Türkiyenin Beşeri Coğrafyası ve Nüfus 2. Bölüm

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Kpss Coğrafya

Konunun Ilk Bölümünü Görmek için Tıklayınız

Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri

Akdeniz Bölgesi

Türkiyenin akdeniz sahillerini ve güneyini kapsayan bölgedir. Bölge sınırı ile il sınırları birbiri ile çakışmaz

Akdeniz Bölgesi, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Anadolu'nun güneyinde Akdeniz kıyısı boyunca uzanır. Genişliği 120-180 km arasında değişir. Batı ve kuzey batısında Ege Bölgesi, kuzeyinde Iç Anadolu Bölgesi, doğusunda Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyinde ise Akdeniz bulunur. Güneydoğudan Suriye ile komşudur. Türkiye'nin başka bölgelerinde olduğu gibi Akdeniz Bölgesi'nde de bölge sınırları ile yönetim birimleri olan illerin sınırları tümüyle çakışmaz.

Coğrafya
Coğrafi konum
Adını güneyindeki denizden alan Akdeniz Bölgesi, kuzey batıda Ege Bölgesi, kuzeyde Iç Anadolu Bölgesi, kuzeydoğuda Doğu Anadolu Bölgesi ve doğuda Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile komşudur.

Kıyı uzunluğu doğuda Suriye sınırından batıda Marmaris'e kadar 1542 Km'dir.

Akdeniz Bölgesinin yüz ölçümü 89.493 Km2 dolayındadır; Türkiye toplam alanının yaklaşık %14'ünü kaplar. Yüz ölçümü bakımından Türkiye'nin dördüncü büyük bölgesidir ve nüfusunun en çok değil ama fazla olduğu bir coğrafi bölgedir doğal bitki örtüsü makidir
Arazi Yapısı

Akdeniz bölgesinin dağlık ve oldukça engebeli bir yapısı vardır. Bölgenin yeryüzü şekillerinin ana çizgilerini Toroslar belirler. Antalya Körfezi'nin iki yanında yer alan Batı Toroslar, Kuzeyde Göller Yöresinde birbirine yaklaşıp sıkışır. Teke Yarımadası'nın batısında beliren Batı Toroslar, Taşeli Platosu'na kadar uzanır.

Genellikle kalker ve ofiyolitli kayalarından oluşan bu dağlar kırıklı ve kıvrımlı bir yapı gösterir. Batı Torosların en yüksek noktası Bey Dağlarındaki 3096 m'lik Kızlar Sivrisi Tepesidir. Göller Yöresi'nin kalker oluşumu, sarp dağlarının ortalama yüksekliği 2000-2005 m arasındadır. Yüksek kütleler arasında Avlan, Gördes, Söğüt gibi karstik kökenli çanak biçimli çukur alanlar vardır.

Bu kesim aynı zamanda düden, obruk, mağara, yer altı dereleri, suyutan ve voklüz kaynakları gibi karstik şekiller bakımından da zengindir.

Türkiye'nin, Beyşehir ve Eğridir gibi büyük tatlı su gölleri buradadır. Batı Toroslar, dik eğimli yamaçlarından inen bol sulu akarsular tarafından parçalanmış ve genellikle boylamasına uzanan derin vadiler ortaya çıkmıştır. siz yokken biz vardık anlaşmalarıyla dünyada bir büyük ve tek olduk bilinizmi.

Orta Toroslar, güney batıdaki Taşeli platosu ile kuzey doğudaki Uzun Yayla arasında uzanır. Bu kesimdeki başlıca yüksek kütleler batıdan doğuya doğru Bolkar Dağları, Aydos Dağları, Ala Dağlar, Tahtalı Dağları ve Binboğa Dağlarıdır. Orta Torosların en yüksek noktası Ala Dağlar'da 3756 m'ye yetişen Demirkazık Tepesidir. Orta Toroslar Uzun Yayla'da 1500m yüksekliğindeki bir platoya dönüşür. Orta Toroslar kuzey-güney doğrultusunda akan bol sulu akarsular tarafından parçalanmıştır. Göksu, 130 km uzunluğundaki Limonlu Çayı, Tarsus çayı bunların başlıcalarıdır. Bu akarsular kalker oluşumlu dağlar arasında, derinliği 1000m'yi bulan vadiler açar ve yörenin yüzey şekillerinin sert bir görünüm almasına neden olur.

Amanos Dağları (Nur Dağları), Toroslar dağ sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturur ve Iskenderun Körfezinin doğusunda dik bir duvar gibi yükselir.

Lübnan topraklarından doğarak kuzeye doğru akan ve Antakya yakınlarında dik bir açıyla batıya dönen Asi Irmağı, Amik Ovasının Güneybatı ucunda, geniş tabanlı bir vadiden geçer ve Samandağı yakınlarında Akdeniz'e dökülür.

Çukurova, doğuda Amanos Dağları, batıda ise Orta Toroslarla sınırlanır. Bu geniş düzlük batıda Seyhan doğuda Ceyhan ırmaklarının taşıdığı alüvyonlarla oluşmuş büyük bir delta ovasıdır. Çukurova'nın kuzey kesimleri bu iki ırmağın kolları ile yeryer parçalanmış bir plato görünümündedir; buna karşılık güneyde tekdüze bir hal alır. Bölgedeki en önemli akarsular doğudan batıya doğru sırasıyla Asi, Ceyhan ve Seyhan ırmakları ile Göksu, Köprü Suyu, Aksu, Eşem ve Dalaman çaylarıdır.

Başlıca doğal göller Beyşehir, Eğirdir, Burdur ve Suğla gölleridir. Kıyılarda ise irili ufaklı birçok lagün vardır. En önemli yapay göller ise Seyhan ve Aslantaş baraj gölleridir.

Akdeniz kıyıları genellikle, az girintili çıkıntılı olması ve geniş yaylar çizmesi bakımından Karadeniz kıyılarına benzer; kıyı sahanlıklarına da pek rastlanmaz. Bölgenin en batı kesiminde ise dağlar kıyıya dik uzandığı için, burada Ege kıyılarına benzeyen daha girintili çıkıntılı bir kıyı tipi vardır. Bu kıyıların, yakın zamanlardaki bir deniz düzeyi yükselmesi sonucu oluştuğu sanılmaktadır. Engebeli kıyının içine sokulmuş küçük koylar, adalar ve yarımadalar bu yükselme nedeniyle ortaya çıkmıştır.
Iklim

Akdeniz ve Ege bölgesi kıyıları ile Marmara Denizi çevresinde görülür . Bu iklimde yazlar sıcak ve kurak geçmektedir Kışlar ise ılık ve yağışlıdır yaz ve kış mevsimindeki yağış miktarı arasında büyük fark bulunur. Iç kesimlere doğru karasal iklim görülür .
Bitki örtüsü

Dağların denize bakan yamaçlarında makilikler ve yer yer yüksek ormanlar kaplı ve arkalarında çukur alanlar ise karasal etkilerin arttığı bir iklim tipine rastlanır. Yine de Akdeniz'in etkisi nedeniyle bu kesimlerdeki iklim, Iç Anadolu'daki kadar şiddetli karasal özellikler taşımaz. En sıcak ay ortalaması kıyılardaki 27-28 °C, iç kısımlar 23-25 °C dir; en soğuk ay ortalaması ise kıyıda 10 °C dolayında iken iç kısımlarda 1,5-2 °C kadar iner. Benzer biçimde, yıllık ortalama sıcaklık kıyılarda 18-20 °C, iç kısımlarda ise 12-14 °C kadardır. Yine Türkiyenin ortalama sıcaklıgı en yüksek noktası da buradadır Mersin kent merkezinin ortama sıcakklığı yıllık 22 °C dir. Bu sayede turizm gelişmiştir. Turizm bölgenin önemli geçim kaynaklarındandır. Aynı zamanda iklim şartları nedeniyli bitki örtüsü makidir ve aynı zamanda yazları sıcak ve kurak kışları ise ılık ve yağışlı geçer. Yinede bu bölgede ortalama derece yazları 18°-30° derece kışları ise ortalama 8°-10° derece arasında yer alır. Bitki örtümüz maki, defne, keçiboynuzu, zeytin gibi bodur vede kısa ağaçlardan oluşur. Ancak bu ağaçlar orman ağaçlarına nisbeten sıcağa ve soğuğa daha dayanıklıdır.
Iller

Akdeniz Bölgesi sınırları içerisindeki iller şunlardır:

* Adana
* Antalya
* Burdur
* Hatay
* Isparta
* Mersin
* Osmaniye
* Kahramanmaraş (Afşin ve Elbistan ilçeleri hariç)
* Konya'nın Bozkır, Halkapınar, Yalıhüyük, Ahırlı, Seydişehir ve Derebucak ilçeleri
* Karaman'ın merkez ilçe ve Ayrancı ilçelerinin bazı bölümleri
* Afyon Karahisar'ın Başmakçı, Dinar ve Dazkırı ilçeleri
* Muğla'nın Marmaris-Aksaz, Köyceğiz, Ortaca ,Dalaman ve Fethiye ilçesi
* Denizli'nin Acıpayam, Çameli, Bozkurt, Beyağaç ilçeleri
* Gaziantep'in Islahiye, Nurdağı ilçeleri
* Kilis

Nüfus ve Yerleşme
2007 nüfus sayımı sonuçlarına göre Akdeniz Bölgesi'nin nüfusu yaklaşık olarak 8,9 milyondur. Akdeniz Bölgesi kıyı bölgelerimize göre daha az nüfusludur. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu yerler Teke ve Taşeli Platosu ile dağlık alanlardır. Akdeniz Bölgesi sulak ve kurak olmayan bir bölge olduğundan nüfus dağınıktır.

Turizm

Bölgenin kıyı kesimindeki elverişli iklim koşulları, doğal güzellikler ve tarihi zenginlikler turizmin gelişmesini sağlamıştır. Özellikle Antalya Bölümü'nde turizm gelişmiştir. Antalya, Alanya, Side, Kaş, Kalkan bu bölümde deniz turizminin geliştiği merkezlerdir. Akdeniz medeniyetini simgeleyen Olimpus, Patara gibi tarihi şehir kalıntıları önemli turistik çekiciliklerdir. Bölgede geniş alan kaplayan karstik şekiller, özellikle Damlataş ve Insuyu mağaraları ile Cennet – Cehennem obrukları doğa harikasıdır. Pek çok milli park ile uluslararası yarışma ve festivallere duyulan aşırı ilgi bölge turizminin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
EGE BÖLGESi

1. Konumu ve Sınırları
Türkiye'nin batısını oluşturan bölge, ismini Ege Denizi'nden almıştır. Bölgenin şekli, batıdan doğuya doğru daralan bir üçgeni andırır. Güneyde Köyceğiz Gölü'nün batısı ile Sultan Dağları arasından geçen sınır, bölgeyi Akdeniz Bölgesi'nden ayırır. Kuzeyde Kazdağı'nın kuzeyi ile Uludağ'a, doğuda ise Emirdağ'a kadar uzanır. Türkiye yüzölçümünün % 10'una sahiptir. Yüzölçüm bakımından bölgeler arasında beşinci sırada bulunur.
Ege Bölgesi, Kıyı Ege ve içbatı Anadolu adı verilen iki coğrafi bölüme ayrılır.
2. Yeryüzü şekilleri
Bölgenin kıyı şeridinde doğu - batı istikametinde denize dik uzanan orta yükseklikteki dağlar yer alır. Dağlar arasına sokulan Ege Denizi, kıyılarda birçok koy ve körfezin oluşumuna neden olmuştur.
Ege Denizi'ne dik uzanan dağlar arasındaki grabenler üzerinde bulunan akarsular batıya doğru akar. Akarsuların taşıdığı alüvyonlarla üzerleri kapanan grabenlerde Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes ovaları oluşmuştur.
Bölgenin en önemli akarsuları Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes'tir. Bu akarsuların yatak eğimleri az olduğundan kıvrımlar yaparak akarlar. Bölgede Marmara ve Çamiçi (Bafa) gölleri bulunmaktadır.
3. iklim
Ege Bölgesi'nde Akdeniz iklim özellikleri etkilidir. Ancak, iç kesimlere gidildikçe karasal iklim özellikleri etkisini gösterir. Akdeniz iklim koşulları dağlar arasındaki ovaları takip ederek, 100 - 150 km içerilere kadar etkili olur.
Yükseltinin artmasından dolayı kıyıdan iç kesimlere doğru gidildikçe sıcaklık düşer. Kış mevsimi, kıyılarda ılık geçerken, iç kesimlerde karasallığın etkisi ile daha sert ve kar yağışlı geçer. Yaz mevsimi bölgenin tamamında sıcak ve kuraktır. Yıllık yağışın en fazlası, kıyı şeridinde ve iç kesimlerin önemli bir bölümünde kışın düşer.
4. Bitki Örtüsü
Kıyı şeridinin hakim bitki örtüsü makidir. Yüksek kesimlerde ise, maki yerini geniş ve iğne yapraklı ormanlara bırakır. Bölgenin iç kesimlerinin karakteristik bitki örtüsü bozkırdır. Bölge, Türkiye ormanlarının % 17'sini kaplayarak bölgeler arasında 3. sırada yer alır.
5. Toprak
Ege Bölgesi'nin kıyı şeridindeki ovalarda alüvyal topraklar, kireçtaşlarının bulunduğu yerlerde ise kırmızı topraklar yaygındır. Çevrelerindeki dağ sıralarında kireçli kahverengi rendzina toprakları bulunur. iç kısımlarda kireçli kahverengi orman toprakları yer alır.
Plâtolar üzerinde ise, kestane renkli topraklar görülürken, çevresine göre alçakta kalan yerlerde killi - kireçli topraklar bulunmaktadır.
6. Nüfus ve Yerleşme
Bölge, 1997 nüfus sayımına göre, 8,3 milyon nüfusa sahiptir. Nüfus yoğunluğu km2 ye 89 kişidir. Bölgenin nüfus yoğunluğu sürekli artmaktadır. Bu artmada, bölgenin sürekli göç alması etkili olur. şehirlerde yaşayan nüfus miktarı kırsal kesimde yaşayan nüfustan fazladır. içbatı Anadolu Eşiği ile Menteşe Yöresi bölgede nüfus yoğunluğunun en az olduğu yerlerdir. Ancak yaz mevsiminde turizme bağlı olarak kıyı kesiminde nüfus yoğunluğu artar.
7. Ekonomik Özellikler
Bölgede tarım oldukça gelişmiştir. Bölgedeki tarım alanlarında teknik imkânların kullanımı yaygındır. Kıyı şeridinde zeytin, pamuk, turunçgiller, incir, tütün gibi ürünler ile çeşitli sebzeler yetiştirilir. iç kesimlerde ise şekerpancarı ve tahıl tarımı yaygındır. Menteşe Yöresi'nde arıcılık yoğunlaşmıştır.
Bölge yeraltı kaynakları yönünden zengindir. Türkiye linyit çıkarımında ilk sıradadır. Demir, krom, altın, civa, tuz, zımpara taşı ve jeotermal enerji bölgenin diğer önemli yeraltı zenginlikleridir.
Marmara'dan sonra, sanayinin en çok geliştiği bölgedir. Bunun sebebi, bölgede ulaşım, sermaye, hammadde ve işgücü gibi imkanların fazla olmasıdır. Dokuma, tekstil, petro-kimya, makine ve gıda endüstrisi bölgede gelişen en önemli sanayi kollarıdır.
Ege, iç ve dış ticaretin en fazla geliştiği bölgelerimizden birisidir. Her yıl düzenlenen Uluslararası izmir Fuarı ülkemiz dış ticareti açısından önemli bir yere sahiptir.
Yerli ve yabancı turistlerin en fazla tercih ettiği bölgelerimizin başında Ege Bölgesi gelir. Bunun nedeni turizm kaynaklarının hemen hepsinin bölgede mevcut olmasıdır.

KARADENIZ BÖLGESI
1. Konumu ve Sınırları
Bölge, Türkiye'nin kuzeyindedir. Ismini kuzeyindeki Karadeniz'den alır. Bölge, doğuda Gürcistan sınırından başlayarak, batıda Sakarya Ovası ile Bilecik'in doğusunda kadar uzanır.
Türkiye yüzölçümünün % 18'ine sahip olan bölge, bu oranla yüzölçüm bakımından üçüncüdür. Doğu - batı istikametinde en uzun olan bölgemizdir. Bölge, batıdan doğuya doğru yaklaşık 1400 km lik uzunluğa, kuzey - güney istikametinde ise 100 - 200 km arasında değişen genişliğe sahiptir.
Bölge, Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz olmak üzere üç coğrafi bölümden meydana gelir.
2. Yeryüzü Şekilleri
Bölgede, çeşitli jeolojik zamanlara ait araziler bulunmakla birlikte, daha çok III. jeolojik zamanda oluşmuş araziler yer alır. Dağlar kıyıya paralel uzanır. Bu dağlara Karadeniz Dağları ya da Kuzey Anadolu Dağları adı verilir. Kuzey Anadolu Dağları kıyı ve iç sıra dağları olarak ikiye ayrılır. Bu iki sıradağ kuşağını Kuzey Anadolu Fay Hattı birbirinden ayırır.
Dağlar, Batı Karadeniz Bölümü'nde yaklaşık 2000 m. yükseltiye sahiptir. Orta Karadeniz Bölümü'nde yükselti azalarak 1000 m.ye iner. Doğu Karadeniz Bölümü'nde ise yükselti artarak yaklaşık 4000 m.ye çıkar.
Bölgede, ovalar çok az yer kaplar ve genellikle Orta Karadeniz Bölümü'nde toplanmıştır. Çarşamba ve Bafra ovaları bölgenin en büyük ovalarıdır.
Bölgenin en önemli akarsuları Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Çoruh, Bartın ve Yenice (Filyos) dir. Yerşekillerinin özelliği nedeni ile, göllerin yüzölçümü küçüktür. Sera, Tortum, Uzungöl, Yedigöller ve Abant bölgenin başlıca gölleridir. Doğu Karadeniz Bölümü'nün yüksek dağ zirvelerinde ise buzul (sirk) gölleri bulunur.
Yerşekillerinin özelliği nedeni ile ulaşım kıyı şeridinde yoğunlaşır. Iç kesimlerle olan bağlantı Kalkanlı (Zigana) ve Kop gibi önemli geçitlerle sağlanır. Ayrıca, bölgedeki dağlar denize paralel uzandığı için, kıyılarda boyuna kıyı tipi görülür.
3. Iklim
Bölgenin kıyı şeridinde Karadeniz iklimi etkilidir. Her mevsim yağış almasından dolayı, bulutlu gün sayısı ile yıllık yağış miktarı fazladır.
Doğu Karadeniz kıyı şeridinde yıllık yağış miktarı oldukça fazladır. (Giresun 1268 mm, Rize 2400 mm.)
Bunun yanında, Doğu Karadeniz kıyılarında yer almasına rağmen Trabzon'da yağış miktarı daha azdır. (833 mm)
Orta Karadeniz kıyı şeridinde yıllık yağış miktarı 600 - 1200 mm. arasındadır. (Samsun 650 mm, Ordu 1146 mm) Batı Karadeniz kıyı şeridinde ise, yağış 1000 mm. nin üzerindedir. (Zonguldak 1220 mm, Bartın 1196 mm)
Kıyıdan itibaren duvar gibi yükselen dağlar, Karadeniz üzerinden gelen nemli hava kütlelerinin dağların denize bakan yamaçlarında yağış bırakmalarına, iç kısımlara da kuru olarak geçmelerine neden olur. Buna bağlı olarak, yağış miktarı güneye gidildikçe azalır ve Karadeniz iklimi yerini karasal iklime bırakır. Bölgelerin iç kesimlerinde günlük ve yıllık sıcaklık farkları kıyıya nazaran daha fazladır.
Bölgede her mevsim etkili, soğuk karakterli poyraz kuzeydoğudan, karayel ise kuzeybatıdan yer yer şiddetli olarak eser. Şiddetli estikleri dönemlerde deniz ulaşımını ve balıkçılığı olumsuz yönde etkilerler.
4. Bitki Örtüsü
Bitki örtüsü, iklim tiplerinin özelliklerini en iyi şekilde yansıtır. Bundan dolayı, iki iklim tipinin etkili olduğu bölgede, iki karakteristik bitki örtüsü vardır. Karadeniz iklim özelliklerinin etkili olduğu kıyı şeridinde ormanlar yaygınken, karasal iklim özelliklerinin etkili olduğu iç kesimlerde seyrek ağaçlı ot toplulukları görülür.
Türkiye'de % 25 ile orman oranının en fazla olduğu bölge Karadeniz'dir. Bölgede nemliliğin fazla olması, ormanların yetişmesini kolaylaştırdığı gibi, orman yangınlarının da çok az olmasını sağlar.
5. Toprak
Bölgede, iklime bağlı olarak asit tepkime (reaksiyon) gösteren, koyu renkli, humus bakımından zengin yıkanmış çeşitli topraklar bulunur. Kuzey Anadolu Dağları'nın fazla yağış alan kuzey yamaçlarında boz ve esmer renkte kireçsiz orman toprakları yaygındır. Toprak yüzeyinde kimyasal reaksiyonun fazla olması, toprak katmanlarının kalınlaşmasını kolaylaştırır. Aynı dağların güneye bakan yamaçlarında yağışın azalması ve güneş radyasyonunun artmasıyla kireçli kahverengi orman toprakları bulunur. Batı Karadeniz Bölümü'nde de podzol topraklarına rastlanır.
6. Nüfus ve Yerleşme
Karadeniz Bölgesi, 1997 nüfus sayımına göre, 8,2 milyon nüfusa sahiptir. Bu miktar, bölge yüzölçümü ile oranlandığında km2 ye 58 kişi düşer. Bölgenin nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır.
1975 nüfus sayımına göre, Karadeniz Bölgesi'nin nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerindeydi. Şimdi ise Türkiye ortalamasının altına düşmesinin nedeni, son yirmi yıldır, bölgeden diğer bölgelere özellikle Marmara Bölgesi'ne olan göçlerdir. Göçün en önemli nedeni, bölgedeki ekonomik faaliyetlerin sınırlı oluşudur.
Bölgede nüfus dağılışı da düzenli değildir. Bölüm ve yöreler arasında önemli farklar vardır.
Bunun en önemli nedeni, bölgedeki yeryüzü şekillerinin engebeli ve yüksek olmasıdır. Nüfus daha çok, Karadeniz kıyı şeridinde ve iç kesimlerdeki ovalarda toplanmıştır.
7. Ekonomik Özellikler
Tarım, kıyı kesimindeki sınırlı alanlar ile iç kesimlerdeki ovalarda yapılır. Bölgede dağların geniş yer kaplaması ve arazinin engebeli olması makineli tarımı güçleştirir. Daha çok insan ve hayvan gücüne dayalı emek yoğun tarım yaygındır. Bölgenin kıyı şeridinde çay, fındık, sebze, meyve ve mısır tarımı yapılırken, iç kesimlerde şekerpancarı, tütün ve tahıl tarımı yaygındır. Akarsu boylarının bazı kesimlerinde ise çeltik tarımı yapılır.
Türkiye çay üretiminin tamamı, fındık üretiminin de % 80'den fazlası Karadeniz Bölgesi'ne aittir. Karadeniz Bölgesi, nadasa ayrılan toprak oranının en az olduğu bölgedir. Bölgede, tarım alanlarının sınırlı oluşu ve sanayinin az gelişmesi gibi nedenlerle kıyı şeridindeki bölge halkı balıkçılığa yönelmiştir. Bölgenin iç kesimlerinde ise, balıkçılığın yerini küçük ve büyükbaş hayvancılık alır. Arıcılık ve kümes hayvancılığı da gelişmiştir.
Maden kaynakları açısından fazla zengin değildir. En önemli yeraltı zenginliği taşkömürü ve bakırdır. Türkiye'deki taşkömürü üretiminin tamamı, bakırın ise % 50 den fazlası bu bölgeye aittir. Endüstri istenilen düzeyde gelişmemiştir.
Zonguldak, Karabük ve Samsun bölgede en çok sanayileşmiş illerdir. Demir - çelik, bakır, çimento, tuğla, kiremit, kereste, konserve, kâğıt, sigara, tütün, şekerpancarı, çay ve fındık işleyen fabrikalar bölgedeki sanayi kuruluşlarıdır. Sarp sınır kapısı bölge ticaretini canlandırmıştır. Bölge, birçok doğal güzelliklere ve tarihi eserlere sahip olmasına rağmen turizm gelişmemiştir.

MARMARA BÖLGESi
1. Konumu ve Sınırları
Türkiye'nin kuzeybatısını oluşturur. ismini Marmara Denizi'nden almıştır. Avrupa kıtasındaki topraklarımızın tamamı bölge sınırları içindedir. Bölge doğuda Adapazarı ovası ile Bilecik'in doğusuna kadar uzanır. Bölgenin güney sınırı Kazdağı'ndan başlayarak Balıkesir ovasını içine alır ve Uludağ'ın güneyinden geçer. Çanakkale açıklarındaki Gökçeada ve Bozcaada bölgede bulunur. Bölge ülkemiz yüzölçümünün %8,5'ine sahiptir. Yüzölçümün büyüklüğü bakımından bölgeler arasında altıncı sıradadır.
Bölgenin bölümleri Çatalca - Kocaeli, Ergene, Yıldız Dağları ve Güney Marmara'dır.
2. Yeryüzü şekilleri
Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan bölgesidir. En önemli yükseltilerini kuzeyde Yıldız Dağları, güneyde Samanlı Dağları ile Uludağ oluşturur. Uludağ 2543 m. ile bölgenin en yüksek yeridir.
Bölgede alçak, tepelik alanlar ile dalgalı düzlükler geniş yer kaplar. En önemli ovaları, Ergene, Adapazarı, Bursa, Karacabey, inegöl, Pamukova, Gönen ve Balıkesir ovalarıdır.
Meriç, Ergene, Sakarya ve Susurluk bölgenin en büyük akarsularıdır. Bölgenin ortalama yükseltisi az olduğu için akarsuların enerji potansiyelleri düşüktür.
Manyas, Ulubat, iznik, Sapanca, Büyük ve Küçük Çekmece ile Durusu (Terkos) bölgede yer alan göllerdir. Kuzey Anadolu fay hattının bir kısmı bu bölgeden geçer.
3. iklim
Marmara Bölgesi'nde Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklim özelliklerinin hepsi görülür. Bölge yılda ortalama 500 - 700 mm. arasında yağış alır. Örneğin, istanbul 677 mm, Bursa 696 mm, Edirne 586 mm. yağış almaktadır.
Bölgedeki yıllık ortalama sıcaklık 13 - 15 °C'dir. istanbul'da, en sıcak ay ortalaması 23,2 °C iken, en soğuk ay ortalaması 5,6 °C dir. Güney Marmara Bölümü'nün dağlık iç kısımlarında ve Ergene Havzası'nda karasal iklim koşulları etkili iken, Karadeniz kıyı şeridinde Karadeniz iklimi görülür. Marmara ve Ege Denizi çevresindeki 300 - 400 m. yüksekliğe kadar olan alanlarda ise Akdeniz geçiş iklimi etkilidir.
4. Bitki Örtüsü
Bölge, bitki örtüsü çeşitliliği açısından zengindir. Bu durum, bölgedeki iklim çeşitliliğinin fazla olmasından kaynaklanır. Ergene Havzası'nın karakteristik bitki örtüsü, ormanların tahrip edilmesi ile oluşmuş antropojen bozkırdır. Yıldız Dağları'nın Karadeniz'e bakan yamaçları ile Koru ve Işık dağlarında ormanlar yer alır. Marmara ve Ege Denizi çevresinde, Akdeniz ikliminin etkisi ile 300 - 400 m. yüksekliğe kadar maki toplulukları bulunur. Güney Marmara'nın yüksek kesimlerinde ise, iğne yapraklı ormanlar yer alır. Bölge, Türkiye ormanlarının % 13'ünü kaplayarak bölgeler arasında dördüncü sırada bulunur.
5. Toprak
Trakya'nın kuzeyinde, Kocaeli Yarımadası'nda, Güney Marmara'nın doğusu ve güneyinde, asitli, koyu renkli ve organik madde bakımından zengin topraklar bulunur. Ergene çayı havzası ile Güney Marmara Bölümü'ndeki ovalarda vertisol topraklar, Trakya'nın batısı Gelibolu ve Biga Yarımadası çevresinde ise rendzina adı verilen kireçli topraklar yer alır.
6. Nüfus ve Yerleşme
Nüfus ve nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgedir. Türkiye'nin toplam nüfusununun yaklaşık % 20 sinden fazlası bu bölgede yaşar. 1997 nüfus sayımına göre bölge nüfusu 15,9 milyon, nüfus yoğunluğu km2 ye 236 kişidir.
Bölgede şehir nüfusu fazla iken, kır nüfusu oldukça azdır. Diğer bölgelerden göç aldığından nüfusu sürekli olarak artmaktadır.
7. Ekonomik Özellikler
Marmara Bölgesi, bölge yüzölçümüne göre tarım alanları oranının en fazla olduğu bölgemizdir. Bölge, Türkiye ayçiçeği ve pirinç üretiminde birincidir. Zeytin, tütün, şekerpancarı, üzüm, mısır ve buğday tarımı yapılan diğer ürünlerdir.
Marmara, ahır ve kümes hayvancılığının en fazla geliştiği bölgemizdir. Bu durum, bölgede başta tüketici nüfusun fazlalığı ve pazarlama sorununun çözülmüş olması ile ilgilidir. Yine Marmara, Türkiye'de ipekböcekçiliğinin en fazla yapıldığı bölgedir.
Bölge, bor mineralleri çıkarımında Türkiye'de birincidir. Mermer, linyit, barit, volfram ve doğal gaz bölgede çıkarılan diğer yeraltı zenginlikleridir. Endüstrinin en çok geliştiği bölgedir. Türkiye'deki endüstri kuruluşlarının % 75'i bu bölgededir. Makine, kimya, ilaç, dokuma, tekstil ve gıda gibi hemen her tür endüstri kuruluşunu Marmara Bölgesi'nde görmek mümkündür.
Marmara, Türkiye'de iç ve dış ticaretin en fazla geliştiği bölgedir. Bölge ticaretinin gelişmesinde, tarım ve endüstrinin çok gelişmiş olması ile ulaşım ağının çok sık ve kolay olmasının da rolü vardır. Marmara Bölgesi, turizm potansiyellerinin hemen hepsine sahiptir. Dolayısı ile turizm gelirlerinin en çok olduğu bölgemizdir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi
1. Konumu ve Sınırları
Bölge, Türkiye'nin güneydoğu kesimini oluşturur. Bu bölge, kuzeyde Güneydoğu Toroslar'ın güney etekleri ile güneyde Suriye ve Irak sınırları arasında bulunur. Batıda K. Maraş'ın doğusu ile Gazi Antep Plâtosu'nun batısından geçen sınır, bölgeyi Akdeniz Bölgesi'nden ayırır. Türkiye yüzölçümünün % 7,5'ini kaplayarak, bölgeler arasında en küçük olan bölgemizdir.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Dicle ve Orta Fırat bölümlerinden oluşur.
2. Yeryüzü Şekilleri
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, genel olarak plâto ve ovalardan oluşur. Bölgenin batısında ş. Urfa, G. Antep ve Adıyaman plâtoları yer alır. Doğudaki plâtolar daha engebelidir. Kuzeydoğuda Diyarbakır Havzası, güneyde Mardin Eşiği bulunur.
Bölgede yer alan başlıca akarsular Fırat ve Dicle ile kollarıdır. Birecik, Suruç, Altınbaşak (Harran) ve Ceylanpınar bölgedeki ovalardır.
3. Iklim
Bölgenin batısında, Fırat nehrine kadar olan sahalarda Akdeniz iklim koşulları etkilidir. Bölgede, batıdan doğuya doğru yükseltinin ve denize olan uzaklığın artmasına bağlı olarak bozulmuş karasal iklim şartları etkisini göstermeye başlar. Yaz mevsiminde Türkiye'nin en sıcak ve kurak olan bölgesidir. Temmuz sıcaklık ortalaması 30°C yi geçer. Buharlaşma şiddeti yüksektir. Bölgenin yıllık yağış miktarı ise 500 - 600 mm. civarındadır.
4. Bitki Örtüsü
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin hakim bitki örtüsü bozkırdır. Yağış alan yüksek kesimlerde ise kümeler halinde ormanlar görülür. Güneydoğu Toroslar'ın 700 m. den daha yüksek kesimlerinde meşe, Siirt dolaylarında ise kızılçam ormanları bulunur. Bölgedeki orman oranı % 3'tür. Orman oranı en az olan bölgemizdir.
5. Toprak
Bu bölgede kızıl renkli kireçli topraklar bulunur. Güneydoğu Toroslar'ın güney yamaçlarında kireçli orman toprakları vardır. Kilis çevresinde ise, kırmızımsı Akdeniz toprakları yaygındır.
6. Nüfus ve Yerleşme
1997 nüfus sayımına göre, bölgede 5,7 milyon kişi yaşar. Nüfus yoğunluğu ise km2 ye 96 kişidir. Bu miktar, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bölgenin yüz-ölçümü küçük olduğu için nüfus yoğunluğu fazladır.
Önceleri bölgede kırsal nüfus fazla iken, son yıllarda kırsal kesimden şehirlere olan göçler kent nüfusunu arttırmıştır.
7. Ekonomik Özellikler
Tarım ve hayvancılığın bölge ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Sulama imkânlarının sınırlı olduğu sahalarda, buğday, arpa, kırmızı mercimek, tütün ve üzüm tarımı yapılırken, sulamanın yeterli olduğu yerlerde pamuk yetiştirilir. Bölgede tarım istenilen verim düzeyine ulaşmamışıtır. Tarımı sınırlandıran en önemli sorun, kuraklık ve sulama imkânlarının yetersizliğidir. Hızla tamamlanmaya çalışan Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ile bu olumsuz durum önemli ölçüde ortadan kalkacaktır. Proje tamamen bittiğinde, pamuk, sebze, mısır, soya fasulyesi ve pirinç gibi ürünlerin ekim alanı genişleyecektir.
Bölgede küçükbaş hayvancılık yaygındır. Özellikle Toroslar'ın güney eteklerinde yoğun olarak koyun ve kıl keçisi beslenir.
Türkiye'de çıkarılan petrolün büyük bir bölümü bu bölgeye aittir. Bu üretim, Türkiye petrol tüketiminin yaklaşık % 15'ini karşılar. Fosfat, linyit ve doğal gaz diğer yeraltı zenginlikleridir.
Bölgede endüstri çok fazla gelişmemiştir. Bölgenin en önemli endüstri kuruluşu Batman'da yer alan petrol rafinerisidir. Bölgede sınır ticareti yaygındır. Sınır ticareti bölge ekonomisini olumlu yönde etkiler. Bölgede turizm yeterince gelişmemiştir.
DOÄžU ANADOLU BÖLGESI
1. Konumu ve Sınırları
Türkiye'nin doğusunu oluşturan bölge, doğudan batıya doğru daralarak adeta bir üçgeni andırır. Bölgenin kuzeybatısında, Gürcistan ve Ermenistan, doğusunda Nahcivan ve iran, güneyinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Kuzeyinde Karadeniz Bölgesi yer alır. Bölge batıda, Tahtalı Dağları'ndan başlayıp, kuzeyde Kızıldağ'a ulaşan bir sınır ile iç Anadolu Bölgesi'nden ayrılır. Yüzölçümü en büyük bölgemizdir. Bölge, ülkemiz yüzölçümünün % 21 ine sahiptir.
Doğu Anadolu Bölgesi, Yukarı Fırat, Erzurum - Kars, Hakkâri ve Yukarı Murat - Van bölümlerinden meydana gelir.
2. Yeryüzü şekilleri
Doğu Anadolu Bölgesi, 2000 - 2200 m. ortalama yükseltisi ile en yüksek olan bölgemizdir. Bölgenin yeryüzü şekillerini sıradağlar, geniş plâtolar ve plâtolar arasındaki ovalar oluşturur.
Bölgedeki dağlar, doğu - batı doğrultusunda üç sıra halinde uzanırlar. Bölgenin kuzeyini oluşturan Çimen, Kop ve Yalnızçam dağlarının güneyinde Divriği, Erzincan, Erzurum, Horasan, Kağızman ve Iğdır çöküntü hendekleri yer alır. Bu çöküntü hendeklerinin güneyinde ise, orta sıra dağlarını oluşturan Munzur, Karasu ve Aras dağları uzanır. Bu dağ sıralarının güneyinde ise, Afşin'den başlayarak, Malatya, Elazığ ve Bingöl ovalarından geçen ve Muş Ovası'na kadar devam eden diğer çöküntü hendeği bulunur. Bu hendek Güney Anadolu Fay Hattı üzerindedir. Doğu Anadolu Bölgesi'nin en güneyini Güneydoğu Toroslar, Bitlis, Hakkari ve Buzul (Cilo) dağlarından oluşan üçüncü dağ kuşağı yer alır.
Bu bölgenin doğusunda güneybatı kuzeydoğu doğrultusunda uzanan Nemrut, Süphan, Tendürek ve Ağrı volkanik dağları bulunur.
Bölgede dağlardan sonra en fazla yer kaplayan yeryüzü şekli plâtolardır. Erzurum - Kars Plâtosu bu plâtoların en büyük olanıdır. Aras, Kura, Fırat, Dicle ve Zap bölgenin önemli akarsularıdır. Akarsuların hidroelektrik üretim potansiyelleri fazladır. Bunun sebebi yükselti ve eğimin etkisiyle derin vadilerden akmalarıdır.
Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü başta olmak üzere, Çıldır, Nazik, Erçek, Hazar, Balık ve Bulanık gölleri bu bölge sınırları içindedir. Bölgedeki, Van Gölü havzası, Türkiye'nin ikinci büyük kapalı havzasıdır.3. iklim
Doğu Anadolu Bölgesi'nde karasal iklim özellikleri görülür. Karasal iklim koşullarının yaşanmasında bölgenin ortalama yüksekliğinin fazla olması ve denizlere olan uzaklığı etkilidir. Kış mevsimi çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Yaz mevsimi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin yüksek kesimlerinde serin, alçak ovalarında sıcak geçer ve çok kısa sürer. Bölgenin yaz sıcaklık ortalamaları 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkının en çok olduğu bölgemizdir.
Yıllık yağış miktarı 500 - 600 mm olan bölgenin kuzeydoğusu ile güneydoğusunda yağış miktarları daha fazladır. Özellikle Hakkâri Bölümü'nün yüksek dağlık kesimlerinde yıllık yağış 1000 mm.yi geçer. Bölgedeki alçak alanlarda yağış miktarı azalır.
4. Bitki Örtüsü
Doğu Anadolu Bölgesi'nin tabii bitki örtüsü bozkırdır. Bölgenin ova ve havzalarında yaygın olan bozkırlar, ilkbaharın geç gelmesinden dolayı Mayıs ayında yeşerir. Temmuz ayında sararmaya başlarlar. Yağışların fazla olduğu dağ eteklerinde meşe ve sarıçam ormanlarına rastlanır. Dağ çayırları diğer bitki örtüsüdür. Türkiye ormanlarının %11'ine sahip olan bölge, orman alanları bakımından 5. sırada bulunur.
5. Toprak
Bölgenin yüksek kesimlerinde dağ - çayır toprakları bulunurken, Erzurum - Kars Plâtosu'nda çernezyom toprakları bulunur. Bölgenin diğer plâtolarında ise kestane renkli topraklar, çöküntü ovalarında kireç ve kil miktarının fazla olduğu vertisol topraklar ile rendzinalar bulunur. Ayrıca yer yer alüvyal topraklar da yer almaktadır.
6. Nüfus ve Yerleşme
Bölgenin nüfusu 1997 nüfus sayımına göre, 5,9 milyondur. Nüfus yoğunluğu ise km2 ye 36 kişidir. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu bölgemizdir. Yoğunluğun azlığında, bölge yüzölçümünün büyük olması da etkilidir.
Bölgedeki kırsal nüfus, kent nüfusundan fazladır. Diğer bölgelere sürekli göç verir. Bunun nedeni iş im-kânlarının sınırlı olması ve ekonomik kaynaklarını yeterince değerlendirememesidir.
7. Ekonomik Özellikler
Doğu Anadolu Bölgesi nüfusunun %80'i tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Tarımsal nüfus yoğunluğunun en fazla olduğu bölgemizdir. Bölgede daha çok arpa ve buğday gibi tahıl ürünleri yetiştirilir. şekerpancarı, pamuk, tütün ve kayısı bölgede üretilen diğer tarım ürünleridir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile arıcılık faaliyetleri yaygındır.
Doğu Anadolu, Türkiye'de maden çeşitliliğinin ve rezervinin en çok olduğu bölgedir. Bakır, kurşun, krom, demir, linyit, oltutaşı, barit ve kalay bölgede çıkarılan başlıca madenlerdir. Ancak bu madenler ulaşım zorluğu ve sermaye yetersizliği nedeniyle yeterince işletilememektedir. Yine aynı nedenlerden dolayı, endüstri de yeterince gelişmemiştir. En fazla elektrik enerjisi üreten bölge olmasına rağmen, en az elektrik kullanan bölgedir.
Canlı hayvan, tereyağı, bal, peynir ve yapağı ticareti bölge halkı için önemli bir ekonomik uğraştır. Doğal güzellikler, tarihi eserler, antik kalıntılar ve kaplıcalar bölgedeki turizm kaynaklarıdır. Ancak, turizm gelişmemiştir.
iÇ ANADOLU BÖLGESi
1. Konumu ve Sınırları
Bölge, Türkiye'nin orta kesiminde yer alır. Bölgenin kuzeyindeki sınır, Karadeniz Bölgesi'nin iç sıradağlarının güney eteklerini takip eder. Güneyde Akdeniz Bölgesi ile olan sınırı Toroslar'ın kuzey eteklerinden geçer. Doğu Anadolu Bölgesi ile arasındaki sınır, Uzunyayla'nın orta kesiminden kuzeyde Kızıldağ'a ulaşır. Batıda ise Ege Bölgesi ile sınırı, iç Batı Anadolu Eşiği'nin doğusundaki dağların doğu ve güney eteklerinden geçer. Türkiye yüzölçümünün yaklaşık %20'sini kaplar. Türkiye'nin ikinci büyük bölgesidir. Bölgenin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç her bölgeyle sınırı vardır.
iç Anadolu Bölgesi, Konya, Yukarı Sakarya, Orta Kızılırmak ve Yukarı Kızılırmak olmak üzere dört coğrafi bölümden meydana gelir.
2. Yeryüzü Şekilleri
iç Anadolu Bölgesi, etrafı dağlarla çevrili büyük bir çanak görünümündedir. Ortalama yükseltisi 1000 m.dir. Bölümün en alçak yeri olan Sakarya ve Kızılırmak vadilerinde yükselti 700 m ye kadar iner.
Bölgenin güneydoğusunda, Erciyes, Hasandağı, Melendiz, Karacadağ ve Karadağ volkanik kütleleri uzanır.
Bölgede yüksek plâtolar geniş alan kaplar. Bunlar, özellikle Kızılırmak ve Sakarya'nın kollarıyla parçalanmış Obruk, Haymana, Cihanbeyli, Bozok ve Uzunyayla plâtolarıdır. Bu plâtolar arasında Tuz Gölü, Konya, Develi, Akşehir kapalı havzaları ile Konya ve Yukarı Sakarya ovaları yer alır. Tuz Gölü başta olmak üzere, Akşehir, Çavuşçu (Ilgın), Eber, Eymir ve Mogan bölgede yer alan en önemli göllerdir.
3. Iklim
Bölgede yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Konveksiyonel yağışların en çok görüldüğü bölgedir. iç Anadolu Bölgesi'nin büyük bir bölümü 350 - 550 mm. arasında yağış alır. Yüksek dağların yamaçlarında ise yağış miktarı biraz daha fazladır.
Bölge yağışların en az düştüğü bölgemizdir. Ayrıca, Güneydoğu Anadolu'dan sonra kuraklığın en fazla yaşandığı bölümdür.
4. Bitki Örtüsü
iç Anadolu Bölgesi'nde hakim bitki örtüsü, ilkbahar yağışlarıyla yeşeren yaz kuraklığının başlamasıyla sararıp kuruyan ot topluluklarından oluşan bozkırlardır. Bölgede yağışın fazla olduğu alanlarda meşelere, daha yükseklerde ise iğne yapraklı ormanlara rastlanır.
iç Anadolu Bölgesi'ndeki ormanlar tarih boyunca tahrip edilmiştir. Bunun sonucu olarak bölge, geniş alan kaplayan bozkırlar arasında, yer yer orman ağacı topluluklarının bulunduğu antropojen step sahası haline gelmiştir. Bölge Türkiye ormanlarının %7 sine sahiptir ve bölgeler arasında 6. sırada yer alır.
5. Toprak
iç Anadolu Bölgesi'nde kahve ve kestane renkli topraklar yaygındır. 1200 m. den yüksek alanlardaki orman altlarında, organik madde bakımından zengin, koyu renkli orman toprakları vardır. Ayrıca meşe ormanları altında kireçli kahverengi orman toprakları da bulunmaktadır.
6. Nüfus ve Yerleşme
Bölge nüfusu 1997 nüfus sayımına göre, 10,5 milyondur. Nüfus yoğunluğu ise km2 ye 64 kişidir. Bu oran Türkiye ortalamasının altındadır. Nüfus daha çok ovalarda ve yağışın fazla olduğu dağ eteklerinde toplanmıştır. Bölgenin en büyük şehri başkent Ankara'dır.
7. Ekonomik Özellikler
iç Anadolu Bölgesi'nin ekonomisi daha çok tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım alanlarının en geniş olduğu bölgemizdir. Yaygın olarak tahıl tarımı yapılır. Buğday, arpa, çavdar, şekerpancarı, patates, yeşil mercimek, nohut, armut ve elmanın en fazla yetiştirildiği bölgedir.
Yağış miktarının az olması, bölgede nadas yönteminin yaygın olarak kullanılmasında etkili olmuştur. Toplam hayvan sayısının en fazla (% 25) olduğu bu bölgemizde özellikle koyun yetiştiriciliği yaygındır.
Bölge, madenler açısından fazla zengin sayılmaz. Endüstri kuruluşlarının, Marmara ve Ege Bölgesi'nden sonra en yoğun olduğu bölgemizdir. Endüstri kuruluşları, Ankara, Kırıkkale, Eskişehir, Konya ve Kayseri'de yoğunlaşır.
iç Anadolu, turizmin en fazla geliştiği dördüncü bölgedir. Ankara, Konya, Niğde ve Kayseri bölgede turizmin canlı olduğu yerlerdir. Sağlık turizmi de yaygındır. Ancak bölgedeki birçok kaplıca ve ılıca çevresinde tesis yoktur. Haymana, Ayaş, Kozaklı, Balıklıçermik, Yozgat, Eskişehir ve Kırşehir kaplıcaları her yıl birçok insanın tedavi için uğradıkları yerlerdir.

ORMANCILIK
Türkiye, sıcaklık ve yağış koşulları bakımından ormanın yetişmesine genel olarak elverişlidir. Iç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı alanlar hariç, ülkemizin % 70'lik kısmının orman olması gerekir. Fakat, bugün bu oran % 26 civarındadır. Bu durum ormanlarımızın büyük bir kısmının yok edildiğini göstermektedir.
Ülkemizde, şu anda orman dağılışındaki en önemli faktör yağış ve nemdir. Yağış miktarı ile orman dağılımı arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Örneğin, Doğu Karadeniz kıyılarında yağış fazlalığından ormanlar çok iken, Güneydoğu Anadolu'da aşırı kuraklıktan dolayı ormanlar azdır.
Türkiye'de ormanların coğrafi dağılışı (%)
Karadeniz Bölgesi ..........................................25
Akdeniz Bölgesi .......................................... ..24
Ege Bölgesi ..................................................17
Marmara Bölgesi  ...........................................13
Doğu Anadolu Bölgesi  ....................................11
Iç Anadolu Bölgesi  .........................................7
G. Doğu Anadolu Bölgesi  ..................................3
Ülkemizdeki ormanların % 79'u kıyı bölgelerimizde toplanırken, %21'i iç bölgelerimizde toplanmıştır. Iç bölgelerdeki orman azlığının nedeni, sıcaklıkların ve yağışların yetersiz olmasıdır.
MADENCILIK ve ENERJI KAYNAKLARI
A. MADENCILIK
Yerkabuğunun farklı derinliklerinden çıkarılan, ekonomik değer taşıyan mineral ve elementlere maden denir. Türkiye'de madencilik faaliyetleri 1935 yılında kurulan M.T.A. ile özel sektör tarafından yürütülmektedir.
Türkiye'de çıkarılan önemli madenler
En zengin demir yataklarımız, Divriği (Sivas), Hekimhan ve Hasançelebi (Malatya), Edremit (Balıkesir), Dikili ve Torbalı (Izmir) ve Simav (Kütahya) çevresinde bulunmaktadır.
Ereğli, Karabük ve Iskenderun'da demir - çelik fabrikaları bulunmaktadır.
Bakır: Ülkemizin en zengin madenlerinden biri olan bakır yatakları, çoğu kez kurşun ve çinko ile birlikte bulunur. En önemli bakır yataklarımız Karadeniz Bölgesi'nde bulunur. Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Çayeli (Rize) ve Köprübaşı (Giresun) bu bölgedeki başlıca yataklardandır. Ayrıca Maden (Elazığ) ve Ergani (Diyarbakır)'de de bakır yatakları mevcuttur.
Krom: Paslanmayan ve çok sert bir maden olduğundan, madeni eşya yapımında ve kaplamasında kullanılır.
Krom yatakları altı ana bölgede toplanmıştır.
*   Fethiye, Köyceğiz, Denizli
*   Alacakaya (Guleman) (Elazığ)
*   Bursa, Eskişehir
*   Adana, Kayseri, Mersin
*   Iskenderun, Kahraman Maraş, Islahiye
*   Kopdağı (Doğu Anadolu)
Krom madeni Antalya ve Guleman'daki ferro-krom tesislerinde işlenmektedir.
Boksit: Alüminyumun hammaddesi olan boksit çok hafif olduğundan uçak sanayiinde, otomobil, ev, elektrik malzemesi yapımında kullanılır.
Boksit yatakları Seydişehir (Konya), Akseki (Antalya) Islahiye (Gazi Antep) ve Milas (Muğla) civarında bulunur. Buralarda çıkarılan boksit, Seydişehir alüminyum tesislerinde işlenmektedir.
Bor Mineralleri: Ülkemiz bor rezervi bakımından Dünya'nın en zengin yataklarına sahiptir. Bu nedenle, bor madeninin çoğu ihraç edilmektedir. Bor madeninden elde edilen boraks ve asit borik nükleer alanda, jet ve roket yakıtında katkı maddesi olarak, ayrıca sabun, tekstil, cam, kâğıt sanayii, vb alanlarda kullanılır.
Bor mineralleri Balıkesir, Susurluk, Bigadiç çevresi ile Kütahya, Emet ve Eskişehir çevresinde çıkarılır. Çıkarılan mineraller Bandırma'daki tesislerde işlenir.
Kükürt: Kükürt gübre, kimya ve boya sanayiinde kullanılır. Ayrıca kauçuğun işlenmesinde ve sülfirik asit üretiminde de kullanılır.
Ülkemizde kükürt yatakları Keçiborlu (Isparta) ve Milas (Muğla) çevresinde bulunmaktadır.
Zımpara Taşı: Çeşitli kesici, torpüleyici ve silici aletlerin yapımında kullanılan zımpara taşı yönünden ülkemiz çok zengindir. Tire (Izmir), Manisa, Söke (Aydın), Milas (Muğla) ve Tavas (Denizli) da çıkarılır.
Barit: Suda erimeyen bir maden olduğundan boya, deri, kimya, cam ve kauçuk sanayiinde kullanılır. Ülkemiz barit yatakları bakımından zengin sayılır. Antalya, Muş, Gazi Antep ve Eskişehir çevresinde barit yatakları bulunmaktadır.
Tuz: Türkiye tuz yatakları bakımından son derece zengindir. Kaya tuzu yatakları üçüncü jeolojik zamanda, kapalı göl havzalarında suların buharlaşması ile oluşmuştur. Son yıllarda tuz üretimimiz üç kat artmıştır.
Türkiye'deki tuz üretiminin çoğu, Tuz Gölü ile Izmir Çamaltı tuzlasından sağlanır. Kaya tuzu yatakları, Çankırı, Kars, Iğdır ve Nevşehir çevresinde bulunmaktadır.
Cıva: Tek sıvı madendir. Zirai ilaç yapımında, kâğıt sanayiinde, suni gübre üretiminde ve boya sanayiinde kullanılır. Türkiye'de Sarayönü (Konya), Ödemiş (Izmir), Manisa ve Uşak çevresinde çıkarılmaktadır.
Kurşun - Çinko: Genelde kurşun ve çinko bir arada bulunur. Ülkemizde Keban (Elazığ) ve Kayseri çevresinde kurşun-çinko yatakları vardır.
Lületaşı: Eskişehir çevresinde çıkarılır ve işlenir. Süs eşyası yapımında kullanılır.
Oltutaşı: Erzurumun Oltu ilçesinde çıkarılır ve işlenir. Süs eşyası yapımında kullanılır.
Fosfat: Gübre hammaddesi olarak kullanılan fosfat ihtiyacımızı karşılamaz. Fas, Tunus ve Cezayir'de yaygın olarak görülür ve daha çok bu ülkelerden ithal edilir. Türkiye'deki en zengin fosfat yatakları Mazıdağı (Mardin), Adıyaman, Bingöl ve Bitlis'te bulunmaktadır.
Manganez: Çeliğe sertlik kazandırmak ve direncini artırmak için kullanılır. Uşak, Afyon, Muğla, Adana, Erzincan, Artvin ve Trabzon çevresinde manganez yatakları bulunur. Ihtiyacı karşılamaz. Bu nedenle ithal edilir.
Mermer: Ülkemiz mermer bakımından zengindir. Afyon, Kütahya, Marmara Adası, Kırşehir, Tokat ve Izmir çevresinde çıkarılır. Yurt dışına ihracatı yapılır.
Volfram (Tungsten): Çok sert olması nedeniyle özel sanayi çeliği olarak kullanılır. Demiryolu, iş makineleri, uçak ve gemi yapımı yanında, ampüllerde enerjiyi ışığa çevirmede kullanılır. Bursa Uludağ'da çıkarılıp işletilmektedir. Fakat son yıllarda üretimi durmuştur.
Asbest (Amyant): 14 bin °C sıcaklığa dayanır. Isıya dayanıklı araç ve gereç yapımında kullanılır. Konserojen madde bulundurması nedeniyle, kullanımı sınırlandırılmıştır. Eskişehir, Bursa, Erzincan, Hatay, Kars, Ağrı, Malatya, Sivas, Iskenderun, Uşak ve Konya'da çıkarılır.
B. ENERJI KAYNAKLARI
Taşkömürü: Birinci jeolojik zamanda oluşmuş organik tortul kayaçlardandır. Ülkemiz ise, genelde üçüncü zamanda karalaştığından dolayı, taşkömürü yatakları bakımından fazla zengin sayılmaz. Türkiye'de Zonguldak, Amasra, Ereğli arasındaki sahada çıkarılır.
Demir - çelik sanayiinde enerji kaynağı olarak tüketildiğinden, Karabük ve Ereğli demir - çelik fabrikaları buraya kurulmuştur.
Linyit: Türkiye genelde üçüncü jeolojik devirde oluştuğundan linyit en zengin enerji kaynaklarımızdan biridir. Bütün bölgelerde linyit rezervi bulunmaktadır. Taşkömürüne göre kalorisi daha azdır. Ancak yaygın olduğundan enerji ihtiyacımızın en önemli kısmını karşılamaktadır.
Linyit yatakları Afşin, Elbistan (K. Maraş), Tavşanlı, Seyitömer (Kütahya), Soma (Manisa), Yatağan (Muğla), Saray (Tekirdağ), Aşkale (Erzurum), Aydın, Amasya ve Yozgat çevresinde bulunmaktadır.
Linyitten elektrik enerjisi elde eden termik santrallerimiz, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Afşin - Elbistan, Yatağan ve Orhaneli termik santralleridir.
Petrol: Günümüzün en önemli enerji kaynaklarından biri petroldür. Petrol ulaşım araçlarında yakıt olarak ve plastik, gübre, boya gibi çok değişik sanayilerde kullanılır. Türkiye'deki petrol yatakları fazla zengin sayılmaz. Ihtiyacımızın % 90'nına yakınını ithal etmekteyiz.
Petrol yataklarımızın % 98'i G. Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunur. Petrol, Raman, Garzan, Kurtalan, Adıyaman ve Mardin çevresinde çıkarılmaktadır.
Ülkemizde çıkarılan ve ithal edilen petrol, Orta Anadolu (Kırıkkale), Aliağa (Izmir), Ataş (Mersin), Ipraş (Izmit) ve Batman rafinerilerinde işlenmektedir.
Doğal gaz: Ülkemiz, doğal gaz yatakları bakımından zengin değildir. Şu anda sadece Trakya'da Hamitabat ve Güneydoğu Anadolu'da Mardin - Çamurlu sahasında üretim yapılmaktadır. Hamitabat'tan çıkarılan doğal gazdan aynı yerde elektrik enerjisi üretilir. Doğalgaz ihtiyacımızın önemli bir kısmı, Rusya Federasyonu ve Cezayir'den ithal edilmektedir.
Su Gücü (Hidroelektrik enerjisi): Barajlardaki suyun, elektrik üreten santralleri çalıştırması ile oluşan enerjiye hidroelektrik enerjisi denir.
Türkiye'de elektrik ihtiyacının % 40 lık kısmı hidroelektrik santrallerden elde edilmektedir. Keban, Karakaya, Atatürk, Hirfanlı, Seyhan, Kemer ve Demirköprü gibi birçok baraj elektrik ihtiyacımızı karşılamaktadır.
Dışarıya akıntısı olan bazı göllerimiz, tabii baraj özelliğindedir. Bunlardan elektrik üretilir. Başlıcaları, Hazar, Çıldır, Tortum ve Kovada gölleridir.
Rüzgâr Gücü: Ülkemizde eskiden yel değirmenlerinde ve yelkenli gemilerde kullanılmıştır. Fakat elektrik ve petrol enerjisinin devreye girmesiyle kullanım alanı çok azalmıştır.
Jeotermal Enerji: Jeotermal enerji, yer altındaki sıcak sulardan ya da su buharından elde edilir. Türkiye yakın bir jeolojik devirde oluştuğundan ve genç kıvrım dağları kuşağında bulunduğundan dolayı, fay hatları ve fay kaynakları oldukça yaygındır. Özellikle Ege Bölgesi'ndeki Germencik (Aydın), Balçova (Izmir), Sandıklı (Afyon) ve Sarayköy (Denizli) civarında sıcak su kaynakları bulunmaktadır. Şu anda sadece Sarayköy (Denizli) de elektrik enerjisi üreten jeotermal santral bulunmaktadır.
Radyoaktif Mineraller: Radyoaktif mineraller, nükleer enerji üretiminde kullanılır. Uranyum ve toryum gibi radyoaktif maddelerin parçalanmasıyla enerji elde edilir. Ülkemizde Aydın, Uşak, Manisa, Çanakkale ve Yozgat yörelerinde uranyum, Eskişehir çevresinde toryum yatakları tespit edilmiştir. Fakat, şu anda, ülkemizde radyoaktif maddelerden nükleer enerji üretimi yapılmamaktadır.
Güneş Enerjisi: Türkiye ve özellikle güney bölgelerimiz, Güneş enerjisinden iyi yararlanabilecek bir konuma sahiptir. Bu enerjiden, en çok su ısıtmada faydalanılır. Ayrıca, sera ısıtmasında, su pompası çalıştırılmasında, bazı elektronik aletlerin çalıştırılmasında, vs. Güneş enerjisi kullanılmaktadır.

SANAYI
Hammaddenin mamül ve yarı mamül duruma getirilmesi faaliyetlerine üretim, üretim tekniğine de sanayi ya da endüstri denir.
SANAYININ KURULMASI IÇIN
GEREKLI KOŞULLAR
1. Hammadde
Sanayide üretim yapılabilmesi için hammaddenin olması gerekmektedir. Ülkemizde hammadde kaynakları ile sanayi kuruluşları arasında son derece sıkı bir ilişki mevcuttur.
Örneğin, unlu gıda sanayii Iç Anadolu'da, dokuma sanayii Adana, Izmir, Denizli çevresinde, zeytin yağı sanayii Ege kıyılarında, boya, plastik ve lastik fabrikaları rafineri kenarlarında yaygınlık göstermektedir.
2. Sermaye
Sanayi tesisleri büyük sermayelerle kurulmaktadır. Bu nedenle, sermayenin, yani paranın biriktiği veya fazla olduğu bölgelerde sanayinin kuruluşu daha kolay olmaktadır.
Sermaye birikimi fazla olduğundan Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sanayi yatırımları daha fazladır. Türkiye'de sanayinin gelişmesinde en büyük etken sermayedir. Sermayemiz yeterli olmadığından, ülkemizde yabancı sermayenin girmesi için kolaylıklar sağlanmaktadır.
3. Enerji
Fabrikaların çalışması için enerji gerekmektedir. Bunun için, taşkömürü, petrol, linyit gibi kaynaklardan yararlanılır. Ülkemizde petrol, taşkömürü, doğal gaz gibi enerji kaynaklarının çoğu dışarıdan temin edildiğinden önemli bir döviz çıktısına neden olmakta, bu durum sanayileşme hızını azaltmaktadır.
4. Iş Gücü ve Teknik Eleman
Sanayi tesislerinin çalışması ve üretimin artması yönünden iç gücüne ihtiyaç vardır.
Ülkemizde iş gücü ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilmekte, hatta dış ülkelere bile gönderilmektedir. Fakat, ülkemizde bazı sanayi kollarında teknik eleman henüz tam olarak yeterli değildir.
5. Ulaşım
Sanayinin ihtiyacı olan hammadde ve mamül maddenin taşınması faaliyetlerine ulaşım denir. Hammaddenin fabrikalara taşınması ve üretildikten sonra pazarlara taşınması yaygın ulaşım ağıyla mümkündür. Ülkemizde, sanayi tesisleri, genelde önemli ulaşım yolları kenarlarında ve limanlara yakın yerlere kurulmuştur. Istanbul, Izmir, Mersin, Adana gibi merkezlerin çok gelişmesi ulaşımla çok yakından ilişkilidir.
6. Pazar
Üretilen her türlü sanayi ürününün satılması gereklidir. Bu bakımdan sanayi tesislerinin kurulmasında diğer etkenlerin yanında nüfusun kalabalık olduğu, tüketimin fazla olduğu sahalar tercih edilmektedir. Örneğin, batı bölgelerinde nüfus fazla olduğundan ürünlerin pazarlanması kolay olurken doğu bölgelerinde nüfus az olduğundan ürünlerin pazarlanması zor olur. Bu durum sanayi tesislerinin buralarda kurulmasını zorlaştırmaktadır.
7. Yüzey Şekilleri
Sanayi tesisleri, genelde düz sahalarda daha kolay kurulabilmektedir. Dağlık ve engebeli yerlerde sanayinin kurulması zordur.
TÜRKIYE'DEKI SANAYI KOLLARI
1. Besin Sanayii
Hammaddesi tarımsal ve hayvansal ürünlerden oluşan sanayi dalıdır.
Ülkemizde tarım ve hayvancılık geliştiğinden ve nüfus fazla olduğundan besin sanayii oldukça gelişmiştir. Kuruluş yerleri genelde hammaddenin fazla olduğu yerlerde veya büyük şehirlerin kenarlarında toplanmıştır.
Şeker fabrikaları: Ilk defa 1926 yılında kurulmuştur. Şekerpancarı kıyı kesimler hariç her yerde yetişir. Hemen işlenmesi gerektiğinden fabrikaları üretim alanları yakınında kurulmuştur. Şu anda ülkemizde 30'a yakın şeker fabrikası bulunmaktadır.
Çay fabrikaları: Trabzon - Rize arasındaki bölgede bulunmaktadır.
Un fabrikaları: Buğday, Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz kıyıları dışında her yerde yetiştirilir. Aynı zamanda halkın temel besin maddesidir. Bu nedenle un fabrikaları her bölgeye dağılmıştır.
Makarna ve bisküvi fabrikaları daha çok Iç Anadolu'da yoğunlaşmıştır.
Zeytin yağı fabrikaları: Ege ve Güney Marmara'da yoğun olarak görülür. Özellikle Edremit, Ayvalık, Burhaniye, Aydın, Izmir çevresinde yoğunlaşmıştır.Ayçiçek yağı fabrikaları: Trakya'da yoğun olmakla birlikte, Iç Anadolu, Ege ve Güneydoğu Anadolu'da da görülür. Soya ve mısırdan ise Akdeniz Bölgesi'nde yağ elde edilir.
Tütün fabrikaları: Istanbul, Izmir, Samsun, Tokat, Malatya, Adana ve Bitlis'de bulunmaktadır.
Ispirtolu içki ve şarap fabrikaları: Istanbul, Yozgat, Diyarbakır, Tekirdağ, Izmir, Ankara, Kırşehir, Gazi Antep, Elazığ gibi merkezlerde rakı, bira ve şarap fabrikaları bulunmaktadır.
Konserve ve salça fabrikaları: Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinin kıyı kesimlerinde yaygındır.
Süt ürünleri fabrikaları: Izmir, Balıkesir, Edirne, Erzurum, Elazığ, Kars, Istanbul, Trabzon ve Bursa çevresinde yer alırlar.
2. Dokuma, Tekstil ve Deri Sanayii
Dokuma ve giyim, Türkiye'de en gelişmiş ve üretimin önemli bir kısmının ihraç edildiği bir sanayi koludur. Gelişmiş ülkelerle rekabet edilebilmekte ve onların pazarlarına dahi girebilmektedir. Böylece ülkemize çok fazla döviz girdisi sağlanmaktadır.
Pamuk ipliği ve pamuklu dokuma: Adana, Antalya, K. Maraş, Tarsus, Nazilli, Denizli, Manisa ve Izmir
Yün ipliği ve yünlü kumaş: Hereke
Suni ipek ve kumaş: Istanbul ve Bursa
Tabii ipek ve kumaş: Gemlik ve Bursa
Hazır giyim sanayii: Istanbul, Bursa ve Izmir
Halıcılık: Isparta, Uşak, Gördes ve Kayseri
Deri ve kösele işleme: Istanbul, Izmir, Bolu, Gerede ve Uşak
3. Maden Sanayii (Metalurji Sanayii)
Demir - çelik fabrikaları: Karabük, Ereğli, Iskenderun, Kırıkkale, Sivas ve Izmir'de bulunmaktadır.
Alüminyum fabrikaları: Seydişehir'de bulunmaktadır.
Bakır işleme fabrikaları: Samsun ve Artvin (Murgul) de bulunmaktadır.
Kurşun ve çinko fabrikaları: Elazığ ve Kayseri'de bulunmaktadır.
Krom işleme fabrikaları: Menteşe Yöresi'ndeki krom madeni Antalya'da, Elazığ ve çevresindeki kromlar da Guleman'daki fabrikalarda işlenmektedir.
4. Makine Sanayii
Türkiye otomotiv sanayiinde son yıllarda yabancı marka otomobillerin de fabrikalarının kurulmasıyla üretimde artış meydana getirmiştir. Bursa, Istanbul, Izmir, Izmit, Adapazarı, Konya, Adana gibi merkezlerde otomobil, kamyon ve otobüs fabrikaları bulunmaktadır.
Eskişehir ve Adapazarı'nda lokomotif ve vagon fabrikaları, Ankara - Mürted'de uçak fabrikası, Istanbul, Tuzla, Pendik, Gölcük ve Izmir'de gemi tersaneleri bulunmaktadır.
5. Kimya Sanayii
Petrokimya: Batman, Izmit, Mersin, Izmir ve Kırıkkale'de petrol rafinerileri bulunmaktadır.
Ilaç fabrikaları: Istanbul, Izmir, Ankara, Adapazarı çevresinde yoğunlaşmıştır. 130 civarında ilaç fabrikamız bulunmaktadır.
Lâstik fabrikaları: Izmit, Adapazarı ve Kırşehir'de bulunmaktadır.
Gübre fabrikaları: Mersin, Bandırma, Elazığ, Kütahya, Tekirdağ ve Iskenderun'da bulunmaktadır. Ülkemizdeki gübre üretimi yeterli değildir.
6. Orman Ürünleri Sanayii
Ağaç malzemeden üretilen tüm malzemeler orman ürünleri endüstrisine girer. Karadeniz Bölgesi'nde hammadde fazla bulunduğundan burada gelişmiştir.
Başlıca kereste fabrikaları Düzce, Bartın, Ayancık, Rize, Ordu, Ardeşen, Burdur, Antalya ve Isparta'da bulunur.
Mobilya Sanayii: Adapazarı, Ankara, Inegöl, Istanbul, Izmir ve Kayseri'de gelişmiştir. Türkiye mobilya ürünlerini ihraç edebilmektedir.
Kâğıt fabrikaları: Izmit, Balıkesir, Giresun, Zonguldak, Taşucu, Dalaman, Bolvadin, Bartın ve Denizli çevresinde bulunur.
7. Çimento, Cam, Seramik Sanayii
Bu sanayi koluna taşa, toprağa bağlı sanayi kolu da denilmektedir.
Çimento fabrikaları: Hammaddesi kolay temin edilir. Her bölgede inşaat sanayiinde kullanılır. Ayrıca ulaşım masrafları maliyeti artırır. Bu nedenle çimento fabrikaları Türkiye'nin her bölgesine dağılmıştır. Istanbul, Izmit, Adana, Izmir, Elazığ, Mersin, Yozgat, Denizli, Adıyaman, Ordu gibi merkezler bunlardan bazılarıdır.
Cam fabrikaları: Istanbul, Denizli, Mersin, Kırklareli ve Sinop'ta cam fabrikaları bulunmaktadır. Ülkemiz cam ürünleri üretiminde ve ihracatında Dünya'da sayılı ülkeler arasındadır.
Seramik fabrikaları: Çanakkale, Bilecik, Kütahya, Istanbul ve Izmir'de bulunmaktadır. Üretimin bir kısmı yurt dışına ihraç edilir.
ULAŞIM
Insanların ürettikleri çeşitli ham ve işlenmiş maddelerin, haberlerin bir yerden başka bir yere nakledilmesine ulaşım veya ulaştırma denilmektedir.
BAŞLICA ULAŞIM YOLLARI
1. Kara Yolları
Ülkemizde en yaygın olan ulaşım türüdür. Yük taşımacılığının % 70'i, yolcu taşımacılığının da %90'ı karayolu ile yapılmaktadır. Özellikle 1950'li yıllardan sonra, karayolu yapımı artmış ve ulaşım araçları çoğalmıştır. Ülkemizdeki en işlek karayolları, Edirne, Istanbul, Ankara, Adana arası ile Istanbul, Bursa, Izmir arası ve Izmir, Aydın, Denizli arasıdır. Modern karayolu olan otoyollar ülkemizde sadece Edirne, Istanbul, Bolu ve Ankara arasında,Adana, Hatay çevresinde ve Izmir çevresinde bulunur.
2. Demir Yolları
Türkiye'de Ilk demiryolu hattı 1866 yılında Izmir - Aydın arasında kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryoluna önem verilmiştir.
Ancak, 1950'li yıllardan sonra, karayollarına daha çok önem verildiğinden demiryolu yapımı azalmıştır. Şu anda, ülkemizde 8200 km uzunluğunda demiryolu ağı vardır.
Bu uzunluk yeterli değildir. Sözgelimi, Almanya'da 43 bin, Fransa'da 34 bin, Italya'da 29 bin km lik demiryolu ağı bulunmaktadır.
3. Deniz Yolları
Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve iki önemli boğaza sahip olması, denizcilik alanında gelişmesi bakımından çok önemlidir. Dünya ticaretinde en fazla kullanılan yol deniz yoludur. Bu nedenle, ülkemizde deniz yolunun ve limanların geliştirilmesi gerekmektedir. 8333 km kıyı şeridine sahip olan ülkemizde, bölgeler arasında düzenli ve tarifeli yolcu ve yük taşımacılığı henüz gerçekleşmemiştir.
Dünya deniz ticaret filosundaki payımız %1'e dahi ulaşmamıştır. Fakat, son yıllarda sanayi ve ticaretin gelişmesiyle, limanlarımızdaki indirilen - bindirilen yükte 8 - 10 katlık artışlar olmuştur.

Türkiye'de Başlıca Limanlar
4. Hava Yolları
Ülkemiz ulaşımında en az payı olan ulaşım sektörüdür. Çünkü, hava yolu ile ulaşım yüksek sermaye ve teknoloji gerektirmektedir.
Son yıllarda, Türk hava yollarının yanında, özel hava yolu şirketlerinin kurulması hava yolu taşımacılığında önemli artışlar meydana getirmiştir.
Ülkemizde en işlek olan hava limanlarımız Istanbul (Atatürk), Ankara (Esenboğa), Izmir (A. Menderes) dedir. Bunun yanında daha çok iç hat seferleri yapılan Adana, Antalya, Dalaman, Bodrum, Diyarbakır, Erzurum, Malatya, Elazığ, Van, Samsun, Trabzon gibi, 25 ayrı il merkezinde hava alanı bulunmaktadır.
TICARET
Üretilen mal ve hizmetlerin alınıp satılmasına ticaret denir. Iç ve dış ticaret olmak üzere ikiye ayrılır.
1. Iç Ticaret
Ülke sınırları içinde, bölge ve bölümler arasında yapılan ticarete iç ticaret denir.
Türkiye'de çok canlı bir ticaret vardır. Bunda etkili olan faktörler şunlardır:
*   Sanayi kuruluşlarının dengesiz dağılımı
*   Bölgeler arasında yetişen tarım ürünlerinin farklı olması
*   Nüfusun dengesiz dağılımı
*   Hayvansal maddelerin her yerde üretilememesi
Ülkemizde bazı il merkezleri ticaret şehirleri özelliği kazanmışlardır. Bunlar, Istanbul, Bursa, Izmit, Izmir, Denizli, Adana, GaziAntep, Diyarbakır, Ankara, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Erzurum ve Malatya gibi illerdir. Bu merkezlerde ticaretin gelişmesinde, ulaşım yolları üzerinde bulunmalarının büyük etkisi olmuştur.
Ihracat (Dış satım): Bir ülkenin başka ülkelere yaptığı satışlardır.
Ithalat (Dış alım): Bir ülkenin başka ülkelerden aldığı mallara denir.
2. Dış Ticaret
Bir ülkenin başka ülkelerle yaptığı alışverişe dış ticaret denir. Dış ticaretin para karşılığına dış ticaret hacmi denir. Gelişmiş ülkelerde dış ticaret hacmi fazla, gelişmemiş ülkelerde düşüktür. Yine, gelişmiş ülkelerde ihracat, genelde ithalattan daha fazladır. Bu ülkeler dışarıdan daha çok hammadde alıp dışarıya işlenmiş sanayi ürünleri satarlar. Az gelişmiş ülkeler ise dışardan daha çok işlenmiş sanayi ürünleri alıp, dışarıya tarım ürünleri veya ham maddeler satarlar.
TÜRKIYE'DE DIŞ TICARET
Türkiye'de, Cumhuriyetin ilk yıllarında çok az olan dış ticaret hacmi, artan nüfus ve canlanan ekonomiye bağlı olarak artış göstermiştir.
1980'li yıllara kadar Türkiye'de,
*   Dış ticaret hacmi düşük, ihracatta tarım ve maden ürünleri, ithalatta ise daha çok işlenmiş sanayi ürünleri önemliydi.
*   1980'li yıllardan sonra, dış ticaret hacmi arttı. Ihracatta sanayi ürünlerinin payı % 90 lara çıktı. Ithalatta ise fabrika kuracak aletlerin, yatırım mallarının ve hammaddelerin oranı artmıştır.
Başlıca Ihraç Ürünlerimiz
*   Tarım ürünleri (Pamuk, fındık, tütün, baklagiller, kuru ve yaş meyveler)
*   Dokuma ve tekstil ürünleri
*   Hayvan ve hayvansal ürünler (Deri, yumurta, yün, tiftik)
*   Bitkisel yağlar
*   Bazı dayanıklı tüketim malları (Televizyon, buzdolabı, vs.)
*   Ipekli dokuma ve giyim eşyaları
*   Mobilya, çimento, cam ve seramik ürünleri
*   Madenler (krom, bakır, cıva, demir, bor, tuz)
Başlıca Ithal Ürünlerimiz
Fabrika kurmaya yarayan aletler, ham petrol, ilaç ve kimyasal maddeler, elektronik araçlar, motorlu araçlar, silah, optik araçlar, tropikal ürünler (muz, kahve, hurma, pirinç)
Dış ticaretimizde önemli ülkeler
Almanya, Italya, ABD, Ingiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Japonya, Iran, Suudi Arabistan ve son yıllarda Rusya Federasyonu, Gürcistan ve Orta Asya ülkeleri (Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan)
Ülkemizde son yıllarda uygulanmak istenen diğer bir ticaret şekli de serbest ticarettir. Serbest ticarette ülkeler ürettikleri çeşitli malları, belli yerlerde kurulacak pazarlarda gümrük vergisi ödemeden pazarlamaktadır. Ülkemizde serbest ticaret bölgesi olarak şu anda Istanbul, Mersin, Izmir, Iskenderun, Antalya ve Trabzon illeri belirlenmiştir.
TURIZM
Insanların gezmek, görmek, eğlenmek ve dinlenmek amacıyla yaptığı gezilere turizm denir. Bu geziyi yapan kişilere de turist adı verilmektedir.
Iç turizm: Vatandaşların kendi ülkeleri içinde yaptıkları gezilere denir.
Dış turizm: Bir ülkeden başka ülkelere yapılan gezilere denir.
Dünya'nın çeşitli ülkelerindeki doğal güzellikler ve tarihi değerler insanlara çekici gelmektedir.
Turizme konu olan çekicilikler şunlardır:
*   Bazı hastalıkları tedavi edici kaplıca ve içmecelerin bulunması
*   Tabii manzaranın güzel olması
*   Spor sahalarının ve denize girmeye uygun plajların bulunması
*   Tarihi kalıntıların bulunması
*   Kaliteli malların pazarlandığı merkezler olması
*   Kutsal ibadet yerlerinin varlığı
Türkiye'de turizmi etkileyen faktörler
*   Deniz turizmine ve kış turizmine elverişli iklim koşulları
*   Doğal ve tarihi zenginlikler
*   Turizm alt yapısının (ulaşım, tanıtım, konaklama) yetersizliği
*   Folklor zenginliği
Türkiye'nin turistik değerleri
*   Yazların sıcak ve uzun geçmesi
*   Deniz suyu sıcaklığının yeterli olması (Karadeniz kıyıları hariç)
*   Zengin bitki toplulukları
*   Yeryüzü şekillerinin çeşitliliği (mağara, peribacası, traverten)
*   Tarihi değerlerin zenginliği (Ilkçağ, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemi eserleri)

Ayrıca Bakınız

Flash Eğitici Oyunlar

Tarih Haritaları

Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Kpss Genel Kültür

Kpss Tarih

Kpss Coğrafya

Kpss Anayasa

Kpss Vatandaşlık

Kpss Çıkmış Sorular