Dünya Haritaları, Türkiye Haritaları, Ortadoğu Haritaları, Kıta Haritaları, Uydu Haritaları, Dinsel Haritalar, Türkiye Bölgeler Haritaları, Dünyada Önemli Bölgeler, Meb Asetat Seti Haritaları, Birlik Haritaları, Küçük, Dünya Haritaları,Logo,Banner, Transparent Haritalar, Coğrafya, Flash, Haritaları, World Maps, Map, Maps, Eart, Turkey, Ihtiyacınız olan bütün Coğrafya Haritaları'nı bulabilirsiniz

Ortadoğu'da Mandaterizm Haritası 1921 - 1945

Kullanıcı Değerlemesi:  / 0
Kötüİyi 
Detaylar

1921'de Ortadoğu'da Mandertizm

Haritayı Büyütmek için üzerine tıklayınız

Ortadoğu'da Mandaterizm Haritası 1921 - 1945

Manda Yönetimi

            1917 yılında Filistin’de fiilen başlamış olan İngiliz yönetimi, 25 Nisan 1920 San Remo Konferansı’nda garanti altına alınmış, resmiyet kazanmıştı. Bu tarihte, Filistin tamamen İngiliz yönetimine bırakılmıştı. İngiliz manda yönetiminin esasları da, Yahudi önderleri tatmin edibi boyuttaydı. Yahudilerin Filistin’le olan bağları tanınmakta, Balfour deklarasyonu garanti altına alınmakta, göç eden Yahudilerin kendilerini yöneten kurumlar geliştirmelerine izin verilmekte ve Yahudi göçünün kolaylaştırılacağı vaat edilmekteydi. Öte yandan, ABD’de Balfour deklarasyonu’nu desteklediğini ve İngiliz manda yönetimini tanıdığını açıklamıştı.     I. Dünya savaşı’nın sona ermesinden sonra, çok sayıda Yahudi, Balfour deklarasyonu’ndan da cesaret olarak Avrupa’dan Filistin’e göç etmeye başlamıştı. Eylül 1920’de 16.500 kişilik bir Yahudi grubunun Filistin’e göç etmesi kararı alındı. Bu durum Filistinliler arasında tepki yaratmıştı. Arapların gösterileri ve ayaklanmalarından ilki 1920’de meydana geldi. Ardından Mayıs 1921’de Kudüs’te büyük bir ayaklanma çıkmış ve güçlükle bastırılmıştı. Yapılan bir araştırmaya göre Yahudi karşıtı Filistin hareketinin nedeni, Yahudilerin göçü nedeniyle bölgede siyasi ve ekonomik dengelerin bozulmasıydı. Buna bağlı olarak, bölgede işsizlik artmış ve bu durum Filistinliler arasında yaygınlaşan bir endişeye sebep olmuştu.

 

            Arap liderler, Balfour deklarasyonu’nu veya manda rejimini kabul etmediklerini ve ulusal bağımsızlık istediklerini açıklamasına rağmen, İngiltere Balfour deklarasyonu’ndan taviz verilmeyeceğini bildirdi. İngiliz mandasının Milletler Cemiyeti’nde onaylanmasının ardından, 1923–1929 yılları arasında Filistin, nispeten sakin bir süreç yaşadı. Sonuçta, her iki toplum da manda rejiminin sonunda, Filistin’in geleceğinin, halkların nüfusu ve sahip oldukları toprak ölçüsünde belirleneceğini anladı. Filistinliler, Yahudi göçlerine engel olmaya, Yahudiler de buradaki sayılarını ve topraklarını arttırmaya yönelik faaliyetlere giriştiler. 1928 yılının ikinci yarısında iki taraf arasındaki gerginlik tekrar yükselmeye başladı. Manda rejiminin, aslında iki tarafa karşı sorumluluğu olsa da, yönetim konusunda Araplara hiçbir şey danışılmıyordu. Kuşkusuz, bu durum, Filistin’deki Müslümanların varlığının bile kabul edilmediğini kanıtlıyordu. 1929 yılında gerginlik iyice tırmanmış ve üçüncü bir ayaklanma çıkmıştı.

            1929 yılında başlayıp 1930’ların başında daha şiddetlenen Arap-Yahudi çatışmaları sonucunda, İngiltere bazı önlemler alma yoluna gitti. Fakat, Yahudi göçleri ve toprak satın alımı konusunda yumuşak ifadelerin kullanılması, Arapların sert tepkisine yol açmış ve terör eylemlerine başvurmalarına neden olmuştu. 1935 yılına gelindiğinde, Yahudi nüfusunun artmasıyla, kendi topraklarında ikinci sınıf vatandaş konumuna düşen Filistinlilerin tepkisi en üst seviyeye ulaşmıştı. Böylelikle, beş Arap partisi bir araya gelerek işbirliği yoluna gitme kararı aldı ve toprak satışının yasaklanması ve göçün durdurulmasına ilişkin taleplerini manda yönetimine bildirdi.

 

            1936–1938 yılları arasında, Yahudi göçü en üst seviyeye ulaşmış ve bölgede Yahudi hakimiyetinin artacağı kaygısıyla, Arapların ayaklanmasına neden olmuştur. Bunun üzerine, Filistin’e gelen bir komisyon, Yahudilerle Arapların aynı ülkede yaşamalarının olanaksız olduğunu ve Filistin’in bölüştürülmesi gerektiğini öne süren Peel Raporu’nu açıklamıştı. Bu rapor, Filistinlilerin bağımsızlıklarına gölge düşürecek şekilde ikiye böldüğünden, Arapların ayaklanmasının daha da şiddetli hale gelmesine sebep oldu. 1936–1939 yılları arasında, bu ayaklanmalar en büyük direniş hareketine dönüşmüştü. İngiltere, bu durum karşısında, Ortadoğu’daki dengeleri korumak adına, önemli bir tutum değişikliği içeren Beyaz Belge’yi yayınladı. Raporda, Filistin’de bir Yahudi devleti’nin kurulmasının İngiltere’nin bir siyaseti olmadığı ve gelecek yıllarda yeni mültecilerin kabulünün Arap nüfusun onayına bağlı olacağı açıklandı. Bu belge, Yahudiler üzerinde şok etkisi yarattığı halde, İngiltere ayaklanmayı bastırmış oldu. Beyaz Belge, Filistin’de yeni bir dönemin habercisi niteliğindeydi. Yahudilerin İngiltere’ye ve manda yönetimine karşı tutumlarında önemli değişiklikler olmuş, Yahudiler adeta eski yardımcılarına düşman kesilmişler ve onlarla yolları ayırmışlardı. II. Dünya Savaşı sırasında, Yahudi politikası yön değiştirmiş ve Amerika üzerine yoğunlaşmıştı. Roosevelt ve Truman, Yahudi davasına destek veren iki Amerikan lideri olarak öne çıkmıştı.

            Savaş sırasında Filistin’e Yahudi göçünü hızlandırmayı amaçlayan Siyonistler, Arapları Almanların yanına itmekten çekinen İngiltere’nin muhalefetiyle karşılaştılar. Diğer taraftan, savaş sırasında gelişme fırsatı bulan Yahudi toplumu, Mayıs 1942’de New York’ta bir konferans gerçekleştirdi. Konferansta alınan kararlarla, İngiliz mandasına son verilmesi ve Filistin’e olan Yahudi göçünün programlı olarak devam etmesi öngörülüyordu. Ayrıca, iki uluslu devlet önerisi reddedilirken taksim planı destekleniyordu.

ABD’nin Yahudi Desteği ve Meydan Okuma

            İngiltere’nin Yahudi göçüne karşı çıkmasına rağmen, ABD başkanı Truman, Yahudilerin savaş sırasında topraksız kaldıkları için Filistin’e girmelerine izin verilmesini istemişti. Diğer taraftan, 22 Mart 1945’te, Suriye, Ürdün, Lübnan, Irak, Mısır, Suudi Arabistan ve Yemen arasında imzalanan anlaşmayla Arap Birliği kuruldu. Bu birlik ruhu, Filistin Araplarını da etkilemişti. Tüm bu çabalara rağmen, Filistinli ve diğer Arap ülkeleri arasında Filistin meselesine ait görüş ayrılıkları, sorunu daha da çözülmez hale getirdi. Örneğin, Ürdün, Filistin’in taksimi halinde, Araplara kalan kısmını kendine katmayı düşünürken, Suriye ve Suudi Arabistan buna karşıydı. Savaş sonrasında, ABD, Filistin sorunu üzerinde etkili olmuştur. Roosevelt’in Nisan 1945’de ölmesiyle, başkan olan Truman zamanında da ABD’nin İngiltere’ye yönelik baskıları devam etmiş ve Filistin’e Yahudi göçüne izin verilmesini istemiştir. Bu durum karşısında hem İngiltere, hem de Arap ülkeleri sert tepki göstermişlerdir.

            Yahudiler, ABD üzerinde etki yaratarak, aynı baskının ABD tarafından İngiltere’ye uygulanmasını amaçlamış ve Filistin’deki şiddeti arttırarak İngiltere’yi ya bölgeyi terk etmeye ya da kendi isteklerini kabul etmeye zorlamayı amaçlamışlardı. Bu doğrultuda, terörist eylem yoluna gitmeye başlamışlardı. Organize şiddetin bu patlak verişi Filistin’deki İngiliz yetkililerinin faaliyetlerine engel olmaya ve sonunda İngiltere’nin Manda’dan vazgeçmesini ve Filistin meselesini Birleşmiş Milletlere havale etmesiyle sonuçlanacak bir terör kampanyasının resmen başlamasına yaradı.[2]  

            İngiltere, her ne kadar nu terörist eylemleri durdurmaya çalıştıysa da başarılı olamamış ve bu kanlı eylemler pek çok yerde devam etmiştir. İngiliz yönetiminin tüm engellemelerine karşılık Yahudi Ajansı’nın Avrupa’daki teşkilatı olan Mossad 1945–1948 yılları arasında yaklaşık 70.000 Yahudi’yi Filistin’e sokmayı başarmıştır.[3]

            Filistin’deki şiddetin daha da tırmanması üzerine, İngilizler tarafları bir araya getirmeye çalıştıysa da, Yahudiler sorunu İngiltere’yle teke tek görüşme isteklerini öne sürmüş ve bu girişimde başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Bütünüyle 100.000 Yahudi’nin Filistin’e kabul edilmesi üzerinde duran Truman yönetimi, aynı zamanda seçim dönemi olan 1946 Ekiminden itibaren İngiltere’nin konuyu BM’ye getirdiği 1947 Şubatına kadar geçen süre içinde Yahudilerin desteğine daha fazla önem verdiğinden İngiliz girişimlerine destek vermedi.[4]


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

   
   

Üye Girişi  

   
   
   

Tüm hakları saklıdır. Site Adı Açıkca  belirtilerek , ve yazıya link verilerek bir bölümünden alıntı yapılabilir. Yazının izinsiz tamamen kopyalanması durumunda hukuki işlem yapılacaktır. Detaylı Bilgi için Kullanım ve Gizlilik Sözleşmesine Bakınız.Telif Hakkı olan mataryel bildirliği an yayından kaldırılacaktır.

Copyright © 2009 aygunhoca.com

 

© aygunhoca.com