Yıldırım yayınevi Türk edebiyatı sayfa 120-122

merve tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 11.sınıf Türk Edebiyatı Yıldırım Yayınları Cevapları

Yıldırım yayınevi Türk edebiyatı sayfa 120-122

sayfa 120

13. Etkinlik

* “Mai Yalı” adlı hikâyesinden alınan bölüm sonuç bölümüdür.

 UYGULAMA

Servet-i Fünûn'un küçük hikâyesi daha çok Sami Paşazade Sezaî'nin ulaştığı merhaleden harekete geçmiş durumdadır. Servet-i Fünûn yazarlarının kitaplar dolusu küçük hikâyeler yazmaları çok önemlidir Bu yazarların yaşadıkları çağlar Türkiye'de küçük hikâye edebiyatının altın devri sayılır. Küçük hikâyenin yazarlar ve okuyanlar arasında gördüğü rağbet Servet-i Fünûn'dan sonra da yeni birtakım küçük hikâyecilerin yetişmesini sağlamıştır.

Değerlendirme

1.  Aşağıdaki cümlelerin başına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

D

Y

D

Y

2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun biçimde doldurunuz.

• Servetifünun Dönemi hikâyelerinde ....sanatlı bir ....... dil kullanılmıştır.

• Servetifünun Dönemi hikâyelerindeki kişiler, devrin ....sosyal ve siyasal.. gerçekliğine uygun olarak ortaya konmuştur.

3.E

Sayfa 121

4.A Cenap Şahabettin

5. *Servet- i Fünun hikayesinde önceki dönemlere göre dil biraz daha süslü ve sanatlıdır.   

 * Toplumsal temalardan bir kaçış gözlemlenmektedir.

 * Teknik bakımdan daha gelişmiştir. Realizm akınının etkileri görülür.

 * tasvire önem verilmiştir.

Sayfa 122

1.Hikâye ile Roman Arasındaki Farklar

•  Hikâye anlatım olarak romana benzer; ama aslında onun romandan çok farklı yanları vardır:

•  Hikâye türü, romandan daha kısadır.

• Hikâyede temel öğe olaydır. Romanda ise temel öğe karakter, yani kişidir. Hikâyeler olay üzerine kurulur, romanlar ise kişi üzerine kurulur.

• Hikâyede tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı olaylar zinciri vardır. Romandaki olaylardan her biri hikâyeye konu olabilir.

• Hikâyede kahramanların tanıtımında ayrıntıya girilmez, kahramanlar her yönüyle tanıtılmaz. Romanlarda ise kahramanlar ayrıntılı bir biçimde, hemen her yönüyle tanıtılır. Romandan farklı olarak hikâyede kişiler sadece olayla ilgili yönleriyle anlatılır. Bu yüzden hikâyelerdeki kişiler bir karakter olarak karşımıza çıkmaz.

•  Öyküde, olayın geçtiği yer (çevre) sınırlıdır ve ayrıntılı olarak anlatılmaz. Romanlarda olaylar çok olduğu için olayların geçtiği çevre de geniştir. Bu çevreler çok ayrıntılı olarak anlatılır.

• Hikâyeler kısa olduğu için anlatım yalın, anlaşılır ve özlüdür. Romanlarda ise anlatım daha ağır ve sanatlıdır

 2.Size kalmış. Macera, polisiye, aşk, vampir….

3.Bir roman kahramanı  ait olduğu dönemin sosyal, siyasi, kültürel özelliklerini yansıtır. Çünkü  yazar daha çok gördüğü şeyden yola çıkarak eserlerini ortaya koyar.  Bunda da yaşadığı dönem etkili olacaktır.

4.Romanda yapı:

Romanın Öğeleri

Roman dört temel öğeden oluşur. Romanın kurgusunu oluşturan dört temel unsur “yer, zaman, olaylar zinciri ve şahıs kadrosu”dur. Bazı romanlarda bunlara “fikir” unsuru da eklenir.

a- Kişi (Kahramanlar):

Romanların çoğunda geniş bir şahıs kadrosu vardır. Romanda başkarakter ve yardımcı karakterler bulunur. Romanda şahıslar ayrıntılı olarak tanıtılır. Roman kahramanının yaşamı, geniş bir zaman çerçevesi içinde baştan sona anlatılır. Roman kişileri “tip” ve “karakter” olarak karşımıza çıkar.

Tip: Belli bir sınıfı ya da belli bir insan eğilimini temsil eden kişidir. Tip evrenseldir, genel özelliklere sahiptir. Tipler “sevecen tip, alıngan tip, kıskanç tip, sosyal tip” gibi, bireysel olmaktan çok; başkalarında da bulunan ortak özellikler taşıyan ve bu özellikleri en belirgin şekilde temsil eden şahıs veya şahıs grubudur.

Karakter: Romanda olumlu, olumsuz yönleri ile verilen, belirli bir tip özelliği göstermeyen kişilerdir. Karakter, kendine özgüdür. Karakterler genel temsil özelliği göstermez. Karakterler, birden fazla özelliği belirlenmiş tipik olan birkaç özelliği ile insanın iç çatışmaları ve çıkmazlarını verme görevini yüklenmiş roman şahıslarıdır. Karakterler çok yönlü olup, değişkenliğe sahip kişiler oldukları için bunlara “yuvarlak roman kişisi” de denmektedir.

b- Olay:

Romanlar, temel bir olay etrafında gelişen ve iç içe geçmiş çok sayıda olaydan oluşur. Romanda anlatılan olaylar hayattan alınabileceği gibi, tarihten, anılardan, okunan kitaplardan ve masallardan da alınabilir. Önemli olan, konunun gerçeğe uygun olmasıdır. Romanda olaylar her yönüyle ayrıntılı olarak işlenir. Her olay bir nedene bağlanır. Böylece okuyucu, romanın içine çekilir.

c- Çevre (Yer):

Romanlardaki kişilerin yaşadığı, olayların geçtiği yerdir çevre. İnsanlar gibi, roman kişileri de belli bir çevrede yaşar. Bu çevre, okuyucuya betimleme yoluyla anlatılır. Romanda olayların geçtiği ve kişilerin yaşadığı yerler, çevre ve diğer mekânlar çok ayrıntılı şekilde verilir.

d- Zaman:

Romanlarda zaman kavramı belirgindir. Olay veya olaylar belirli bir zaman diliminde yaşanır. Romanlarda fiiller genellikle “-dili geçmiş zaman” kipinde kullanılır. Klasik romanda zaman “geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman” olmak üzere üç dilimde verilir. Çağdaş romanda bu anlayış etkin değildir. İnsanın hatırlama yeteneğinden yararlanılarak zamanlar arası geçiş yapılır. İç içe değişik zaman dilimlerinden söz edilebilir. Birkaç zaman bir arada kullanılabilir. Şuur akışı tekniğiyle geriye dönüşler veya ileriye gidişler olabilir.

e- Fikir:

Çoğu romanın fikirsel bir yönü de vardır. Romandaki olayların, durumların ve davranışların nedenleri araştırılır; kişilerin psikolojik tahlilleri yapılır ve olayların sonuçları üzerinde durulursa romanın ana düşüncesi ve yardımcı düşünceleri belirlenebilir.