Tıbbi aletler sterilize edilerek kullanılmalı.

Tek eşlilik ve evlilik kuralına uyulmalı,

Temizliğe önem verilmelidir.

 

AŞILAR

Hastalığa neden olan virüs ve bakteri git mikropların bu özellikleri zayıflatılarak veya tamamen yok edilerek geliştirilmiş biyolojik maddeler aşı denir.

Aşılar vücudumuza uygulandıklarında bağışıklık sistemimiz belli bir mekanizma ile antikor oluşturur ve önlemini alır. Daha sonra aşısı olunan mikrop ile karşılaşıldığında hastalık ortaya çıkma riski ortadan kalkar.

Hastalıklardan korunmak için, en güven ve en ucuz yöntem kişilerin aşı olmasıdır.

Insan vücudunu dış etkenlere karşı koruyan savunma sistemine bağışıklık denir.

Vücudumuz kendi yapısını çok iyi tanır ve kendisine ait olmayan her türlü yapıyı kolayca ayırt edip yok etmek için çeşitli mekanizmalar ge liştirir. Bu mekanizmalardan biri bağışıklık sisteminin saptadığı mikrobun özelliklerini belirleyip bunların yok edilmesini sağlayacak antikor adı verilen maddeyi salgılamaktır.

Her mikrop için ayrı özellikte antikor üret lir ve sistemin hafızasına kodlanır.

Bulaşıcı ve salgın hastalıklardan korunmak amacıyla yapılan önemli aşılar; verem, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, boğmaca, Hepatit B, grip, tetanoz ve difteridir.

 

KUŞ GRIBI NEDIR?

Tavuk, kaz, ördek gibi kanatlı hayvanlarda kitlesel ölümlere yol açan ve aslında bir hayvan hastalığının etkeni olan virüsün insanlarda ortaya çıkardığı hastalığa kuş gribi denir.

Kuş gribinde göçmen kuşlar virüsün doğal taşıyıcısıdır ve virüs göçmen kuşlar aracılığıyla çok farklı merkezlerde kanatlı hayvanlara yayılır ve çok sayıda ölüme sebep olabilir.

Kuş gribinin on beş ayrı çeşidi vardır. Bunlardan üçü insanlarda hastalık yapar. Türkiye ve dünyayı tehdit altına alan ölümcül kuş gribi virüsü H5N1 grubunda yer alır.

Kuş gribi hastalığının insana bulaşması; hasta hayvanlarla doğrudan temas edilmesi ya da hayvanların göz yaşı, burun akıntısı ve boğaz akıntısı sonucunda ortaya çıkar.

Kuş gribine yakalanan insanlarda görülen en önemli belirtiler; yüksek ateş ve kuru öksürüktür. Hastalık, hiçbir belirti vermeden ayakta da geçirilebilir. Hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır seyreden vakalarda solunum yetmezliği ile tehlike oranı yükselir.

Henüz hastalığın tam bir tedavisi ya da aşısı bulunamamıştır.

Iyi pişmiş tavuk etinden insana virüs bulaşması mümkün değildir. 70°C'nin üzerinde virüs etkisiz hale gelir.

 

Kuş gribinden korunmak için yapılması gerekenler:

Hijyen kurallarına uyulmalı, eller sık sık bol su ve sabunla yıkanmalıdır.

Kanatlı hayvan etleri ve yumurtaları iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.

Hasta ve ölmüş hayvanlarla temastan kaçınılmalıdır.

Ev hayvanları varsa çocukların dokunmasına engel olunmalıdır.

Herhangi bir şüphe durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

 

EMEÄžE SAYGI

Mevcut bilgi birikimleri ve deneyimlerden yararlanarak daha önceden bilinmeyen yeni bir bilgiye ulaşma veya bu bilgiye ulaşma yöntemini geliştirmeye buluş denir.

Yeni bir eser üretmek veya bir buluşa imza atmak çok fazla emek gerektirdiğinden bu eserlerin yasa dışı yollardan çoğaltılmasını önlemek buluş veya eser sahibinin haklarını korumak amacıyla patent ve telif hakkı kavramları ortaya çıkmıştır.

 

PATENT

Patent buluş sahibinin buluş konusu ürününü belirli bir süre üretme, kullanma veya satma hakkıdır. Aynı zamanda bu hakkı gösteren belgeye de patent denir.

Patent, endüstri alanındaki bir buluşun sahibine resm bir organ tarafından verilen ve bu buluşun belirli bir süre kendisinin izni olmaksızın başkalarınca kullanılmasını engelleme yetkisi sağlayan belgedir. Bu belge, hak sahibine belirli bir süre için buluşun başkalarınca kullanılması, satımı ve ithalini engelleme hakkını sağlar.

Patent hakları buluş yapmayı özendirmekte, teknoloji transferlerini sağlamakta ve ülkelerin sanayi planlama ve stratejilerinin belirlenmesinde rol oynamaktadır.

Buluş sahibi buluşunu gerçekleştirmek için emek, zaman ve para harcamaktadır.

Patent belgesi, buluş sahibine belirli bir süre için üçüncü kişilerin müdahalesi olmadan işletme (kullanma, üretme ve satma gibi) hakkını vermektedir.

Patent Tescili Için Gerekli Şartlar Nelerdir?

Yenilik sağlaması,

Tekniğin bilinen durumunun aşılması,

Sanayi alanında uygulanmasıdır.

 

NOT: Ülkemizde özgün çalışmalar yapan insanların haklarını korumak amacıyla Türk Patent Enstitüsü kurulmuştur.

 

TELIF HAKKI

Bir düşünce veya sanat eserini ortaya koyan kişinin bu eserden doğan haklarının tümüne telif hakkı denir.

Telif hakkına sahip olan kişi veya kuruluş, o eserle ilgili ekonomik hakların yanı sıra eserin sahibi olduğunu iddia etme ve esere verilebilecek zararları engelleme hakkına sahip olur. Eserin çoğaltılması, kiralanması, radyo ve televizyonlarda yayınlanması gibi haklar da telif hakkı kapsamındadır.

Sembolü çember içinde © veya ® harfleri ile gösterilir. Bu işaretlerin bulunduğu ürünler, o ürünlerin tescilli birer marka olduğunu ve yasalarla korunduğunu gösterir.

Devlet yasalarla sanatçıların haklarını koruma altına alır(Anayasamızın 64. maddesi).

Devlet, sanat eserlerini korumak için bu konuda "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu", "Video ve Müzik Eserleri Kanunu" gibi yasalar çıkarmıştır.

Ülkemizde telif hakkı, 1951 yılında çıkarılan "Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu" ile düzenlenmiştir.

Bandrol (Denetim Pulu):

Kaset, Kitap, Cd, Vcd, Dvd, gibi süresiz yayınlarda telif ödemelerini ve eserlerin tescillerini kontrol altına almak için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen baskılı minik etikete verilen addır

Üzerinde bandrol olan ürünler o üründen devletçe belli bir vergi alındığını göstermektedir

Bu konuda dört önemli ilke yer almıştır. Bunlar:

1-Eser sahibinin haklarının korunması,

2-Eser sahibinin haklarıyla ilgili süre,

3-Kamunun eserden yararlanmasının sağlanması,

4-Eserle ilgili yasal ve toplumsal yaptırımdır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre; eser sahibinin haklarını koruma süresi yaşadığı süreden sonra 75 yıldır. Böylece eser sahibi öldükten sonra eserle ilgili hakları, yakınlarına miras olarak kalmaktadır.

 

KORSANA HAYIR

Türkiye'de eserlerin yasal olmayan yollardan çoğaltılmasının önüne geçebilmek için çeşitli yasalar çıkartılmıştır.

Telif ve patent haklan saklı olan ürünler yasal yollardan temin edilmelidir.

Günümüzde yasal yollar dışında çoğaltılan ve satılan kitap, CD, kaset, bilgisayar yazılımı gibi bandrolsüz ürünlere  korsan denilmektedir.

Korsan ürünlerinde bandrol olmaması yani bu ürünlerin vergisiz olması fiyatlarının çok ucuz olmasını sağlamaktadır. Bu olay korsana olan ilgiyi artırıcı etki yapmaktadır. Hangi nedenle olursa olsun korsan ürünlere rağbet etmemek gerekir. Korsan ürün almak, eser sahibinin haklarını çiğnemek ve emeğine saygı duymamak, aynı zamanda devlete ekonomik olarak zarar vermek anlamına gelmektedir.

 

HAYATTA EN HAKIKI MÜRŞIT ILIMDIR

Atatürk'ün Bilim ve Teknolojiye Verdiği Önem

Atatürk, ilerleme ve çağdaşlaşmayı her zaman temel prensip olarak kabul etmiştir. Bunu gerçekleştirebilmek için de yol gösterici olarak akıl ve bilimi esas almıştır. Atatürk, "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir,fendir.'' sözüyle bunun önemini belirtmiştir.

Atatürk'e göre; bilim, öncelikle özgün bir kültür ortaya çıkarmanın aracıdır. O, bilimi toplumun gelişimini engelleyen bozuklukların giderilmesinin ve mill bir kimlik oluşturulmasının etkin bir aracı olarak görür.

Atatürk, ülkemizin kalkınmasının bilim ve teknolojiden geçtiğini bilmekteydi. Bu amaçla yeni kurulan Türkiye'de araştırma enstitüleri oluşturulması gerektiğini düşünerek bu faaliyetlere hız kazandırdı.

Bunlardan bazıları; Ankara'da Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü (1921), Adana Bölge Pamuk Araştırma Enstitüsü (1924), Rize Çay Araştırma Enstitüsü (1924), Eskişehir Tarımsal Araştırma Enstitüsü (1926), Ankara Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü (1929)dür.

Atatürk'ün isteği üzerine 1935 yılında kurulan Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) ile tarım ve sanayi sayımı yapan Istatistik Umum Müdürlüğü Atatürk'ün bilim ve teknolojiye verdiği önemi ortaya koyan kurumlar arasındadır.

 

KAZANIMLAR

I.ÜNITE

1.Yakın çevresindeki bir örnekten yola çıkarak bir olayın çok boyutluluğunu fark eder.

2.Olgu ve görüşü ayırt eder.

3. Bilimsel araştırma basamaklarını kullanarak araştırma yapar.

4.Bir soruna getirilen çözümlerin hak, sorumluluk ve özgürlükler temelinde olması gerektiğini savunur.

5.Sosyal bilgilerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin etkin bir vatandaşı olarak gelişimine katkısını fark eder.

6.Atatürk'ün ülkemizde sosyal bilimlerin geliştirilmesi için yaptığı uygulamalara örnekler verir.

II.ÜNITE

1.Farklı ölçeklerde çizilmiş haritalardan yararlanarak ölçek değiştiğinde haritanın değişen özellikleri hakkında çıkarımlarda bulunur.

2.Konum ile ilgili kavramları kullanarak kıtaların, okyanusların ve ülkemizin coğrafi konumunu tanımlar.

3. Dünyanın farklı doğal ortamlarındaki insan yaşantılarından yola çıkarak, iklim özellikleri hakkında çıkarımlarda bulunur.

4. Haritalardan ve görsel materyallerden yararlanarak Türkiye'de görülen iklim türlerinin özellikleri hakkında çıkarımlarda bulunur.

5. Haritalardan ve görsel materyallerden yararlanarak Türkiye'deki iklim tiplerinin dağılışında, konumun ve yeryüzü şekillerinin rolünü açıklar.

6. Örnek incelemeler yoluyla tarih öncesindeki ilk yerleşmelerden günümüze, yerleşmeyi etkileyen faktörler hakkında çıkarımlarda bulunur

7. Anadolu ve Mezopotamya'da yaşamış ilk uygarlıkların yerleşme ve ekonomik faaliyetleri ile siyasal ve sosyal yapıları arasındaki etkileşimi fark eder.

III. ÜNITE

1.Destan, yazıt ve diğer belgelerden yararlanarak, Orta Asya ilk Türk devletlerinin siyasal, ekonomik ve kültürel özelliklerine ilişkin çıkarımlarda bulunur.

2. Orta Asya ilk Türk devletlerinin kültürel özellikleriyle yaşadıkları yerlerin coğraf özelliklerini ilişkilendirir

3. Günümüz Türk Silahlı Kuvvetleri'ni ilk Türk devletlerinin ordusu ile ilişkilendirerek, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin önemini ve görevlerini kavrar.

4. Ipek Yolu'nun toplumlar arası siyasal, kültürel ve ekonomik ilişkilerdeki rolünü fark eder.

5. Görsel ve yazılı materyallerden yararlanarak Islamiyet'in ortaya çıkışı ve yayılışını inceler.

Türklerin Islamiyet'i kabulleri ile birlikte siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda meydana gelen değişimleri fark eder.

6. Dönemin devlet adamları ve Türk büyüklerinin hayatından yararlanarak ilk Türk- Islam devletlerinin siyasal, sosyal ve kültürel özelliklerine ilişkin çıkarımlarda bulunur.

7.  Örnek incelemeler yoluyla kutlama ve törenlerimizdeki uygulamaların kültürümüzü oluşturan unsurlarla ilişkisini değişim ve süreklilik açısından değerlendirir.

8.Orta Asya ilk Türk devletleri ve Türk-Islam devletlerinin Türk kültür, sanat ve estetik anlayışına katkılarına kanıtlar gösterir.

9.Orta Asya ilk Türk devletleri ve Türk-Islam devletlerinin Türk kültür, sanat ve estetik anlayışına katkılarına kanıtlar gösterir.

 

IV. ÜNITE

1. Ülkemizin kaynaklarıyla ekonomik faaliyetlerini ilişkilendirerek bunların ülke ekonomisindeki yerini ve önemini değerlendirir.

2.Türkiye'nin coğraf özelliklerini dikkate alarak, yatırım ve pazarlama proje önerleri tasarlar

3.Vatandaşlık sorumluluğu ve ülke ekonomisine katkısı açısından vergi vermenin gereğini ve önemini savunur.

4. Doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesinin insan yaşamına etkilerini tartışır.

5. Nitelikli insan gücünün Türkiye ekonomisinin gelişmesindeki rolünü değerlendirir.

6.Ilgi duyduğu mesleklerin gerektirdiği eğitim, beceri ve kişilik özelliklerini araştırır.

V. ÜNITE

1. Görsel materyalleri ve verileri kullanarak dünyada nüfus ve ekonomik faaliyetlerin dağılışının nedenleri hakkında çıkarımlarda bulunur.

2. Ülkemizin diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkilerini, kaynaklar ve ihtiyaçlar açısından değerlendirir.

3.Türk Cumhuriyetleri, komşu ve diğer ülkelerle olan kültürel, sosyal, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizi Atatürk'ün milli dış politika anlayışı açısından değerlendirir.

4. Ülkemizin diğer ülkelerle doğal afetlerde ve çevre sorunlarında dayanışma ve işbirliği içinde olmasının önemini fark eder.

5.Uluslararası kültür, sanat, fuar ve spor etkinliklerinin toplumlar arası etkileşimdeki rolünü değerlendirir.

VI. ÜNITE

1. Demokrasinin temel ilkeleri açısından farklı yönetim biçimlerini karşılaştırır.

2.  Değişik dönem ve kültürlerde demokratik yönetim anlayışının tarihsel gelişimini tartışır.

3. Demokratik yönetimlerde yaşama hakkı, kişi dokunulmazlığı hakkı, din ve vicdan özgürlüğü ile düşünce özgürlüğüne sahip olunması gerektiğini savunur

4.Tarihsel belgelerden yola çıkarak insan haklarının gelişim sürecini analiz eder.

5.Türk tarihinde kadının konumu ile ilgili örnekleri, kadın haklarının gelişimi açısından yorumlar.

VII. ÜNITE

1.Sosyal bilimlerdeki çalışma ve bulgulardan hareketle sosyal bilimlerin toplum hayatına etkisine örnekler verir

2.Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin gelecekteki yaşam üzerine etkilerine ilişkin yaratıcı fikirler ileri sürer.

3.Tıp alanındaki buluş ve gelişmelerle insan hayatı ve toplumsal dayanışma arasındaki ilişkiyi fark eder.

4.Telif ve patent hakları saklı ürünlerin yasal yollardan temin edilmesinin gerekliliğini savunur.

5.Uygulama ve eserlerinden yola çıkarak Atatürk'ün akılcılığa ve bilime verdiği önemi fark eder.

Not:Nihat Ertem Teşekkürler

{fcomment}

 

Ayrıca Bakınız

 

Çizik Ölçek Yardımıyla Gerçek Uzaklığı Bulma

Fiziki Haritalarda Renklendirme Yöntemi

6. Sınıf Sosyal Bilgiler Ders Notları

Türklerin ilk yurdu ve Türk Göçleri Kavimler Göçü

Paraleller ve Meridyenler

6.Sınıf Sosyal Bilgiler Soruları

6. Sınıf Sosyal Bilgiler Performans Ödevleri

7.Sınıf Sosyal Bilgiler Konuları

Ülkeler Ansiklopedisi

Tarih Haritaları

Coğrafya Haritaları

Eğitici Flash Oyunlar

Atatürk ResimleriAtatürk Resimleri (105)

Türk BayraklarıTürk Bayrakları (35)


Yorumlar   

0 #2 canan erkan 18-09-2014 19:57
offfffnasıl bunlar :lol: :D
Alıntı
-2 #1 Seda Polat 12-01-2014 16:36
cook quzeL..Ama Sımdı kım sabırla okuyacak Allah Yazann razı olsun :) yınede emeqe sayqı....(Haklı yım) :) Ablanızz ya .. :lol:asd.d.dds. adsas. :D
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
   

Üye Girişi  

   
   
   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek bir bölümünden alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

Copyright © 2009 aygunhoca.com

 

© aygunhoca.com