ekoyay yayınevi 9.sınıf dil ve anlatım sayfa 106-110

merve tarafından yazıldı. Aktif . Yayınlanma 9. Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları Ekoyay Yayınları Kitap Cevapları

9. Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları EKOYAY SAYFA 106

2. Etkinlik

Metinde geçen "Vapur rıhtımından kalkıp da Marmara'ya doğru uzaklaşmaya başlayınca yolcuyu geçirmeye gelenler, üzerlerinden ağır bir yük kalkmış gibi ferahladılar." cümlesindeki "üzerlerinden ağır bir yük kalkmak" söz grubu hangi durumu anlatmak için kullanılmıştır? Bu sözcük grubunun yerine geçebilecek başka ifadeler söyleyiniz. Metindeki sözcük grubunun mu, sizin yazdığınız ifadenin mi daha çarpıcı ve etkili olduğunu sebepleriyle aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

Burada “üzerinden ağır bir yük kalkmak” söz grubu bir işi başarmaktan dolayı rahatlamak anlamlarına gelmektedir.

Bizim ifadelerimle yazarın ifadeleri kıyaslanmaz. Yazarın ifadeleri daha etkilidir.

 "Nefes" adlı metinde geçen deyimleri defterinize yazınız.

“derdine yanmak, derdine derman bulmak, yürek yarası, yüreğine ateş düşmek, yüksekten uçmak,…”

DEYİMLERİN ÖZELLİKLERİ:

1. Kalıplaşmış sözlerdir. Yerleri değiştirilemez; bir kelime çıkarılıp, aynı anlama da gelse yerine başka bir kelime konamaz. "Eli yüzü düzgün" deyimi, "yüzü eli düzgün" biçiminde; "baş kaldırmak" deyimi, "kafa kaldırmak" biçiminde değiştirilip söylenemez; söylense de deyim olmaz.

2. Bir araya gelirken, çoklukla kendi gerçek anlamlarından ayrı bir anlam belirtirler. "Altın kesmek" deyimi, "altını kesip doğramak, parçalara ya da dilimlere ayırmak" anlamında kullanılmaz; bu söz "çok para kazanmak, kazanır durumda olmak" anlamında kullanılır. Ancak kimi deyimlerde, kalıplaşmış sözden çıkan anlam, gerçek anlamın dışında değildir. "Sesi çıkmamak; çoğu gitti, azı kaldı" deyimlerinde olduğu gibi.

3. Kısa ve özlü ifadeler taşırlar. Bir kavramı, bir düşünceyi, bir olayı az sözle belirtmek ya da daha etkili kılmak için kullanılırlar.

4. En az iki kelimeden oluşurlar. Bir kısmı kelime grubu, bir kısmı da cümle hâlinde biçimlenmiştir. "Günaha sokmak, içini dökmek" ve "elifi görse mertek sanır", "burnu yere düşse almaz" gibi.

5. Çoklukla mastar hâlinde olduklarından fiil çekimine girerler. "Burnunu çekmek" deyimi, "burnunu çekti"; "bozuk çalmak" deyimi, "bozuk çaldı"; "güçlük çıkarmak" deyimi, "güçlük çıkardı" biçiminde çekimlenebilir.

6. Deyimlerin bir çoğu benzetme ve söz sanatları ile süslüdür. Anlatıma güzellik, canlılık ve çekicilik katmak için bu şekilde kullanılırlar. Bu bakımdan, genel kural niteliği taşımazlar. Bu yönleriyle de ata sözlerinden ayrılırlar. Çünkü atasözleri genel kural niteliği taşırlar; yol göstermek, ders ve öğüt vermek amacı güderler. "Ağaçtan maşa aptaldan paşa olmaz" ata sözü, netleşmiş bir genel kuraldır. Denenmiş, uygulanmış, her zaman ve herkes için doğru olan bir genel kural niteliğinde biçimlenmiştir. Oysa "fiyatı kırmak" sözünde genel bir kural yoktur. Çünkü her zaman fiyat dondurulmaz.

7. Bazı benzetmeli söyleyişler deyim olmadıkları hâlde deyim gibi kullanılırlar. "Arpacı kumrusu gibi (düşünmek)", "beşlik simit gibi (kurulmak)", "arı kovanı gibi (işlemek)", "kabak çiçeği gibi (açılmak)" deyimleri, bu türdendirler.

8. Kimi ikilemeler de çoklukla deyim sayılmaktadır. "Allak bullak", "oldum olası", "takım taklavat", "süklüm püklüm", "ev bark" gibi.

9. Çoğu zaman deyimlerle birleşik kelimeler karıştırılır. Bu yanlışlara düşmekten kimi bilgilere sahip olmakla kurtulmak mümkündür. Birleşik kelimelerin bitişik yazıldıkları, isim soyundan geldikleri, aralarına yapım ve çekim eki girmeyecek kadar kaynaşmış oldukları unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra, deyimleri oluşturan kelime gruplarının isim ve fiil çekimlerine girdikleri, aralarına çekim ekleri aldıkları da hatırdan çıkarılmamalıdır. Ancak, bu ilkeler her ne kadar göz önünde tutulsa da, deyimlerle birleşik kelimeleri kimi zaman tam ayırt etmek imkânı yoktur.

10. Bir milletin söz gücünden doğan ve doğduğu toplumun malı olan deyimler, bazı istisnaları dışında mecazdırlar; kelime grubu olarak da isim, sıfat, zarf görevlerinde bulunurlar: "İçten pazarlıklı bir adam" cümlesinde "içten pazarlıklı" deyimi sıfat olarak; "keyfimi kaçırıp gitti" cümlesinde "keyfi kaçmak" deyimi zarf olarak; "karga derneğinde işim yok benim" cümlesinde "karga derneği" deyimi de isim görevinde kullanılmıştır.

Defterinize yazdığınız deyimlerin hangi durumu ifade etmek için kullanılmış olduğunu arkadaşlarınızla tartışınız. Deyimlerde geçen kelimelerin gerçek anlamlarında kullanılıp kullanılmadığını metindeki yerlerini göz önünde bulundurarak açıklayınız.

CÜMLE HALİNDE SÖYLENMİŞ DEYİMLER:

“Cami yıkılmış ama mihrap yerinde.” Yaşlandığı halde güzelliğini kaybetmemiş, hala alımlı.

“Atı alan Üsküdar’ı geçti.” Fırsat kaçtı, artık yapılacak şey kalmadı.

“Ne şiş yansın ne kebap” ”İki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun” anlamında kullanılır.

gerçek anlamında kullanılan deyimler:

Canı sağ olsun,

Baskın çıkmak,

Ayda yılda bir

Nerde akşam orda sabah

İnsanların kişilik özelliklerini karşılayan deyimler:

Aç gözlü

Tilki gibi kurnaz,

İnsan müsveddesi,

İnsan evladı

Yazar düşüncesini daha etkili anlatmak ve anlatımı kuvvetlendirmek için deyimlere başvurmuştur. Deyimlerin kullanış amacıyla yazarın amacı uyumludur.

9. Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları EKOYAY SAYFA 107

İncelediğiniz deyimlerden yola çıkarak deyimlerin özelliklerini aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

DEYİMLERİN ÖZELLİKLERİ:

1. Kalıplaşmış sözlerdir. Yerleri değiştirilemez; bir kelime çıkarılıp, aynı anlama da gelse yerine başka bir kelime konamaz. "Eli yüzü düzgün" deyimi, "yüzü eli düzgün" biçiminde; "baş kaldırmak" deyimi, "kafa kaldırmak" biçiminde değiştirilip söylenemez; söylense de deyim olmaz.

2. Bir araya gelirken, çoklukla kendi gerçek anlamlarından ayrı bir anlam belirtirler. "Altın kesmek" deyimi, "altını kesip doğramak, parçalara ya da dilimlere ayırmak" anlamında kullanılmaz; bu söz "çok para kazanmak, kazanır durumda olmak" anlamında kullanılır. Ancak kimi deyimlerde, kalıplaşmış sözden çıkan anlam, gerçek anlamın dışında değildir. "Sesi çıkmamak; çoğu gitti, azı kaldı" deyimlerinde olduğu gibi.

3. Kısa ve özlü ifadeler taşırlar. Bir kavramı, bir düşünceyi, bir olayı az sözle belirtmek ya da daha etkili kılmak için kullanılırlar.

4. En az iki kelimeden oluşurlar. Bir kısmı kelime grubu, bir kısmı da cümle hâlinde biçimlenmiştir. "Günaha sokmak, içini dökmek" ve "elifi görse mertek sanır", "burnu yere düşse almaz" gibi.

5. Çoklukla mastar hâlinde olduklarından fiil çekimine girerler. "Burnunu çekmek" deyimi, "burnunu çekti"; "bozuk çalmak" deyimi, "bozuk çaldı"; "güçlük çıkarmak" deyimi, "güçlük çıkardı" biçiminde çekimlenebilir.

6. Deyimlerin bir çoğu benzetme ve söz sanatları ile süslüdür. Anlatıma güzellik, canlılık ve çekicilik katmak için bu şekilde kullanılırlar. Bu bakımdan, genel kural niteliği taşımazlar. Bu yönleriyle de ata sözlerinden ayrılırlar. Çünkü atasözleri genel kural niteliği taşırlar; yol göstermek, ders ve öğüt vermek amacı güderler. "Ağaçtan maşa aptaldan paşa olmaz" ata sözü, netleşmiş bir genel kuraldır. Denenmiş, uygulanmış, her zaman ve herkes için doğru olan bir genel kural niteliğinde biçimlenmiştir. Oysa "fiyatı kırmak" sözünde genel bir kural yoktur. Çünkü her zaman fiyat dondurulmaz.

7. Bazı benzetmeli söyleyişler deyim olmadıkları hâlde deyim gibi kullanılırlar. "Arpacı kumrusu gibi (düşünmek)", "beşlik simit gibi (kurulmak)", "arı kovanı gibi (işlemek)", "kabak çiçeği gibi (açılmak)" deyimleri, bu türdendirler.

8. Kimi ikilemeler de çoklukla deyim sayılmaktadır. "Allak bullak", "oldum olası", "takım taklavat", "süklüm püklüm", "ev bark" gibi.

9. Çoğu zaman deyimlerle birleşik kelimeler karıştırılır. Bu yanlışlara düşmekten kimi bilgilere sahip olmakla kurtulmak mümkündür. Birleşik kelimelerin bitişik yazıldıkları, isim soyundan geldikleri, aralarına yapım ve çekim eki girmeyecek kadar kaynaşmış oldukları unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra, deyimleri oluşturan kelime gruplarının isim ve fiil çekimlerine girdikleri, aralarına çekim ekleri aldıkları da hatırdan çıkarılmamalıdır. Ancak, bu ilkeler her ne kadar göz önünde tutulsa da, deyimlerle birleşik kelimeleri kimi zaman tam ayırt etmek imkânı yoktur.

10. Bir milletin söz gücünden doğan ve doğduğu toplumun malı olan deyimler, bazı istisnaları dışında mecazdırlar; kelime grubu olarak da isim, sıfat, zarf görevlerinde bulunurlar: "İçten pazarlıklı bir adam" cümlesinde "içten pazarlıklı" deyimi sıfat olarak; "keyfimi kaçırıp gitti" cümlesinde "keyfi kaçmak" deyimi zarf olarak; "karga derneğinde işim yok benim" cümlesinde "karga derneği" deyimi de isim görevinde kullanılmıştır.

Deyimler genellikle kelime grubu hâlindedir ancak cümle hâlinde deyimlerde vardır. "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle." deyimi cümle hâlinde söylenmişbir deyimdir. Cümle hâlinde söylenmiş üç deyimi aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

“Cami yıkılmış ama mihrap yerinde.” Yaşlandığı halde güzelliğini kaybetmemiş, hala alımlı.

“Atı alan Üsküdar’ı geçti.” Fırsat kaçtı, artık yapılacak şey kalmadı.

“Ne şiş yansın ne kebap” ”İki taraf da korunsun, gücendirilmesin, ikisinin de zarar görmeyeceği bir yol bulunsun” anlamında kullanılır.

Bazı deyimlerde kelimeler gerçek anlamında kullanılır. "Yükte hafif, pahada ağır olmak" deyimi gerçek anlamında kullanılan kelimelerden oluşmaktadır. Gerçek anlamında kelimelerden oluşan üç deyim bularak defterinize yazınız.

Canı sağ olsun,

Baskın çıkmak,

Ayda yılda bir

Nerde akşam orda sabah

Deyimler, genellikle insanların kişilik özelliklerini karşılayan kelime gruplarıdır. insanların kişilik özelliklerini gösteren deyimler bularak aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

Aç gözlü

Tilki gibi kurnaz,

İnsan müsveddesi,

İnsan evladı

Yazarın deyimlere niçin ihtiyaç duyduğunu tartışınız. Konuşmalarınızda deyimleri kullanma amacınızla yazarın kullanma amacını karşılaştırınız. Ulaştığınız sonucu aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

Yazar düşüncesini daha etkili anlatmak ve anlatımı kuvvetlendirmek için deyimlere başvurmuştur. Deyimlerin kullanış amacıyla yazarın amacı uyumludur.

9. Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları EKOYAY SAYFA 108

"Aklı Kesmek" öyküsü ile oluşturduğu deyim arasındaki ilgiden yola çıkarak toplumsal kültürle deyim arasındaki ilişkiyi tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.

Deyimler ile halk kültürü arasında sıkı bir bağ vardır. Buradaki örnekte olduğu gibi birçok deyim zaman içinde yaşanan olaylardan ortaya çıkmıştır. Birçok deyim de halkın keskin zekasının bir durumu daha öz biçimde ortay konması için üretilmiştir.

 Atasözleri ile deyimler arasında oluşum bakımından nasıl bir benzerlik olabilir? Benzerlikleri aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

1.-İkisinin de söyleyeni belli değildir, yani anonimdir.

2 – İkisi de kısa ifadelerden oluşur.

3 – İkisi için de cümle olma durumu söz konusu olabilir. (atasözleri her zaman, deyiler nadiren)

4 – İkisi de mecaz anlamda olabilir. (deyimler her zaman, atasözleri bazen)

4. Etkinlik

"Eskici"hikâyesinde geçen;

♦   "Bunu işiten çocuk hıçkıra hıçkıra, katıla katıla ağlamaktadır."

♦   "Sessizce, titreye titreye ağlıyor."

♦   "Eskicide saç sakal dağınık, göğüs bağır açık, pantolonu dizlerinden yamalı, dişleri eksik ve suratı sarı, sapsarıydı." cümlelerinde koyu yazılmış kelime gruplarını inceleyiniz. Bu kelime grupları kaçar kelimeden oluşmaktadır?

Bu kelime gruplarına ikileme denmektedir. 1 ve 2. cümlelerdeki ikilemelerle 3. cümledeki ikilemeleri karşılaştırınız. Aralarındaki farklılıkları aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

hıçkıra hıçkıra, katıla katıla, titreye titreye, saç sakal, göğüs bağır bu kelime grupları ikişer kelimeden oluşuyor.

Hıçkıra hıçkıra, katıla katıla, titreye titreye ikilemeleri kelimelerin aynen tekrar edilmesiyle oluşmuş,

Saç sakal, göğüs bağır ikilemeleri ise yakın anlamlı sözcüklerden oluşmuştur.

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılan kelimeleri anlam ilişkisi yönünden inceleyiniz. Tespit ettiğiniz ilişkiyi örnekte görüldüğü gibi yanlarına yazınız.

Bu elbise aşağı yukarı yüz lira eder.” (Zıt anlamlı kelimelerden oluşmaktadır.)

◆“Evi barkısatıp Ankara’yıterk etti   ( biri anlamlı biri anlamsız kelimelerden oluşanikileme )

◆“Ali bunu duyunca uflaya puflaya uzaklaştı.”( yansıma seslerden oluşan ikileme)

◆“Beni böyle ıvır zıvır işlerle meşgul etme.”( iki anlamsız kelimeden oluşan ikileme)

Farklı anlam ilişkisine sahip ikilemeleri cümle içerisinde kullanarak aşağıya yazınız.

Buraya gelirken üzerine eski püskü bir elbise giymişti.

Evin duvarlarını  eğri büğrüyapınca çok çirkin bir görüntü çıktı ortaya.

Şırıl şırılakan derenin suyunu kana kana içti.

Yaptığı yanlışlarla saç baş yoldurdu.

"Eskici" hikâyesinde geçen ikilemeleri bulunuz. Tespit ettiğiniz ikilemeleri oluşturan kelimeleri anlam yönünden inceleyerek hangi türde ikilemeler olduklarını belirleyiniz. İkilemeler arasında noktalama işareti konulmamasının sebeplerini arkadaşlarınızla tartışınız. Ulaştığınız sonucu aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

Konu komşu, gırıl gırıl, şuraya buraya, ara sıra, kocaman kocaman, pırıl pırıl, ark arkaya,  ağır ağır,  yumuşak yumuşak, biçim biçim, sürü sürü, parça parça, çabuk çabuk, uzun uzun…..

“gırıl gırıl, ara sıra, kocaman kocaman, pırıl pırıl, ark arkaya,  ağır ağır,  yumuşak yumuşak, biçim biçim, sürü sürü, parça parça, çabuk çabuk, uzun uzun..” aynı anlamdaki sözcüklerin tekrarı ile oluşan ikilemeler.

Konu komşu: biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerden oluşmuş.

Şuraya buraya: iki anlamlı sözcükten oluşmuş ikileme.

 İkilemelerin arsına virgül konmaz. Virgül konursa anlam değişir.

metinde gecen ikilemeler cümleye pekiştirme, güçlendirme zenginlik anlamları katıyor.

Örnekler:

“güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”

“Eskici ’de saç sakal dağınık, göğüs bağır açık, pantolonu dizlerinden yamalı, dişleri eksik

ve suratı sarı, sapsarıydı.”

9. Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları EKOYAY SAYFA 109

5. Etkinlik

Aşağıdaki cümlelerde koyu olarak yazılmış kelimelerin köklerini bulunuz. Bulduğunuz bu kelime köklerinin türünü cümlelerin sonunda boş bırakılan yerlere yazınız.

Vırak…  vırak isim kökü

Zıplayan….zıp- isim kökü

Vızıldayan…….vız    isim kökü

Şapırdatmadan…… şapır   isim kökü

Tamtam….tam isim kökü

Hart… hart isim kökü

Miyavlayan….miyav isim kökü

Havlayarak…hav  isim kökü

Mışıl mışıl… mışıl… isim kökü

Bu sözcükler yansıma sözcüklerdir. Tabiattaki varlıkların çıkardığı seslerden türemişlerdir.

Yansıma sözcükler bu cümlelerde zarf olarak kullanılmış ve  davranışların özelliklerini betimlemişlerdir.

**** harıl harıl,  tik tak , şırıltılı.. sözcükleri yansıma sözcüklerdir.

9. Sınıf Dil ve Anlatım Cevapları EKOYAY SAYFA 110

6. Etkinlik

Yukarıdaki metinden seçilen bazı kelime birlikleri aşağıya yazılmıştır. Bu kelime birlikleri hakkında sorulan soruların cevaplarını karşılarına yazınız.

Subaşının karşısı (kimin karşısı)    … subaşının–

Köprünün üstü (neyin üstü)       –––köprünün–––

Koca Ali’nin kolu (kimin kolu) ––––Koca Ali’nin––––

Ağa kapısı (ne kapısı)                    ––––Ağa––

Dizdarların odası (kimlerin odası) ––Dizdarların

Kısas günü (ne günü) ––                  ––Kısas–––

Örneklerdeki kelime birliklerini oluşturan sözcük türleri nelerdir? Bu şekilde oluşturulan kelime birliklerinin isim (ad) tamlaması olarak adlandırılması uygun mudur? Tartışınız. Ulaştığınız sonucu tahtaya yazınız.

Kelime birliklerini oluşturan sözcükler isim soylu sözcüklerdir.

Örneklerden hareketle isim tamlamalarında sözcükler arasındaki anlam ilgilerini aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

İsim tamlamalarında aitlik ilgisi vardır. Tamlamayı oluşturan birinci isim ikinci ismin neye ait olduğunu gösterir.

7. Etkinlik

"Ali'nin kitabı düştü." cümlesindeki isim tamlamasını okuyunuz. Cümleye göre düşen nesne nedir? Aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

“Ali’nin kitabı düştü.” Cümlesinde geçen isim tamlaması  “Ali’nin kitabı” kelime grubudur. Düşen kitaptır.

İsim tamlamalarında hangi isim unsuru tamlayan, hangi isim unsuru tamlanandır? Aşağıda boş bırakılan yere yazınız.

İki isim unsurundan oluşan isim tamlamasında asıl unsur iyelik eki alan unsurdur. İsim tamlaması iyelik eki üzerine kurulur.

Son Kuşlar adlı metinde geçen isim tamlamaları

Güzün o güzel günleri

Bir kuş cıvıltısı

Konstantin Efendi’nin bulunabileceği sırtları