Tarih Bilimine Giriş ve Tüm Tarih Konuları 3. Bölüm

aygunhoca tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma Kpss Tarih

Konunun Önceki Bölümleri için Tıklayınız

Tarih Bilimine Giriş ve Tüm Tarih Konuları

Tarih Bilimine Giriş ve Tüm Tarih Konuları 2 Bölüm

Tarih Bilimine Giriş ve Tüm Tarih Konuları 3. Bölüm

DURAKLAMA DEVRINDE IÇ ISYANLAR

17. yüzyılda uzayıp giden Avusturya ve Iran ile savaşlar devleti uğraştırıyordu.  Osmanlı Devleti'ni
uğraştıran bir başka konu da iç isyanlardı.
ISYANLAR

1)-Istanbul Isyanları          2)- Taşra Isyanları


a)-Celali Isyanları b)- Eyalet Isyanları

1)- ISTANBUL ISYANLARI: Bu isyanlar Istanbul'daki Kapıkulu Ocakları (özellikleri yeniçeri ve sipahiler)
tarafından çıkarılan isyanlardır. Bu ayaklanmalara zaman zaman halk ve ulema sınıfı da katılmıştır.
Sebepleri:
* Devşirme sisteminin bozulması
* Devlet yönetiminin bozulması (iktidara gelmek isteyen vezirler, saray entrikaları)
* Ulufe ve cüluslerin zamanında verilmemesi veya ayarı bozuk parayla verilmesi.

NOT: Askeri isyanların başlangıcı Fatih  dönemine kadar gider.Duraklama Dönemindeki
isyanların en önemlileri III.Murat, II.Osman, IV.Murat ve IV.Mehmet zamanlarında çıkanlardır.

III.Murat Döneminde(1574-1595); ulufelerin ayarı bozuk para ile ödenmesi üzerine yeniçeriler
ayaklanarak, isteklerine kavuşmuşlardır.
Genç Osman Döneminde(1618-1622); yeniçeriler II.Osman'ın Yeniçeri Ocağını kaldırmak istediğini
anlayarak ayaklanmışlar ve Padişahı tahttan indirerek Yedikule zindanlarında boğarak öldürmüşlerdir.
(1622)

NOT: II.Osman bir isyan sonucu öldürülen ilk padişahtır. Bu olay Yeniçerilerin
devlet içindeki gücünü artırmıştır.

IV.Murat Döneminde(1623-1640); Iki kez saraya yürüyen Yeniçeriler padişahın gözü önünde sadrazamı
öldürdüler.
IV.Mehmet Döneminde(1648-1687): Haremağaları ve saray kadınlarının devlet işlerine karışmasına kızan
sipahiler ayaklandı. Padişahtan 30 kadar devlet adamını istediler.Istekleri kabul edildi.Bu
kişilerin cesetleri Sultan Ahmet Meydanında Çınara asıldı. Bu yüzden bu olaya VAKA-I VAKVAKIYYE
(Çınar Vakası) denir.(1656)
IV. Mehmet Yeniçeriler tarafından bir başka ayaklanma sonucu tahttan indirilmiştir.(1687)

2)- TAŞRA ISYANLARI: Istanbul dışında meydana gelen isyanlardır.
a)- CELALI ISYANLARI: Anadolu'da meydana gelen isyan ve karışıklıklara "Celali Isyanları" denilmiştir.
Celali kelimesi Yavuz döneminde Yozgat ve çevresinde ayaklanan "Bozoklu Celal" adından gelir.
Başlıca Celali Isyanları: Karayazıcı, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Katırcıoğlu, Abaza Mehmet Paşa,
Tavil Ahmet, Gürcü Nebi, Deli Hasan,  isyanlarıdır.
Celali Isyanlarının Sebepleri:
* Devlet yönetiminin bozulması
* Ekonominin bozulması ve  vergilerin artması
* Taşrada bulunan yöneticilerin, kadıların ve askerlerin halka olumsuz davranışları
* Özellikle beylerbeyi ve sancak beylerinin devşirme kökenli olması nedeniyle Türk halkıyla
gereken duygusal bağları kuramamaları.

Celali Isyanlarının Sonuçları: Bu isyanlar bazen taviz verilerek, bazen de şiddet kullanılarak
bastırılmışlardır.  Ancak isyanlar sonucu Anadolu'da dirlik ve düzen bozulmuş, ekonomik hayat
felce uğramıştır.
b)- EYALET ISYANLARI: Yemen, Bağdat, Kırım, Eflak, Boğdan ve Erdel'de meydana gelen isyanlardır.
Sebepleri:
* Devlet otoritesinin zayıflamasıyla eyaletlerdeki yerel yöneticilerin devletten ayrılma
istekleri,
* Yöneticilerin olumsuz tutum ve davranışlarına halkın tepki göstermesi

NOT: Bu isyanları Fransız ihtilalinden sonra başlayan "Milliyetçilik" hareketleriyle karıştırmamak
gerekir.  Çünkü bu dönemde MILLI DEVLET kurma fikri ortaya çıkmamıştır.

DURAKLAMA DEVRI ISLAHAT HAREKETLERI(17.yüzyıl)

Osmanlı Devlet Adamlarının Islahat Yapmak Istemelerinin Nedenleri:
Osmanlı Devletinin savaşlarda eskisi gibi etkili olamaması, devlet otoritesinin zayıflaması sonucu, sık
sık isyanların baş göstermesi, ekonomik durumun bozulması gibi nedenlerle Osmanlı devlet adamları
ıslahat yapma gereği duydular.

ISLAHAT YAPAN PADIŞAHLAR:
II.Osman(Genç Osman)(1618-1622): Ulema sınıfının yetkisini azaltarak, padişahın zamana göre yasaları
koyabilme gücünü artırmak istedi.Bunların siyasetle uğraşmalarını ve devleti zayıflatmalarını önlemek
istedi.  Kapıkulu Ocağını kaldırarak yerine Anadolu ve Suriye'deki Türklerden oluşan "milli bir ordu"
kurmak ve yönetimi devşirmelerin etkisinden kurtarmak için başkenti tamamen Türk olan Anadoluda bir
şehre taşımayı düşündü. Ancak niyetlerini farkeden yeniçeriler tarafından tahttan indirilerek öldürüldü.
IV.Murat(1623-1640): 12 yaşındayken tahta geçti. Iktidarının ilk yıllarında yönetim saray kadınlarının
ve Valide Kösem Sultan'ın elindeydi.  22 yaşına geldiğinde otoritesini sağlayabildi. Şu ıslahatları
yaptı:
* Yeniçerileri itaat altına aldı.
* Isyanlar ve isyancılarla şiddetle mücadele etti.
* Içki, tütün, meyhane ve gece sokağa çıkma yasağı uygulayarak asayişi sağladı.
* Harcamaları kısıtlayarak, maliyeyi düzeltmeye çalıştı.
* Devlet adamlarından neler yapılması gerektiğini bildiren raporlar vermelerini istedi.

NOT: Bu konuda KOÇI BEY sunduğu raporunda devletin gerileme nedenlerini ve bunların çözüm yollarını
göstermiştir

ISLAHAT YAPAN SADRAZAMLAR:
Kuyucu Murat Paşa  : I. Ahmet dönemi Sadrazamıdır. Isyanları şiddet ve baskı kullanarak bastırmıştır.
Tarhuncu Ahmet Paşa: IV.Mehmet Dönemi sadrazamıdır. Maliyeyi düzeltmeye çalıştı.(Öldürüldü)
Köprülüler Devri :   IV.Mehmet Devrinde Köprülüler soyundan Köprülü Mehmet Paşa,Fazıl Ahmet Paşa,Fazıl
Mustafa Paşa ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazam olmuşlardır. Köprülü
soyundan sadrazam olan ilk kişi Köprülü Mehmet Paşa'dır. Köprülü Mehmet Paşa
kendisinden önceki sadrazamların sonlarını çok iyi bildiği için padişaha bazı
şartlar ileri aşağıdaki koşullarla sadrazam olmayı kabul etmiştir:
a) Saray devlet işlerine karışmayacak
b) Devlet memurluklarına istediği kişileri atayabilecek.
c) Kendisi hakkında bir şikayet olursa, savunması alınmadan görevden alınmayacak.

NOT: Köprülü Mehmet Paşa'nın amacı istediklerini yapabileceği bir ortam hazırlamaktır. Köprülü
Mehmet Paşa ŞARTLI sadrazam olan ILK kişidir.

NOT: Köprülüler ordu ve maliyeyi düzeltmeye çalışmışlardır.

DURAKLAMA DEVRI(17.YÜZYIL) ISLAHATLARININ GENEL KARAKTERI VE SONUÇLARI:

1)- Bu yüzyılda isyanlar şiddet ve baskı ile önlenmeye çalışıldı.
2)- Devlet yapısında KÖKLÜ değişimler yapılamadı. Yapılmak istenenler de çıkar çevreleri tarafından
engellendi.
3)- Geçici olarak iyi sonuçlar verse bile KALICI sonuçlar doğurmadı.
4)- Ayrıca Avrupa Devletleri Osmanlı Devleti'nin toparlanmasına izin vermediler.

GERILEME DEVRI (1699-1792)

18. YÜZYIL PADIŞAHLARI
1)-   II. Mustafa    (1695-1703) (IV. Mehmet'in oğlu)
2)-  III. Ahmet      (1703-1730) (IV. Mehmet'in oğlu)
3)-    I. Mahmut     (1730-1754) (II. Mustafa'nın oğlu)
4)-  III. Osman      (1754-1757) (II. Mustafa'nın oğlu
5)-  III. Mustafa    (1757-1774) (III.Ahmet'in oğlu)
6)-    I. Abdülhamit (1774-1789) (III.Ahmet'in oğlu)
7)-  III. Selim      (1789-1807) (III.Mustafa'nın oğlu)

18. YÜZYILIN ÖZELLIKLERI:
1)- Osmanlı Devleti 18. yüzyıla ilk defa toprak kaybeden bir devlet olarak girdi(KARLOFÇA). Bu yüzden
bu yüzyılın başlarında kaybettiği toprakları geri alma çabasına girdi.
2)- Osmanlı Devleti 17. yüzyılda en çok AVUSTURYA ile savaşmıştı. 18. yüzyılda ise en çok RUSYA ile
savaşacak.
3)- Kanuni'den beri dostumuz olan Fransa 18. yüzyılın sonlarında(1798) Mısır'a saldırınca bu ülke ile
ilişkilerimiz bozulacak.
4)- Bu yüzyılda Osmanlı Devleti'nin toprak kaybı hızlanacak, Avrupa'nın bilim ve tekniği alınmaya
çalışılsa da yeterli olmayacak, sonuçta Osmanlı Devleti Avrupa'nın üstünlüğünü kabul etmek zorunda
kalacak.
III. AHMET DÖNEMI (1703-1730)
KARLOFÇADA KAYBEDILEN YERLERI KURTARMA ÇABALARI:
1)- PRUT SAVAŞI (1711)
Gelişmeler:
Ruslar (Çar Deli Petro) denizlere inme politikasının sonucu olarak Baltık Denizi kıyıları için
ISVEÇ ile savaşmış, Ruslara yenilen Isveç kralı "DEMIRBAŞ ŞARL" Osmanlı Devletine sığınmıştı
Sebepler: a)- Isveçlileri takip eden Rus kuvvetlerinin Osmanlı topraklarına girerek tahrip etmeleri,
b)- Osmanlı Devletinin 1700 Istanbul Antlaşmasında Ruslara verdiği AZAK Kalesi'ni geri almak
istemesi.
c)- Rusya'nın Osmanlı Ortodokslarını ayaklanmaya teşvik etmesi.

Savaş:
1711 yılında Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Rus ordusunu yendi.
Sonuç:
Prut Antlaşması Imzalandı.(1711)
Maddeleri:
1- Ruslar Azak Kalesini geri verecek ve Istanbul'da elçi bulunduramayacaklardı.
2- Isveç Kralı ülkesine rahatça geri dönebilecekti.
3- Ruslar Kırım ve Lehistan işlerine karışmayacaklardı.

2)- OSMANLI-VENEDIK VE AVUSTURYA SAVAŞLARI (1715-1718)
Osmanlıların 1711'de Ruslardan Azak Kalesini geri almaları Karlofça'da kaybettiği diğer yerleri de
geri almaları umudunu güçlendirdi.
1715'de Osmanlı Devleti Mora'yı Venediklilerden geri almak için savaşı başlattı. Osmanlı
Devleti'nin Venediklilere karşı başarılar kazanması üzerine sıranın kendisine geldiğini gören
Avusturya'da savaşa girdi.(1716) Ancak Osmanlı Devleti aynı başarıyı Avusturya'ya karşı
gösteremedi.
SONUÇ: PASAROFÇA ANTLAŞMASI Imzalandı.(1718)
Maddeleri:
1- Mora Osmanlılar'da  kalacak.
2- Osmanlı Devleti Belgrat'ı ve Eflak'ın bir bölümünü Avusturya'ya verdi.

NOT: Osmanlı Devleti Pasarofça Antlaşmasından sonra Avrupadaki olaylardan uzak kalarak bir barış
siyaseti izledi. 1718-1730 yılları arasındaki bu döneme LALE DEVRI denir.

LALE DEVRI
1718 yılında Avusturya ile imzalanan  Pasarofça Antlaşmasından 1730 yılındaki "Patrona Halil
Isyanı"na kadar geçen döneme Lale Devri denir.
Bu dönemin padişahı III. Ahmet, Sadrazamı Nevşehirli Damat Ibrahim Paşa'dır.

Lale Devrinin Özellikleri:
Bu dönemde Avrupa ile savaş yaşanmamış, barış içinde yaşamak fikri ortaya çıkmıştır. Osmanlı
Devleti Avrupa'yı daha iyi tanıyabilmek için Paris, Londra gibi şehirlere elçiler göndermiştir. Bu
devirdeki diğer yenilikler ve ıslahatlar şunlardır:
a)- Matbaa kuruldu. (Sait Efendi ve Ibrahim Müteferrika tarafından 1727'de Istanbul'da kuruldu.
Matbaada basılan ilk eser Vankulu Lügatı'dır.)
b)- Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
c)- Yalova'da kağıt, Istanbul'da kumaş ve çini fabrikaları kuruldu.
d)- Yeni Kütüphaneler açıldı. Doğu ve batı eserleri tercüme edildi.
e)- Çiçek aşısı yaygınlık kazandı.
f)- Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı.
g)- Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti.

Lale Devrinin Sona Ermesi:
Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken Istanbul'da bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam
sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu. Patrona Halil isimli bir yeniçeri
bu durumdan memnun olmayanları yanına alarak isyan çıkardı. Isyan sonucu Nevşehirli Damat Ibrahim Paşa
ve yakınları öldürüldü. Padişah III. Ahmet tahttan indirildi, yerine I. Mahmut getirildi.
I. MAHMUT DÖNEMI (1730-1754)

SAVAŞLAR:
1)- 1736-1739 OSMANLI- AVUSTURYA+RUSYA SAVAŞLARI:
Sebep: Rusya ve Avusturya'nın Osmanlı'ya karşı ittifak kurmaları ve Rusların Azak kalesini ele
geçirmeleri.
Savaş: 1736'da Rusya ile başlayan savaşa Avusturya'da katıldı. Osmanlı Devleti iki devlete karşı da
başarılar kazandı.
Sonuç: Her iki Devlet ile Osmanlı Devleti arasında BELGRAT ANTLAŞMALARI imzalandı. (1739)
Maddeleri:
1- Avusturya'dan Pasarofça antlaşmasıyla verilen yerler geri alındı.
2- Ruslar Azak Kalesini yıkmayı ve Azak Denizinde savaş ve ticaret gemisi bulundurmamayı kabul etti.
NOT: Belgrat Antlaşması Osmanlı Devletinin Batıda imzaladığı son KAZANÇLI antlaşmadır.

NOT: Belgrat antlaşmaları sırasında Fransa Osmanlıların lehine arabuluculuk yapmıştı. Bunun
karşılığı olarak 1740 yılında I. Mahmut tarafından Fransa'ya verilen KAPITÜLASYONLAR
"sürekli" hale getirildi.

2)- OSMANLI-IRAN SAVAŞLARI:
1639 yılında imzalanan KASR-I ŞIRIN antlaşmasından sonra durulan Osmanlı-Iran ilişkileri Iran'daki
iç karışıklıklardan yararlanmak isteyen Osmanlıların Iran'a saldırmasıyla yeniden bozulmuş, zaman
zaman süren savaşlardan kalıcı bir sonuç elde edilememiştir.
1746 yılında Kasr-ı Şirin Antlaşmasındaki sınırlar kabul edilerek savaşlara son verilmiştir.
III. OSMAN DÖNEMI (1754-1757)

III. Osman döneminde önemli bir siyasal gelişme olmamıştır.

III. MUSTAFA DÖNEMI (1757-1774)

1768-1774 OSMANLI-RUS SAVAŞI
Sebep:
Rusların Lehistan içişlerine karışarak, kral seçimine müdahale etmeleri üzerine Lehistan halkı yeni
krala isyan ederek karşı çıkmış, bunun üzerine Ruslar isyancı Lehlileri yenerek, Osmanlı topraklarına
kadar kovaladılar. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş açtı.(1768)
NOT:  Lehistanın bağımsız kalması Osmanlı Devleti için çok önemliydi. Çünkü Lehistan Osmanlı Devleti ile
Rusya arasında "tampon devlet" durumundaydı.

Savaş:  Rus Ordusu Kırım'ı işgal etti, Eflak ve Boğdan'ı ele geçirdi. Baltık Denizinden Akdeniz'e geçen Rus
donanması 1770 yılında ÇEŞME limanında Osmanlı Donanmasını yaktı.

Sonuç:  Ruslarla "Küçük Kaynarca Antlaşması" imzalandı.(1774)
KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI(1774) (I.Abdülhamit Dönemi)
Maddeleri:
1)- Kırım'a bağımsızlık verilecek, Kırım sadece dini bakımdan halifeye(padişah) bağlı kalacak.
2)- Kılburun, Yenikale, Kerç ve Azak Kalesi Ruslara verilecek.
3)- Eflak-Boğdan, Ege adaları ve Gürcistan Osmanlılarda kalacak.
4)- Ingiltere ve Fransa'ya verilen Kapitülasyonlar Rusya'ya da verilecek.
5)- Ruslar Osmanlı hakimiyetindeki Ortodoksların koruyucusu (hamisi) olacak.
6)- Ruslar Istanbul'da daimi bir elçi bulundurabileceklerdi.

Küçük Kaynarca'nın Önemi:
Küçük kaynarca'nın en önemli maddeleri Kırım'a bağımsızlık ve Rusların Ortodoksların hamisi sayılması
maddeleridir.
*    Kırım'a bağımsızlık verilmesiyle, Ruslar Kırım'ı ele geçirme konusunda önemli bir adım
atmışlardır.  Nitekim çok geçmeden, 1783 tarihinde Kırım'ı işgal ederek Rus topraklarına
katmışlardır. Böylelikle Fatih döneminden beri devam eden Karadeniz'deki Türk egemenliği sona
erecektir.
*    Ruslar Osmanlı Ortodoklarının koruyucusu olmaları ile, Osmanlı Devletinin iç işlerine sık sık
karışacaklar, böylelikle Balkan milletleri üzerinde etkili olacaklardır.

1787-1792 OSMANLI-RUSYA+AVUSTURYA SAVAŞLARI:
Sebepler:
1- Osmanlı Devleti'nin Kırım'ın Ruslar tarafından işgalini unutamaması. (1783'de II. Katerina Kırım'ı
işgal ederek Rusya'ya kattığını ilan etmiş,binlerce Türk'ü kılıçtan geçirmişti.Osmanlı Devleti bu
olup bittiye ses çıkaramamıştı.)
2- Rusya ve Avusturya Osmanlı Devletinin Balkan topraklarını paylaşma konusunda anlaştılar. Anlaşmaya
göre eğer Istanbul alınırsa "Bizans Imparatorluğu" yeniden kurulacaktı.
Savaş:
Anlaşmayı haber alan Osmanlı Devleti zaten Kırım'ın acısını unutamadığından Rusya'ya savaş ilan
etti. Avusturya'da savaşa katılınca Osmanlı Devleti her ikisine karşı savaşmak zorunda kaldı.
Sonuç:
Avusturya Osmanlı Devletiyle ZIŞTOVI ANTLAŞMASI'nı imzalayarak (1791) Rusya'yı yalnız bıraktı.
Çünkü: Avusturya, bu sırada çıkan Fransız Ihtilalinden olumsuz şekilde etkilenmişti.

NOT: Ziştovi Antlaşmasıyla Avusturya savaştan önceki sınırlarına çekildi. Bundan sonra Avusturya ile
Osmanlı Devleti arasında ciddi bir savaş olmamış, hatta I. Dünya Savaşında Osmanlı Devletiyle
birlikte savaşmıştır.

NOT: Fransız Ihtilalinin yaydığı "Milliyetçilik" akımından en çok etkilenen iki devlet Avusturya
ve Osmanlı Devleti'dir.

Ziştovi Antlaşmasından sonra tek başına kalan Rusya ile savaş 1792'ye kadar sürdü. Sonuçta YAŞ
ANTLAŞMASI imzalandı.(1792)
Yaş Antlaşmasıile Osmanlı Devleti Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etti.
Yaş Antlaşması Osmanlı Devletinin Dağılma Döneminin başlangıcı sayılır.

1798-1801 OSMANLI-FRANSA SAVAŞI (Mısır'ın Işgali)
SEBEPLER:
1789 yılında Fransız Ihtilali meydana gelmişti. Fransa Arnavutluk'taki bazı kıyıları ele geçirince
Osmanlı Devleti ile komşu oldu. Fransızlar hem Osmanlı'nın Balkan Milletlerini bağımsız olmaya teşvik
ediyor, hem de sömürgecilik faaliyetine başlıyorlardı. 1798 yılında NAPOLYON BONAPART Mısır'ı işgal
etti. Amacı hem Osmanlı topraklarından pay almak, hem de Ingiltere'nin Hindistan'la olan bağlantısını
kesmekti.
SONUÇ:
Ingiltere ve Rusya Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldılar. Yeni kurulan "Nizam-ı Cedit" ordusu AKKA
KALESI önünde Napolyon'u yendi.

NOT: Bu Napolyon'un ilk yenilgisiydi. Nizam-ı Cedit'in ise ilk ve son başarısıydı.

Fransa 1801'de imzalanan EL-ARIŞ Antlaşmasıyla Mısır'dan geri çekilmek zorunda kaldı.

18. YÜZYIL ISLAHAT HAREKETLERI

AÇIKLAMA:
17. yüzyılda II. Osman(1618-1622), IV.Murat(1623-1640), Kuyucu Murat Paşa, Tarhuncu Ahmet Paşa ve
Köprülüler sülalesinden sadrazamların ıslahatlar yaptıklarını belirtmiştik. Daha çok iç isyanları
bastırmak, asayişi sağlamak, devlet otoritesini yeniden kurmak, maliyeyi düzeltmek, Tımar sistemini
düzeltmek ve Kapıkulu ocaklarını ıslah etmek şeklinde gelişen bu ıslahatlar genel olarak yüzeysel
kaldığından istenen sonuçlara tam olarak ulaşılamamıştı. Daha çok eski devirlerdeki uygulamaların
devamı şeklinde olan ve çok sert tedbirlerle kötülükleri önleme düşüncesine dayanan bu ıslahatlar
kalıcı sonuçlar getirmedi. Devletin eski gücüne ulaşmasını sağlayamadı.

18. YÜZYIL ISLAHATLARININ GENEL KARAKTERI:
18. yüzyılda daha köklü değişikliklere ihtiyaç duyuldu. Avrupa'nın askeri ve teknik üstünlüğü
görüldü ve kabul edildi. Bu yönde gelişme sağlanmaya çalışıldı. Bu yüzyıldaki Islahatları şöyle
sıralayabiliriz:

1)-LALE DEVRI ISLAHATLARI(1718-1730):
1718 yılında Avusturya ile imzalanan  Pasarofça Antlaşmasından 1730 yılındaki "Patrona Halil
Isyanı"na kadar geçen döneme Lale Devri denir.
Bu dönemin padişahı III. Ahmet, Sadrazamı Nevşehirli Damat Ibrahim Paşa'dır.

Lale Devrinin Özellikleri:
Bu dönemde Avrupa ile savaş yaşanmamış, barış içinde yaşamak fikri ortaya çıkmıştır. Osmanlı
Devleti Avrupa'yı daha iyi tanıyabilmek için Paris, Londra gibi şehirlere elçiler göndermiştir. Bu
devirdeki diğer yenilikler ve ıslahatlar şunlardır:
a)- Matbaa kuruldu. (Sait Efendi ve Ibrahim Müteferrika tarafından 1727'de Istanbul'da kuruldu.
Matbaada basılan ilk eser Vankulu Lügatı'dır.)
b)- Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
c)- Yalova'da kağıt, Istanbul'da kumaş ve çini fabrikaları kuruldu.
d)- Yeni Kütüphaneler açıldı.  Doğu ve batı eserleri tercüme edildi.
e)- Çiçek aşısı yaygınlık kazandı.
f)- Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı.
g)- Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti.

2)- I.MAHMUT DEVRI ISLAHATLARI(1730-1754)
Patrona Halil Isyanı sonucu Nevşehirli Damat Ibrahim Paşa ve yakınları öldürüldü.  Padişah III.
Ahmet tahttan indirildi, yerine I. Mahmut getirildi.
Önemli Siyasi Olayları:
a)- 1736-1739 Osmanlı-Rus+Avusturya Savaşları sonucunda BELGRAT Antlaşması imzalandı.
b)- 1740 Yılında Fransızlara verilen Kapitülasyonlar sürekli hale getirildi.
c)- 1746 yılında Iran'la Kasr-ı Şirin Antlaşmasındaki sınırları kabul eden antlaşma imzalandı.
Islahatlar:
a)- Humbaracı Ahmet Paşa, Topçu ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yaptı.
b)- Üsküdar'da KARA MÜHENDISHANESI (Mühendishane-i Berri Hümayun) adlı bir subay okulu açıldı.

3)- III.MUSTAFA DEVRI ISLAHATLARI (1757-1774):
III.Mustafa döneminde Lehistan meselesi yüzünden 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı yapıldı. Savaş Osmanlı
Devleti için felaketle sonuçlandı. III. Mustafa kederinden öldü.(1774)
Islahatlar:
a)- "Baron Dö Tot" Sürat topçuları adlı bir birlik kurdu, topçu ve istihkam sınıflarını
yetiştirdi.
b)- Hendeshane adlı okulda denizcilik ve topçuluk eğitimi verildi.(Mühendishane-i Bahri Hümayun)
c)- Maliyede düzenlemeler yapıldı.

4)- I.ABDÜLHAMIT DEVRI ISLAHATLARI(1774-1789):
III. Mustafa'nın ölümüyle yerine  I.Abdülhamit geçti.
Önemli Siyasi Olayları:
a)- Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.(1774)
b)- 1783'de Ruslar Kırım'ı işgal etti.
c)- 1787-1792 Osmanlı-Rus+Avusturya savaşı başladı. 1789'da ölümüyle yerine III.Selim geçti.
Islahatlar:
a)- Istanbul'da bir istihkam okulu açıldı.
b)- Maliye'de ve askeri alanda ıslahatlara devam edildi.

4)- III.SELIM DEVRI ISLAHATLARI(1774-1789):
Önemli Siyasi Olayları:
a)- Başa geçtiğinde Osmanlı Devletiyle Rusya+Avusturya savaşı devam ediyordu.(1787-1792)
b)- 1789'da Fransız ihtilali çıktı.
c)- Bunun üzerine Avustuya 1791'de savaştan çekilerek Ziştovi Antlaşmasını imzaladı.
d)- Tek başına kalan Rusya da 1792'de YAŞ antlaşmasını imzaladı.
e)- Napolyon 1798'de Mısır'ı işgal etti. Nizamı Cedit Fransız ordusunu AKKA'da yendi. Fransızlar
Mısır'dan çekildi.
f)- Fransız ihtilalinin etkileri Osmanlı Devletinde görülmeye başlandı. 1804'de Sırp Isyanı çıktı.
g)- 1806-1812 Osmanlı Rus Savaşı başladı.
h)- 1807'de Kabakçı Mustafa Olayı ile tahttan indirildi.
Islahatlar:
III. Selim Döneminde yapılan Islahatlara genel olarak Nizam-ı Cedit(Yeni Düzen) denilmiştir.
a)- Nizam-ı Cedit Ordusunu kurarak, yeniçeri ocağını geri plana düşürdü.(Isveçli subayların
eğittiği bu ordu, Akka'da Napolyon'u yenmeyi başardı.)
b)- Islahat hareketlerine ve Nizam-ı Cedit ordusuna gelir sağlamak amacıyla IRAD-I CEDIT adıyla
yeni bir hazine kurdu.
c)- Kara ve deniz mühendishaneleri genişletildi.
d)- Yeniçeri ve diğer Kapıkulu Ocakları düzene sokuldu.
e)- Tersaneler yenilendi, modern toplar döküldü.
f)- Avrupa'daki gelişmeleri öğrenmek için Paris, Londra,Viyana ve Berlin'de devamlı elçilikler  açıldı.
g)- Ilmiye sınıfında ve devlet dairelerinde düzenlemeler yapıldı.
h)- Bilim ve sanat eserleri batı dillerinden Türkçe'ye çevrildi.

DAĞILMA DÖNEMI
19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETI

19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETINI SARSAN OLAYLAR:
1)- Sırp Isyanı(1804)
2)- 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı ve Bükreş Antlaşması
3)- Yunan Isyanı
4)- 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı ve Edirne Antlaşması
5)- Mısır Valisi Kavalalı mehmet Ali Paşa'nın Isyanı
6)- Kırım Savaşı(1853-1856)
7)- 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı)
II.MAHMUT DÖNEMI (1808-1839)

SIRP ISYANI (1804)
Sebepleri:
1)- Fransız Ihtilalinin Milliyetçilik, bağımsızlık ve hürriyet gibi fikirlerinin sırplar üzerinde
etkili olması
2)- Savaşların Sırbistan toprakları üzerinde geçmesi ve bu savaşlar sırasında Sırbistan'ın sık sık
el değiştirmesi
3)- Sırbistan'daki Yeniçerilerin olumsuz davranışları
4)- Rusyanın kışkırtması
Isyan:
Bu sebeplerden dolayı 1804'de KARA YORGI liderliğinde Sırplar ayaklandı.
NOT: Osmanlı Devletinde "Milliyetçilik" akımı neticesinde ayaklanan ilk topluluk SIRPLAR'dır.

Sırplarla Ilgili Antlaşmalar:
1)- 1806-1812 Osmanlı Rus Savaşı sonucunda Ruslarla imzalanan  BÜKREŞ ANTLAŞMASI'nda Sırplara bazı
haklar verildi.
2)- 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Ruslarla imzalanan EDIRNE ANTLAŞMASI'nda Sırplara
özerklik verildi.
3)- 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Ayestefanos ve BERLIN ANTLAŞMASI'nda Sırbistan
bağımsızlığına kavuştu.

1806-1812 OSMANLI-RUS SAVAŞI:
Sebepler:
1)- Rusların Sırp isyanını desteklemesi ve Balkan Milletlerini kışkırması.
2)- Rusya'nın Eflak-Boğdan'ı işgal etmesi.
Savaş:
* Rusların Eflak-Boğdan'ı işgal etmesi karşısında Fransa'nın etkisiyle Osmanlı Devleti Rusya'ya
savaş ilan etti. Osmanlı-Fransız yakınlaşması karşısında Ingiltere Rusya'nın yanında yer aldı.
* Ingilizler Ruslara destek için donanmalarını Istanbul'a gönderdiler. Istanbul'a sadece denizden
yapacakları bir saldırıyla başarılı olamayacaklarını anlayarak geri döndüler. Bu defa Mısır'a
saldıran Ingilizleri Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa püskürtttü.
* Fransa 1807'de Rusya ile "Tilsit Antlaşmasını" imzalayarak, dostluk kurdu. Yalnız kalan Osmanlı
Devleti Ingiltere'ya yaklaştı. Ingiltere ile " Çanakkale (Kale-i Sultaniye)" antlaşmasını
imzaladı.
* Bu arada Ruslar Osmanlı topraklarında ilerliyordu.
* Avrupa'da siyasi ortam yeniden değişti. Fransa ile
Rusya'nın arası yeniden açıldı. Rusya'ya silahlarını çeviren Fransa bu defa Osmanlı Devleti'nin
yanında yer aldı. Fransa'ya güvenemeyen Osmanlı Devleti Rusya ile BÜKREŞ ANTLAŞMASINI imzalayarak
savaşı sona erdirdi.
Sonuç:
Ruslarla BÜKREŞ ANTLAŞMASI imzalandı.(1812)
1)- Iki devlet arasında Tuna nehri sınır olacak.
2)- Ruslar Beserabya hariç işgal ettiği yerleri geri verecek.
3)- Sırplara bazı haklar verilecekti.
YUNAN ISYANI
SEBEPLERI:
1)- Fransız ihtilalinin milliyetçilik, bağımsızlık gibi fikirlerinin etkisi
2)- Rusya'nın ve Avrupa Devletleri'nin kışkırtması
3)- 1804 de kurulan Etniki Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları

ISYAN:
1821'de Mora'da başlayan isyan kısa sürede büyüdü. Osmanlı hükümeti Mısır Valisi Mehmet Ali
Paşa'dan yardım istedi. M.Ali Paşa yardım karşılığında II.Mahmut'tan Mora ve Girit valiliklerinin
kendisine verilmesini istedi.  Osmanlı ve Mısır donanması isyanı bastırdı ve NAVARIN limanına
çekildi. Ancak Yunan isyanının bastırılması Batılıların işine gelmedi.  Ingitere, Fransa, Rusya ve
Avusturya Osmanlı devleti'ne ültimatom vererek Yunanistan'a bağımsızlık verilmesini istediler. Bu
istek reddedilince Osmanlı ve Mısır donanmasını NAVARIN de yaktılar. Rusya Osmanlı'ya savaş ilan   etti.

NOT: Navarin olayı Osmanlı Donanmasının yaşadığı 4 felaketten biridir. Birincisi 1571 Inebahtı,
Ikincisi 1770 Çeşme, Üçüncüsü 1827 Navarin, Dördüncüsü 1853 Sinoptur.

1828-1829 OSMANLI-RUS SAVAŞI
SEBEPLERI:
1)- Ruslar'ın sıcak denizlere inmek istemesi
2)- Osmanlının Rusya'dan Navarin'de yakılan donanmanın zararını talep etmesi
3)- Osmanlı'nın Yunanlılar ve azınlıklarla ilgili Avrupa Devletlerinin ve Rusya'nın isteklerini
reddetmesi.
SAVAŞ:
Bu sebeplerden Rusyanın saldırısıyla savaş başladı. Ancak Osmanlı Devleti böyle bir savaşa hazır   değildi.
ÇÜNKÜ:
1)- Donanması Navarin'de yakılmıştı.
2)- 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, ASAKIR-I MANSURE-I MUHAMMEDIYE ordusu yeni kurulmuştu.
3)- Yunan ayaklanmasından dolayı bütün Avrupa Osmanlının karşısındaydı.
SONUÇ:
Rusların ilerleyerek doğuda Erzurum'a, batıda Edirne'ye kadar gelmeleri üzerine Osmanlı devleti barış
istedi. Rusyayla EDIRNE ANTLAŞMASI imzalandı.(1829)
EDIRNE ANTLAŞMASI (1829)
Maddeleri:
1)- Eflak-Boğdan ve Sırbıstan'a özerklik verildi.
2)- Yunanistan bağımsız olacaktı.
3)- Rus ticaret gemileri boğazlardan geçebilecekti.
4)- Prut nehri sınır olacaktı.
5)- Osmanlı Devleti savaş tazminatı verecekti.

NOT: Osmanlı Devletinde bağımsızlığını elde eden ilk azınlık YUNANISTAN'dır.

NOT: Osmanlının Yunan isyanı ve Rus savaşıyla uğraşmasını fırsat bilen Fransa 1830' da
CEZAYIR i işgal etti.

MISIR VALISI MEHMET ALI PAŞA'NIN ISYANI (Denize düşen yılana sarılır.)
SEBEPLERI:
1)- Yunan isyanının bastırılmasında II. Mahmut'a yardım eden Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya
vaad edilen yerlerin verilmemesi
2)- Mehmet Ali Paşa'nın Navarin olayından sonra padişahtan izin almadan ordu ve donanmasını geri
çekmesi.
3)- 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında yardım istenildiği halde Mehmet Ali Paşa'nın yardım göndermemesi
ISYAN:
II.Mahmut Mehmet Ali Paşa'yı görevden almak için hazırlanırken Mehmet Ali Paşa'nın oğlu Ibrahim
Paşa, üzerine gönderilen padişah kuvvetlerini yenerek Konya'ya ilerledi.  Bu zor durum karşısında
padişah yabancı devletlerden yardım istedi. Ingiltere ve Fransa bu isteğe kayıtsız kaldılar. II.
Mahmut son çare olarak (denize düşen yılana sarılır diyerek) Rusya'dan yardım istedi. Bir Rus
donanması Istanbul boğazını geçerek Büyükdere önlerine demirledi.Osmanlı Rus yakınlaşması Ingiltere
ve Fransa'yı telaşlandırdı.  Hemen devreye girerek Mehmet Ali Paşa ya baskı yaptılar. Bunun üzerine
Mehmet Ali Paşa ile II.Mahmut arasında KÜTAHYA ANTLAŞMASI imzalandı.(14 Mayıs 1833)
KÜTAHYA ANTLAŞMASI(14 Mayıs 1833)
1)- Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Suriye valiliği de verilecek.
2)- Oğlu Ibrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine ek olarak Adana Muhassıllığı (O bölgenin vergilerini
toplama hakkı) verilecek.

NOT: Bu antlaşma Mısır sorununu geçici olarak çözmüş fakat iki tarafta bu anlaşmadan memnun
olmamıştır.

NOT: Kütahya antlaşmasına rağmen kendisini güvende hissetmeyen II.Mahmut Rusyayla HÜNKAR ISKELESI
antlaşmasını imzalamıştır.(1833)

HÜNKAR ISKELESI ANTLAŞMASI (8 Temmuz 1833)
1)-Osmanlı bir saldırıya uğrarsa Ruslar asker ve donanma gönderecek, ancak masrafları Osmanlı
ödeyecek.
2)-Rusya bir saldırıya uğrarsa Osmanlı boğazları kapatacak. (Ingiltere ve Fransa'ya karşı)
3)-Bu antlaşma 8 yıl sürecek.
ÖNEMI:
1)-Rusya bu antlaşmayle boğazlar üzerinde büyük avantaj sağlayıp,Karadenizdeki güvenliğini artırmış
oldu.
2)-Bu antlaşmayla BOÄžAZLAR MESELESI ortaya çıkmıştır.
3)-Bu antlaşma Osmanlının boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını TEK BAŞINA kullandığı son
antlaşmadır.

NOT:  Osmanlı Devleti Mısır ve Boğazlar meselesinde Ingiltere'nin desteğini kazanmak için Ingiltere
ile 1838 BALTA LIMANI Antlaşmasını imzalamıştır.Bu antlaşma ile Ingiltereye çok geniş ekonomik
haklar verilmiş, Osmanlı ülkesinde tekel sistemi ve iç gümrük yönetimi kaldırılmış böylece Osmanlı
ekonomisinin çöküşü hızlanmıştır.

AÇIKLAMA: Kütahya antlaşması fazla uzun sürmedi. 1839'da Mehmet Ali Paşa bağımsızlığını ilan etti. Oğlu
Ibrahim Paşa üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetlerini NIZIP'te yendi.Ingiltere ve Fransa Hünkar
Iskelesi antlaşmasına dayanarak Rusyanın boğazlara egemen olmasından çekindiklerinden hemen
devreye girerek  MISIR konusunda Londra'da  uluslararası bir konferans düzenlendi.

NOT: Nizip yenilgisi haberi Istanbul'a gelmeden II.  Mahmut ölmüş, yerine Abdülmecid padişah
olmuştur.

II.MAHMUT DÖNEMINDE ASKERI ALANDA YAPILAN ISLAHATLAR:
1)-Alemdar Mustafa Paşa,Nizam-ı Cedit ordusunun yerine Sekban-ı Cedit Ordusunu kurdu.
2)-II.Mahmut Alemdar Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Ceditin yerine EŞKINCI OCAÄžINI kurdu.
3)-1826'da Yeniçeri Ocağını kaldırarak(Vakayı Hayriye Olayı) yerine ASAKIR-I MANSURE-I MUHAMMEDIYE
ordusu kuruldu.
4)-Yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu tümen, tabur, bölük gibi birliklere ayrıldı.
Eğitimi için Prusya'dan subaylar getirildi. Avrupaya subaylar gönderildi.
ABDÜLMECIT DÖNEMI(1839-1861)

LONDRA KONFERANSI (1840) (Mısırla ilgili)
Katılan Devletler: Ingiltere,Avusturya,Prusya,Rusya ve Osmanlı Devleti
Maddeleri:
1)-Mısır Valiliği,babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa'ya verilecek, fakat hukuki yönden
Osmanlı'ya bağlı kalacak.
2)-Mısırda vergiler padişah adına toplanacak, dörtte biri Istanbul'a gönderilecek.
3)-Suriye,Adana ve Girit Osmanlı'ya geri verilecek.

NOT: Bu anlaşmayla Mısır iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı'ya bağlı imtiyazlı bir eyalet
haline geldi.

LONDRA KONFERANSI (1841) (Boğazlarla ilgili):
Hünkar antlaşmasının süresi bitince Londra'da bir konferans toplandı. Toplantıya Ingiltere,
Rusya,Fransa, Avusturya, Prusya ve Osmanlı Devleti katıldılar. Londrada imzalanan boğazlar
sözleşmesine  göre;
Boğazlar Osmanlı Devleti'nin olacak,ancak Osmanlı barış halindeyken boğazlar bütün savaş gemilerine
kapatılacaktı.

ÖNEMI:
1)-Bu sözleşme ile boğazlar,devletlerarası bir statü kazandı.
2)-Osmanlının boğazlar üerindeki hükümranlık haklarına kısıtlama getirilmiştir.
3)-Rusya boğazlar üzerindeki üstünlüğünü kaybederken, Fransa ve Ingiltere Akdenizdeki güvenliklerini
artırmışlardır.

TANZIMAT FERMANI (3 Kasım 1839)
Padişah: Abdülmecid   Sadrazam:Mustafa Reşid Paşa
Tanzimat Fermanının Ilan Sebepleri:
1)-Avrupalı Devletlerin iç işlerimie karışmasına engel olmak.
2)-Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
3)-Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturma isteği

Bu nedenlerden dolayı 3 Kasım 1839 da Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayunu) ilan edildi.

NOT: Tanzimat Fermanının ilanıyla Osmanlı tarihinde yeni bir dönem açılmış(Tanzimat Devri) ve bu devir
1876'ya kadar  devam etmiştir.

Tanzimat Fermanında yer alan konular:
1)-Azınlıkların, can, mal ve namus güvenliği sağlanacak.
2)-Vergi sistemi yeniden düzenlenerek, herkesten gelirine göre vergi alınacak.
3)-Askerlik OCAK görevinden, VATAN görevi haline getirilecek.  Azınlıklarda askere alınacak.
4)-Kanunların her gücün üstünde olduğu kabul edilecek.

Tanzimat Fermanının Özellikleri:
1)-En önemli özelliği padişahın yetkilerini sınırlandırması ve kanunların her gücün üstünde
olduğunun ifade edilmesidir.
2)-Tanzimat Fermanı ANAYASACILIĞA ve DEMOKRASIYE(hukuk devletine, yani hukukun üstünlüğü esasına
dayanan devlet anlayışına)geçişin (BATILILAŞMANIN) ilk aşamasıdır.
3)-Bu fermanın hazırlanmasında halkın bir rolü ve baskısı yoktur. Padişah Abdülmecit, Mustafa Reşid
Paşanın telkiniyle Mısır meselesinde Avrupa devletlerinin desteğini kazanmak için bu fermanı
ilan etmiştir.

KIRIM SAVAŞI (1853-1856)
SEBEPLERI:
1)-Rusyanın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri. (Rusya Osmanlıyı HASTA ADAM olarak nitelendiriyor ve
ölmeden topraklarının paylaşılmasını istiyordu. Ingiltere Osmanlının toprak bütünlüğünden yana
olduğunu belirterek bu isteği reddedince Rusya tek başına hareket etti.)
2)-Kutsal Yerler Meselesi:Rusya Istanbul'a bir elçi göndererek Ortodoks kilisesinin kutsal yerlerle
ilgili isteklerinin onaylanmasını istemiş,Osmanlı bu isteği reddetmişti.
3)-Rusya'nın 1848 Ihtilallerinin Avrupa'da meydana getirdiği karışıklıklardan yararlanmak istemesi.
(Avusturya'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Macarlar Avusturya ve Rusya birlikleri tarafından
yenilmişti.  Rusya Osmanlıya sığınan bu Macarların iadesini istemişti.)
Bu sebeplerden dolayı savaş Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1853'de başladı. Osmanlı
donanması SINOP'ta Ruslar tarafından yakıldı. 1854'te Ingiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'nin
yanında yer aldı. Sivastopol kalesi kuşatılarak alındı. Yenilen Rusya ile PARIS ANTLAŞMASI
imzalandı.(1856)

NOT: Kırım Savaşında Ingiltere, Fransa,Sardunya ve Piyomento Osmanlı Devletinin yanında savaşa
girdi. Avusturya ise Eflak-Boğdan'ı işgal ederek destek verdi.

NOT: Osmanlı Devleti ilk dış borcu Kırım savaşı sırasında  Ingiltere'den aldı.(1854)

NOT: Osmanlı Devleti Paris anlaşması sırasında Avrupalı devletlerin tam desteğini kazanmak için
azınlıklara geniş haklar tanıyan ISLAHAT FERMANINI ilan etti.

PARIS ANTLAŞMASI(1856):
Katılan devletler:Osmanlı,Rusya,Ingiltere, Fransa, Piemento, Sardunya, Avusturya ve Prusya
MADDELERI:
1)-Osmanlı Devleti bir Avrupa Devleti sayılacak ve toprakları Avrupa Devletlerinin koruyuculuğu
altında kalacak.
AÇIKLAMA :Bu madde Osmanlının egemenlik haklarına gölge düşürmesine rağmen, bir süre Rus
tehlikesini ortadan kaldırmıştır.
2)-Boğazlar konusunda 1841 boğazlar sözleşmesi geçerli olacak.
3) Rusya ve Osmanlı Devleti Karadenizde savaş gemisi ve tersane bulundurmayacak.

AÇIKLAMA:Kırım Savaşına katılan Ingiltere'nin en büyük kazancı Rusya'nın Karadeniz'deki
tersane ve gemilerinin kaldırılmasıdır. Böylece Akdeniz'i tehdit edebilecek
Rusyanın etkinliğini kırmış,çıkarlarının devamını sağlamıştır.

AÇIKLAMA:Kırım Savaşından sonra Rusya sıcak denizlere inmek için başka bir yol arayarak
Balkanlarda PANSLAVIZM politikasına ağırlık vermiştir.

AÇIKLAMA:Osmanlı Devleti Savaşı kazanmasına rağmen anlaşmanın Karadenizle ilgili maddesi ve
Islahat yapma zorunluluğu anlaşmanın olumsuz yönleridir.

KIRIM SAVAŞININ ÖNEMI:
1)-Avrupalılar ilk defa Kırım savaşında Osmanlı Devletine tam destek verdiler.
2)-Osmanlı Devleti Ilk defa dış borç aldı.
3)-Osmanlı Donanması 4. kez Sinopta yakıldı. (Inebahtı,Çeşme,Navarin ve Sinop)
4)-Osmanlı Devleti Islahat Fermanını yayınladı.

ISLAHAT FERMANI(1856)
Dış Gelişme: Kırım Savaşı    Padişah: Abdülmecid

Paris anlaşması görüşmeleri sürerken Islahat Fermanı ilan edilmişti.(1856)
Bu Fermanla ilgili bir madde Paris Anlaşmasında da yer aldı.

AÇIKLAMA: Islahat Fermanı kaynağını ve ortaya çıkış nedenini yabancı devletlerden almaktadır. Bu
Fermanın esasları Fransa'nın ısrarı ile Avusturya,Ingiltere ve Fransa tarafından
belirlenmiştir. Osmanlı Devleti Paris antlaşması şartlarını lehine çevirmek için bu fermanı
ilan etmiştir.
ISLAHAT FERMANINININ MADDELERI:
1)-Din ve mezhep hürriyeti sağlanarak azınlıklara okul,kilise ve hastane açma hakkı verilecek.
2)-Azınlık ve yabancılara küçük düşürücü sözler söylenmeyecek
3)-Azınlıklar da bütün devlet memurluklarına girebilecek.
4)-Askerlik işleri yeniden düzenlenecek,azınlıklardan askerlik için bedel kabul edilecek.
5)-Vergi sistemi yeniden düzenlenecek. Iltizam usulü kaldırılacak.
6)-Mahkemelerde herkes inancına göre yemin edecek, karma mahkemeler kurulacak.

AÇIKLAMA: Islahat Fermanı müslümanlar ile hırıstiyanlar arasında eşitlik sağlamayı amaçlayan bir
belgedir.
ABDÜLAZIZ DÖNEMI(1861-1876)
Bu Dönemde olan önemli olaylar:
1)-Rusyanın Balkanlarda panslavizm idealini yaymaya başlamasıyla isyanlar başlamıştır.
(Sırp,Karadağ,Bosna-Hersek,Romen(Eflak-Boğdan) ve Bulgar isyanları ortaya çıkarak "Balkan
Bunalımı"na zemin hazırlandı.
2)-Girit'teki Rumlar ayaklanarak Yunanistan'a bağlanmak istediler. Avrupalıların duruma müdahalesiyle
Osmanlı Devleti HALEPA FERMANI'nı ilan etmiş ve Giritlilere vergi muafiyeti getirilmiştir.
3)-Mısır Hidivi(valisi) Ismail Paşa'nın gayretleri ve Fransa'nın desteğiyle 1869'da Süveyş Kanalı
açılmış, böylece coğrafi keşiflerle önemini yitiren Mısır ve Akdeniz yeniden canlanmıştır.

NOT: Bu durum Avrupalı devletlerin Mısıra sahip olma arzunu artırmıştır.

4)-Beylerbeyi ve Çırağan sarayları yapılmıştır.
5)-Avrupalı Devletler azınlıklarla ilgili ağır istek ve tehditlerden oluşan BERLIN MEMARANDUM'unu ilan
ettiler.
6)-Avrupada önemli gelişmeler görülmüş, Italya(1870), ve Almanya(1871) siyasi birliklerini tamamlayarak
siyasi güç olarak ortaya çıktılar.
7)-Abdülaziz, GENÇ OSMANLILAR tarafından tahttan indirilmiş, yerine V.MURAT getirilmiştir.(Abdülaziz
tahttan indirildikten sonra Feriye Sarayın'da hapis hayatı yaşadı.Burada damarları kesik vaziyette
bulundu.)
V.MURAT DÖNEMI
V. Murat Abdülaziz'in tahttan indirilmesi sonucu padişah oldu.(1876) Ancak sağlığının yerinde
olmadığı görüldü. Bu durum karşısında başta Mithat Paşa olmak üzere önde gelen devlet adamları
V. Murat'ın yerine Meşrutiyeti ilan etme sözü veren II.Abdülhamit'i tahta çıkardılar.
II.ABDÜLHAMIT DÖNEMI (1876-1909)
I.MEŞRUTIYETIN ILANI:(1876)
Padişah: II.Abdülhamit
Ilanda Etkili Olan Grup: Jön Türkler(Genç Osmanlılar)
Savundukları Düşünce: Osmanlıcılık
Meşrutiyet nedir: Krallık yada padişahlıkla yönetilen ülkelerde kralın yanında bir meclisin
(parlamento) bulunmasıdır.

Meşrutiyeti ilan etmeye söz veren Sultan II. Abdülhamit verdiği sözü yerine getirerek Mithat ve Sait
Paşaların hazırladığı KANUN-I ESASI'yi (anayasa) kabul ederek Meşrutiyeti ilan etmiştir.(23 Aralık 1876)

KANUN-I ESASIYE GÖRE:
Osmanlı Meclisi AYAN ve  MEBUSAN meclislerinden oluşacaktı. Ayan Meclisini Padişah Mebusan Meclisini
ise halk seçecekti.(18 bin Yahudi bir, 107 bin hırıstiyan bir, 133 bin müslüman bir milletvekili
seçecekti.) Seçilen milletvekilleri 20 Mart 1877'de toplanarak çalışmalarına başlamıştır. Bu arada
Rusların bazı tavizler istemesi üzerine Meclis Rusya'ya karşı savaş ilanına karar vermiştir. Bu
savaşta Osmanlı Devletinin büyük kayıplar vermesi üzerine Abdülhamit Kanun-i Esasinin 113.maddesine
dayanarak 14 Şubat 1878'de meclisi kapatmıştır.Böylece "Birinci Meşrutiyet" sona ermiştir.

NOT: I.Meşrutiyetle halk, ilk olarak dolaylı da olsa yönetime katılmıştır.

NOT: I.Meşrutiyetin ilanını hızlandıran en önemli dış gelişme,1876 da Istanbulda toplanan TERSANE
KONFERANS'ında Avrupalıların azınlıklarla ilgili isteklerine engel olunmak istenmesidir.

ISTANBUL (TERSANE) KONFERANSI (1876) :
Rusyanın Panslavist politikasıyla Osmanlı Devleti üzerinde baskı kurmaya başlaması Ingiltere'nin
çıkarlarına aykırıydı. Bu yüzden Ingiltere Balkan Milletlerinin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla
Istanbul'da Milletlerarası bir konferansın toplanmasını sağladı.Konferansa Osmanlı Devletinin yanısıra
Ingiltere, Rusya,Fransa,Avusturya ve Italya katıldı. Istanbul Konferansı çalışmalarına başladığı
sırada Osmanlı Devleti I.Meşrutiyeti ilan ederek konferansı etkisiz hale getirmeye çalışdı.

NOT: Osmanlı Devleti bu hareketiyle, konferans kararları üzerinde olumlu bir etki yapmak amacındaydı.
Çünkü meşrutiyet rejimi içinde Osmanlı vatandaşı olan Yahudi ve Hırıstıyanlar da Meclisi Mebusana
temsilci göndererek yönetime katılabilecek ve haklarını arayabileceklerdi. Bu yüzden Osmanlının
Balkanlar'da ıslahat yapmasına artık gerek yoktu. Ancak Avrupa Devletleri bunu ciddiye almadılar
ve konferansta aşağıdaki kararları aldılar.

Tersane Konferansı Kararları:
1)-Sırbıstan ve Karadağ'ın toprakları genişletilecek,
2)-Bulgaristan ve Bosna-Hersek'e özerklik verilecek.
Osmanlı Devleti bu kararları kabul etmeyince konferans dağılmış ve daha sonra Londra'da tekrar bir
araya gelen Avrupa Devletleri benzer kararlar alarak Osmanlı'nın bu kararlara uymasını istemişlerdir.

1877-1878 OSMANLI-RUS SAVAŞI (93 HARBI)
SEBEPLERI:
1)-Istanbul(Tersane) ve Londra Konferansı kararlarının Osmanlı tarafından kabul edilmemesi
2)-Rusya'nın Panslavist politikası ve sıcak denizlere inme çabası

Rusya bu sebeplerden birincisini gerekçe göstererek Osmanlı Devletine savaş ilan etti.

SAVAŞ:
Ruslar doğuda Erzurum'a kadar ilerlediler. Rus ordusu AZIZIYE Tabyalarında GAZI AHMET MUHTAR PAŞA
tarafından durduruldu.
Balkanlarda ise Ruslar Tuna'yı aşıp PLEVNE önlerine geldiler. Plevne'de GAZI OSMAN PAŞA önemli
başarılar kazandı. Ancak daha sonra Plevne düştü. Ruslar Edirneyi alarak Çatalca önlerine kadar
geldiler.Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. Iki taraf arasında AYESTEFANOS(Yeşilköy)
ANTLAŞMASI imzalandı.

AYESTEFANOS ANTLAŞMASI(3 MART 1878)
MADDELERI:
1)-Sırbıstan,Karadağ ve Romanya tam bağımsız olacak ve sınırları genişletilecek.
2)- Büyük bir Bulgaristan krallığı kurulacak.
3)- Batum,Kars,Ardahan ve Doğu Beyazıt Ruslara verilecek.
4)- Girit ve ERMENILERIN oturduğu yerlede ıslahat yapılacak.
5)- Bosna-Hersek'e özerklik verilecek.
6)- Teselya Yunanistan'a verilecek.
7)- Osmanlı Rusyaya 30 milyon altın savaş tazminatı ödeyecek.


NOT: Bu anlaşma Rusya'ya sıcak denizlere inme konusunda Balkan ve Doğu koridorunu açmıştır. Bu durum
Avrupa devletlerin tepkisine neden olmuş, Rusya yeni bir savaşı göze alamadığından BERLIN'de bir
kongre toplanmasını kabul etmiştir.

NOT: AYESTEFANOS ANTLAŞMASI yürürlüğe girmemiş,bunun yerine Berlin antlaşması imzalanmıştır.

NOT: Osmanlı Devleti'nin imzalayıpta uygulamaya konulmayan iki antlaşma AYESTEFANOS ve SEVR'dir.

BERLIN KONGRESI VE BERLIN ANTLAŞMASI(1878):

Kongreye Katılan Devletler: Osmanlı,Rusya,Ingiltere,Fransa, Avusturya, Italya ve Almanya.


NOT:  Bu sırada Ingiltere, Osmanlı Devletine KIBRIS'ın kendisine bir ÜS olarak verilmesi durumunda
kongrede Osmanlı Devletini savunacağını söyledi. Osmanlı Ingiltere'nin bu  isteğini kabul etmek
zorunda kaldı.

BERLIN ANTLAŞMASININ MADDELERI (1878):

1)- Ayestefanos Antlaşmasıyla kurulan BULGAR KRALLIÄžI üçe ayrıldı:
a)-Asıl Bulgaristan: Osmanlı Devletine vergi veren bir prenslik haline getirildi.
b)-Makedonya: Islahat yapılmak şartıyla Osmanlıya bırakıldı.
c)-Doğu Rumeli: Osmanlıya bağlı kalacak,ancak hırıstiyan bir vali tarafından yönetilecek.
2)-Sırbıstan,Romanya,Karadağ bağımsız olacak.
3)-Bosna-Hersek Osmanlı toprağı sayılacak, yönetimi geçici olarak Avusturya'ya bırakılacak.
4)-Kars,Ardahan ve Batum Ruslara, Doğu Beyazıt Osmanlı'ya verilecek.
5)-Teselya Yunanistan'a verilecek.
6)-Ermenilerin oturduğu yerlerde ve Girit adasında ıslahatlar yapılacak.
7)-Osmanlı Rusya'ya 60 milyon altın savaş tazminatı verecek.

ÖNEMI:
1)- Osmanlı'nın dağılma süreci hızlandı.
2)- Bu antlaşma ile Ingiltere de Osmanlı topraklarının parçalanmasına katıldı.Bu yüzden Osmanlının
dış politikasında Ingiltere'den boşalan yeri ALMANYA almaya başladı.
3)- ERMENI MESELESI ilk defa uluslararası bir antlaşmada yer almış, Ermeni Meselesi Ermenilerin değil
Osmanlı'yı parçalamak isteyen devletlerin meselesi olarak ortaya çıkmıştır. Berlin Antlaşması,
ERMENI Meselesinin BAŞLANGICI olarak kabul edilmektedir.
4)- Osmanlının 19. yy.da en çok toprak kaybettiği antlaşmadır.
5)- Anlaşmadan en karlı çıkan, Bosna Hersek üzerinde haklar elde eden Avusturya ve Kıbrısı üs olarak
alan Ingiltere'dir.

BERLIN ANTLAŞMASI SONRASI GELIŞMELER:

1)-KIBRIS'IN INGILIZLERE ÜS OLARAK VERILMESI: Berlin kongresi sırasında Osmanlının çıkarlarını savunması
karşılığı Ingiltere'ye Kıbrısta üs kurma sözü verilmişti.  Berlin Antlaşmasından sonra KIBRIS üs
olarak Ingilizlere verildi.(1878)
NOT: Ingiltere böylelikle Süveyş kanalını kontrol etme imkanına kavuşmuştur. Osmanlının I.Dünya
savaşına girmesiyle Ingiltere, Kıbrısı toprakların kattığını açıkladı.
2)-DÜYUN-U UMUMIYE IDARESININ KURULMASI(1881):Osmanlı Devleti dış borç ve faizlerini ödeyemeyince
alacaklı devletler bu idareyi kurmuşlardır. Bu idare dış borçları doğrudan toplamak suretiyle
kurulan yabancı bir mali kontroldü.  Bu da Osmanlı Devletinin ekonomik bağımsızlığına gölge
düşürmüştür.
3)-TUNUS'UN FRANSIZLAR TARAFINDAN IŞGALI(1881): Fransa'nın Tunus'u işgalini Osmanlı Devleti sadece
protesto edebilmiştir.(Fransa hatırlanacağı gibi 1830 yılında da Cezayiri işgal etmişti.)
4)-MISIR'IN INGILIZLER TARAFINDAN IŞGALI(1882): Ingilizler Süveyş Kanalının açılmasıyla önemi daha da
artan MISIR'ı 1882'de işgal ettiler.
5)-DOÄžU RUMELI'NIN BULGAR PRENSLIÄžI ILE BIRLEŞMESI(1885): Doğu Rumeli Bulgarlarının Bulgar Prensliği ile
birleşmek için ayaklanmaları sonucu yapılan görüşmelerde Osmanlı Devleti bu bölgenin Bulgar
Prensliğine bağlanmasını kabul etti (1885)
6)-GIRIT SORUNU VE OSMANLI-YUNAN SAVAŞI: Yunanistan'ın Giritin iç işlerine karışması ve burada çıkan
ayaklanmayı desteklemesi sonucu OSMANLI-YUNAN savaşı çıktı.
Yapılan DÖMEKE MEYDAN SAVAŞINI kazanan Osmanlı kuvvetlerine Atina yolu açıldı. Ancak Avrupa
Devletlerinin müdahale etmesi üzerine ISTANBUL ANTLAŞMASI imzalandı.(1897)
Buna göre Girit'e özerklik verilmiş, ayrıca yönetimi Yunanlı bir Prense verilmiştir.

NOT: Bu antlaşma ile Giritin yönetimi elimizden çıkmış, II.Meşrutiyet sırasında Girit Yunanistan
tarafından işgal  edilmiş,Balkan Savaşı sonucu imzalanan Atina Antlaşmasıyla da Girit'in
Yunanistan'a ait olduğu kabul edilmiştir.

7)-BOSNA HERSEK'IN AVUSTURYAYA BAÄžLANMASI(1908): Berlin Antlaşmasında Bosna Hersek'in yönetimi geçici
olarak Avusturyaya bırakılmıştı. II. Meşrutiyetin ilanı sırasında Avusturya Bosna-Hersek'i
topraklarına kattığını açıkladı. Osmanlı bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.
8)-BULGARISTANIN BAÄžIMSIZLIÄžINI KAZANMASI(1908): II.Meşrutiyetin ilanı ile oluşan karışıklıklardan
yararlanan Bulgarlar bağımsızlıklarını ilan ettiler.Rusya'nın araya girmesiyle Osmanlı Devleti bu
durumu kabul etmek zorunda kaldı.
9)- II.MEŞRUTIYET'IN ILANI(1908):
Padişah: II.Abdülhamit
Ilanında Etkili Olan Grup: Ittihat ve Terakki
Savunulan Düşünce: Türkçülük
14 Şubat 1878'de Sultan Abdülhamit'in meclisi kapatmasıyla şahsi idare dönemi başlamış ve 1908
yılına kadar 30 yıl sürmüştür. Bu dönem içinde Sultan Abdülhamit'e karşı olanlar, meşrutiyeti
yeniden ilan etmek amacıyla bir takım cemiyetler kurmuşlardır. Bu cemiyetler içinde en önemlisi
ITTIHAT VE TERAKKI CEMIYETI'dir.
Selanik'te Ittihat ve Terakki yanlısı subayların ayaklanması sonucu II.Abdülhamit meşrutiyeti tekrar
ilan etmiştir.(1908)
II. Meşrutiyetin ilanı sorunları çözmeye yetmedi. Içte ve dışta yeni sorunlar çıktı. Bu dönemde
kurulan siyasi partilerin mevcudiyeti partizan çekişmeleri yarattı.
10)- 31 MART OLAYI (13 NISAN 1909): Istanbulda AVCI TABURLARININ başlattığı meşrutiyet karşıtı
ayaklanmadır.
31 Mart Olayının Sonuçları:
1)- Mahmut Şevket Paşa komutasındaki HAREKET ORDUSU Istanbul'a gelerek ayaklanmayı bastırmıştır.
(M.Kemal bu orduda Kolağasıdır.)
2)- II.Abdülhamit tahttan indirilmiştir.Yerine V.Mehmet Reşat padişahlığa getirilmiştir.
3)- Kanun-i Esasinin bazı maddeleri değiştirilmiştir.

NOT: II.Abdülhamit'in tahttan indirilmesiyle Osmanlı Devleti Yönetiminde ITTIHAT VE TERAKKI DÖNEMI
başlamış,bu dönem 1918'de imzalanan Mondros ateşkes Antlaşmasına kadar sürmüştür.Bu geçen 9
yıl içinde Osmanlı Devleti Trablusgarp, Balkan ve I.Dünya Savaşlarını yaşamış ve çok ağır
yenilgiler almıştır.

I. VE II. MEŞRUTIYET DÖNEMI FIKIR AKIMLARI:

1)- OSMANLICILIK: Tanzimat döneminin sonlarına doğru bazı Osmanlı Aydınları GENÇ OSMANLILAR adıyla bir
cemiyet kurdular. Bunların amacı Fransız ihtilali sonucu yayılan "Milliyetçilik" akımının Osmanlı
Devleti üzerinde etkisini kırmaktı. Bunun için dil,din ve ırk farkı gözetmeksizin herkesin eşit
haklara sahip olmasını savunuyorlardı. Bu milletlere yönetimde temsil hakkı verilirse Osmanlı
Devletinden ayrılmayacaklarını düşünüyorlardı.
2)-ISLAMCILIK(PANISLAMIZM): Genç Osmanlıların(jön Türkler) Osmanlıcılık fikrine karşı II. Abdülhamit
bu düşünceyi savunmuştur. Padişahın bunda iki amacı vardı:
Dar anlamda: Imparatorluğu korumak ve devam ettirmek.
Geniş anlamda: Hilafet çatısı altında dünya Islam birliğini sağlamaktı.
Bu düşünceyi savunanlara göre din ile millet birdir. Hangi milletten olursa olsun
müslümanların halifenin etrafında birleşmesi gerekir.

NOT:Islamcılık düşüncesi de Osmanlıcılık gibi Milliyetçilik akımı karşısında etkili olamamıştır.
Bunun en açık kanıtı da I.Dünya savaşında Halifenin Cihad çağrısına müslüman Arapların
uymamasıdır.
3)-TÜRKÇÜLÜK: Islamcılık ve Osmanlıcılık düşüncelerinin geçerli olduğu dönemlerde pek yaygınlaşamadı.
Özellikle II.Meşrutiyet döneminde güç kazandı. Türkçülük düşüncesinin öncülerine göre devlet ancak
dili, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanılarak sürdürülebilirdi.
Türkçülük akımı ZIYA GÖKALP'in katkılarıyla ilmi bir içerik kazanmışdır.
4)-BATICILIK: Ilk olarak askeri alanda başlayan batılılaşma hareketi, daha sonra devlet ve toplum
hayatında da etkisini gösterdi.

V.MEHMET REŞAT DÖNEMI (1909-1918)

TRABLUSGARP SAVAŞI:(1911)
AÇIKLAMA: XX. yy. başında Kuzey Afrikada sadece Trablusgarp Osmanlı egemenliğinde kalmıştı.(Daha önce
Cezayir'i ve Tunus'u Fransızlar,Mısır'ı da Ingilizler işgal etmişlerdi.)
SEBEP: Italya'nın gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışı, bunun içinde Osmanlının elindeki
Trablusgarp'a asker çıkarmaları.
SAVAŞ: Osmanlı Devleti Trablusgarp'a(Libya) karadan asker gönderemiyordu. Çünkü Mısır Ingilizlerinolduğundan kara yolu bağlantısı kesikti. Osmanlı Donanması Italyan donanmasından zayıf
olduğundan denizdenden de Trablusgarp'a müdahale edemedi. Bu yüzden aralarında M.Kemal ve EnverBey'in de bulunduğu gönüllü subaylar bölgeye giderek burada Italyanlara karşı başarılı savaşlaryaptılar. (Tobruk,Derne,Bingazi)

SEBEP: Italya'nın gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışı, bunun içinde Osmanlının elindeki
Trablusgarp'a asker çıkarmaları.
SAVAŞ: Osmanlı Devleti Trablusgarp'a(Libya) karadan asker gönderemiyordu. Çünkü Mısır Ingilizlerin
olduğundan kara yolu bağlantısı kesikti. Osmanlı Donanması Italyan donanmasından zayıf
olduğundan denizdenden de Trablusgarp'a müdahale edemedi. Bu yüzden aralarında M.Kemal ve Enver
Bey'in de bulunduğu gönüllü subaylar bölgeye giderek burada Italyanlara karşı başarılı savaşlar
yaptılar. (Tobruk,Derne,Bingazi)

Trablusgarp'ı ele geçirmekte zorlanan Italyanlar Oniki Ada ve Rodos'u işgal ettiler. Bu
sırada Balkan Savaşı patlak verince Osmanlı Devleti barış imzalamak zorunda kaldı.

SONUÇ: Italyanlarla UŞI(Ouchy)ANTLAŞMASI imzalandı.(1912)
Maddeleri:
1)- Trablusgarp Italya'ya verildi.
2)- Oniki Ada ve Rodos geçici olarak Italya'ya bırakıldı.(Balkan Savaşı sırasında
Yunanlıların eline geçmesin diye)

NOT: Italyanlar Balkan Savaşından sonra sözlerinde durmayarak adalardan çekilmediler. II. Dünya
Savaşından sonra adalar Yunanistan'a geçti.

UŞI ANTLAŞMASININ ÖNEMI:
Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti Kuzey Afrikadaki son toprağını da kaybetti.

BALKAN SAVAŞLARI:

Sebep: Rusyanın Panslavist politikası ve sıcak denizlere inme düşüncesi doğrultusunda Balkan
Devletlerini Osmanlıya karşı kışkırtması.

AÇIKLAMA: Ingiltere, Osmanlı-Almanya yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyordu. Çünkü Almanya hem
Avrupa'nın güçlü bir devleti hem de Ingiltere'nin sömürgelerine göz diken bir tavırda idi.
Ingiltere Almanya tehlikesine karşı daha zayıf durumda olan Rusya'yı kullanmaya karar verdi.
1908 yılında Estonya'nın başkenti REVAL'de yapılan görüşmelerden sonra Ingiltere Rusya'yı
Balkan ve Osmanlı politikasında serbest bıraktı. Yani Rusya boğazları ele geçirebilecek,
Ingiltere buna ses çıkarmayacaktı. Fırsatı değerlendiren Ruslar Balkan Devletlerini Osmanlı
Devletine karşı kışkırttılar.
I.BALKAN SAVAŞI:
SAVAŞ: * Rusların kışkırtmasıyla Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan aralarında anlaşarak
Osmanlı Devletine savaş açtılar.
* Osmanlı Ordusunun bir bölümü savaştan önce terhis edilmişti. Bu duruma bir de subaylar
arasındaki siyasi çekişmeler eklenince Osmanlı Devleti bütün cephelerde yenildi.
* Makedonya,Batı Trakya,Edirne ve Kırklareli işgal edildi. Arnavutluk bağımsızlığını ilan
etti.

NOT: Balkanlarda Osmanlıdan ayrılarak bağımsız olan son devlet ARNAVUTLUK'dur.


SONUÇ: Balkanların yeni haritasını belirlemek amacıyla LONDRA KONFERANSI toplandı.(1912) Londra
Konferansında Osmanlı devleti Midye-Enez çizgisinin batısında kalan topraklarını kaybetti.
(Makedonya, Batı Trakya, Edirne, Kırklareli). Ayrıca Bozcada ve Gökçeada dışındaki bütün Ege
adaları Yunanistan'a geçti.

II. BALKAN SAVAŞI:
SEBEP: I.Balkan savaşında ençok toprağı Bulgaristan almıştı. Bu durumdan memnun olmayan Yunanistan,
Sırbıstan, Karadağ ve Romanya Bulgaristan'a savaş açtılar. Bu durumdan faydalanan Osmanlı
Devleti'de savaşa girerek Edirne ve Kırklareli'yi Bulgarlardan geri aldı.

NOT: I.Balkan Savaşı Osmanlı Devletine karşı, II. Balkan Savaşı ise Bulgaristana karşı yapılmıştır.

SONUÇ: Osmanlı Devleti Bulgaristan ile ISTANBUL, Yunanistan ile ATINA Anlaşmalarını imzaladı.(1913)

NOT: Istanbul ve Atina Antlaşmalarında Bulgaristan ve Yunanistanda yaşayan Türklere "Azınlık"
statüsü verildi.

NOT: Balkan Savaşlarından sonra Talat,Cemal ve Enver Paşaların devlet idaresindeki etkinliği
arttı.(Üç Paşa Devri)

I.DÜNYA SAVAŞI(1914-1918)

SEBEPLERI:
1)-EKONOMIK SEBEPLER: Almanya ve Italya'nın gelişen sanayileri için hammadde ve pazara ihtiyaç
duymaları, bu nedenle Ingiltere ve Fransanın sömürgelerine göz dikmeleri
2)-SIYASI SEBEPLER:
a)-Fransanın 1871'de kaybettiği Alsas-Loren Bölgesini Almanlardan geri almak istemesi.
b)-Avusturya-Macaristan imparatorluğu'nun Rusların Panslavist politikasından rahatsız olması.
c)-Devletler arası Gruplaşmalar:Savaştan önce yukardaki sebeplerden dolayı  devletler birbirlerine
karşı ittifaklar kurdular:

ITTIFAKLAR

ÜÇLÜ ITILAF DEVLETLERI    ÜÇLÜ ITTIFAK DEVLETLERI
(ANLAŞMA DEVLETLERI)      (BAÄžLAŞMA DEVLETLERI)
1-Ingiltere              1-Almanya
2-Fransa                 2-Avusturya-Macaristan
3-Rusya                  3-Italya

AÇIKLAMA: Italya savaş başladıktan sonra grup değiştirerek Itilaf Devletlerinin yanında savaşa
katılmıştır.

SAVAŞIN ÇIKIŞI:
Avusturya-Macaristan Veliahdı Saraybosna'da bir Sırplı tarafından öldürüldü.Bunun üzerine Avusturya
Sırbistan'a savaş ilan etti, Rusya Sırbistanın yanında yer aldı,Fransa Rusya'yı destekledi.  Almanya
ve Ingiltere'nin de katılmasıyla savaş genişledi.

OSMANLI DEVLETININ SAVAŞA GIRIŞI:
Ittihat ve Terakkinin ileri gelenleri Savaşı Almanya'nın kazanacağına inanıyorlardı. Onlara göre
Osmanlı Devleti Almanyanın yanında savaşa girerse Balkanlarda kaybettiği toprakların bir bölümünü
geri alabilirdi. Bu nedenle Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamışlardı.

ALMANYANIN OSMANLI DEVLETINI KENDI YANINDA SAVAŞA ÇEKMEK ISTEMESININ NEDENLER:
1)- Osmanlı Devletinin katılmasıyla savaş genişleyecek, Rus kuvvetlerinin bir kısmı Osmanlı
cephelerine yollanacağından Almanya kendi cephelerinde rahatlayacaktı.
2)- Osmanlı padişahının "halife" sıfatıyla yapacağı bir "cihad" çağrısı Ingilizleri müslüman
sömürgelerinde zor durumda bırakacaktı.

NOT: Ingiliz ve Fransızlar Osmanlı Devletinin Almanya' nın yanında savaşa girmesini istemiyorlardı.
Çünkü cephelerin genişlemesini istemiyorlardı. Bu yüzden Osmanlı Devletine savaşa girmemesi
durumunda KAPITÜLASYONLARI kaldırmayı önerdiler. Osmanlı Devleti ise tek taraflı olarak
kapitülasyonları kaldırdığını ilan etti.

OSMANLI DEVLETI'NIN SAVAŞA GIRIŞI:
Ingilizlerden kaçan Goben ve Bresleu isimli iki Alman gemisi Osmanlı'ya sığındı. Osmanlı Devleti
bu gemileri satın aldığını bildirerek teslim etmedi. Yavuz ve Midilli adı verilen bu gemiler
Karadenize açılarak Rus limanlarını bombalayınca Osmanlı Devleti de savaşa girmiş oldu. (1914)

OSMANLI DEVLETININ SAVAŞTIÄžI CEPHELER:
1)-KAFKAS CEPHESI: Enver Paşa Ruslarla SARIKAMIŞ MUHAREBESINI yaptı. Erzurum,Erzincan, Muş, Bitlis ve
Trabzon Rusların eline geçti. Ruslar bölgedeki Ermenileri silahlandırarak Türk Halkının üzerine
sevkettiler.  Ancak Rusya 1917'de BOLŞEVIK ihtilali çıkınca bölgeden kuvvetlerini çekti. Rusya ile
BREST- LITOWSK anlaşması imzalandı.(1918) Buna göre Ruslar 1878 Berlin Antlaşmasıyla aldıkları
Kars, Ardahan ve Batum'u Türkiye'ye bıraktılar.

2)-ÇANAKKALE CEPHESI:
Sebepleri:
a)-Çanakkale'yi geçerek Istanbulu almak, böylece Osmanlı Devletini savaşdışı bırakmak.
b)-Müttefikleri Rusyaya ekonomik ve askeri yardımda bulunmak
Sonuçları:
a)- Itilaf Devletlerinin denizden ve karadan taarruzları püskürtüldü.
b)-Osmanlı Devletini savaş dışı bırakamadılar. Savaş uzadı.
c)-Müttefikleri Rusya'ya askeri ve ekonomik yardımı götüremediler. Bu durum Rusyada 1917
ihtilalinin çıkmasına ve Rusyanın savaştan çekilmesine yol açtı.
d)-Mustafa Kemal Anafartalar, Conk Bayırı ve Arıburnu'nda kazandığı başarılarla tanındı.
e)-Çanakkale savaşlarında iki tarafta çok sayıda insan kaybetti.
3)-KANAL CEPHESI:
Sebepler:
Süveyş kanalını ve ardından Mısır'ı alarak Ingiltere'nin sömürgeleriyle bağlantısını kesmek amacı
ile Almanyanın isteği doğrultusunda Osmanlı askerinin saldırısı ile bu cephe açılmıştır.
Sonuç: Ingilizler isyancı Araplar sayesinde Türk ordusunu geri çekilmek zorunda bıraktı.
4)-IRAK CEPHESI:
Sebepler:
Ingilizler hem Irak petrollerine sahip olmak, hem de Rusya'ya karadan yardım ulaştırmak amacıyla
Basra Körfezi'ne çıktılar.
Sonuç:
Osmanlılar KUTÜ'L AMARE'de bazı başarılar elde ettilerse de daha sonra Musul'a çekilmek zorunda
kaldılar.

5)-YEMEN-HICAZ CEPHESI: Isyancı Arap ve Ingilizlere karşı savaşıldı.
6)-MAKEDONYA-GALIÇYA CEPHESI: Bu cephede müttefikimiz Avusturya ve Bulgaristanla birlikte Rus ve
Fransız kuvvetlerine karşı savaştık.
7)-SURIYE-FILISTIN CEPHESI: Kanal harekatının bir devamı niteliğindedir. Bu cephede Yıldırım Orduları
Grup Kumandanlığını son olarak M.Kemal Paşa yapmıştır.

I.DÜNYA SAVAŞININ SONA ERMESI:
Rusya'nın savaştan çekilmesiyle Avusturya-Macaristan, Almanya,Bulgaristan ve Osmanlı Devleti Itilaf
Devletlerine karşı üstün duruma geldiyse de bu durum fazla uzun sürmedi.
Almanya'nın Ingiltereye silah ve hammadde  taşıyan ABD gemilerine zarar vermesi üzerine ABD'de
Almanyaya karşı savaşa girdi.Bu durum savaşın kaderini değişti. Almanya batı cephelerinde çöktü.
Almanya'nın yardımları ile ayakta duran Osmanlı ve Bulgar kuvvetleri zor durumda kaldılar.  Sonunda
Ittifak devletleri aşağıdaki barış antlaşmalarını imzalamak zorunda kaldılar.

I.DÜNYA SAVAŞI SONUCU IMZALANAN BARIŞ ANTLAŞMALARI:
Almanya ile    ------->  VERSAY
Avusturya ile  ------->  SAINT GERMEN(Sen Cermen)
Macaristan ile  ------>  TRIANON
Bulgaristan ile ------->  NÖYYI
Osmanlı ile    ------->  SEVR barış antlaşmaları ... imzalanmıştır.

OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENIYETI
MERKEZ TEŞKILATI
PADIŞAH
A)-PADIŞAHLARIN BAŞA GEÇMESI(VERASET SISTEMI):
Osmanlı Devletinde kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural yoktu. Osmanlı ailesinin bütün
erkekleri taht üzerinde hak sahibi idiler. Onun için padişah ölünce oğullarının hangisinin tahta
geçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili grupların(ümera,ulema vb.) tercihleri önemli rol
oynuyordu.Eski Türk Devlet geleneğinden kaynaklanan bu sistem(Kut anlayışı)taht kavgalarına neden
oluyordu.
Veraset Sistemindeki Değişmeler:
* Fatih Sultan Mehmet bu sakıncayı ortadan kaldırmak için tahta geçme yöntemini belirleyen bir
kanunname düzenledi.
Bu kanunla Fatih'in amacı:
1 -Taht kavgasına son vererek,ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak,
2- En GÜÇLÜ olanın padişah olmasını sağlamaktı.
* I.AHMET zamanında yapılan değişiklikle EN YAŞLI ve AKILLI olanın (EKBER VE ERŞED) padişah olması
esası benimsendi.
AÇIKLAMA: Ekberiyet sistemi Şehzadeler arasındaki rekabet duygusunu ortadan kaldırması bakımından
OLUMSUZ,taht kavgalarına son vermesi bakımından da OLUMLU sonuçlar doğurmuştur.
B)-PADIŞAHLARIN YETIŞMESI:
16. yüzyılın sonlarına kadar şehzadeler 14-15 yaşlarına gelince, Anadoludaki sancaklara
SANCAKBEYI olarak gönderilirlerdi. Burada bir LALA'nın yanında devlet yönetiminde tecrübe
kazanmaları sağlanırdı.
NOT: Lala'yı Büyük Selçuklular'daki ATABEYLERE benzetebiliriz.
III. Mehmet'ten sonra şehzadelerin SANCAÄžA ÇIKMA usulü kaldırıldı. (Şehzadeler sarayda KAFES
HAYATI yaşadılar.)
C)-PADIŞAHLARIN ÜNVANLARI:
Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında başta bulunan hükümdarlara BEY denilmiştir.Yine
hırıstiyanlara karşı savaştıklarından GAZI de denilmiştir.(Örneğin:Osman bey,Osman Gazi,Orhan
Bey,Orhan Gazi gibi..) Hükümdarların aldığı diğer başlıca ünvanlar; Han, Hakan, Hünkar, Sultan ve
genellikle Padişah'dır.
NOT: Yavuz Sultan Selimin 1517 Mısır seferi sonucu HALIFELIK Osmanlı padişahlarına geçmiştir.
Böylelikle Osmanlı hükümdarları padişah olarak Devletin Başı, halife olarakta müslümanların
başı olma özelliği taşımışlardır.

SARAY
Padişahın hem özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray ENDERUN ve BIRUN
olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.Bu iki bölüm BAB'ÜS-SAADE(Orta kapı) denilen kapıyla birbirine
bağlanmıştı.
1)- ENDERUN :Padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın  hizmetine
bakan güvenilir kimselerin bulunduğu  hizmet ve eğitim odaları ve harem bulunuyordu.Enderundaki
odalar şunlardır:
a)-HASODA:Padişahın günlük himetine bakarlardı.
b)-HAZINE ODASI:Padişahın özel hazinesine bakarlardı.
c)-KILER ODASI:Yemek ve sofra hizmetlerini yaparlardı.
d)-SEFERLI ODASI:Berber,terzi,müzisyen gibi görevliler bulunurdu.
Devşirme usulüyle  toplanan oğlanlar, Acemi oğlanlar ocağına götürülmeden önce, içlerinden
seçilenler Topkapı sarayına alınarak, sıkı bir disiplin altında yetiştirilirlerdi.  Bunlara dini
bilgiler, Arapça, Farsça gibi dersler ve pratik el sanatları öğretilirdi.Bunlara IÇOÄžLANI denilirdi.
Amaç saraya alınan bu içoğlanlarını gerçek bir dindar, devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli bir
kişi olarak yetiştirmekti. Hasoda,kiler odası,hazine ya da seferli odalarında hem hizmet ederler,
hemde eğitim ve öğretimlerini sürdürürlerdi. Daha sonra ÇIKMA denilen bir atama usulüyle Birun da
görevlendirilir,bu odaların başındaki ağalar da sancak beyliği gibi önemli görevlere tayin
edilirlerdi.
HAREM: Sarayda kadınların yaşadığı bölüme denirdi.Saraya alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkı
bir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa Çıkma ile saray dışında
görevlendirilen Kapıkullarıyla evlendirilirlerdi.
2)- BIRUN: Sarayın dış bölümüne denirdi. Birunda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Birundaki
görevliler ve teşkilatları şunlardı:
a)-Yeniçeriler
b)-Altı Bölük halkı (sipahiler,silahdar,sağ ve sol garipler,sağ ve sol ulufeciler.)
c)-Topçular ve Cebeciler
d)-Mehterler
e)-Müteferrikalar:(Enderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları,devlet ileri gelenlerinin
çocukları.)
Birunda başka görevlilerde vardı. Başlıcaları:
Padişah Hocası:Şehzadelerin eğitimiyle meşgul olur.
Hekimbaşı:Cerrahbaşı da denilen doktor.
Çavuşlar ve Çavuşbaşı:Haberleşme ve elçilik görevini yapar.
Ayrıca  Müneccimbaşı,Mimarbaşı,seyisler,okçular, rikabdarlar, Darbhane emini vb...
Üstün başarı gösterenler, saray dışındaki görevlere atanarak ödüllendirilirlerdi.
NOT: Osmanlılar'da ilk saray Bursa da yapılmıştı. Başkent Edirne olunca burada daha büyük bir saray
yapılmış,Istanbul'un fethiyle Fatih Beyazıt'taki mevcut sarayda oturmuş, buranın yeterli
gelmemesi üzerine aynı yerde başka bir saray yaptırılmıştı. Eski Saray denilen bu sarayın da
yeterli olmaması üzerine Topkapı Sarayı(yeni saray) yapılmıştır.  Padişahlar 19. yüzyıla
kadar burada oturmuşlar, 19.  yüzyılda Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız sarayları
yapılmıştır.
DIVAN-I HÜMAYUN
Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divan-ı Hümayun önceleri DIVANHANE'de toplanırken, Kanuni
zamanında yapılan KUBBEALTI denilen yerde  toplanmaya başlamıştır.
Divan teşkilatı ilk defa ORHAN BEY zamanında kurulmuştur.  Fatih Sultan Mehmet padişahların divan
toplantılarına katılma geleneğine son vererek,toplantıları kafesli bir pencerenin arkasından takip
etmiştir.
DIÄžER DIVANLAR:
Sefer Divanı:Vezir-i azam sefere çıkarken toplanan divan
Ulufe Divanı:Yeniçeri maaşları için toplanan divan
Galebe Divanı:Yabancı elçilerin kabulü sırasındatoplanır
Ayak Divanı:Olağanüstü durumlarda toplanan divan.
At divanı:Sefer sırasında at üzerinde yapılan toplantı.
DIVANIN-I HÜMAYUN ÜYELERI:
PADIŞAH

VEZIR-I AZAM(SADRAZAM)

1-Kubbealtı          2-Nişancı         3-Kazaskerler      4-Defterdarlar
Vezirleri              (Kalemiye)         (Ilmiye)           (Kalemiye)
(Seyfiye)                                       |                        |
|  |                    |    |
Rumeli   Anadolu      Rumeli       Anadolu
Kazaskeri Kazaskeri   Defterdarı  Defterdarı
(başdefterdar)
NOT: Bunlardan başka eğer vezir rütbesine sahiplerse YENIÇERIAÄžASI ve KAPTAN-I DERYA da divan
üyesi olur ve görüşmelere katılırlardı.

Bunlar askeri,idari,adli,mali ve bürokrasinin en üst yetkilileriydi. Buradan da anlaşıldığı gibi
Divan-ı Hümayun devlet teşkilatının esasını oluşturan Seyfiye, Ilmiye ve Kalemiye kollarının temsil
edildiği bir kuruluştu.
DIVANIN YAPISI:
Osmanlılarda padişahın yetkilerini kullanmak yada emirlerini uygulamak için görevlendirilmiş üç temel
sınıf bulunuyordu.  Bu sınıfların en üst yetkilileri divanda temsil edilirdi. Bu sınıflar şunlardı:
1-Seyfiye (Ehl-i Kılıç= Ehl-i Örf)
2-Ilmiye (Ehl-i Şer)
3-Kalemiye (Ehl-i Kalem)
1)- SEYFIYE (Ehli Örf):
Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf,ehli
seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam  ve
vezirlerdi. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri,kapıkulu askerleri,tımarlı sipahiler bu
grubun içindedir.
VEZIR-I AZAM(Sadrazam):Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev
yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun
başına geçer,bu görevi sırasında SERDARI EKREM sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.
KUBBE ALTI VEZIRLERI: Bugünkü devlet bakanları durumunda olan kubbe altı vezirlerinin sayıları 5-7
arasındaydı.
2)- ILMIYE (Ehli Şer)
Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet,eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu.Ulema
da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:
a)-Tedris Görevi:Eğitim-Öğretim görevidir.Bu görevi müderris,muallim gibi kişiler yürütürdü.
b)-Kaza Görevi:Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar Islam hukukuna
göre davalara bakar ve  karar verirlerdi.
c)-Ifta Görevi: Fetva görevidir.Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan
etme görevidir.
Fetva verme yetkisine sahip olanlara MÜFTI denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam
ve kazaskerlerdi.
ŞEYHÜLISLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhüislamın protokoldeki sırası veziri azamla
aynıydı.Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı
gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı.
Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası
gerekiyordu.Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17.  yüzyıla
kadar görevden alınması bile söz konusu değildi.  Tanzimattan sonra şeyhülislamların yönetimdeki
önemi azalmaya başladı.
KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Humayun üyesi olan kadıaskerler şer'i hükümler veren en yüksek
görevlilerdi. Fatihten itibaren  Anadolu ve Rumeli kadıaskerleri olmak üzere sayıları ikiye
çıkarıldı. Rumelideki kadılar Rumeli, Anadoludaki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar.
KADILAR: Başlıca görevleri şunlardı:
a)-Merkezden gelen emirleri halka iletmek, halkın şikayetlerini merkeze bildirmek.
b)-Her türlü davaya(miras,ticaret,ceza) bakarak karar vermek.(Yargıçlık)
c)-Nikah sözleşmesi, şirket kurulması, Vakıf kurulması gibi sözleşmeleri yapardı.(Noterlik)
d)-Avarız denilen olağanüstü durumlardaki vergileri toplar, merkeze gönderirdi.
PADIŞAH HOCALARI: Osmanlı şehzadelerine ulemadan bir kimse hoca olarak tayin edilirdi. Şehzadeler
hükümdar olduklarında onları PADIŞAH HOCASI olarak tayin ederlerdi.
SEYYID VE ŞERIFLER: Hz.Peygamberin torunları Hz.Hasanın soyundan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyinin
soyundan gelenlere ise Seyyid denirdi. Seyyid ve şerifler Osmanlı toplumunda büyük saygı
görürlerdi. Devlet de bunların işleriyle meşgul olmak için NAKIB'ÜL EŞRAFLIK denilen bir
kurum kurmuştu.
Yukarıdaki görevlilerden başka ilmiye zümresi içinde müderrisleri,müneccimleri,hekimleri, tarikat
şeyhlerini, imam ve müezzinleri sayabiliriz.
3)- KALEMIYE(Ehli Kalem):
Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri NIŞANCI VE DEFTERDARLAR'dır.
NIŞANCI(TEVKII=TUĞRAI): Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişan
olan  TUĞRA 'yı çektiği için TUÄžRACI'da denirdi. Nişancı kendisine bağlı REISÜL KÜTTAB
başkanlığında çeşitli kalemler vasıtasıyla merkez bürokrasisinin her türlü işlemlerini yapardı.
Reisülküttab'a bağlı kalemler şunlardı:
a)-Beylikçi Kalemi b)-Tahvil Kalemi c)-Ruus Kalemi  d)-Amedi Kalemi
Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanısıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu
görevleri yapardı:
A)- Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak MÜHIMME DEFTERINE(Divan Defteri)
kaydetmek.
B)- Ferman,berat gibi belgeleri hazırlamak.
C)- Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak.
D)- Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.
DEFTERDAR:
Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda Iç
ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. Iç hazinede padişahın özel serveti ve değerli
eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. Ilk dönemde
defterdar sayısı bir iken, sonraları mali işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye
yükselmiştir.Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı
Başdefterdar idi.
Defterdara bağlı kalemler şunlardı:
a)-Ruznamçe kalemi b)-Maliye emirleri kalemi c)-Tarihçi kalemi  d)-Gelir ve gider kalemi
Defterdara bağlı üst düzey görevliler şunlardı:
a)-Başbakı kulu    b)-Veznedarbaşı c)-Sergi nazırı  d)-Sergi halifesi

MERKEZ TEŞKILATINDA MEYDANA GELEN DEÄžIŞMELER:
1)- 18. yüzyılda değişmeler:
a)- Tahta Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesinin geçmesi, zamanla devlet işlerinin sadrazamlara
bırakılması sonucun doğurmuştur. Sadrazamların güçlenmesi ile Divan BAB-I ALI'de(Sadrazam
kapısı=Yüksek Kapı)toplanmaya başlamıştır
b)- 18. yüzyılda devletlerarası ilişkiler ön plana çıkınca diplomasi önem kazanmaya başlamış,
böylece kalemiye sınıfının özellikle de REISÜL KÜTTAB'ın etkinliğ artmıştır. Reisülküttab dış
ilişkileri düzenleyen bir nitelik kazanmıştır.
2)- II.Mahmut Döneminde değişmeler:
a)- 1826'dan itibaren BAB-I ALI sadrazamın özel ikametgahı olmaktan çıkmış, devletin hükümet
binası haline gelmiştir.
b)- II.Mahmut zamanında Divan Batı ülkelerinde olduğu gibi yeniden düzenlenmiştir. Divan-ı
Hümayun yerine nezaretlerden (nazırlıklar=bakanlıklar) oluşan yeni bir hükümet modeli
oluşturulmuştur. Bu hükümet modeline Meclis-i Vükela, Heyeti Vükela(bakanlar kurulu) veya
Meclis-i Has denir. Böylelikle Sadrazamın yetkileri nazırlar arasında dağıtılmıştır. Bu
nazırlıklar şunlardır

ESKI                 YENI
Divan-ı Hümayun   ----->   Heyeti Vükela(bakanlar kurulu
Sadrazam          ----->   Başvekil(Başbakan)
Sedaret Kethüdası ----->   Dahiliye Nazırı(Içişleri)
Reisülküttab      ----->   Hariciye Nazırı(Dışişleri)
Defterdar         ----->   Maliye Nazırı
Kazasker          ----->   Adalet Bakanlığı (Nezareti Deavi=Davalar bakanlığı)
Ayrıca Evkaf ve Ticaret Nazırlığı kuruldu.
c)- II.Mahmut zamanında yeni meclis ve komisyonlar kuruldu.Bunlar;
1-Dar-ı Şura-i Askeri:(Askeri işleri düzenlemek)
2-Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali(Idari ve bürokratik işler
3-Meclis-i Vala-i Ahkam-ı Adliye(Adalet işleri)
Bunların dışında II.Mahmut zamanında şu ıslahatlar gerçekleştirildi:
a)-1826 da Yeniçeri ocağı kaldırıldı,Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir
ordu kuruldu.
b)-Tımar ve zeamet kaldırıldı. Başta valiler olmak üzere devlet memurları maaşa bağlandı.
c)-Müsadere usulü kaldırıldı.(Görevden alınan yüksek dereceli memurun malına devletin
elkoyma usulü)
d)-Ilköğretim mecburi kılındı.
e)-Ilk resmi gazete ( TAKVIM-I VEKAYI) çıktı.
f)-Ilk defa nüfus sayımı yapıldı.
g)-Kıyafet değişikliği yapıldı.(Memurlara fes,ceket,pantolon giyme zorunluluğu)
h)- Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı.
ı)- Mahalle ve köylere MUHTARLIK teşkilatı kuruldu.
3)-Tanzimat Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:
3 Kasım 1839 da ilan edilen Tanzimat fermanıyla devlet teşkilatında yeni düzenlemelere
gidilmiştir. 1876'ya kadar süren dönemde yeni meclis ve komisyonlar kurulmuştur.
Bunlar;  a)-Meclis-i Ali Tanzimat, b)-Şura-i Devlet c)-Divan-ı Ahkam-ı Adliye'dir.
Ayrıca Tanzimat Döneminin bir başka yeniliği de SERASKERLIK makamının kurulmasıydı. Kara
kuvvetleri komutanlığı olan bu makam, Sadrazam ve şeyhülislama eşit tutuldu.
4)-Meşrutiyet Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:
1876'da Kanuni Esasi'nin ilan edilmesiyle Meşrutiyet dönemi başlamıştır. Yapılan seçimlerle iki
meclis oluşturulmuştur:
a)- Meclisi Mebusan:Hırıstiyan,Yahudi ve müslüman halkın seçtiği milletvekillerinden oluşuyordu.
b)- Ayan Meclisi: Padişah tarafından tayin edilen 26 kişiden oluşuyordu.

OSMANLI TAŞRA TEŞKILATI
TIMAR VE ILTIZAM SISTEMI: Osmanlı Devletinde taşra teşkilatının(merkez dışı) temelini tımar (dirlik)
sistemi oluşturuyordu.Devlet bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarak
askerlere veya devlet görevlilerine ayırırdı. Bu gelir kaynağına DIRLIK denilirdi. Dirlikler 3'e
ayrılmıştı.
1-TIMAR: Tımar sistemine göre savaşta sivrilmiş,tımar beyi olma özelliği kazanmış sipahilere
verilen 3-20 bin akçe yıllık vergi geliri olan dirliklerdir.
2-ZEAMET: Savaşta üstün yetenek göstermiş olan tımar sahipleri ile devlet merkezindeki divan
çavuşlarına, müteferrika ve katipler ile eyalet ve sancaklardaki ileri gelen devlet
görevlilerine verilen yıllık vergi geliri 20-100 bin akçe arsındaki dirliklerdir.
3-HAS: Padişah ve ailesine, sadrazam, vezirler, beylerbeyi ve sancak beylerine verilen geliri 100
bin akçeden fazla dirliklerdir.
AÇIKLAMA: Tımar sahipleri ilk 3 bin, zeamet sahipleri ise ilk 20 bin akçesini kendi geçimleri için
ayırırlardı. Buna KILIÇ HAKKI denirdi. Tımar sahipleri geri kalan gelirin her 3 bin akçesi,
zeamet ve has sahipleri ise her 5 bin akçesi için tam teçhizatlı bir atlı asker yetiştirmek
ve gerektiğinde bunlarla birlikte savaşa katılmak zorundaydı. Bu askere CEBELÜ denirdi.
Dirlik sahipleri kendisine verilen toprakları köylüye 50-150 dönümlük topraklar halinde dağıtır.
Ve hasat zamanında köylünün yetiştirdiği ürünün vergisini(öşür yada harac) alırlardı.
Dirlik sisteminde toprağın;
1-Mülkiyeti DEVLETE,
2-Vergisi  DIRLIK SAHIBINE,
3-Kullanım hakkı KÖYLÜYE aittir.
TIMARLI SIPAHI HANGI DURUMLARDA TOPRAÄžI KÖYLÜDEN GERI ALABILIRDI ?
1-Toprağı sebepsiz yere terk edenlerden,
2-Sebepsiz yere 3 yıl üst üste ekmeyenlerden,
3-Sebepsiz yere vergisini vermeyenlerden.
TIMARLI SIPAHININ KÖYLÜYE KARŞI GÖREVLERI NELERDIR ?
1)-Köylünün güvenliğini sağlamak,
2)-Köylünün tohum,gübre vb. ihtiyaçlarını temin etmek,
3)-Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamak
DIRLIK (TIMAR) SISTEMININ YARARLARI NELERDIR ?
1)- Devlet Merkezden toplanması son derece zor vergiler böylece toplamış oluyor,
2)- Devlet bazı görevlilerine maaş vermekten kurtuluyor
3)- Devlet asker yetiştirmekten kurtuluyor
4)- Devlet toprakları boş kalmadığından üretim artıyor.
5)- Tımarlı sipahiler bulundukları yerlerde güvenliği sağlıyor.
NOT: Tımar ve zeamet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet
memurları maaşa bağlandı.
ILTIZAM SISTEMI: Iltizam devlete ait bir gelirin ihale yoluyla şahıslara verilmesidir. 16. yüzyıldan
sonra uygulamaya konulan bu sistemde devlete ait bir gelir genellikle 3 yıllık bir süre için açık
artırmaya çıkarılır,en yüksek bedeli verene devredilirdi. Bu ihaleyi kazanan kişiye MÜLTEZIM
denirdi.Mültezimlere dirlik sahiplerine verilen haklar tanınmıştı.
NOT: Bu sistemin  en önemli yararı devletin acil para ihtiyacını karşılamasıdır.

NOT: Zaman içinde tımar toprakların MUKATAA haline getirilip mültezime verilmesi yaygınlaşmışdır.

TIMARLARIN MUKATAA HALINE GETIRILIP MÜLTEZIME VERILMESI
NE GIBI OLUMSUZ SONUÇLAR DOGURMUŞTUR ?
1)-Mültezim baskısı altında kalan halkın vergisini ödeyememesine ve toprağını terk etmesine
2)-Iltizamların genellikle o bölgedeki zengin ve güçlü kişilere (AYAN) verilmesiyle, taşradaki
ayanlar güç kazanmaya başlamışlar ve devlete baş kaldırmışlardır
3)-Tımar toprakların iltizama verilmesiyle, valiler eskiden tımarlı sipahiye yaptırdıkları
güvenlik ve askerlik hizmetini, SARICA SEKBAN denilen kapılarında besledikleri askerlere
yaptırmaya başladılar. Barış döneminde veya beylerinin tayini çıktığında işşiz kalan ve LEVENT
adını alan bu insanlar eşkiyalık yaparak karınlarını doyurmaya başladılar.
NOT: Iltizam yöntemi Tanzimata(1839) kadar yürürlükte kalmış,bu tarihte kaldırılmıştır. Ancak
1855'ten itibaren iltizama yeniden dönülmüştür.
IDARI TEŞKILATI:
Osmanlı ülkesi idari bakımdan EYALETLERE, eyaletler SANCAKLARA, Sancaklar KAZALARA, kazalar da
TIMARLI NAHIYELERINE ayrılmıştı.
1)- EYALETLER (BEYLERBEYILIK):
Eyaletlerin başında BEYLERBEYI bulunuyordu. Eyalet içinde beylerbeyinin bulunduğu sancak PAŞA
SANCAÄžI adıyla anılırdı. Beylerbeyi  Divan-ı Hümayunun küçük bir kopyesi olan "Eyalet divanı"nın
başıydı.
Eyalet Divanının üyeleri şunlardır:
1-Beylerbeyi: Eyaletin ve eyalet divanının başıydı. Hizmetinde KAPU HALKI denilen çok sayıda
görevli ve asker bulunurdu. Beylerbeyi tayini çıktığında kapuhalkını da beraberinde
götürürdü.
2-Beylerbeyi Kethüdası: Beylerbeyinin yardımcısıydı.
3-Eyalet Defterdarı: Eyaletin mali işlerinden sorumluydu.
4-Eyalet Kadısı: Eyaletin yargı, belediye, noterlik vb. işlerinden sorumluydu.
5-Eyalet subaşısı: Bugünkü emniyet müdürü gibidir. Suçluların takibi ve yakalanmasında,
kadı tarafından verilen hükümlerin uygulanmasından ve merkezden gelen emirlerin
uygulanmasından sorumludur.
Osmanlı Devletinde eyaletler SALYANELI ve SALYANESIZ olmak üzere ikiye ayrılıyordu.
Salyaneli (Yıllıklı) Eyaletler: Bu eyaletlerde tımar sistemi uygulanma, vergiler yıllık olarak
toplanırdı. Mısır, Habeş, Bağdat, Basra, Yemen, Tunus, Cezayir, Trablus salyaneli
eyaletlerdendi.
Salyanesiz (Yıllıksız) Eyaletler: Tımar(dirlik) sisteminin uygulandığı eyaletlerdir.  Bu
eyaletlerdeki topraklar has,zeamet ve tımar olarak ayrılmıştır.Merkeze yakın eyaletlerdir.
Rumeli, Budin, Anadolu, Karaman, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Halep, Şam, Trablusşam
salyanesiz eyaletlerdendir.
2)-SANCAKLAR: Kazaların birleşmesiyle meydana gelmişti. En üst dereceli yöneticisi SANCAK
BEYI'dir.Sancaklarda asayiş subaşı ve Yasakçılar(asesler), kalenin korunması da kale
dizdarları tarafından yapılırdı.
3)-KAZALAR: Hem adli hem de idari birimdir. Kazaların başında yönetici olarak kadı bulunurdu.
IMTIYAZLI HÜKÜMETLER: Osmanlı devletinin hakimiyetini tanıyan Kırım Hanlığı, Mekke Emirliği,
Eflak, Boğdan ve Erdel Beylikleri,Sakız Cumhuriyeti imtiyazlı yönetimlerdi. Bunlar iç işlerinde
serbest olup, yöneticileri Osmanlı tarafından kendi soyluları arasından atanırdı. Bu
hükümetlerden Kırım Hanlığı ve Mekke Emirliği dışındakilerden yıllık belli bir vergi alınırdı.
TAŞRA TEŞKILATINDAKI DIĞER GÖREVLILER:
Muhtesib:       Çarşı ve pazar denetlemesi yapardı.Satılan mal ve fiatları kontrol ederlerdi.(zabıta)
Kapan Emirleri: Şehirlere gelen sebze-meyvenin toplandığı yerlere "kapan" denirdi. Kapan emiri
buraya gelen malın vergilendirilmesini sağlardı.(Hal müdürü)

Beytülmal Emini:Herhangi bir yerleşim yerinde kamuya ait çıkarları korumakla görevliydi.

Gümrük ve Bac Eminleri: Kasaba veşehirlerde sanat ve ticaretle ilgili vergileri toplarlardı.
TAŞRA TEŞKILATINDA MEYDANA GELEN DEĞIŞMELER:
1864'te yayınlanan "vilayet nizamnamesi" ile ülke idari bakımdan yeniden teşkilatlandırıldı.Buna
göre taşra yönetimi vilayet, liva(sancak), kaza ve köy birimlerine ayrıldı. Livaların yönetimi
MUTASARRIF'lara verildi.
1871'de kaza ve köy arasına NAHIYELER eklendi, bunların başına  nahiye müdürleri seçimle
getiriliyordu.
MAHALLI TEŞKILAT:
Mahalle veya köy cemaatinin önde gelen kişisi IMAM'dır. Imam cemaatin isteğiyle belirlenir ve
kadı'nın onayıyla göreve başlardı.
Mahalle ve köy halkının ortaklaşa karşıladığı giderler şunlardır:
1)- Cami,okul,çeşme gibi yapıların onarımı ve ihtiyaçlarının karşılanması,
2)- Imam, müezzin, muallim gibi görevlilerin ücretlerinin ödenmesi,
3)- Divan-ı Hümayun tarafından  olağanüstü durumlarda konulan AVARIZ adı verilen vergilerin
ortaklaşa ödenmesi.
OSMANLILARDA HUKUK
Osmanlı Devletinde hukuk iki temele dayanıyordu:
1)- Şer'i Hukuk,  2)- Örfi Hukuk
1)-ŞER'I HUKUK(Islam Hukuku=Fıkıh): Şer'i hukukun kaynaklarını Kur'an, Hadis, Icma ve Kıyas
oluşturuyordu. Şer'i hukuk sadece müslümanlara uygulanırdı. Kamu hukuku dışında kalan davalarda
müslüman olmayanlar, kendi dini kurumlarında yargılanırlardı.
2)-ÖRFI HUKUK: Türk gelenek ve göreneklerine göre düzenlenmiş kuurallarla, şer'i hukukun esaslarına
aykırı olmamak kaydıyla padişahların buyruklarından oluşurdu. Örfi hukukun esasları KANUNNAME
adıyla bir araya getirilmiştir.
NOT: Bilinen ilk Osmanlı Kanunnamesi Fatih Sultan Mehmet'in kanunnamesidir.(KANUNNAME-I ALI OSMAN)

Osmanlı Devletinde Hukukun uygulanışı nasıldı?
Osmanlı Devletinde şer'i ve örfi bütün meseleler şer'i mahkemelerde çözümlenirdi. Eyalet, sancak ve
kazalardaki mahkemelerde "hakim" olarak KADI bulunurdu.Kadı'nın verdiği karardan şüphe duyanlar üst
mahkeme olarak Divan-ı Hümayuna başvurabilirlerdi.Daha küçük yönetim birimlerinde (nahiyelerde) kadı
adına hüküm verenlere NAIB denirdi. Mahkemelerde görülen davalar ŞERIYYE SICILLERI denilen defterlere
kaydedilirdi.
Osmanlı Hukuk Düzeninde Meydana Gelen Değişmeler:
a)-II. Mahmut Döneminde değişmeler:
1-Görevden alınan memurların mallarına el koyma usulüne (müsadere) son verildi.
2-Memurların yargılanması, hükümet ile halk arasındaki davaların görüşülmesi için Meclis-i
Vala-i Ahkam-ı Adliye kuruldu.
3)- Ilk olarak Adalet Bakanlığı(Nezareti Deavi) kuruldu.
b)-Tanzimat döneminde (1839-1876)değişmeler:
Hatırlanacağı gibi Tanzimat Fermanında (3kasım 1839) Herkes kanun önünde eşit olacak, bütün
herkesin can, mal ve namusları güven altında olduğu belirtilmişti. Yine Islahat fermanı(1856)
azınlıklara yeni haklar veriyordu.
Bu dönemde hukuk alanında önemli gelişmeler yaşandı:
1)- 1840'da Ceza Kanunu(kısmen Fransızcadan tercüme) 1850'de Ticaret Kanunu, 1863'de de Deniz
ve ticaret kanunu çıkarıldı. 1868'de Şurayı Devlet(DANIŞTAY) kuruldu.
2)- Bu kanunların yanısıra Tanzimatla birlikte KARMA mahkemeler kuruldu. Karma mahkemelerdeki
hakimlerin yarısı yabancı yarısı Osmanlı idi.
AÇIKLAMA: Yabancıların Türk mahkemelerinde yargıç olarak yer alması devletin egemenlik haklarıyla
uyuşmamaktadır.
3)- Tanzimat döneminde "Insan hakları ve vicdan hürriyeti" bakımından önemli gelişmeler oldu.
Zenci esirliği yasaklandı ve mezhep değiştirmeyi yasaklayan kanun kaldırıldı.
4)- 1870'de AHMET CEVDET PAŞA başkanlığında bir kurul on yıl kadar çalışarak MECELLE'yi
hazırladı. Mecelle medeni kanun niteliğindeydi.
c)-Meşrutiyet Döneminde Meydana gelen değişmeler:
1876'da ilan edilen Kanuni Esasi Osmanlı Devletin'de anayasa hukukunun başlangıcıdır.


OSMANLI ORDUSU

OSMANLI KARA ORDUSU                                                            DENIZ ORDUSU
(DONANMA)

A-KAPIKULU OCAKLARI                           B)-EYALET ASKERLERI   C)-YARDIMCI KUVVETLER
1.Tımarlı Sipahiler   (Bağlı Devlet ve  Beyliklerin askerleri)
2.Akıncılar
KAPIKULU YAYALARI      KAPIKULU ATLILARI   3.Azaplar
1.Acemi Oğlanlar       (Altı Bölük Halkı)            4.Deliler
2.Yeniçeriler          1.Sipahi                        5.Gönüllüler
3.Cebeciler            2.Silahdar                     6.Beşliler
4.Topçular             3.Sağ ulufeciler              7.Yayalar
5.Top Arabacıları      4.Sol ulufeciler              8.Müsellemler
6.Humbaracılar         5.Sağ garipler        

OSMANLI ASKERI TEŞKILATI
Kuruluş Döneminde Askeri Teşkilat:
Orhan Bey zamanında YAYA ve MÜSELLEMLER adlarıyla ilk düzenli birlikler oluşturuldu.  I.Murat
zamanında ise Kapıkulu ocakları kuruldu.(1362)
A)-KAPIKULU OCAKLARI:
Padişah I.Murad zamanında oluşturuldu. O zaman Islam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte biri
hükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de saray
hizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında PENÇIK OÄžLANI denilen bu savaş esirlerinin sayısı
arttı.Bunun üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak istendi.Bu sisteme "Pencik
Usulü" denildi.Böylelikle Kapıkulu ocakları oluşturuldu.
Devşirme Usulü:Kapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıyla
DEVŞIRME USULÜ oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan hırıstiyan
ailelerin çocukları ailelerinden alınarak Islam dinini,Türkçeyi ve Türk gelenek ve
göreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocuklu
ailelerin çocukları alınmazdı.Daha sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar ocağına
gönderilirlerdi.
KAPIKULU YAYALARI(PIYADELERI)
1)- ACEMI OĞLANLAR OCAĞI: Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için kurulmuştur.
Türk ailelerinin yanından gelen devşirme çocukları burada yapılan askeri eğitimden sonra
sınavdan geçirilir, başarılı olanlar Enderun'a alınırdı. Diğerleri Kapıkulu ocaklarına
dağıtılırlardı.
2)- YENIÇERI OCAĞI: Kapıkulu ocaklarının en önemlisidir. Savaş zamanında merkezde bulunur ve
padişahı korurlardı. Barışta ise Divan muhafızlığı yapmak, Istanbul'un güvenliğini sağlamak,
sınırlardaki kalelerde muhafızlık yapmak gibi görevleri vardı.
Yeniçerilere üç ayda bir "ULUFE" denilen maaş, padişah tahta çıktığında "CULÜS BAHŞIŞI", ilk
sefere çıktığında da "SEFER BAHŞIŞI" verilirdi. Yeniçerilerin komutanına "YENIÇERI AĞASI"
denilirdi.
3)- CEBECILER: Komutanlarına "CEBECIBAŞI" denilirdi. Yeniçerilerin silahlarını ve zırhlarını yapar,
onarır ve silah anbarlarında muhafaza ederlerdi.
4)- TOPÇU OCAĞI: Bu ocağın görevi top dökmek, ve topları kullanmaktı. Osmanlılar topu ilk defa
I.Kosova Savaşında kullandılar.
5)- TOP ARABACILARI OCAĞI: Top arabalarını yapan ve topları taşıyan ocaktı. Komuutanlarına
"ARABACIBAŞI" denirdi.
6)- HUMBARACILAR OCAĞI: Havan denilen toplarla, humbara denilen gülleleri hazırlayan ve kulanan
ocaktı.Komutanına "HUMBARACIBAŞI" denirdi.
7)- LAĞIMCILAR OCAĞI: Kale kuşatmalarında,hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknik
bir sınıftı. Komutanına "LAĞIMCIBAŞI" denirdi.
8)- SAKALAR: Kapıkulu askerlerinin sularını taşırdı.Komutanına "SAKABAŞI" denirdi.

KAPIKULU SÜVARILERI(ATLILARI)
Altı Bölük halkı da denirdi.Derece ve maaş yönünden yeniçerilerden üstündüler.
Sipah ve silahtar; savaş sırasında padişah çadırını,
Sağ ve Sol ulufeciler; Saltanat sancaklarını
Sağ ve sol garipler; ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.
Ocağın adı     Mevcudu     Günlük Ulufesi
Acemiler     7.745     1-2,5 akçe
Yeniçeriler     12.000    2-5 akçe
Cebeciler     500-800    8 akçe
Topçular     1000-1200    6-8 akçe
Top Arabacıları     400     4-6 akçe
Kapıkulu Süvarileri     8000     14-90 akçe


B)- EYALET ASKERLERI:

1)- TIMARLI SIPAHILER:  Tımar sistemi daha önceki Müslüman Türk devletlerinde gördüğümüz IKTA
sisteminin Osmanlılar tarafından geliştirilmiş şekliydi. Tımarlı Sipahiler kendilerine DIRLIK
verilen kişilerin beslemek zorunda oldukları tamamı Türklerden meydana gelen atlı
askerlerdi.Savaş sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarında durarak,ordu merkezini yanlardan
gelecek saldırılara karşı korurlardı.Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar devletin en
önemli ve en büyük askeri gücüydü.
2)- AKINCILAR: Sınır boylarında oturan Türklerden meydana gelen hafif süvari kuvvetleriydi. Başlıca
görevleri; ordunun keşif hizmetlerini görmek, kaçan düşmanı kovalamak, düşmanı oyalamaktı.
3)- AZAPLAR: Kelime anlamı bekar demektir. Masrafları kendi şehir ve kasaba halkı tarafından
karşılanan gönüllü kuvvetlerdi.
4)- DELILER: Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeniyle "deli" olarak adlandırılmışlardır.
5)- GÖNÜLLÜLER: Sınırdaki kasaba ve şehirleri korumakla görevliydiler.
6)- BEŞLILER: Her beş haneden bir kişi alınarak oluşturulan bu birlikler sınırdaki kalelerin
korunmasında görevlendirilirdi.
7)- YAYA VE MÜSELLEMLER: Ordunun önünde giderek yolları ve köprüleri onarırlardı.

C)- YARDIMCI KUVVETLER:
Bir savaş zamanında bağlı hükümetlerin(Kırım,Eflak-Boğdan) askerleri de Osmanlı ordusuna yardım
ederlerdi. Bunlar içinde en önemlisi Kırım kuvvetleriydi.

DENIZ ORDUSU(DONANMA):
Osmanlılar Orhan Bey zamanında Karesi Beyliğini ele geçirince bu beyliğin donanmasına da
sahipolmuşlardır. Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da bir tersane yapılmıştır. Fatih zamanında
gelişmeye başlayan donanma, II.Beyazıt zamanında Kemal Reis'in, Kanuni zamanında da Barbaros
Hayrettin Paşa'nın Osmanlı hizmetine girmesiyle Akdeniz'de en üstün güç haline gelmiştir.
Donanma komutanına Kaptan-ı Derya veya Kaptan Paşa, deniz askerlerine ise LEVENT denirdi.
Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Salih Reis, Piri Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis, Kılıç Ali
Reis meşhur Türk denizcileridir.

OSMANLI ORDUSUNDA YAPILAN DEĞIŞIKLIKLER VE SEBEPLERI:
Osmanlı ordusunda meydana gelen bozulmaların temelde iki nedeni vardı;
1-Avrupadaki gelişmeler,   2-Tımar sistemindeki bozulmalar
1)- Avrupa'da merkezi krallıkların güçlenmesiyle daimi nitelikte ve yeni silahlar kullanan Batı
ordularına karşı, çoğunluğu tımarlı sipahilerden oluşan Osmanlı ordusunun eskisi kadar başarılı
olamayışıydı. Çünkü Avruupa orduları daimi olduklarından onlar için "savaş zamanı" diye bir şey
söz konusu değildi. Oysa tımarlı sipahi hasat zamanı köyünde bulunmak, öşrünü toplamak
düşüncesindeydi.Ayrıca yeni savaşteknikleri ve silah kullanımı ancak kışlada özel eğitimle
verilebileceğinden tımarlı sipahinin savaşlarda etkiside kalmamıştı.Bu nedenle tımarlılar 17.
yüzyıldan sonra sadece yol ve istihkam işlerine bakan askerler haline geldiler.
2)- Tımar sisteminin bozulmasına bağlı olarak kapıkulu ocaklarının da bozulmasıdır.

TIMAR SISTEMININ BOZULMASININ MEYDANA GETIRDIĞI SONUÇLAR:
1- Devlet ulufeli tüfekli kapıkulu askerinin sayısını artırmak zorunda kaldı.
2- Sayıları çoğalan kapıkullarına ulufe yetiştirmek güçleşti.Hazinenin yükü arttı.
3- Eyaletlerdeki tımarlı sipahiler ile kapıkulu birbirine karşı denge unsuru idiler. Tımarlı
sipahiler kalkınca, kapıkulları devlete hükmeder hale geldiler.
4- Kapıkulu askeri ihtiyacı artınca "devşirme sistemi" de bozuldu. Devşirme olmayan kişiler de
kapıkulu askeri yapıldı.
5- Köylü kapıkulu askeri olmak isteyince toprağını bıraktı.Bu yüzden üretimde azaldı.
KAPIKULU OCAKLARINDAKI BOZULMALAR:
Askeri alandaki başarısızlıkları önlemek için 17. yüzyıldan itibaren askeri teşkilatta yeni
düzenlemelere ihtiyaç duyuldu. Ancak bu düzenlemelere Yeniçeri ocakları karşı koydular. Yeniçerilerin
başlıca  ayaklanmaları şunlardır:
1- Yeniçeriler 17. yüzyılın başında sadrazamın görevden alınması için padişah III. Mehmet'i ayak
divanına çağırmışlar, padişah istekleri kabul etmek zorunda kalmıştır.
2- Padişah II.Osman Lehistan seferi sırasında yeniçerilerin isteksiz davranışını görünce, sefer
dönüşü Anadolu,Mısır ve Suriyeden toplayacağı askerle yeniçerileri kaldırmayı düşünmüş, ancak
bunu öğrenen yeniçeriler ayaklanarak II.Osmanı şehit etmişlerdir.
3- IV.Murat saltanatının ilk yıllarında yeniçerilerin isteklerini kabul etmek zorunda kalmış,fakat
sonra sert tedbirlerle onları sindirmiştir.
4- IV.Mehmet zamanında zorbalıkları devam eden yeniçeriler 1656'da devlet adamlarını öldürdüler.
(Vakayı Vakvakiye=Çınar vakası)
5- 1687'de IV.Mehmet'i tahttan indirerek yerine II.Süleyman'ı geçirdiler.
6- Nizam-ı Cediti kuran III. Selim'i tahttan indirdiler. (Kabakçı Mustafa Ayaklanması)

YENIÇERILERIN AYAKLANMALARININ BAŞLICA SEBEPLERI:
1-Padişah ve diğer devlet adamlarının yeniçeri ocaklarında düzenlemeler yapmak istemeleri,
2-Saray entrikaları sonucu vezir veya diğer devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtmaları
3-Padişah değişikliğinde cülus bahşişi aldıklarından padişahları tahttan indirerek yerine yenisini
geçirmenin işlerine gelmesi
4-Pekçoğunun Istanbul'da esnaflık gibi işlerle uğraşmalarından sefere gitmek istememeleri
5-Maaşlarının düşük ayarlı para ile ödenmesi
6-Denge unsuru olan tımarlı sipahilerin ortadan kalkmasıyla devlet içinde en etkili güç haline
gelmeleri,
7-Tımar sisteminin çökmesiyle sayılarının ve güçlerinin artması

KAPIKULU OCAKLARINDA YAPILAN ISLAHATLAR:
1- I.Mahmut (1730-1754) zamanında Fransız asıllı olan Humbaracı Ahmet Paşa ordunun topçu ve
humbaracı ocaklarını Avrupa yöntemlerine göre ıslah etti. Ayrıca bu dönemde Hendeshane kuruldu.
2- III.Mustafa(1757-1774) zamanında topçu ocağı Baron dö Tot tarafından yeniden ıslah edildi. "Sürat
topçuları" adıyla yeni bir askeri birlik kuruldu.
3- III.Selim (1789-1807) Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu kurdu(1793).
4- a)-II.Mahmut döneminde(1808-1839) sadrazam Alemdar Mustafa Paşa SEKBAN-I CEDIT ocağını kurdu.
b)-Alemdar Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Cedit kapatıldı.II.Mahmut EŞKINCI adıyla
yeni bir ocak kurdu.
c)-II.Mahmut 1826'da yeniçerileri ortadan kaldırdı. Bu olaya Osmanlı tarihinde "Vakayı Hayriye"
denir. Yeniçeri ocağının yerine ASAKIR-I MANSURE-I MUHAMMEDIYE adında yeni bir kuruldu.Bu
orduya daha sonra NIZAMIYE adı verildi. Komutanına da SERASKER(Kara kuvvetleri komutanı)
denildi.
5- Tanzimat Devrinde askerlik "vatan görevi" olarak kabul edildi(1843).Temel askerlik süresi 5 yıl
olarak belirlendi.
6- 1870'de "askeri zaptiye" teşkilatı (jandarma) kuruldu.

NOT: Yukarıda dönemler içinde bir çok askeri okul ve kurum açılmıştır. Bu okul ve kurumlar "Eğitim
Öğretim" ünitesi içinde ayrıca belirtileceğinden burada anlatılmamıştır.

OSMANLILARDA VAKIF TEŞKILATI
Vakıf    : Bir müslümanın malının bir bölümünü veya tamamını hayır amacıyla bağışlamasına denir.
Vakıf    : Vakfeden kişiye denir.
Mevkuf   : Vakfedilen mala denir.
Mütevelli: Vakıf yöneticisine denir.
Vakfiye  : Kadı huzurunda düzenlenen, vakıf şartlarını belirten sözleşmeye denir.

VAKIFLARIN ÖNEMI: Vakıflar yoluyla şehir, kasaba, köy gibi yerleşim merkezlerinde cami, medrese, yol,
çeşme vb. bir çok yapı vakıflar yoluyla yapılmış, böylelikle devlete imar konusunda yapılacak fazla
bir şey kalmamıştır.

OSMANLI TOPLUMU
OSMANLI TOPLUMUNUN ETNIK YAPISI:
Osmanlı Devleti kurulduğunda halkının tamamı Türktü. Sonraki dönemde toprak genişlemesi sonucu bir
çok ulus (Yunan,Bulgar,Sırp,Arnavut,Macar,Hırvat,Sloven,Romen,Arap Macar...) Osmanlı yönetimine
girdi. Osmanlı Devleti çok uluslu bir imparatorluğa dönüştü.

NOT: Bu çok uluslu yapının çatırdayarak, Osmanlı Devletinin parçalanmasına neden olan en önemli dış
gelişme FRANSIZ IHTILALI'dir.

OSMANLI TOPLUMUNDA SOSYAL HAREKETLILIK
A)-YATAY HAREKETLILIK: Bir toplumun ülke coğrafyası üzerinde çeşitli sebeplerle yer değiştirmesi(göç)
olayına yatay hareketlilik denir.
a)-Kuruluş ve yükselme dönemlerinde yatay hareketlilik:
Bu dönemlerde yatay hareketlilik FETHEDILEN yerlere doğru yerleşme şeklinde görülür. Osmanlı
Devleti bu dönemde Balkanlar'daki Türk nüfusunu artırmak için  yatay hareketliliği teşvik edici
uygulamalar yapmıştır.
Bu TEŞVIK UYGULAMALARI şunlardır:
1- Bataklık yada ıssız yerlere vakıflar kurmak yoluyla buraların ekonomik hayatını
canlandırmış, insanların buraya yerleşmesini özendirmiştir.
2- Fethedilen yerlere yerleşeceklere bir takım vergi kolaylıkları sağlanmıştır.
b)-Osmanlı Devletinde Duraklama Devri sonrası Yatay Hareketlilik:
1- Bu dönemlerde kaybedilen yerlerdeki Türk ve müslüman halk içkesimlere göç etmek zorunda
kalmıştır.
2- Nüfus artışı, ekonomik güçlükler ve eşkiyalık hareketleri gibi nedenlerle kırsal kesimdeki
halk büyük kentlere göç etmiştir.
B)-DIKEY HAREKETLILIK:
Bir sınıftan başka bir sınıfa geçmek veya bulunduğu sınıf içinde daha yüksek mevkilere gelmeye
"Dikey hareketlilik" denir. Ortaçağ Avrupa'sının sınıflı toplumlarında ve Hindistan'daki "Kast"
teşkilatının katı sınıfsal yapısında dikey hareketlilik yoktur. Çünkü buralardaki sınıflar kan
bağına dayanmaktadır. Örneğin; baron, dük, kont, Lord olabilmenin şartı bu kimselerin soyundan
gelmektir.
Osmanlı Devletinde "kan bağına" dayanan sınıfsal bir yapı olmadığından dikey hareketlilik yoğun bir
şekilde görülür. REAYA dediğimiz yönetilenlerden bir kişinin, yönetenlerden saydığımız
seyfiye,ilmiye yada kalemiyeye geçmesi mümkündür.(padişah olmak hariç) Bunun için başlıca iki şart
vardı: 1- Müslüman olmak,   2- Eğitim öğretim görmek.
Reaya içindeki müslüman olmayanların DEVŞIRME yoluyla müslümanlaştığını ve kapıkulu sistemi içinde
eğitimlerini tamamlayarak devletin önemli kadrolarında görev aldıklarını görüyoruz. Mesela 1453-1566
yılları arasında görev yapan 24 veziri azamın 20'si devşirmedir.

OSMANLI TOPLUMUNUN DINI YAPISI
Osmanlı Devletinde yönetime katılmayan, geçimini tarım ve sanayi alanında üretim yapmak ve
ticaretle uğraşmak yoluyla sağlayan ve devlete vergi veren halka REAYA deniliyordu. Reaya çeşitli
din,dil ve ırklara mensup topluluklardan oluşuyordu.
Osmanlı Devletinde Millet kavramı günümüzdeki anlamından farklıydı. Aynı din ve mezhepten gelen
topluluklar bir "millet" sayılıyordu. Buna göre Müslümanlardan başka 3 temel millet daha vardı:
Ortodokslar, Ermeniler ve Yahudiler
1- Müslümanlar: Türkler, Araplar, Acemler, Boşnaklar ve Arnavutlar müslüman milletini
oluşturuyorlardı.
2- Ortodokslar: Ortodoksların devletle ilişkileri FENER PATRIKHANESI ve PATRIK tarafından
yürütülüyordu.  Patrik "vezir" seviyesindeydi. Seçimle ve padişahın onayı ile başa geçiyordu.
3- Ermeniler: "Monofizm" denilen bir öğretiyi benimsemişlerdi. Ortodoks kilisesi tarafından
dinsizlikle suçlanıyorlardı. Ayrı bir patrikliği bulunmaktaydı.
4- Yahudiler: Osmanlı nüfusu içinde sayıları pek fazla olmayan Musevilere (% 1) bir millet olarak
örgütlenme imkanı tanınmıştı. Bunlar ticaret, bankacılık gibi işlerle uğraştıkları için kısa
zamanda zenginleştiler. Musevilerin devletle ilgili işlerinden Istanbul'daki
"hahambaşı" sorumluydu.
OSMANLILARDA MILLET SISTEMININ DEÄžIŞMESINE ETKI EDEN FAKTÖRLER:
1)- Rusya'nın 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Osmanlı Ortodokslarının KORUYUCUSU olarak ortaya
çıkması ve Osmanlıların iç işlerine karışması
2)- Fransız ihtilalinin Osmanlı ülkesinda yaşayan Gayri müslim toplumlarda MILLIYETÇILIK duygusunu
uyandırması, batılı devletlerinde milliyetçilik hareketlerini desteklemesi
3)- Batılı Devletlerin sık sık Osmanlının iç işlerine müdahale etmesi sonucu Osmanlı Devletinin
Tanzimat ve Islahat Fermanıyla, Meşrutiyeti ilan etmesi
Tanzimat Fermanıyla (1839) gayri müslim tebaaya geniş haklar verilerek, yurttaşlar arasında her
türlü ayrım yasaklandı. Eyaletlerde kurulan meclislere gayri müslimlerde katıldı.
Avrupa Devletlerinin hırıstiyanlara verilen hakların genişletilmesi konusundaki baskıları sonucu,
Kırım Savaşından sonra "Islahat Fermanı" ilan edildi(1856).
Islahat Fermanıyla hırıstiyanlar askerlik hizmetine, okullara ve memurluklara alınacaktı. Harac
vergisi kalkacaktı.
TANZIMAT VE ISLAHAT FERMANININ  MILLET SISTEMINE ETKISI:
Tanzimat ve Islahat Fermanıyla Hırıstiyanlara verilen haklar, Müslüman halk üzerinde hoşnutsuzluk
uyandırdı, hırıstiyanlar arasında da Milliyetçilik duygusunun daha da yayılmasına neden oldu. Gayri
müslimlerin devlete sadakati kalmadı.
YERLEŞIM DURUMUNA GÖRE OSMANLI TOPLUMU
A)-ŞEHIRLERDE YAŞAYANLAR: Osmanlı Devletinde şehirlerde yaşayan halkı mesleklerine göre 4 grupta
inceleyebiliriz:
1-Askeriler(Umera)        2-Tacirler(Tüccar) 3-Esnaf ve zanaatkarlar   4-Diğer gruplar

1- ASKERiLER: Osmanlı şehirlerinde seyfiye, ilmiye ve kalemiyeden bir çok görevli bulunurdu.Bu
görevlilere "Askeriler" yada "Ümera" denirdi.Askeri(yönetenler) ve Reaya(yönetilenler)
arasındaki tek belirleyici fark askerilerin vergi vermemesi, reayanın ise vergi vermesiydi.
2)-TACiRLER(Tüccar): Tüccarlar niteliklerine göre üç gruba ayrılmışlardı:
a)- Sermayedar:Bunlar çoğunlukla bir malı ucuz ve bol bulunduğu dönemda alır ve fiat
yükseldiğinde satarak kar ederlerdi.
b)- Taciri Seffar: Bunlar bir malı ucuz olan bölgeden alarak,pahalı olan bölgeye
getirerek satarlardı.
c)- Örgütlenmiş Tüccar: Belli bir yerde mal gönderebileceği güvenilir temsilcileri
olan tüccarlar.
3)- ESNAF VE ZANAATKARLAR :
AHILIK TEŞKILATI: Anadolu'da 13. yüzyılda yayılmış olan esnaf, zanaatkar ve işçileri toplayan
teşkilattır.  Anadolu Selçuklu Devletinin sosyal düzeninin sağlanmasında ve Osmanlı devletinin
kuruluşunda etkili olan ahilik teşkilatı dini, ahlaki, sosyal ve ekonomik bir nitelik
taşıyordu. Ahilikte her mesleğin bir piri ve pir çevresinde toplanan meslek sahipleri vardı. Bu
meslek sahiplerinin güven, doğruluk, tövbe ve hidayet gibi kurallara uyma zorunluluğu vardı.
LONCA TEŞKILATI: Osmanlı toplumunda esnaflar LONCA adı verilen teşkilatlara sahiptiler. Her
esnaf muhakkak bir loncaya kayıtlı olur, loncasının koruması ve denetimi altında bulunurdu.
Bugünkü tabipler odası, mimarlar odası, şoförler cemiyeti gibi...  Dükkan açma hakkına GEDIK
denilirdi. Gedik'e sahip olmak için çıraklık, kalfalık yapıp, ustalık belgesini almak
gerekirdi.
Loncaların başlıca görevleri şunlardı:
1- Üye sayısını, üretilen malların kalitesini,fiyatını belirlemek
2- Esnaf arasındaki haksız rekabeti önlemek,
3- Esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek,
4- Üyelerine kredi vermek.
Her loncada yaşlılardan meydana gelen 6 kişilik bir "ustalar kurulu" vardı. Bunların en
yaşlısı başkan olur ve ŞEYH adını alırdı.
Şeyh: Çıraklık ve ustalık törenlerini yönetir ve cezaların uygulanmasını sağlardı.
Kethüda: Loncayı dışarda temsil eder, hükümetle ilişkileri düzenlerdi.
Nakib: Şeyhi temsil eder,esnafla şeyh arasında aracılık yapardı.
Yiğitbaşı: Disiplin işleri ve esnafa hammadde dağıtımını yapardı.
Ehl-i Hibre: Iki kişiydiler. Mesleğin sırlarını bilen, malların kalitesi bildiren, fiyat
belirleyen uzman. (Bilirkişi)
Bu 6 kişiden oluşan Lonca kurulunun dışında Lonca teşkilatıyla ilgili devlet görevlileri de
vardı;Bunlar:
Kadı: Lonca birliklerinin en üst makamıydı. Esnaf arasındaki anlaşmazlıkları çözümler ve
yukarıda belirtilen altı kişilik kurulun seçilmesini onaylar veya görevden alırdı.
Muhtesib: Çarşı ve pazar denetlemesi yapardı.Satılan mal ve fiatları kontrol ederlerdi.(zabıta)
Esnafı a)- Üreticiler  b)- Hizmet erbabı olarak ikiye ayırabiliriz.
a)-Üreticiler: Hammaddeyi işleyerek, işlenmiş madde haline getiren esnaflardır. Örneğin:
Bakırcı, kılıççı, fırıncı, demirci gibi...
b)-Hizmet Erbabı: Toplum için gerekli bir hizmeti yapan esnaftır. Örneğin: Berberler, hammallar
gibi...
4)- DIÄžER GRUPLAR: Osmanlı şehirlerinde Askeriler, tacirler ve esnaflardan başka meslek ve toplum
grupları da vardı. Bunların başlıcaları; yabancı tüccarlar, seyyahlar, yabancı ülke
temsilcileri, köyden kente göç etmiş işşizler, seyyar satıcılardır
B)- KÖYLERDE YAŞAYANLAR:
Köylerde yaşayanları şöyle gruplayabiliriz:
1)- Çiftçiler: Bunlar dirlik sahiplerinden veya devletten aldıkları 50-150 dönüm arasında
ÇIFTLIK denilen toprakları işlerlerdi.  Ürün vergisi olarak "Öşür" veya "harac"
vergisini öder, toprak vergisi olarak da ÇIFT RESMI'ni verirlerdi.Üç yıl toprağını ekmeyen
veya terkeden çiftçinin toprağı başkasına verilirdi. Bu takdirde bu kişiden ÇIFTBOZAN AKÇESI
adıyla bir vergi alınırdı.
2)- Tımar Beyleri: Köylerde yaşayan beyler, çiftçinin denetimini yapar, güvenliği sağlarlardı.
3)- Muaflar: Köylüler arasında hiç vergi vermeyen veya çok az verenlere " MUAF " denirdi.
Derbentçiler, emekli sipahiler, kalelerde görev yapanlar, din görevlileri, ilim adamları
muaflar içinde yer alıyordu.
C)- GÖÇEBELER (KONARGÖÇERLER):
Türk oymaklarının başındakilere BEY, Arap aşiretlerinin başındakilere ŞEYH adı veriliyordu.
Bunların devletle ilgili işlerini KETHÜDA denilen yardımcıları yürütürdü. Hayvancılıkla uğraşan
konargöçerler, devlete hayvan veya sürü başına AÄžIL RESMi denilen bir vergi öderlerdi.
OSMANLI EKONOMISI
OSMANLI EKONOMISININ TABII KAYNAKLARI:
1)- INSAN : Osmanlı devletinde son yıllara gelinceye dek bugünkü anlamda bir nüfus sayımı
yapılmamıştı. Ilk nüfus sayımı 1831'de II.MAHMUT döneminde yapıldı. Osmanlı Devleti'nin bundan
önceki dönemlerine ait nüfus bilgilerini ise Tahrir defterlerinden öğreniyoruz.
TAHRiR DEFTERLERI: Bir yer fethedildiğinde ya da belirli aralıklarla kaza ve sancakların vergi
yükümlüsü "erkek nüfusunu" ve bunların ödeyeceği vergi miktarını saptamak amacıyla "TAHRiR"
denilen bir sayım yapılırdı. Tahrir defterlerini "Nişancı" tutar, bir örneği de Eyalette
saklanırdı.
2)- TOPRAK : Osmanlı Devletinde ekonominin en önemli  kaynağı topraktı.


OSMANLILARDA TOPRAK SISTEM

A)- MIRi ARAZI                         B)- MÜLK ARAZI             C)-VAKIF  ARAZI
1)- Havass-ı Hümayun toprakları
2)- Paşmaklık toprakları                1)- Öşür Topraklar
3)- Malikane toprakları                 2)- Haraci Topraklar
4)- Yurtluk ve Ocaklık Toprakları
5)- Dirlik Toprakları
a)- Has
b)- Zeamet
c)- Tımar

A)- MIRi ARAZI: Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Miri toprakların başlıcaları şunlardır:
1)- Havass-ı Hümayun Toprakları: Gelirleri doğrudan doğruya devlet hazinesine giren topraklar
olup, mukataa ve iltizam yoluyla yönetilirdi.
2)- Paşmaklık toprakları: Gelirleri padişah kızlarına ve ailelerin bırakılan topraklardı.
3)- Malikane toprakları: Devlet adamlarına hizmetleri karşılığı mülk olarak verilen
topraklardı.
4)- Yurtluk ve Ocaklık Toprakları: Fetih sırasında bazı kumandanlara, hizmetlerine karşılık
olmak üzere verilen topraklardır.
5)- Dirlik (Tımar)Toprakları: Vergi geliri, devlet adamlarına ve askerlere hizmet veya maaş
karşılığı verilen topraklardır. Dirlik sahibi, toplanan verginin maaş olarak ayrılan
"Kılıç hakkı" olarak ayrılan bölümünden geriye kalanla CEBELÜ denilen tam teçhiatlı asker
yetiştirirdi. Dirlik topraklar üçe ayrılırdı: a)- Has   b)- Zeamet   c)- Tımar
B)- MÜLK ARAZI: Mülkiyeti kişilere ait topraklardır. Iki bölümde incelenebilir:
1)- Öşriyye (öşür topraklar): Bu topraklar, fethedildiği zaman MÜSLÜMANLARA verilmiş veya
fethedildiğinde müslümanlara ait olan topraklardır. Bu gibi topraklar sahiplerinin malı
olup, dilediği gibi kullanırlar, satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras
olarak bırakabilirlerdi. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak ÇIFT RESMI, ürün
vergisi olarak da "ÖŞÜR" vergisini verirlerdi.
2)- Haraciye (Haraci topraklar): Bu topraklar bir yerin fethinden sonra GAYRi MÜSLIM halkın
elinde bırakılan,onlara mülk olarak verilen topraklardır.  Sahipleri, dilediği gibi
kullanırlar,satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak bırakabilirlerdi.
Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak HARAC-I MUVAZZAF ürün vergisi olarak da
HARAC-I MUKASSEM vergisini verirlerdi.
C)- VAKIF ARAZI: Gelirleri kişiler ya da devlet tarafından hayır kurumlarına bırakılan
topraklardı.
TOPRAK SISTEMINDE MEYDANA GELEN DEÄžIŞMELER:
1)- Tımar sisteminin bozulmasıyla, "Dirlik topraklar" MIRi MUKATAA'ya çevrilerek, yani gelirleri
hazineye devredilerek, peşin alınan bir bedel karşılığı üç yıllığına "Iltizam"a verilmeye
başlandı.
NOT: Mültezim denen iltizam sahipleri daha fazla vergi toplamak için halka baskı
yapmışlardır. Bu durum "Celali isyanlarına" veya vergisini ödeyemeyen köylünün toprağını
terk ederek büyük şehirlere göç etmesine neden olmuştur.
2)- Devletin artan masraflarının karşılanması için Mukataalar mültezimlere üç yıllık dönemler için
değil, ömür boyu verilmeye başlandı. Bu sisteme MALIKANE USULÜ denilir. (1695'te)
3)- "Malikane usulüyle" sağlanan gelirlerde yetmeyince, bu defa Mukataaların yıllık karları paylara
ayrılarak satılmaya başladı. Bu usule de ESHAM USULÜ denilmiştir. (1775)
4)- Tımar ve zeamet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet
memurları memurları maaşa bağlanmıştır.
5)- 1854'te "Arazi kanunnamesi" ile MÜLKIYET sistemine geçilerek, uzun süre bir toprağı kullananlar
o toprağın sahibi olmuşlardır. (Zilliyet)
6)- 1858'de çıkarılan bir başka "arazi kanunu" ile tarım ürünlerinden alınan çeşitli vergiler
kaldırılarak, tek vergi olarak "AŞAR" vergisi yürürlükte tutuldu.
AYAN VE EŞRAF: Şehirlerin, köylerin, aşiretlerin ileri gelenlerine "Ayan ve eşraf" denilirdi. Bu
kişiler bulundukları yerlerde en etkili ve zengin kişilerdi.

AYAN VE EŞRAFIN GÜÇLENMESININ SEBEPLERI:
1- Tımar topraklarının mukataaya çevrilmesiyle, bu toprakları iltizama alanlar genellikle "Ayanlar"
oldu. Böylelikle Dirlik sahiplerinin haklarına sahip olan ayanlar bulundukları yerleri yönetmeye
başladılar.
2)-Merkez teşkilatını bozulmasıyla "beylerbeyi" veya "sancak beyi" olarak atananlar makamlarına
gitmeyerek o eyalet yada sancaktaki ayanı MÜTESELLIM (vekil) olarak görevlendirmiştir. Ayanlar
böylelikle devlet gücünün temsilcisi durumuna gelince daha da güçlenmişlerdir.
NOT: II. Mahmut döneminde ayanlarla padişah arasında SENED-I ITTIFAK diye bir belge imzalayarak
anlaşma yoluna gitmiştir. (1808)
OSMANLI EKONOMISINDE TARIM
Osmanlı ekonomisinin en önemli sektörü tarımdır. 17. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı devleti
tarım ürünleri bakımından kendine yeten bir ülkeydi. Ancak, zaman zaman karşılaşılan kuraklık, sel,
isyanlar, göçler,ve tımar sisteminin bozulması üretim kayıplarına neden olmuştur.  Özellikle hububat,
bağ-bahçe ziraati ön plandayken, 18. yüzyıldan itibaren Avrupa'da sanayinin gelişmesi doğrultusunda
tütün, pamuk gibi sanayi bitkilerinin üretimi önem kazanmıştır. Ayrıca Avrupa'nın tarım ürünü
ihtiyacı artınca Osmanlı Devletinde GEÇIMLILIK düzeyde üretimden PAZAR EKONOMISI'nin ihtiyaçlarını
karşılayacak bir üretim düzeyine gelinmiştir.
OSMANLI EKONOMISINDE HAYVANCILIK
Hayvancılığın Osmanlı ekonomisine katkıları şunlardı:
1)-Tarım alanında : Toprakları ekmek için öküz, manda gibi hayvanlardan yararlanılıyordu.
2)-Gıda alanında  : Etinden yağından,sütünden yararlanılıyordu.
3)-Sanayi alanında: Yünü ve derisi giyim, dokuma ve ayakkabı üretiminde hammadde olarak
kullanılıyordu.
4)-Ulaşım alanında: At,katır ,eşek gibi hayvanlar taşıma ve ulaştırmada kullanılıyordu.
5)-Maliye alanında: Hayvanlardan ve hayvansal ürünlerden alınan vergiler devletin başlıca
gelir kaynaklarını oluşturuyordu.
OSMANLI EKONOMISINDE MADENCILIK
Osmanlı devleti'nde madenler iltizam olarak dağıtılırdı. Çıkartılan madenlerin çoğu ülke içinde
işlenemediğinden dışarıya ihraç edilirdi.
NOT: Osmanlılarda ilk madenin işletilmesi Osman Bey zamanındadır. Bilecik'in fethi ile buradaki
demir madeni işletilmiştir.
OSMANLI EKONOMISINDE SANAYI
Osmanlı Devletinde sanayi kesimi esnaf birlikleri(Lonca) halinde teşkilatlanmıştı.Esnafın üretimi
elemeği-göznuruna dayanıyordu. Bu mevcut sanayi öncesi üretim başlangıçta ülke ihtiyaçlarını
karşılıyordu. Ankara'da sof, Bursa'da Ipekçilik, Selanik'te çuhacılık, Bulgaristan'da aba
Kayseri,Manisa ve Tokat'ta dericilik(debbağlık) yaygındı. Ayrıca Osmanlı Devletinde savaş araç ve
gereçlerini üretmek için fabrika ve imalathaneler de kurulmuştu.
Bunlar:
Tersane (Gemi yapım yeri): ilk büyük Osmanlı tersanesi Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da
yapıldı. Daha sonraki dönemlerde Istanbul, SInop,Izmit, Süveyş, Basra gibi sahillerde başka
tersaneler de kuruldu.
Tophane: Istanbul'un fethinden önce Edirne ve Bursa'da, fetihten sonra da Istanbul'da top döküm
tesisleri kuruldu.
Baruthane: Ilk baruthane Gelibolu'da kuruldu.

AVRUPADAKI EKONOMIK GELIŞMELERIN OSMANLI SANAYIINE ETKILERI:
1)- Coğrafi keşiflerle zenginleşen Avrupalılar; artan tüketim eğilimlerini, elde ettikleri altın ve
gümüşle Osmanlı pazarlarından karşılayınca  esnaf hammadde bulmakta zorlandı.
2)- Sanayii inkılabı sonucu bol ve ucuz, üstelik kapitülasyonlar nedeniyle düşük gümrüklü Avrupa
mallarıyla Osmanlı esnafı rekabet edemedi.
NOT: Esnafı zorlayan başka bir konuda şehirlere göç eden köylünün,maaşları alan yeniçerilerin ve
diğer grupların esnaflığı yeni bir geçim yolu olarak görmesiydi. Bu durum esnaf
teşkilatlarının disiplinli yapısını bozmuş, artan esnaf sayısı geçimlerini iyice
zorlaştırmıştır.

OSMANLI DEVLETININ SANAYIIYI GELIŞTIRMEK IÇIN ALDIÄžI TEDBIRLER:
1)- Sanayi hammaddelerinin ihracını yasaklamıştır.
2)- Gelişmiş teknolojiyle yeni imalathaneler açmıştır.
3)- Islah-ı Sanayii Komisyonu kurarak, esnaf birliklerini canlandırmaya ve onları şirketleşmeye
çalışmıştır.
Osmanlı Devleti Tanzimat fermanıyla ülkenin kalkınması için yabancı sermayeden yararlanacağını
açıklamıştı. Bu yolla Osmanlı ülkesinde haberleşme ve ulaşımı geliştiren adımlar atılmıştır.
Kırım savaşı sırasında ilk defa TELGRAF hattı döşenmiştir. Yine yeni bir teknoloji olan
"demiryolu" Osmanlı ülkesine girmiştir. Verilen imtiyazlarla Ingilizler Batı Anadolu hattını,
Almanlarda Bağdat Demiryolunu inşa etmişlerdir.
OSMANLILARDA TICARET
ANADOLU'DA TICARET YOLLARI:
1- Sağ Kol: Istanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Konya, Adana üzerinden Halep'e uanıyordu.
2- Orta Kol:Istanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol,Diyarbakır'a buradanda Musul ve Bağdat'a
kadar uzanıyordu.
3)-Sol Kol: Istanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Erzurum ve Kars'a uzanıyordu.
RUMELI'DE TICARET YOLLARI:
1- Sağ Kol: Istanbul'dan Bulgaristan, Eflak-Boğdan ve Erdel'e uzanıyordu.
2- Orta Kol: Istanbul'dan Edirne,Belgrad üzerinden Avrupa içlerine uzanıyordu.
3)-Sol Kol: Istanbul'dan Edirne, Selanik üzerinden Mora'ya uzanıyordu.
TICARETLE ILGILI DEYIMLER:
Menzil          : Yol üzerindeki konaklama noktaları denirdi.
Menzil Teşkilatı: Haberleşme TATAR denilen ulaklar tarafından yapılıyordu. Devlet habercilerin çabuk
gitmelerini sağlayacak dinlenmiş atları ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için
konaklama yerine yakın köy ve kasabalardaki bazı aileleri bu iş için
görevlendirirdi.  Bu teşkilata "menzil teşkilatı" denirdi.
Derbentçi       : Ana yolların, boğaz ve geçitlerin güvenliğinden sorumluydu.
Mekkari Taifesi : Yolcu ve mal taşıma işlerini meslek edinen esnaflara verilen ad.
OSMANLI TICARET GELIRLERINI ETKILEYEN FAKTÖRLER:
1)- Ticaret yollarının değişmesi(Ümit Burnu)
2)- Kapitülasyonlar
3)- 1838 Balta Limanı Antlaşması
KAPITÜLASYONLAR:
Kapitülasyon: Gümrük,Hukuk,ve ekonomik konularda verilen ayrıcalıklara denir.  Ilk ticari
imtiyazlar ORHAN BEY tarafından CENEVIZLILER'e verildi.
Istanbul'un fethinden sonra Fatih "Ceneviz" ve "Venedikliler'e"  ticari imtiyazlar
tanıdı.
Kanuni Sultan Süleyman 1535' de Fransızlarla Osmanlıların "AHIDNAME", Fransızların
KAPITÜLASYON dediği anlaşmayı yaptı.
NOT:Kanuni'nin amacı Şarlken'e karşı Fransa'yı yanına
çekerek, Avrupa hırıstiyan birliğini bölmekti.

NOT: Kapitülasyonlar I. Mahmut zamanında (1740) sürekli hale getirildi.

NOT: Kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923'te LOZAN ANTLAŞMASI ile kaldırıldı.
BALTA LIMANI ANTLAŞMASI(1838): Ingiltere ile II. Mahmut döneminde imzalanmıştır. Bu antlaşmayla
ihracattan alınan vergiler artırılırken (%12), Ithalattan alınan vergiler azaltılıyordu (%5).
II. Mahmut'un bu antlaşmadan amacı Mehmet Ali Paşa'ya ve Rusya'ya karşı Ingiltere'nin desteğini
kazanmaktı.
NOT: Balta Limanı Anlaşması'ndan sonra diğer devletlere de aynı haklar genişletilerek verilmiş ve
Osmanlı ülkesi Avrupa Devletlerinin bir "açık pazarı" haline gelmiştir.

DIŞ BORÇLAR
Osmanlı Devleti bütçe açıklarını kapamak için önce halka ek vergiler getirmiş,yeterli olmayınca
KAIME adı verilen hazine tahvillerini çıkarmıştı. Bu da yeterli olmayınca dış borca yönelmek zorunda
kalmıştı.
Ilk Dış borç 1854 yılında KIRIM SAVAŞI sırasında Ingiliz ve Fransız sarraflarından alındı. 20 yıl
gibi kısa bir sürede Osmanlı devleti Borç batağına saplandı.
1881'de yayınlanan ve adına MUHARREM KARARNAMESI denilen bir kararnameyle iç ve dış borçlarının
ödenmesini DUYUN-I UMUMIYE (Genel Borçlar) denilen üyeleri alacaklı ülkeler tarafından seçilen bir
komisyona bıraktı. Osmanlı Devleti borçlarına karşılık tuz, tütün, ipek ve damga vergilerini karşılık
olarak gösterdi. Osmanlı Borçları meselesi LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI ile
çözümlendi.
OSMANLILARDA MALIYE
PARA:
MADENI PARALAR(SIKKELER)
Osmanlılar 19. yüzyıla kadar altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yapılma paralar
kullanmışlardır. Bu madenlerden "DARPHANE"de kesilen yassı yuvarlak parçacıklara SIKKE
denilirdi.  Bunların gümüşten olanına AKÇE, Altından olanına da SIKKE-i HASENE(Sultani) yada
"kırmızı" denilirdi.
Ilk Osmanlı parası Osman Bey tarafından bastırıldı. Orhan Bey zamanında bastırılan gümüş
paraya "AKÇE" denildi. Fatih amanında basılan altın paraya da SULTANI adı verildi.
Sikkelere bakır katılmasına AYAR denilirdi. Bu tip paralara KIRKIK AKÇE adı verilirdi.
Sonraki dönemlerde çeşitli isimlerde sikkeler piyasaya sürülmüştür.Bunlar GURUŞ,PARA, PUL,
METELIK, MECIDIYE dir.
KAĞIT PARA:
Ilk kağıt para Sultan Abdülmecit döneminde basıldı. Hazine bonosu niteliğindeki bu paraya KAIME
denildi.
OSMANLI VERGI SISTEMI

Osmanlı Devletinde vergiler 1-Şeri vergiler, 2- Örfi vergiler olmak üere ikiye ayrılıyordu:

1-ŞERI VERGILER: Bunların şeriatın emrettiği vergilerdi.
a)- Öşür: Müslümanlardan alınan toprak ürünü vergisidir. Elde edilen ürünün onda biri vergi
olarak alınırdı.
b)- Haraç: Müslüman olmayanlardan alınaaan vergiydi. ikiye ayrılıyordu:
1-Harac-ı Mukassem: Elde edilen üründen alınırdı.
2-Haracı Muvazzaf: Toprak vergisiydi.
c)- Cizye: Müslüman olmayan erkeklerden, askerlik görevi karşılığı alına vergidir.
d)- Ağnam: Hayvandan sayısına göre alınan vergi.
2- ÖRFI VERGILER: Padişahın iradesiyle konulan vergilerdi. Başlıcaları:
a)-Çift Resmi: Reayanın sipahiye ödediği toprak vergisi
b)-Çift bozan vergisi: Toprağını izinsiz olarak terkeden veya üç yıl üst üste ekmeyenlerden
alınan vergi.
c)-Avarız: Olağanüstü hallerde, divanın kararı ve padişahın emri ile toplanan vergilere
denirdi.
alıntı:turkceciler.com

Ayrıca Bakınız

1.Dünya Savaşı Haritaları

Kurtuluş Savaşı haritaları

Ermeni Meselesi 1877-1897 Dönemi

Osmanlı Devletinin 1.Dünya Savaşında Savaştığı Cepheler

Kurtuluş Savaşı Genel Hatlarıyla Özet

Osmanlı imparatorluğu Haritaları

Flash Eğitici Oyunlar

Tarih Haritaları

Tarih Konular

Kpss Tc inkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Kpss Genel Kültür

Kpss Tarih

Kpss Coğrafya

Kpss Anayasa

Kpss Vatandaşlık

Kpss Çıkmış Sorular